Erdoğan'ın Başını Ağrıtan İsimler

'Haberler' forumunda Wish tarafından 23 Mart 2009 tarihinde açılan konu


  1. T. Erdoğan'ın Başını Ağrıtan İsimler



    Bu isimler hem Erdoğan'ı, hem iktidar partisini zorluyor.



    RUŞEN ÇAKIR'IN YAZISI

    AKP yerel seçime bazı illerde sıkıntılı giriyor. Kılıçdaroğlu, Yavaş, Durak, Büyükerşen gibi adaylar büyükşehirlerde iktidar partisini zorluyor. SP’nin yeni Genel Başkanı Kurtulmuş da gelecekte Erdoğan’ın başını ağrıtacak isimlerden biri. İşte o isimler...

    Kemal Kılıçdaroğlu: Erdoğan’ın siyaset sahnesine ilk etkili gelişi 1994 yerel seçimleriyle olmuştu. Erdoğan ve diğer RP’liler yolsuzluk iddialarını ana eksen olarak almış ve müthiş bir patlama yapmışlardı. Kılıçdaroğlu’nun 15 yıl sonra bu oyunu tersine çevirdiğini söyleyebiliriz. CHP adayının İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığını kazanması çok ama çok zor ancak CHP’nin oylarını epey artıracağı da muhakkak. Seçimden güçlenerek çıkacak bir Kılıçdaroğlu, yıllardır Baykal’la didişerek ülkeyi tek başına yönetmeye alışmış Erdoğan’ın ezberini ve huzurunu bozacaktır.

    Mansur Yavaş: “Keşke Mansur Yavaş’ı biz aday gösterseydik!” Değişik illerde sohbet etme imkanı bulduğum birkaç AKP’liden benzer yakınmalar duydum. Şaşırmadım zira MHP’li Beypazarı Belediye Başkanı ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı Yavaş’ın kampanya performansını en yakından takip edenler arasında AKP’liler (kurmaylar dahil) olduğunu çok iyi biliyordum. Gökçek Ankara’da hep MHP tabanından yüksek miktarda oy almıştı. Bu sefer Yavaş, normalde AKP’ye oy vermesi beklenen seçmenin bir bölümünün oyunu alabilir.

    Volkan Canalioğlu: Daha kampanya başlamadan önce Erdoğan’a yakın bir milletvekili Trabzon’un CHP’li Belediye Başkanı Volkan Canalioğlu hakkında “Tıpkı bir zamanların RP’li başkanları gibi” deyip şöyle devam etmişti: “Ramazan’da her gün ayrı bir camide teravih namazı kılmış. Ama hepsinde sahiden kılmış!” Erdoğan’ın bile “İyi adam, lafımız yok” deme durumunda kaldığı Canalioğlu, CHP’nin İstanbul’da ürkerek giriştiği açılımların tümünü, belki de fazlasını, çoktan ve sessiz sedasız gerçekleştirmiş biri. Beş yıl önce Erdoğan’ın seçim zaferinin keyfini tam olarak çıkaramamasına neden olan Canalioğlu 29 Mart’ta da partisinden daha fazla oy alıp AKP’lileri bir kez daha üzebilir.

    Yılmaz Büyükerşen: Eskişehir’i 1999’dan beri yöneten Prof. Yılmaz Büyükerşen, “başarılı belediye başkanı” olmak için RP-FP-AKP geleneğinden gelmenin şart olmadığını kanıtladığı için öteden beri Erdoğan’ı rahatsız ediyor. Büyükerşen’in Milli Görüş kökenli başkanlardan en büyük farkı, bir kenti sadece altyapı olarak değil kültürel-sosyal olarak da ileriye doğru dönüştürebilmesi.

    Aytaç Durak: Erdoğan’ın 29 Mart öncesi en büyük hesap hatalarından biri hiç kuşkusuz Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak oldu. Ya Durak’ın istifa edeceğini kestiremedi, ya MHP gibi ilde zaten güçlü olan bir başka partiden aday olacağını ya da olsa bile başarılı bir kampanya yürütebileceğini. Eğer Durak bir kez daha seçilirse, AKP’nin ve dolayısıyla Erdoğan’ın aday belirleme kriter ve yöntemlerinin zaafı da ortaya çıkmış olacak. Ve MHP belki de tek büyükşehir başkanlığı kazanacak.

    Prof. Mehmet Bekaroğlu: SP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Prof. Mehmet Bekaroğlu İslamcılığın temel ilkelerinden olan “sosyal adalet”i söyleminin omurgasına oturtuyor ve her seferinde AKP’lilerin yüreğini hoplatıyor. Bekaroğlu’nun yolsuzluk iddialarıyla da harmanladığı “solcu” çıkışları, SP’den gelebilecek dinsel temelli eleştirilere hazırlıklı olan AKP ve Erdoğan’ı fazlasıyla rahatsız ediyor.

    Prof. Numan Kurtulmuş: SP’nin çiçeği burnunda genel başkanı Numan Kurtulmuş mütevazı ama etkisini kesinlikle uzun vadede göreceğimiz bir kampanya yürütüyor. SP’nin temel sloganı olan “Fark var” bu partinin AKP ile ikiz olmadığının tescillenmesine neden olabilir. İlk bakışta önemsiz görünebilir ancak Erdoğan her ne kadar “Milli Görüş gömleğini çıkardım” dese de, geçmişiyle bağlarını tam olarak koparmadığını değişik vesilelerle göstererek Milli Görüş’ün herşeye rağmen varlığını ve etkisini sürdüren dinamizminden istifade ediyordu. Eğer Kurtulmuş bu beslenme kanallarını tıkarsa AKP’nin işi, özellikle zor dönemlerde hiç de kolay olmayacaktır.

    Melih Gökçek: Bugüne kadar izlediğim 10 AKP mitinginde, değişik kademelerden partililerle yaptığımız sohbetlerin bir bölümü dönüp dolaşıp Melih Gökçek’e geldi. Erdoğan’ın Gökçek’i, yerine daha iyi bir aday bulamadığı için gecikmeli bir şekilde ve “kerhen” aday gösterdiğini biliyordum ama kendi partisinden insanların Gökçek’ten bu kadar şikayetçi olduklarını asla düşünmezdim. Detaylara girecek değilim ancak konuştuğum AKP’lilerin Ankara seçimleri hakkındaki görüşlerini şöyle özetleyebiliriz.

    - Ankara’yı muhakkak kazanmalıyız. Kaybedersek facia olur.

    - Keşke Gökçek yerine başka güçlü bir isim olsaydı.

    - Gökçek ne yapar eder mutlaka yeniden seçilir.

    - Seçilsin seçilmesine ama biraz çile çekse hiç fena olmaz.

    Aziz Kocaoğlu: Erdoğan’ın en büyük hayallerinden birinin İzmir’i kazanmak olduğunu biliyoruz. Ahmet Piriştina’nın ölüp yerine Aziz Kocaoğlu’nun İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olması AKP tarafından bir fırsat olarak görülmüştü. Melih Gökçek’in Ankara’nın su sorununu örtmek için İzmir’deki “arsenikli su”yu medyaya taşımasıyla iyice yıpranacağı düşünülen Kocaoğlu tam tersine samimiyeti ve dürüstlüğüyle sivrildi. Gerektiğinde partisiyle ters düşmeyi göze almış olan Kocaoğlu’nun CHP’nin 22 Temmuz’da aldığından daha fazla oya ulaşması kuvvetle muhtemel.

    Ahmet Eşref Fakıbaba: Erdoğan’ın bir başka hesap hatası Şanlıurfa’da oldu. Milletvekillerinin sözüne itibar edip Belediye Başkanı Ahmet Eşref Fakıbaba yerine Mehmet Oymak’ı aday gösterince, 5 yıl önce AKP’ye oy vermiş kesimin bir bölümünü karşısına aldı. SP destekli bağımsız aday Fakıbaba eğer yeniden seçilirse, Erdoğan’ın “ceketini koysa seçilir” efsanesi de sona ermiş olacak ki bu hiç de önemsiz bir şey olmaz. Bir de tabii AKP’li Şanlıurfa milletvekillerinin imajları da epey yara almış olur.