enerji kaynağı en çok hangi bölgemizdedir

Konusu 'Sorun Cevaplayalım' forumundadır ve anniccha tarafından 1 Ocak 2011 başlatılmıştır.

  1. anniccha

    anniccha Üye

    Katılım:
    27 Mart 2010
    Mesajlar:
    4.847

    Enerji Kaynakları
    Taşkömürü : Ülkemizin en geniş taşkömürü havzası Batı Karadeniz Bölümü’ndedir. Buradaki taşkömürü havzaları I. Jeolojik zamanda oluşmuştur. Demir – Çelik endüstrisinde enerji kaynağı olarak kullanılan taşkömürü, aynı zamanda kimya endüstrisinin de hammaddesidir. Yıllık üretim 4-5 milyon ton dolayındadır. Üretim Türkiye’nin gereksinimini karşılayamaz.
    Yakın ve Ortadoğu ile Akdeniz ülkeleri arasında en zengin taş kömürü yatakları Türkiye'nin Batı Karadeniz bölgesindedir.
    Irak - Türkiye Petrol borusu
    Önemli bir petrol tesisi de Irak-Türkiye Petrol Borusudur. Irak'ın Kuzey Bölgesinde üretilen ham petrolün bir kısmının Türkiye üzerinden Akdenize ulaştırılmış olması için yapımına girişilen petrol hattı (Pipe - Line) 1977 de Kerkük'te açılarak pompalanmış, ertesi günü ikinci bir tören Yumurtalık Limanında yapılmış, buradan petrol tankerlerine yükleme işi başlamıştır. Dünyanın uzun petrol hatlarından biri olan ve yapımına ı 968 de başlanıp, ı 976 sonunda bitirilen bu petrol boru hattı, 981 Km. olup, bunun 340 Km. si Irak'ta, 641 Km. si Türkiye'dedir. Bu büyük kuruluş hem Irak, hem de Türkiye için yararlı olmuş, yılda 35 milyon ton ham petrol akıtılacak kapasite göstermiştir. Borunun yolu boyunda pompa istasyonları (2 si Irak'ta 3'ü Türkiye'de), haberleşme cihazlan vardır.
    Türkiye'de petrole dayalı sanayi (Petro - Kimya Sanayi) TPAO’nun desteği ile 1965te kurulmuş kısa zamanda gelişmiş, % 55'i bu şirkette, % 25 i T.C. Emekli Sandığına ve % 20 si Oyak'a (Ordu Yardımlaşma Kurumu)na ait olarak büyümüştür. (İzmit - Yarımca' da ve İzmir - Aliağa' da), kurulan tesisler arasında Etilen, Polietilen, Vinil Klorür, karbon siyahı, kolar alkollü, Dodesil Benzu Fabrikaları ve daha bir çoklan ile bunların yardımcı kuruluşları vardır. Petro Kimya (petkim) ürünleri arasında Türkiye'de yaygın olanlan plastikler, sentetik kauçuklar, elyaflar, deterjanlar, tarım ilaçları, boyalar, sentetik gübrelerdir.
    Petrole dayalı akaryakıt satış piyasalarını düzenleyen başlıca beş kuruluş şunlardır: Petrol Ofisi (1941 de harbin doğurduğu akaryakıt zorluğunu ve dağıtımını düzenlemek üzere kurulmuş. sürekli bir statüye bağlanmıştır. Sermayesi hazineye ait olup, bini geçen istasyonu vardır, 2,2 milyon tonluk petrol ürünü pazarlar), BP petrolleri (1975 de British Petroleum grubunun beş şirketin ortaklığı ile Türkiye.deki petrol ürünlerini satmak için kurulmuş), Mobil oil T.A.Ş. faaliyete geçmiştir), The Sheel Company of Turkey, 1934 de Shell ile Türk Petrol re Madeni Yağlar T.A.Ş., i 93 i de özel bir şirket olarak kurulmuş, i 936 da bugünkü adını almıştır.

    Doğalgaz : Trakya’da petrol arama amacıyla açılan kuyulardan çıkarılmaktadır. Doğalgaz alanlarından diğeri de Güneydoğu Anadolu’da Mardin-Çamurlu’dur. Üretim tüketimi karşılayamadığı için dışarıdan alınmaktadır.

    Jeotermal Enerji : Yerkabuğunun içinde ve daha derinlerde potansiyel enerji birikimi vardır. Bu nedenle sıcak olan subuharı sondaj yolu ile yüzeye çıkarılır ve elektrik enerjisi üretiminde kullanılır. Türkiye’nin ilk jeotermal elektrik santrali Denizli-Saraköy’de kurulmuştur.

    Su gücü : Tükenmez ve yenilenebilir bir enerji kaynağıdır. Türkiye su gücü bakımından yaklaşık 400 milyar kwh’lık bir potansiyele sahiptir. Doğu Anadolu Bölgesi akarsularının yatak eğimleri fazla olduğundan, hidroelektrik potansiyeli en yüksek olan bölgemizdir. Türkiye elektrik üretiminin % 45’lik bölümü hidroelektrik santrallerden karşılanmaktadır. GAP tamamlandıktan sonra elektrik santrallerin üretiminde su gücünün payı artış gösterecektir.

    Güneş Enerjisi : Türkiye Güneş enerjisinden yararlanmak için gerekli iklim koşullarına sahiptir. Akdeniz ve Ege bölgeleri ile İç ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde Güneş enerjisi değerlendirilmektedir.
    Nükleer Enerji : Atom enerjisi adı da verilen bu enerjinin kaynakları uranyum ve toryumdur. Ancak bu kaynaklardan elektrik enerjisi üretiminde yararlanılmamaktadır.

    Öteki Madenler
    Memleketimizde çeşitli birçok madenlerimiz daha" vardır. Her birinin ekonomik değeri bulunmaktadır. Burada bunların başlıcalarına değinilerek geçilecektir. Bunlardan "kurşun", çoğunca gümüşle karışık olarak bulunmuştur ki, yakın zamanlara kadar birçokları işletilmiştir. Çoğu kapanan bu madenlerden bugün Etibank tarafından "Keban Sirnli 'Kurşun işletmesi" çalışmaktadır. Burası Elazığ'ın Keban ilçesinde Fırat nehri kenarındadır. 1953 ten 1970 e kadar buradan 25 bin ton kurşun ve 26 bin çinko konsantresi (tuvönan cevherin mekanik yollarla zenginleştirilmesi işlemi) elde edilmiştir (1978 de 5450 t).
    Önemli madenlerimizden biri de "kükürt" tür. Isparta'nın Keçiborulu ilçesindeki işletme yerinde çıkarılır. Burada 1900 de bulunan maden, 1933 e kadar yabancı bir şirket tarafından işletilmiştir. Etibank'a bağlı bir müessese olarak 1943 den beri faaliyettedir. 1978 de tuvönan miktarı 86 bin ton olup, ayıklanmış yıkanmış miktar 18 bin tondur.
    Memleketimizin türlü yerlerinde "cıva" madeni de vardır. Bunlar içinde işletilen başlıcaları İzmir' in Ödemiş ilçesindeki "Habköy Cıva İşletmesi" ile Konya'nın Sarayönü ilçesindeki Konya Cıva işletmesi ve İzmir'in batısında Karaburun'dadır. Etibank'a bağlı olarak birincisi 1961 den, ikincisi 1969 den beri faaliyettedir. Özel sektöre bağlı işletmeler de vardır. 1969 yılı tuvönan ceher üretimi 59.000 tondur.
    1968 de işletmeye açılan Bandırma Boraks ve Asitborik Fabrikaları İşletmesinde ham madde olarak Kütahya'nın Emet ilçesinden çıkarılan kolemanit ile Eskişehir Seyitgazi ilçesinde çıkarılan sodyum tuzu cevheri kullanılmaktadır.
    Bunlardan başka Tokat ilinde çıkarılmakta bulunan "antimuvan" madeni (1978 tuvönan 46.000 ton), Eskişehir yakınında çıkarılan "Iületaşı" (tuvönan 825 ton), ateş tuğlası yapımında yararlanılan ve Eskişehir bölgesinde çakıra1ın "manyezit" (tuvönan 220 ton) söylenebilir. "Zımpara" madeni de önemli yer tutar. Yılda 50-55 bin ton cevher elde edilir. Bundan başka, memleketimizin birçok yerlerinde bulunan "manganez" yıldan yıla çok değişik üretim miktarı göstermiştir (çoğunca 30bin ton).
    Bu arada "tuz elde edilmesi de memleketimizde önemli yer tutar. Tuz, ençok denizden elde edilir. İzmir' in Çamaltı Tuzlası bütün üretimin % 55 ini verir. Ayrıca İç Anadolu'da Tuz Gölünden elde edilir (% 30'u). Bazı tuzlu su kaynaklarında da küçük ölçüde tuz çıkarılır: Tuzluca, Kağızman, Gülşehir, Oltu gibi. Kaya tuzu yataklarından da yararlanılır. Son yıllarda elde edien tuz miktarı yarım milyon ton civarında değişmiştir.
    1970 - 1976 arasındaki dönemde Türkiye'nin tuz üretimi 5 milyon tona yaklaşmış, 1976 üretimi bunu da geçmiştir. Tuz üretiminin çoğu deniz ve göl tuzlalarından sağlandığından, zaman zaman iklim özelliğinin etkisi altında kalmıştır. 1977 de ilk defa Mısır' dan tuz ithal edilmiştir. Fabrikaların çoğalmasıyla tuz tüketimi artmıştır. Günümüzde İzmir Çamaltı tuzlası (21 Km2; yıllık üretim 400.000 ton), Tuzgölü tuzlaları ve değişik kapasiteli kayatuzu alanları (6 tuzla) olmak üzere 45 tuzla vardır. Çamaltı tuzlasının modernize edilmesi için çalışılmıştır. Tekel, 1976 da bir kısım tuzlaların modernize edilmeleri için 165 – 450 milyon lira harcamaya girişmiştir. Bu arada Kaldırım rafine tuz tesisinin yapımına girişilmiş, Tuz1uca'da kurulması planlanan kaya tuzundan rafine tuz üretecek kuruluşun projesi yapılmıştır.
    Volfram (wolfram) maden tesisleri 1977 de Uludağ'da (2400 ın) hizmete açılmıştır. Yaklaşık 650 milyon liraya malolan bu kuruluşta yılda 3000 ton konsantre üretilmektedir. Gelişmiş sanayi ülkelerinden çok miktarda istenen ve çelik ile bazı kimya sanayiinde kullanılan volframdan yılda 300 milyon lira döviz sağlanacağı hesaplanmıştır.
    Madenler ve Enerji Kaynaklarının Türkiye Ekonomisindeki Yeri

    Türkiye’nin her bölgesinde çeşitli madenler bulunmaktadır. Ancak tüm madenlerimiz yeterince işletilmemektedir. Madenlerimizin bir bölümü çok eskiden beri bilinmekte, hatta yabancı şirketler tarafından işletilmekteydi. Ancak madenlerimiz hakkında yeterli bilgi yoktu. Cumhuriyet döneminde madenlerin teknik ve bilimsel yöntemlerle araştırılması için Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü kurulmuştur. Çıkarılan madenlerimiz hem iç piyasada değerlendirilmekte hem de yurtdışına satılmaktadır.
     
  2. anniccha

    anniccha Üye

    Katılım:
    27 Mart 2010
    Mesajlar:
    4.847
    Buraya "Zonguldak: Kömür Havzası" denir ki, gerçekte kömür bulunan arazi çok daha geniştir. Havza'ya "Ereğli - Zonguldak Kömür Havzası" da denir. 1829 yılında Uzun Mehmet'in topladığı kömür önekerini saraya vermesinden sonra ilk kömür Ocakları 1848 de bir şirkete verilerek işletilmeye başlatılmış, 1865 te işletme Bahriye Nezaretine (Deniz İşleri Bakanlığına) bağlanmış, 1882 de serbest satışı yapılmaya başlanmış, daha sonra kömür havzasına yabancı şirketler de girmiştir. Etibank kurulduktan sonra 1937 'de Fransız sermayeli Ereğli Şirketi başta olmak üzere, öteki yabancı şirketlerden işletmeler devletçe satın alınarak bu bankaya verilmiş, 1940 da bütün ocaklar devletleştirilmiştir.
    Ereğli - Zonguldak Kömür Havzamız jeolojik oluş bakımından alp kıvrımları kuşağında bulunan nadir maden kömürü havzalarından biridir. Bu kömürler Karbon devri arazisinde Kulm fasiyesli arazi üzerinde zengin bir kömürlü seri halindedir. Bu durumu ile bu kömür havzamız Avrupa havzaları soyundandır. Havzanın türlü yerleri de kömürün bulunduğu tabakalar farklı eğimler gösterir, kimi yerde az eğimli bulunurlar. Kozlu Zonguldak: ve Kilimli - Gelik bölgesinde maden kömürü arazisi uzar ve genişler ki, buraları havzanın en verimli yerleridir. Burada kömürlü Karbon devri tabakalarının batı-doğu uzunluğu 16 km., kuzey - güney genişliği 3 - 6 Km. dir. Bu alanın yüzölçümü 42 Km. karedir. Bunun dışında Amasra ile doğusundaki kıyı bölgesinde, daha doğuda Söğüt özü bölümünde, Azdavay ve uzak çevrelerinde, türlü derinliklerde kömür tabakaları bulunmaktadır. Bütün genişliği ile alındığında Kuzeybatı Anadolu Kömür Havzamızın yan ve derinlim sınırları ile tam rezervi kesinlikle bilinmemekle beraber, Ereğli-Zonguldak Havzasında kalınlıkları toplamı 70 m. kadar olan 50 ye yakın kömür tabakası bulunmaktadır. Bu bakımdan zengin sayılmakta kömürlerimizin muhtemel rezervinin i milyar tondan çok olduğu sanılmaktadır.
    Zonguldak kömürlerimiz türlü tarihlerde farklı miktarda çıkarılabilmiştir. 1865'e kadar yılda sadece 50 bin tonu geçmeyen çıkarma, bu tarihten sonra biraz artarak 1890 da 150, 1900 de 400, 1920 de 570 bin tonu bulmuş, 1924 de i milyon tona yaklaşmıştır. 1940 da 3 milyon tonu bulmuş, 1969 da 7,3 milyon tona yaklaşmıştır. İstatistiklerde yerden çıkarılan kömür miktarı (tuvönan) yanında ayıklanmış ve yıkanmış kömür miktarı da her yıl için verilir. Bu ikinci rakam, birincisine göre daha küçük olur. Sözgelişi, 1967 tuvönan taş kömür çıkarılması 7,5 milyon tona yakın bir rakam ile gösterildiği halde, ayıklanmış, yıkanmış veya konsantre edilmiş halile bu değer 5 milyon tonla ifade edilmiştir. Öteki kömürler için de böyledir. Bu maden kömürlerimizin harcandığı başlıca yerler Karabük tesisleri (1,2 milyon ton), Çatalağzı santrali (yarım milyon ton), çeşitli sanayi dalları (I,5 milyon ton), ev yakıtları (600 bin ton) kadardır. zaman zaman bir kısım kömürlerimiz de ,ihraç edilmiştir. Üretim 1978 - 1982 arası yıllarda 5-6 milyon tondur.

    Linyit : Türkiye’de rezervi en zengin olan enerji kaynağıdır. Hemen her bölgemizde az çok linyit yatakları bulunmaktadır. Çoğunlukla yakacak olarak ve termik santrallerde değerlendirilir. En büyük linyit havzası Afşin-Elbistan’dadır. Yıllık net üretim 40 milyon tonu bulmaktadır. Üretim ve tüketim aynı hızla artmaktadır. Esmer kömür adıyla da anılan linyit, kalori değeri asıl maden kömüründen (taş kömüründen) az olan bir kömürdür. Bundan ötürü, ekonomik değeri bakımından taş kömüründen sonra gelir. Linyit kömürü çoğunca, Üçüncü Zamanın Neojen devri arazisinde, çok vakit yatay veya az eğimli duruşta bulunan yataklar halindedir. Linyit yatakları memleketimizin Neojen devri tabakaları arasında, birçok yerlerde vardır. Bunların bir kısmı çok zengindir. Kütühya bölgesinin Tavşanlı - Tunçbilek, Değirmisaz, Manisa'nın Soma linyitleri, Amasya'nın Çeltek linyit1eri ile Bilecik, Ege, Erzurum bölgesi linyitleri önemlidir. 1972 de Elbistan bölümünde 3 milyar tondan çok yedeği bulunduğu anlaşılan linyit yatakları tesbit edilmiştir. Son 30-40 yıl içinde linyit çıkarılması işleri gelişme göstermiştir. Daha 1930 da çıkarılan linyit miktarı sadece 10 bin ton iken, bu miktar 1937 de 100 bin tonu bulmuş, 1948 de 1 milyona, 1962 de 4 milyona çıkmış, 1969 da 8,5 milyon tonu geçmiştir. Bunun 2 milyon tona yakım özel sektörce çıkarılmıştır. Ayıklanmış ve yıkanmış durumu ile bu miktar 4,5 milyon tona yakındır. Sayısı 178'i bulan işletmenin 11'i kamu kesiminin, 167'si özel kesimindir. 353 milyon liralık linyit satışı olmuştur. (1982 de 167'si üretim 20 milyon ton).
    Linyit kömürlerimiz, memleketimizde yakıt ihtiyacını karşılama bakımından gittikçe artan bir önem kazanmıştır. Bugün şehirlerimizin kaloriferleri ve sobaları bu yakıtla ısıtılmaktadır. Ormanlarımızı yakıt odunu elde edilmesi zorunluluğundan mümkün olduğu kadar kurtarmak ve yine bir yakıt maddesi olarak köylerimizde geniş ölçüde kullanılmakta bulunan "tezek" in ana maddesini gübre halinde kullanmaya uğraşmak için, her çeşit linyit yataklarımızdan faydalanma yoluna gidilmektedir. Linyit çıkarmamız 25 milyon tonu bulursa, hemen bütün memlekette odun, yakacak olarak artık kullanılmayacaktır. Bugün orman ürünlerimizin % 70 kadarı yakacak olarak kullanılmaktadır.
    1975 de kanunla kurulan "Türkiye Kömür İşletmeleri" (TKİ) Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına bağlı bir devlet kuruluşudur. Kurumun amacı, Türkiye' de taş kömürü, linyit ve turba kömür madenlerini araştırmak, bunların işletilmesini, dağıtım ve satışını sağlamaktır. TKI ne bağlı ikisi kömür üreten (Ereğli Kömürleri İşletmesi Müessesesi, Garp Linyitleri İşletmesi. Müessesesi), biri kömür satan (Kömür Satış ve Tevzi Müessesesi) olmak üzere üç kuruluşu ile linyit üreten 3 işletmesi (Çorum İl'inde Alpagut-Dodurga Linyitleri İşletmesi, orta Anadolu Linyitleri İşletmesi, Erzurum İlinde Şark Linyitleri İşletmesi), Afşin - Elbistan Grup Başkanlığı vardır. Afşin-Elbistan'da düşük kalorili, fakat çok bol ve zengin linyit yatakları bulunmuştur (Rezervi 3,2 milyar ton tahmin edilmiştir). Burada pek büyük bir termik santral kurulmuştur. Yılda 18 milyon ton kömür yakılacaktır.
    Petrol : Dünya ekonomisinin en önemli enerji kaynaklarından birincisi durumundadır. Ancak Türkiye petrol rezervleri bakımından pek zengin değildir. Türkiye’nin önemli petrol yatakları Güneydoğu Anadolu’da bulunmaktadır. Türkiye’nin yıllık üretimi 2,5-3 milyon ton dolayındadır. Üretilen petrol ülke gereksinmesinin en fazla % 20’sini karşılayabilmektedir. Bu nedenle yurtdışından alınanlar arasında petrol ilk sırada yer alır.

    Petrol, zamanımızın başta gelen enerji kaynaklarından biri ve motorlu taşıtlar için rakipsiz bir enerji maddesidir. Bugün petrol dünya ölçüsündeki türlü sorunlarla ilişkisi olmuş pek önemli bir akaryakıttır. Petrolün değeri 19. yüzyılın sonlarına doğru belirmiş, günümüze kadar durmadan artmıştı. Petroller gaz, sıvı veya katı haldeki bütün hidrakarbüderi ihtiva eden bitümler grubuna aittir. Petrollerin bileşimi, yaklaşık olarak % 79-88 karbon, % 9-16 hidrojen ve yabancı unsur olarak bir miktar oksijen, azot ve kükürttür. Petrollerin oluşu ile ilgili çeşitli görüşler varsa da, bunların organik kökenli oldukları üzerinde daha çok 00rulmuş, petrolün pek eski bazı sığ deniz ve iç denizlerle körfezlerde oluşturdukları ileri sürülmüştür. Petrol, yer kabuğunun derinliklerinde, taşların hoşluklarını, gözeneklerini yarıklarını doldurmuştur.
    Türkiye'de zengin petrol yataklarının bulunduğu ve türlü 001gelerimizde petrolün mevcut olduğu son 50 yıllık araştırmalarla anlaşılmıştır. 1940 ta Güneydoğu Anadoluda Raman dağı antiklinali (kemeri) üzerinde yapılan ve 1050 m. derinliğe ulaşan ilk sondaj ile petrol yataklarına ulaşılmış, daha sonra yine bu bölgedeki Garzan petrol yataklanna varılmıştır. 1954 de çıkarılan bir kanunla petrol araştırmaları hızlandırılmış, memleketimiz 9 petrol araştırma bölgesine (1969 verilerine göre 11 bölge) ayrılmıştır. Bugün bu araştırmaların en yoğun olduğu yerler, birçok bölümleriyle Güneydoğu Anadolu (burada Siirt bölgesi ve Gaziantep bölgesi vardır). Adana bölgesi, Sivas bölgesi, Van bölgesi, Trakya bölgesidir. Bu araştırmalarla Güneydoğu Anadolu bölgesinde yeni petrol yatakları bulunduğu gibi (Batı raman, Magrib, Kurtalan, Şelmo, Çelikli...). Gaziantep çevresinde, Adana kuzeyindeki Bulgur dağında da iyi kaliteli petrol bulunarak işletilmelerine girişilmiştir. Türkiye'de ham petrol 1958 de sadece 330 bin tona ulaşmış, 1969 da 3.623.000 tonu geçmiştir. İşletmesi daha çok Güneydoğu Anadolu bölgesinde toplanan petroller, önceleri Batman Rafinerisinde arıtılırken, üretimin artması üzerine Batman ile Dörtyol (İskenderun Körfezi) arasında bir petrol borusu (pipe-line) döşenmiştir. 1967 de işletmeye atılan bu boru hattı 494 Km. uzunluğunda olup, boru çapı 45 cm. dir. Borunun günlük taşıma tutan 10 bin tondur. Petrol üretimimiz gittikçe artmakta ve ileride memleketimizin her çeşit petrol ihtiyacını karşılayabilecek şekilde gelişmeler olacağı kuvvetle umulmaktadır.
    Bir örnek olarak belirtelim ki, 1969 yılında 5 şirket Türkiye'de petrol sondajları yapmıştır:
    1) Türkiye Petrolleri Anonim' Ortaklığı (TPAA),
    2) N. V. Turkse Shell,
    3) Notm American İnternational İnc. - Aladdin Middle East Oil Ltd., 4) Trans Vorld OiI Ltd. - Aladdin Middle East Oil Ltd.,
    5) Ersan Petrol Sanayii A.Ş.
    Yıl içinde 42 sondaj kuyusu açılmış olup, 1969 da yapılan sondajların toplamı 107 bin metreyi geçmiştir. 1969 da 280 kuyu bulunuyordu. 1969 da TP Aa. yaklaşık olarak, 1,133,522 ton, Ersan 50.824 ton, Mobil 608.377 ton, Shell 1.830.469 ton ham petrol üretmişlerdir. Hepsinin toplamı 3.632.192 tonu bulmuştur. TPAO (Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı) 1954 yılında özel bir yönetmelik ile kurulmuştur.