En yoğun element

'Sorun Cevaplayalım' forumunda YAREN tarafından 12 Ocak 2011 tarihinde açılan konu


  1. En yoğun element; nasıl ölçüldüğüne bağlı olarak osmiyum ya da iridyum'dur.

    Bu iki metal yoğunluk olarak birbirlerine son derece yakındır ve yıllardır birçok defa yer değiştirmişlerdir.Üçüncü en yoğun element platindir; Bunu renyum,neptünyum,plütoyum ve altın izler.Kurşun listenin alt sıralarındadır;osmiyum ya da iridyumun ancak yarısı kadar yoğunluktadır.

    İngiliz kimyager Smithson Tennant (1761-1815) tarafından 1803'te (iridyumla beraber) keşfedilmiş olan Osmiyum (Os) çok nadir bulunan,çok sert,gümüşi-mavi bir metaldir.

    Tennant,Richmond'lı bir papazın oğluydu ve aynı zamanda elmasın saf kömürün bir biçimi olduğunu gösteren ilk kişiydi.

    Tennant osmiyum adını,Yunanca koku anlamına gelen osme kelimesinden türetmişti.Bu element son derece zehirli olan osmiyum tetroksit yayar;keskin ve tahriş edici bir kokuya sahip olan bu madde akciğerlere,deriye ve gözlere zarar verebilir ve şiddetli baş ağrısına yol açabilir.

    Osmiyum tetroksit,parmak izi almada kullanılır çünkü bu maddenin buharı,parmakların bıraktığı çok küçük yağ izleriyle tepkimeye girerek siyah tortular oluşturur.

    Son derece dayanıklı olması ve paslanmazlık özelliği,osmiyumu uzun ömürlü gramofon iğnesi, pusula iğnesi ve kaliteli dolmakalem ucu (Osmiroid adlı kalem markasının adı buradan geliyor) yapımında kullanışlı kılıyor.

    Osmiyum aynı zamanda son derece yüksek bir erime noktasına sahiptir:3054°C.Osram adı Auer tarafından 1906'da tescil ettirildi;bu kelime OSmiyum ve WolfRAM'dan (Almancada volfram) geliyor.

    Dünyada her yıl 100 kg'dan daha az osmiyum çıkarılıyor.
    İridyum (ir) sarımsı beyaz bir metaldir ve tıpkı osmiyum gibi platine çok benzer.İridyum'un adı, alaşımlarının ortaya çıkardığı birçok güzel renkten ötürü,Yunanca gökkuşağı anlamına gelen iris kelimesinden gelir.

    Bu iki metal yoğunluk olarak birbirlerine son derece yakındır ve yıllardır birçok defa yer değiştirmişlerdir.Üçüncü en yoğun element platindir; bunu renyum,neptünyum,plütonyum ve altın izler.Kurşun listenin alt sıralarındadır;osmiyum ya da iridyumun ancak yarısı kadar yoğunluktadır.

    İngiliz kimyager Smithson Tennant (1761-1815) tarafından 1803'te (iridyumla beraber) keşfedilmiş olan Osmiyum (Os) çok nadir bulunan,çok sert,gümüşi-mavi bir metaldir.

    Tennant,Richmond'lı bir papazın oğluydu ve aynı zamanda elmasın saf kömürün bir biçimi olduğunu gösteren ilk kişiydi.

    Tennant osmiyum adını,Yunanca koku anlamına gelen osme kelimesinden türetmişti.Bu element son derece zehirli olan osmiyum tetroksit yayar;keskin ve tahriş edici bir kokuya sahip olan bu madde akciğerlere,deriye ve gözlere zarar verebilir ve şiddetli baş ağrısına yol açabilir.

    Osmiyum tetroksit,parmak izi almada kullanılır çünkü bu maddenin buharı,parmakların bıraktığı çok küçük yağ izleriyle tepkimeye girerek siyah tortular oluşturur.

    Son derece dayanıklı olması ve paslanmazlık özelliği,osmiyumu uzun ömürlü gramofon iğnesi, pusula iğnesi ve kaliteli dolmakalem ucu (Osmiroid adlı kalem markasının adı buradan geliyor) yapımında kullanışlı kılıyor.

    Osmiyum aynı zamanda son derece yüksek bir erime noktasına sahiptir:3054°C.Osram adı Auer tarafından 1906'da tescil ettirildi;bu kelime OSmiyum ve WolfRAM'dan (Almancada volfram) geliyor.

    Dünyada her yıl 100 kg'dan daha az osmiyum çıkarılıyor.
    İridyum (ir) sarımsı beyaz bir metaldir ve tıpkı osmiyum gibi platine çok benzer.İridyum'un adı, alaşımlarının ortaya çıkardığı birçok güzel renkten ötürü,Yunanca gökkuşağı anlamına gelen iris kelimesinden gelir.

    İridyum da son derece yüksek bir erime noktasına sahiptir (2446°C) ve asıl olarak metal dökümhaneleri için eritme kapları yapmakta ve platini sertleştirmekte kullanılır.

    İridyum yeryüzündeki en nadir elementlerden biridir (92 element arasında 84.'dür),ama imkansız bir biçimde,yaklaşık 65 milyon yıl önce oluşan ve KT (Kretase-Tersiyer) sınırı olarak bilinen ince jeolojik katmanda bu elementten bol miktarda bulunur.

    Jeologlar bunun ancak uzaydan gelmiş olabileceğini düşünüyorlar ve bu düşünce,dinozorların bir asteroidin çarpması sonucu yokoldukları şeklindeki kuramı destekliyor.