En Güzel Düğün Nişan Oyunları

'Oyun Bölümü' forumunda Blue tarafından 4 Aralık 2009 tarihinde açılan konu


  1. En Güzel Nişan Oyunları



    Oyunun hemen her yerde bir sıra erkânı (usulü, yöntemi) vardır. Başlayış sırası bozulursa, usule azıcık riayetsizlik edilirse, kavga ve bazen kan bile çıkabilir. Onun için, oyunları oğlanın akrabasından olan ve "kâhya" denilen sözü geçer delikanlılar idare eder. Oyuna çıkacaklardan birinin ayağı çalgının havasına yatmayacaksa, davulcuların yanına bu delikanlı yaklaşıp kulaklarına hafifçe kendi istediği havayı adıyla söyler. Böylece türlü oyunlar birbirini takip edip gider.

    Oyuna çıkan kabadayıya zümre arkadaşları para çevirirler. Başka gruplarda arkadaşı olanlara da para çevirmek kabildir. Oyununu bitiren delikanlı meydandan ayrılırken çalgıcıların alnına para yapıştırır. Bu paralar, kıymetine göre davul zurnacıları coşturur.

    Her delikanlı grubunun önünde binlikle rakılar, sular, meze olarak leblebi vs. vardır. Başlarında efeler de bunlardan sarhoş olan veya azıcık taşkınlığa kalkışarak bağırıp çağıranları usulca oradan göndertirler. Böylelikle düğünün tadını kaçırtmamaya dikkat olunur.

    Düğün boyunca delikanlıların baba, amca, dayı ve hatta saydıkları büyükler orada bulunmazlar. Yirmisinden aşağı delikanlılar gruptakiler arasında yer almazlar.

    Kars köylerinde: Görücü usuldendir. Bazı şartlar hariç, nişan her yerdeki gibi yapılır.Düğünden önce, başlık denilen ve miktarı baştan kararlaştırılmış olan bir meblağ oğlan tarafından kız evine verilir. Kızın ebeveyni bunu kızın çeyizine harcarlar. Oğlan tarafının atlıları gelini almaya gelirler. Gelin kapıdan çıkarılacağı sırada babası tarafından hayır dua edilir. Vedalaşma merasimi olarak evde geline tandır veya ocağın etrafı dolaştırılır. Hem de kızın beline dayısı - yoksa yakın erkek akrabası - tarafından hayır dua ile bir kemer bağlanır. Bu kemer gelinin hayırlı evlat vermesinin timsâlidir. Kemer bağlayan dayıya güvey tarafı önceden hazırlanmış bir hediyeyi verir. Gelin kapıdan çıkarılacağı zaman kızın akrabasından biri kapıyı kapar ve hediye almadan açmaz. Gelin dışarı çıktıktan sonra davul zurna tarafından "ağlatma" denilen hazin havalar çalınır. Gelin ata bindikten sonra hava Köroğlu'na çevrilir. Yola köylüler ip gerer ve para alırlar. Gelin eğer başka köye gidiyorsa iki köy arasında belirli mesafeler dahilinde sürat veya mukavemet yarışları tertiplenir. Birinci gelen atlı gelinin yaklaşmakta olduğu müjdesini güveyi evine götürür ve önceden hazırlanmış olan hediyeyi alır. Bu hediye çoğu zaman elbiselik kumaş veya ona benzer şeyler olup atın boynuna dolanır. Böylelikle hem at, hem de sahibi teşhir edilmiş olur.

    Gelin güveyin evine gelince halk "Dostun dostluğuna, düşmanın körlüğüne hele bir Allah Allah..."

    Gelin eve girdikten sonra güveyin babası veya onun yerini tutacak şahıs tarafından "hoş geldin" denir ve bir hediye verilip gelin oturtulur. Hediye verilmeden gelin oturmaz. Bazı köylerde, hususiyle Karapapaklarda geline "hoş geldin" türküsü söylenir. Bu şarkının sözlerinde oğlan evinin önemli kimseleri birer birer geline takdim olunur.

    diyerek bir ağızdan haykırışırlar ve havaya silah atarlar. Bundan sonra gelinin atı önünde tek veya halka halinde yürütülen oyunlardan birkaçını seyrederler. Gelin, evin kapısı önünde ters çevrilmiş bir kazanın üstüne indirilir. Çünkü, demire basılmak uğur sayılır. (Aynı veçhile (şekilde) oyun da vifak (barış, uygunluk) ve 'hengin timsâlidir.
    Çok uzun olan türkünün bir parçasını alıyoruz:Hoş Geldin

    Gelin diyer, yoktur anam
    Başımdan aldılar valam
    Kaynanan da senin anan
    Gelin hoş geldin, hoş geldin

    Gelin diyer, yok kardaşım
    Karlı dağlar nasıl aşım?
    Kaynın da senin kardaşın
    Gelin hoş geldin, hoş geldin

    Gelin diyer, yoktur atam
    Koyunum yok koça katam
    Kaynatan da senin atan
    Gelin hoş geldin, hoş geldin

    Gelin diyer, yoktur bacım
    Başımdan aldılar tacım
    Görümün de senin bacın
    Gelin hoş geldin, hoş geldin

    Sonra gelinin odasına güvey getirilir ve elele tutturularak oyuna kaldırılır. (Oyun burada yine vifak ve 'hengin ilk uğuru sayılmış görünüyor.) Sonra güvey çekilir. Kadınlar ayrı, erkekler ayrı yerlerde eğlentiye devam ederler. O arada bazen davul zurna susturulur. Ağızdan (buna nanay derler) oyun havaları söylenerek Barlar veya tek oyunlar yürütülür. (Oyun tekrar iyi geçim ve uzlaşımın timsâli olur.)

    Düğün eğlentilerinin idaresi için nüfuzlu bir şahıs "Düğün Beyi" seçilir. Eğlenceleri hep o bey idare eder. Beyin emrine itaat zaruridir. İstediğini oyuna o kaldırır. Oyun bilmeyen veya çekinenlere derhal koyun, kuzu veya para cezası verilir. Hem de, bu ceza çereze tahvil olunarak düğün halkına ikram olunur.

    Elazığ'da düğün kurulunca davullar çalınır. Düğüncüler gelmeye başlar. Oyun bittikten sonra artık "Kadınlar Alayı" yapılmağa başlar. Alay bir daire dahilinde cereyan eder. Elele tutarak oynarlar.

    Kayseri'de Çarşamba sabahı oğlan evinin kapısında davul, düdük çalınır. Baş devenin boynunda tefçi, kemancı, önde kalkan, zeybek bulunur. Bu meydana gelince kalkan oynanır.

    Erzincan'dan beş oyun türküsü verelim:Havuz Başı

    Havuz başının gülleri
    Şak şak öter bülbülleri
    O y'rin dudu dilleri
    Umdum yâr gele yâr gele

    Havuz başında oturur
    Sağ elin suya batırırAl Elma

    Al elmayı dişledim
    Sapını gümüşledim
    Kardeş geldi vermedim
    Y'r geldi bağışladım

    Al elma dördünü
    Sev yiğidin merdini
    Seversen yiğidi sev
    Çekme çirkin derdini

    Al elma soyulur mu
    Güzelden doyulur mu
    Y'ri güzel olanın
    Kolları yorulur muLorgi

    Lorgi lorgi eller kınalı
    Lorgi kaşlar rastıklı lorgi
    Hele hel gül sen şen lorgiKız Saçların

    Kız saçların iki kat
    Kes birini bana sat
    Kız saçların saçların
    Oynar omuz başların
    Y'r yâr yâr amanNay Nay

    Nay nay naynanay nayna nanay nanay nay
    Dansi ços dansi ços dansi ağam
    İsni ços nay nay narına nay
    Nayna nanay nay nanay

    Varam gidem vaskala
    Belki derdim az kala gitti
    Yârim gitti gelmedi
    Belki urus'tan bir kız ala
    Kız ala nay nay naynanay nayni nanay nay nanay

    Elazığ'da kına gecesi yoğrulmuş balmumundan yapılma "Gelin Mumu" denilen mumlar tabaklara dikilip yakılırlar. Gelinin önü ve arkası sıra ışıldayan mumları yedi tane kız alır.

    Defçiler de şu şarkıyı söylerler:Çayda çıra yanıyor
    Ayda yılda yanıyor
    Hazır ol gelin hanım
    Yolculuk yaklaşıyor

    Nana hanım nana
    Nana hanım nana
    Nana hanım nana
    Nana hanım nana

    Yürüsün gelin yürüsün
    Eteği yere sürünsün
    Gelinlik mübarek olsun
    Hanım yalelli

    Gelin oturur tahtında
    Allar giyer vaktinde
    Gelinin toy vaktinde
    Hanım yalelli

    Muhat'ta (Kütahya) gelin getirmeden bir hafta önce oğlan evi tarafından davul zurna çalınmağa başlar. Davetliler, t' köyün kenarında da onları davulcu karşılar, bahşiş ister. Davetlilerin geldiği günün akşamı münasip bir yere ateş yakılarak köy delikanlıları toplanır. Onların şerefine Sekmeç, Horan gibi millî oyunlar oynanır.

    Sivas kına gecelerinde de tepside "gelin mumları" yakılırsa da "Çayda Çıra" tabir ve türküsü orada yoktur. Halaylar dizisine geçilir. Halay şu demelerle (deyişlerle) başlar.

    Çekin halay düzülsün
    Halaya gelmeyenin
    Vurun boynu üzülsün

    Başta duran çok güzel
    Kırat üstünde gezer
    Âşığın candan sezerBilâhere nağme ve tempo değişerek:Sabahtan bizim pınara
    İki gelin, üç kız gelmiş
    Cıvıl cıvıl ötüşürler
    Sandım göle kaz gelmiş

    Ah bir yâr elinden
    Aman bir yâr elindenDaha sonra:Hey, paraları turalı
    Görmedim senin gibi de
    Şu cihan kurulalı

    Alacahöyük (Çorum)'de davul zurnalarla oyun yerinde başlıca şu oyunlar yürütülür. Ala Çam, Sâmenli, Tanzara ve Çorum Halayı. Daha çok gece oynanan Sinsin oyunu vardır. Gece oyun yeri "meşalama" ile aydınlatılmıştır. Elazığ'da düğüne gidenler düğün evinde yaptıkları gibi yolda ve kız evinde hora teper (?), oynarlar. Bazen Halay dedikleri bir oyunu, kimi de Kol Oyunu denilen ve ikiden ziy'de kişinin oynaması mümkün olmayan oyunu oynarlar. Oyunların nihâyetinde davulcu davulunu, çalgılardan defçi defini düğüncülerin ayrı ayrı evlerine götürerek para toplar. Bazen Kol Oyunu oynayan, düğüncülerin önünde diz çökerek durur ki yüzüne para yapıştırılsın. Erkeklerin davul ve ince çalgısına karşı kadınların da defi vardır. Şayet defleri yoksa davul ve ince çalgı mün'vebe ile (nöbetleşerek) bunları neşelendirmek için harem tarafına gider. Orada nağmesaz olurlar. Gerek davul, gerek def, gerekse ince çalgı çalındığı zaman b'ki kızların, bilhassa yeni evlenmiş gelinlerin oynaması, öbürlerinin yek âhenk olarak el vurmaları gerekir. Erkeğin evinde güveyin oynaması ucuzluğa delâlet ettiği için oynaması şart-ı âzamdır (büyük, önemli şarttır). Köylü ve kasaba düğünlerinde içki kullanan pek ender olup bunu içenler de gayet gizli alır ve içtiğini kimseye belli etmez.
     



  2. Cevap: En Düğün Nişan Oyunları

    Hatay'da gelin getirilip de köşesine oturulunca çalgı başlar. Herkes gelinin bulunduğu odaya dolar. Yerlere yastıklar dizilerek birkaç sıra üzerine otururlar. İlk defa oyuna oğlanın en yakın akrabası kalkar. Çiftetelli oynar. Otururken muhakkak bir başkasını kaldırır. Kaldırmadan oturtursa kocasının üzerine evlenmesinden korkulur (bir inanıştır). Her kalkan muhakkak başkasını kaldırır ve her kalkan da bin nazla kalkar. Kapıdan giren her yeni davetli için, oyuna kalkan her kadın için bir salâvat çekilir. Bu şöyledir: "Peygamberin gül cemaline salâvat: Salli al' Muhammed, kutlu mübarekler eyleye, başacak sevindire, darısı yanınıza da iyi gün vire" ve bunun arkasından bir zılgıt çekilir. Zılgıt, Arapların "zelğuta" dedikleri şeydir. Dil çok seri surette damağa vurularak "li li li" diye zil gibi bir ses çıkarır. Bunların arasında mütemadiyen "Hahalar" da söylenir. "Haha"kim için çekilecekse onun adı veya belirli bir sıfat da söylenir.

    Meselâ kadının adı Fatma'dır:
    "Haha evleri köşe köşe
    Haha içinde billur şişe
    Haha Fatma hanıma göz değdirenin
    Haha gözünün bebeği şişe

    Haha dağdan inik aşağı
    Haha kızlardan attık yaşmağı
    Haha şükür Hatay'ı kurtardık
    Haha inşallah artık her bir tarafı

    Haha gökte yıldız parlıyor
    Haha ağacın yaprakları sallanıyor
    Haha Ayşe'nin düğünü var diye
    Haha yerde insan, gökte melek seviniyor"


    Karatepeli'de düğün bayrak dikilirken başlar. Düğünlerde keman adını alan kemançeden başka bir şey çalınmaz. Bu çalgı yine Karatepeliler arasındaki çalgıcılarca çalınır. Çalgı ekseriya oyun havaları vurur ve köyde bu gün meydanda Halay, Sinsin, güreş ile beraber bir erkeğin kadın elbisesi giyerek ve yüzünü örterek kendini belirtmeden oyun oynaması âdettir. Ellerine bıçak alarak bir oyun daha oynarlar ki buna Köçek Oyunu denir. Düğünlerde güveyin oynaması burada ayıptır. Düğün esnasında kız evine oğlan giderse çalgıcılar oğlanı yakalarlar ve ceza almadan salmazlar. Oğlan bunun için düğün esnasında kız evinin yanından geçmemeye çalışır.

    Kütahya'nın
    150 evli Kömüş köyünde düğünde oyun yerine Âhenk Yeri derler. Âhenk Yeri'nde o köyün delikanlıları oynar. İki sazcı, bir davul zurna bulunur. Evlilere "köse" derler. Onlar Zeybek oyunu oynamazlar. Üç gün yemek verilir.

    Lapseki'nin Çarak köyünde etrafı kapalı bir avluda kadınlar eğlenirler. Darbuka, dümbelek çalarlar. Bu kadın meclisinde ancak kör çalgıcı bulunup çalabilir.

    Yağıbasan köyünde kadınlar gelini türkülerle överler. Gelinlik kızlar Halay'a çıkarlar, Sinsin oynarlar, Uzun Tura oynarlar.

    Ankara düğünlerinde kına geceleri oyun çıkarırlar:

    1. Elekçi oynarlar,
    2. Hortlak yaparlar,
    3. Cucuk (Cüce) yapar ve tepesine kasnak biçerler,
    4. Samırsak (Sarımsak) satarlar,
    5. Topal Oyunu oynarlar.

    Bunlarda raks unsuru azdır.

    Bal' düğünlerinde en çok halay denilen oyunlar yürütülür. Bunda birkaç kişi birleşir. Kollarını birbirlerinin omuzlarına atarak oyuna komuta edenin salladığı mendile uyarak bir nevi Hora teperler (teşbihte hata olmaz) ki, buna Halay Çekmek tabir edilir. Halay tabiatiyle en çok düğünlerde çekilir. Bir düğün için beş gün beş gece davul zurna çalınır. Bütün köy gençleri de durup dinlenmeden Halay çekerler. Ebuhas adlı kırk evlik bir köyün bütün sekenesi davulcu, zurnacıdır. Davulcular, tütünden ziyade esrara müptel' oldukları için düğün sahibi bunlara behemehal (her halde, mutlaka) esrar tedarik etmeye mecburdur.

    Soma'da düğünlerde Bengi oynanır.

    Yozgat'ta Halay erkek ve kadınlar tarafından oynanır. Kadınlarla erkeklerin yürüttüğü Halay birdir.


    Bir Halay şarkısı:
    Halay başını kim çeker
    Kırmızı şalvarlı kız çeker
    Onun yosma gözleri
    Ciğerimi delip geçer

    Su gelir yalaklara
    Kınalı parmaklara
    Peygamber nuru doğsun
    Girdiğin konaklara

    Bir sen söyle, bir de ben
    Şeker ezdim dilde ben
    İller yârim dedikçe
    Ah çekerim günde ben

    Sular ince akar mı?
    Gâhkenarın yıkar mı?
    Ay gibi y'ri olan
    Hiç yıldıza bakar mı?

    Suya düştü gülümüz
    Ötmüyor bülbülümüz
    Bir kuru sevda ile
    Geçti cahil ömrümüz

    Dam başında duran kız
    Düğün oluyor dönen kız
    Halaysız düğün olmaz
    Sana canım kurban kız

    Lâhuri şal beldedir
    Seçları perdelidir
    Cennetten huri çıksa
    Yine gönlüm sendedir

    Sarı saçım yaş durur
    Yel eser dolaştırır
    Şu benim mektubumu
    Y're kim ulaştırır?

    Varın söylen yârime
    Gül almasın eline
    Her kuşu şahin sanıp
    Kondurmasın koluna


    Domaniç köylerindeki Alevîlerde güveyi gerdeğe girdikten sonra dışarda ateş yakarlar. Kadın ve erkek bu ateş etrafında oyun oynarlar. Bu bazen gece yarılarına kadar sürer. Bu sırada evin içinden bir silah sesi işitilir. Yengeler güveyiyi bir don, bir gömlek olarak ateşin başına getirirler. Ateşin etrafında bir gülbank çekerler. Erkekler güveyiyi alıp giderler. Bu âleme "onulcak" derler.

    Safranbolu
    yöresi köy düğünlerinde "uzun hava" Düz Oyun havası çalınır. Buradaki uzun hava bileşimi ölçüsüz hava anlamındaki tabir değildir. Sürüp giden hava demektir ve ölçülüdür. Kütahya'daki "Düz Oyun Havası"da gayet ağırdır. Ağır tarzda bir kırık (ölçülü) havadır. Safranbolu'da Düz Oyun ezgileri ve sözleri ikiden fazla ise de, Kütahya'da tek havası devamda bulunup temsilî mahiyettedir.

    Kütahya'da
    gelini hamama götürünce şadırvan çevresinde kız yengeleri ve oğlan evinin çağrılıları dönerek Düz Oyun oynarlar. Çeyiz altında, gelin götürme esnasında yengelerin oynadığı da Düz Oyun'dur. Oyuncular iki ellerini birer birer tartıma göre pek canlı ve temsilî bir şekilde göğüslerine dokundurup yanlarına atarak üç defa ağır ağır seyircide huzur duygusu uyandıran bir vecd içinde dönerler. Öyle bir oyundur ki bir genç kızın ve gelinin evliliği ne kadar kutsal bir kaynaşma saydığını, onu âdeta emzirip üretmenin bir timsâli addettiğini göğüslerden etrafa öpücükler gibi dağıtılan bütün o nazlı ve süzgün hareketlerle canlandırır.

    Bodrum'da (Akçaalan köyü meselâ) gelin, kendisinin oynaması için türkü söyleyip çalgıda türküyü beslerken, sağ elini ağır ağır sol omzuna kadar götürüyor ve yine ağır ağır bırakıyor. Sol eli de aynı sağ el gibi yapıyor. Bodrum'da ve bütün köylerinde -ihtimal ki başka dolay bölgelerde de - âdet aynen vardır.
     



  3. Cevap: En Güzel Düğün Nişan Oyunları

    bilgii içinn saoll..
     



  4. Cevap: En Güzel Düğün Nişan Oyunları

    bizim yöresel oyunları da gzl
     



  5. Cevap: En Güzel Düğün Nişan Oyunları

    bizimdee ...