En büyük savaşlar ve barışlar

'Güncel Bilgiler' forumunda Belinay tarafından 27 Ocak 2009 tarihinde açılan konu




  1. [​IMG]

    Bunlar da hayatın getirileri, bazen en çetrefilli yollarda kesişir hayatlar, tam da en aç tokluğunda yine ve yeniden bir sınav geliverir yanı başına. Şöyle endamıyla dikiliverir karşına, sen bakarsın, o bakar, bakışırsın önceleri, tanımak ve tanışmak istermişçesine.
    Ya duygularına ket vuracaksındır, ya inanışlarına ters düşeceksindir. Seçeneğin vardır elbet her zaman olduğu gibi, yine de seçenekler de bile belli zoraki sorumlulukların vardır…


    Duygular desen esir eder, istekler desen vezir eder, hisler desen uyarır, sezgi desen bas bas bağırır, ego desen şişinir, öylece git geller arasında bir o yana bir bu yana yalpalarken yine kendinle kalıp yeni bir savaşa girersin. Zaten en büyük savaşlar ve barışlar içle içindekindedir…


    Bir zihin sarhoşluğu, dipsiz bir derinlik sarhoşluğuna döner, baktığın her şeyde tek renk görür ve hücrelerine gark olmuş mutluluk senfonisini susturamazsın. Bu alışılagelmiş olmaya başladığında fazlası gelir, hep fazlası, çoklu azalmalar çoğalır, çoklu azlıklar azalır bu süreçte…


    İşte yeni bir sınavın koynuna girmiş, bir de kendini orda kaybetmişsindir. Doğrular, eğriler, beklentiler, istekler, hepsi tek tek yüzeye gelir. Beyninle gönlünün birleştiği yerde tortuları süzmek istersin, süzdüğünü sanırken bir bakarsın ki suyu büyük bir elekten elemeye çalışıyorsundur. Oysa aslında bir de suyun içindesindir hatta suyun kendisisindir.


    Yeni bir kayboluşun yatağında uyanırken, bir dirilişin kalıbında tekrar var olursun, tutunur ve kaybolursun, yakaladığın sandığın seni bir sefer daha yitirirsin, ayrışırsın, tek tek ayrışırsın, binlere, milyonlara bölünür tekrara vücut olursun sonra bir doğar bir kaybolursun, bir açar bir kapanırsın…


    O döngülerde bazen aynı, bazen ayrı insanlarınla buluşursun, sesini duyurursun, elini tutturursun, gönlünü açtırırsın, gözüne baktırırsın. Sonra bir zoraki sorumlulukta uyutur uyandırırsın. Kendini kandırır sonra gerçeğini hatırlatırsın, döne döne yine ona sarılırsın, zorunlu zorunluluğa kanat açar yine kendini ininde uyutursun…


    Gönül yorgun, göz yorgun, el yorgun, hal yorgun, bir yatar uyutursun kendini ve bir sabaha yeniden gün gibi doğar sıfırı başa sardırır çemberinde döner durursun...


    Gelişler de olduğu gibi gidişlerde de yürüdüğün çetrefilli yollarda, dikenler artık canını acıtmayınca, gülleri yerlerinde bırakınca, güzellikleri aslına aktarınca, sadece izleyici olduğunda ne zoraki sorumluluklar ne de zorunlu zorunluluklar kalır. Orda yine bir sen ve bir sen daha saklıdır… Yol uzun, seyahat sonsuz, gidişler yeni gelişlere, gelişler de yeni gidişlere...

    İnna Sabirin...


    alıntıdır
     



  2. Cevap: En büyük savaşlar ve barışlar

    Ne kadar doğru söylemiş yazan;
    "Zaten en büyük savaşlar ve barışlar içle içindekindedir…"

    Çok anlamlı bir yazıydı Sultanımm teşekkürler..:f40: