Ekonomi ilginçtir

'Kitap özetleri' forumunda aykuta tarafından 16 Kasım 2009 tarihinde açılan konu


  1. Görünmeyen ekonomi (Freakonomics) isimli kitabın yazarları Steven Levitt ve Stephen Dubner, borsa verilerini değil, günlük yaşam verilerini inceliyor.

    Kitap oldukça ilginç 6 temel araştırmadan oluşuyor.

    Amerika’da bizim simidimizi andıran bir hamur işi vardır; bagel adında. Daha az susamı olan ama simit hamuruna yakın bir hamurdan yapılan. Paul Feldman isimli bir profesyonel, kurumsal şirketlerde çalışmaktan bıkınca 1984 yılında ilginç bir iş kuruyor. Ofislere ‘bagel’ dağıtımına başlıyor. Dünya üzerinde böyle bir iş bildiğim kadarıyla bugün bile yok. Yaptığı şey şu: Her gün anlaştığı şirketlere, diyelim ki bir şirkete 50 tane bagel ve bir de insanların yiyince parasını bırakacakları bir kutu koyuyor. Böylelikle tepsiden bagel alan kişi, aldığı yiyeceğin parasını kutuya koyacak. Paul Feldman sayısız şirkete dağıtımla uğraştığından hiçbir şirkette bagellerin başına tahsilat için birini görevlendirmiyor. Zaten neden birisi, diyelim ki 50 kuruşa aldığı simidin parasını ödemesin ki! Ama durum böyle değil. Paul Feldman işi büyütüyor ve günde 8 bin 400 bageli 140 şirkete dağıtmaya başlıyor. Akşamleyin tepsiler toplanırken diyelim ki 8 bin bagel yoksa, 8 bin bagel parasının kutularda olması gerekiyor. Ne var ki, bazıları bageli yedikleri halde parasını kutuya atmıyor. Peki parayı kimler vermiyor? İşte bu sorunun cevabı çok ilginç ve insan davranışını açıklıyor. Küçük şirketlerde, çalışan sayısının 10-15 olduğu şirketlerde herkes yediği bagellerin parasını kutuya atarken, çalışan sayısı 100′e doğru çıktığında 100 kişiden 10′u bagellerin parasını ödemiyor. Daha ilginç olanı yüz binlerce dolar maaş alan yöneticilerin olduğu genel müdürlük katları. Bu katlarda yöneticiler kutulara, alt katlardan çok daha az para bırakıyor. Feldman, ayrıca açık ve güzel günlerde herkesin bagel parasını ödeme eğiliminde olduğunu, ama kapalı günlerde paranın üstüne yatma eğiliminin arttığını fark ediyor.

    Levitt ve Dubner, Amerika’daki ortaöğretim sisteminin de öğretmenlerin sahtekârlığının kurbanı olabildiğini gösteriyor. 1980′lerden beri Amerika’da bazı eyaletlerde başarısız okullar kapatılıyor ya da bu okulların bütçeleri kısıtlanıyor. Aslında çok güzel bir uygulama. Okul yönetiminin ve öğretmenlerin daha iyi eğitim yapmaları için itici bir güç. Ancak şaşırtıcı bir şekilde merkezi sistemle yapılan sınavlarda öğretmenler çocukların sınav kâğıtlarını düzeltiyorlar. Diğer bir deyişle çocukları sınavlarda başarılı göstermek için cevap kâğıtlarında oynama yapıyorlar. Bu oynamanın olduğu yer ise, birçok öğretmenin ceza aldığı Chicago gibi Amerika’nın gözde eyaletlerinden biri. Levitt ve Dubner, bu iki örneği normal şartlar altında dürüst olan insanların şartlar değiştiğinde davranışlarının değişebileceğini göstermek için veriyorlar.

    Kitaptaki en ilginç araştırmalardan bir tanesi de isimlerle ilgili. Amerika’da hangi isimlere sahip insanların daha başarılı olduğunu araştırmışlar. Sonuç oldukça şaşırtıcı. Belirli bir dönemde okulda ve iş hayatında çok başarılı sonuçlar alan insanların isimleri aynı. Ne var ki, bu isimleri taşıyanlar on yıl sonra benzer bir başarıyı gösteremiyorlar.

    Levitt ve Dubner, bu durumu şöyle açıklıyor. Belirli bir sosyo-ekonomik seviyenin üstünde olan aileler çocuklarına belirli isimleri verme eğilimindeler. Diyelim ki Türkiye’de son dönemde popüler isimler ‘Öykü, Derin, Su, Doruk, Yiğit’ gibi isimler, sosyo-ekonomik düzeyi yüksek, kültürlü ve varlıklı ailelerin çocuklarına verdikleri isimler. Aslında çocuklar geldikleri aileden dolayı başarılı oluyorlar; isimden dolayı değil. Diyelim ki 20 yıl sonra doğan, bu ekonomik sınıftan olmayan çocuklara da bu isimleri veriyorlar ki, çocukların kaderi değişsin. Ne var ki, bu çocukları başarılı olmuyor, çünkü geldikleri sosyo-ekonomik yapı farklı. (Bu iddialar Levitt ve Dubner’e ait. Ayrıntılar için kitabı okursunuz.) Daha ilginç bir öykü ise, oğullarından birine ‘Kazanan’ ve diğerine de ‘Kaybeden’ ismini veren bir babanın öyküsü. ‘Kazanan’ isimli çocuk uyuşturucu satıcısı olup hapse girerken, ‘Kaybeden’ isimli çocuk master yapıyor, evleniyor ve örnek bir vatandaş oluyor. Nasıl oluyor? Benim yorumum şöyle: Kazanan isimli çocuktan herkesin beklentisi yüksek, bunları yerine getiremeyince, başka yollardan kazanmaya bakıyor. Kaybeden ise isminin ona yüklediği anlamdan kurtulabilmek için çok çalışıyor.
    Alıntıdır.