Ejderha Taşı Efsanesi-Elazığ Efsaneleri

'Türkiye Coğrafyası' forumunda Ezlem tarafından 4 Mayıs 2011 tarihinde açılan konu


  1. Ejderha Taşı Efsanesi Hakkında
    elazığ Ejderha Taşı Efsanesi
    Ejderha Taşı hikayesi

    Ejderha Taşı Efsanesi

    Bu efsaneyi de Elazığlı değerli yazar Ahmet Kabaklı'dan dinleyelim:

    Ejderha ne demektir çocuklar? Siz de bilmezsiniz ben de Başkaları da pek bilmezler Onu yılanlar Prensesi Şahmaran'ın oğlu veya babası diye tanıtanlar da oluyor Gözleri, eşeklerin gözleri gibi munis gelir bana Tüyleri, kuzu tüyü yumuşaklığındadır Geceleri rengarenk olur ejderha ve uzaktan ışıl ışıldır Yavruları da vardır Ejderha'nın Çocukları da vardır, hatta onları okşadığını, onlarla konuştuğunu hayal ederim

    Aslında küçükken Ejderha'dan korkardım Daha doğrusu Ejderha Taş'ından Şimdi anlatayım

    Bugünkü Elazığ'ın aslı ve atası olan Harput'u bilirsiniz Çocukken biz kartal yuvasına benzeyen, çok camili ve çok türbeli, Harput'ta otururduk Yazlarımız ise, Harput yakınındaki "Göllü Bağ" denilen bol dutlu, elmalı, üzümlü bahçemizde geçerdi

    Babamı henüz tanıyacak yaşa gelmeden kaybetmişim Annem, kardeşimle bizim ellerimizden tutar, bizi Harput'tan Göllübağ'a götürürdü Yolun başladığı bir yassı tepe üzerinde, Harput'a bakar gibi sırtı ve başı havaya kalkmış, devimsi kara bir taş vardır Kendisi toprağa gömülmüş de, sırtı, boynu ve ayağı açıkta kalmış,yürüyüş halinde bir dev hayvan heykelini andıran bu kocaman görüntünün, iki yanında da tıpkı kendine benzer, ikişer yavrusu bulunur

    Annem, herhalde bizi yutar korkusundan olacak, bu büyük ve küçük taşların üstüne çıkmamıza izin vermezdi:

    -Bu, Ejderha Taşıdır derdi
    -Ne demek ana Ejderha Taşı?

    -Oğlum, bu gördüğünüz şey, vaktiyle ifrit bir ejderha imiş Yanındakiler de onun yavruları Bak, görüyor musunuz, Harput'un üzerine doğru yürüyorlar! O eski zamanlarda, meğer Harput'u yutmaya gelirlermiş de şehirde herkes korkmaya başlamış Bunun üzerine, ağzı dualı , gönlü temiz, çok okumuş, Allah'a yakın adamlar; şu karşıdaki eğri minarenin yanında görünen Süt kalesinin mescidine çıkmışlar Alın koyup namaz kılmışlar ve hep bir ağızdan halka duâ, bu canavara da bedduâ etmişler ki olduğu yerde kalksın Harput'u yutmasın Kurban olduğum Allah işte, o ulu kişilerin duâlarını kabul etmiş de bu ejderha ile yavruları hemen şuracıkta taş kesilmişler Siz de, sakın bu yerlerde, bu millete bir eğrilik bir kötülük etmeyin ha Allah sizi de taş yapar

    Ama bizim gözlerimizin yuvarlandığını ve korkmaya başladığımızı görünce hemen sesini yavaşlatır:

    -Allah, onu taş yapmış; ama kim bilir, ne kadar eskiden Sonra, çok büyük fenâlık yapacakmış, camileri ve insanları toptan yutacakmış de ondan taş yapmış Rabbim Siz korkmayın! Allah'ım, size kıymaz Hiç de taş olmazsınız!
    Derdi ve sanki taş kesilmemizi önlemek isteyen bir çabuklukla gelir, boynumuza sarılır, beni ve kardeşimi öperdi

    Zaman geçti, Ejderha Taş'ından korkmaz oldum Hatta bu asrın dev kamyonlarını, silahlarını, tanklarını, uçaklarını, onların ölüm saçan, yıkan; kazalarda insanlar parçalayan vahşetini gördükçe eski zamanın ejderhaları bana çok da munis, afacan, yaramaz ve sevimli gelmeye başladılar

    Ama, bu Ejderha Taşı efsanesini bende bıraktığı dersi, anamın anlattığı şeylerin hikmetini, hiç bir zaman unutamamış, yalana ve hafife almamışımdır O yüzden, hâlâ inanırım ki: Güzel yurdumuza fenalık yapmaya, onu yutmaya, sömürmeye veyâ elimizden almaya gelenler veyâ kalkışanlar, temiz huylu, yüce ruhlu milletimizin duâları ile taş kesilirler; gayretleri ve savaşları ile perişân olurlar