Efsaneler ''Devlerin Aşkı''

'Güncel Bilgiler' forumunda Alya tarafından 5 Ocak 2009 tarihinde açılan konu


  1. FERHAT İLE ŞİRİN

    Efsaneye göre Ferhat, Persler döneminde yaşamış ünlü bir nakkaştır. Sultan Mehmene Banu'nun yeğeni Şirin için yaptırdığı köşkün süslemelerini yaparken Şirin'i görür ve birbirlerine sevdalanırlar. Ferhat, Sultan'a haber salarak Şirin'i istetir. Sultan,yeğenini vermek istemez. Ferhat'ı oyalamak için dağı delip şehre su getirmesini şart koşar. Ferhat, zekası, teknik bilgisi, bilek gücü, aşktan aldığı kuvvetle dağı deler.

    Mehmene Banu, dağı delip suyun akacağı kanalı tamamlamak üzere olan Ferhat'ın yanına yaşlı dadısını göndererek, Şirin'in öldüğü haberini ulaştırır. Ferhat, bu acı haber üzerine, elinde tuttuğu külüngü havaya atar, düşen külünk Ferhat'ın başına isabet eder ve Ferhat orada ölür. Ferhat'ın acı haberini alan Şirin korku ve heyecanla olayın geçtiği kayalığa gelir.Ferhat'ın öldüğünü görünce bu acıya dayanamaz ve kayalıklardan aşağı yuvarlanarak, orada can verir. Her iki sevgiliyi, can verdikleri kayalıklarda yan yana gömerler.

    Bu aşk öyküsünün Karagöz oyunlarındaki işlenişi ise şöyle :

    Hacıvat tarafına Şirin’in köşkü, Karagöz tarafına ise dağ kurulur. Hacıvat’ın tegannîsinden sonra perdeye gelen Karagöz Hacıvat’a “Kendi tarafına köşk benim tarafa ise moloz yığını koymuşsun” diye sitem eder. Bunun üzerine Hacıvat Ferhat ile Şirin öyküsünü anlatmaya başlar. Bu sırada Karagöz ile Hacıvat çekilirler ve olay canlanır.

    Ferhat ile Şirin birbirlerini çok severler. Fakat Şirin’in annesi Şirin’i Ferhat’a vermek istemez. Hacıvat’ın araya girmesi sonucu Şirin’in annesi bir şart koşar. Amasya şehrinde su yoktur, eğer Ferhat Elmadağı'nı kazması ile yarıp şehre su getirirse Şirin’i vermeye razı olacaktır.

    Ferhat Hacıvat’tan bir külünk bulmasını ister. Hacıvat Karagöz’e giderek bir külünk ısmarlar. Külüngü zamanında yetiştiremeyen Karagöz evden kendi kazmasını getirir. Ferhat dağı kazma ile yararak şehre su getirmesine rağmen Şirin’in annesi Şirin’i vermeye razı olmaz, büyücü bir kadın bularak onları ayırmak ister. Büyücü kadın Ferhat’a gelerek Şirin’in öldüğünü söyler. Ferhat büyücü kadını öldürür, tam kendi canına da kıymak üzeredir ki Karagöz gelerek Şirin’in ölmediğini söyler ve iki sevgiliyi birbirine kavuşturur ...




     


    Wish bunu beğendi.

  2. Cevap: Efsaneler ''Devlerin Aşkı''

    KEREM İLE ASLI HİKÂYESİ

    Asıl adı Ahmet Mirza olan Kerem, Islahan Şahının oğludur. Şahın hazinedarlığını yapan
    Ermeni Keşişinin kızı Aslı ile Kerem birbirlerini severler. Şah Keşişten kızı oğluna ister. Keşiş,
    bir müslümana kız vermek istemez. Fakat hükümdarın isteğini reddemez; bir mühlet ister
    ve bu mühletin içinde gizlice memleketten kaçar.

    Kerem de Aslı'nın peşinden yola düşer. İşte, Kerem'in sevdiği kızın ardınca bütün Anadolu'yu
    baştan başa gezmesi böylece başlar. Kerem artık yanında sadık arkadaşı Sofu (Kerem'in
    dilinden: Sofu Kardeş), omuzunda sazı ile bir "Âşık" olmuştur. Her gittiği yerde, her rasladığına
    sazıyla ve yanık türküleriyle, Aslı'nın izini sorar, ona haber verenler de olur, vermeyenler
    de... Bazı defa nehirlere, dağlara, kayalara, dağlardaki hayvanlara derdini döker; yolunu
    bağlayan karlı, boranlı bellerden yol ister. Onun önüne çıkan engeller, bir defa inkisarına uğradılar
    mı iflah olmazlar. Kerem aşk ateşinde pişe pişe kemale erer, keramet sahibi olur. Allah
    onun her dileğini yerine getirir.

    Bazı şehirlerde Kerem, Aslı Han'a bir zaman kavuşur. Keşişten habersizce bir müddet
    birbirlerine sevgilerini anlatırlar, dertlerini dökerler: Erzincan Bağlarında ve
    Kayseri'de olduğu gibi...

    Sonunda Kerem Aslı'sının peşinden Halep'e varır. Halep Paşasına kendini sevdirir: Paşa,
    Keşişi tehdit ederek kızını Kerem'e vermeye razı eder. İki sevdalının nikâhları kıyılır. Fakat
    kötü ruhlu Keşiş onlara son fenalığı yapar: Kızına sihirli bir gerdeklik gömlek giydirir. Bu
    gömlek son düğmesine kadar açılır, tekrar kapanır imiş. Kerem sevdiğinin düğmelerini bir
    türlü çözemez. Yüreğinden kopup gelen ateşle yanar, kül olur.
    Kerem'in külleri dağılmasın diye bekleyen Aslı Han'ın saçları, küllerin içinde kalmış bir kıvılcımla
    tutuşur; iki âşığın ancak külleri birbirine kavuşur.

    Sevgililerin birbirine kavuşmasıyla sona ermeyen bir macera olduğu için Kerem
    hikâyesi toy, düğün ve kış geceleri muhabbetlerinde eğlence vasıtası olan halk
    hikâyeleri arasında, çok sevildiği halde, başından sonuna kadar anlatılmaz, hattâ
    birçok yerlerde bunun anlatılmasını günah sayarlarmış.
    Kerem Erzurum'da hasta yatarken, Aslı Han'ın üç gün sonra geleceğini haber verirler.
    O zaman şu türküyü söyler:

    Bir han köşesinde kalmışam hasta
    Gözlerim kapıda kulağım seste
    Kendim gurbet elde gönül heveste
    Gelme ecel gelme üç gün ara ver
    Al benim sevdamı götür yâre ver.

    Erzurum dağları duman dildedir
    Başım yastıktadır gözüm yoldadır
    Aslı hayın yârdır adam aldadır
    Gelme ecel gelme üç gün ara ver
    Al benim sevdamı götür yâre ver.

    Erzurum dağları kardır geçilmez
    Gizli sırdır her adama açılmaz
    Ayrılık şerbeti zehir içilmez
    Gelme ecel gelme üç gün ara ver
    Al benim sevdamı götür yâre ver.

    Felek sen mi kaldın bana gelecek
    Akıttın göz yaşım kimler silecek
    Kerem'e dediler Aslı'n gelecek
    Gelme ecel gelme üç gün ara ver
    Al benim sevdamı götür yâre ver.

    Kayseri'de musalla taşı üstünde bir cenaze görürler. Kerem cenazeye şunları söyler:

    Mal sahibi nice gördün halini
    Felek pençesine düşmüş gidersin
    Beğenmezdin türlü libas giymeyi
    Şimdi uryan ceset olmuş gidersin.

    Tutmaz idin bir fakirin elini
    Sormaz idin yoksulların halini
    Haram helâl kazandığın malını
    Şu fâni dünyaya dökmüş gidersin.

    Malın vardı yükseklerden uçardın
    Meclisler kurup da bâde içerdin
    Atın binip sağa sola koşardın
    Şimdi kara yere koşmuş gidersin.

    Dertli Kerem eder nic' olur halim
    Bana senden oldu ey kanlı zalim
    Hiç vâdeye bakmaz erişir ölüm
    Ecel şerbetini içmiş gidersin.

    Güzel bir topic teşekkür ederim Alyacığım :f118:
     



  3. Cevap: Efsaneler ''Devlerin Aşkı''

    Ne mutlu onlara bugün bile onları konuşuyoruz ....
     



  4. Cevap: Efsaneler ''Devlerin Aşkı''

    LEYLA İLE MECNUN

    LEYLÂ ile MECNÛN Mecnun, bir kabile reisinin dualar ve adaklarla dünyaya gelmiş olan Kays adlı oğludur. Okulda bir başka kabile reisinin kızı olan Leyla ile tanışır. Bu iki genç birbirlerine aşık olurlar. Okulda başlayıp gittikçe alevlenen bu macerayı Leyla'nın annesi öğrenir. Kızının bu durumuna kızan annesi, kızına çıkışır ve bir daha okula göndermez. Kays okulda Leyla' yı göremeyince üzüntüden çılgına döner, başını alıp çöllere gider ve Mecnun diye anılmaya başlar. Mecnun' Un babası, oğlunu bu durumdan kurtarmak için Leyla'yı isterse de Mecnun (deli, çılgın) oldu diye Leyla' yı vermezler. Leyla evden kaçarak, Mecnun' u çölde bulur. Halbuki o, çölde âhular, ceylanlar ve kuşlarla arkadaşlık etmektedir ve mecâzî aşktan ilâhî aşka yükselmiştir. Bu sebeple Leylâ' yı tanımaz. Babası Mecnûn' u iyileşmesi için Kâbe' ye götürür. Duâların kabul olduğu bu yerde Mecnûn, kendisindeki aşkını daha da arttırması için Allahü Tealâya duâ eder: "Ya Rab belâ-yı aşk ile kıl âşinâ beni Bir dem belâ-yı aşkdan etme cüdâ beni." Duâsı neticesi aşkı daha da çoğalır ve bütün vaktini çöllerde geçirmeye başlar. Diğer tarafta ise Leylâ da aşk ıstırabı içindedir. Bir zaman sonra âilesi, Leylâ' yı İbn-i Selâm isimli zengin ve îtibârlı birine verir. Ancak, Leylâ kendisini bir perinin sevdiğini ve eğer kendisine dokunursa ikisinin de mahvolacağını söyleyerek İbn-i Selâm' ı vuslatından uzak tutmayı başarır. Mecnûn, çölde, Leylâ' nın evlendiğini arkadaşı Zeyd' den işitince çok üzülür. Leylâ' ya acı bir sitem mektubu gönderir. Leylâ da durumunu bir mektupla Mecnûn' a anlatır. Kendisini anlamadığından dolayı o da sitem eder. Bir müddet sonra Mecnûn' un âhı tutarak İbn-i Selâm ölür. Leylâ baba evine döner. Bir çok tereddütten sonra her şeyi göze alarak, Mecnûn' u çölde aramaya başlar. Fakat Mecnûn, dünyadan elini eteğini çekmiş ilâhî aşk yüzünden Leylâ'nın maddî varlığını unutmuştur. Leylâ, çölde Mecnûn' u bulduğu hâlde, Mecnûn onu tanımaz. Leylâ onun erdiğini anlarsa da yine onsuz yaşayamaz. Hastalanıp yataklara düşer. Kısa zaman sonra da ölür. Mecnûn, Leylâ' nın ölüm haberini öğrenir. Gelip mezarını kucaklar, ağlayıp inler; "Ya Rab manâ cism ü cân gerekmez Cânânsuz cihân gerekmez." Der, kabri kucaklayarak ölür. Bir müddet sonra Mecnûn' un sâdık arkadaşı Zeyd Rüyasında, Cennet bahçelerinde birbiriyle buluşmuş iki mesut sevgili görür. Bunlar kimdir? diye sorunca, derler ki: "Bunlar Mecnûn ile onun vefalı sevgilisi Leylâ' dır. Aşk yoluna girip temiz öldükleri, aşklarını dünya hevesleriyle kirletmedikleri için burada buluştular."
     



  5. Cevap: Efsaneler ''Devlerin Aşkı''

    Asuman ile Zeycan

    Aynı elmadan yiyerek çocuk sahibi olan iki ana babanın biri kız, biri erkek çocukları arasındaki aşkı anlatan Türk halk öyküsü.
    Erzincan beyi Kaleli Bey ile kahyası Dervis Ahmet"in çocukları olmamaktadır. Bey ve kahyası, kılık değistirerek geziye çıkarlar. Bir yaylada karşılaştıkları bir dervişin verdiği elmayı eşlerıyle birlikte yiyen babalar, çocuk sahibi olurlar. Beyin kızı, kahyanın oğlu olmustur. Dervis, kızın adını Zeycan, oglanın adını da Asuman koyar, onların birbirleriyle besik kertmesi nisanli olduklarini, büyüdükleri zaman evlendirilmelerini söyler. Çocuklar büyüyünce birbirlerini severler, ancak Zeycan"in annesi, Kaleleli Bey"i etkileyerek iki gencin evlenmesini engeller. Asuman ve Zeycan, düslerinde bade içerek aşıklık gücü kazanmıslar, saz çalarak deyisler söylemeye baslamislardir. Asuman kılık degistirerek beyin huzuruna çikar ve ondan atismak için aşık ister. Kaleli Bey, Asuman"in karsisina, aşık olarak kendi kızını çıkartır. Bu atışmada kaybeden, kazananın kölesi olacaktir. Iki sevgili arasindaki sazli sözlü mücadeleyi Asuman kazanır. Ama Kaleli Bey, sözünde durmadığı gibi, Asuman"ı da öldürtmek ister. Sevgilisinin yardımıyla kaçıp kurtulan Asuman, Basra"ya gider, bir kahvede aşıklık yapmaya baslar. Aşıklıkta gösterdigi basari, Basrali aşıklarca kıskanıldığı için bir kuyuya atilan Asuman"ı, dügünde elinden bade içerek aşık oldugu dervis kurtarir, Erzincan"a getirir.