Edirne Gezilecek Yerler

'Türkiye Coğrafyası' forumunda By RiZeLi tarafından 10 Ağustos 2010 tarihinde açılan konu


  1. Edirne Gezilecek Yerler
    Edirne Gezilecek Yerler Nereler
    Edirne Gezilecek Mekanlar



    Ülkemizdeki nehirler arasında denge profilini oluşturmuş tek nehir: Meriç

    Meriç Nehri ,Rumeli'nin Arda nehri ile birlikte en büyük nehirlerden biridir.
    Bulgaristan'da Rodop dağlarının kuzeyınden doğar ,Fılıbe ovasından gecerek Edirne üzerinden Türkiye'ye girer .Arda ve Tunca ile birleşerek Yunanistan ve Türkiye sınırını oluşturur. İpsala civarında Ergene Nehrini içine alır.İki kola ayrılır...İlk kol Yunanıstan topraklarına gecer...Diğer kol ise Enez ilçesinde Ege Denizi'ne karışır..


    Meriç nehri Türkiye'nin 10. büyük nehridir.
    Meriç Irmağı 490 km uzunluğundadır. Türkiye'de kalan bölümü ise 211 km'dir.

    Meriç Nehri, Yunanistan ile Türkiye sınırının bir kısmını oluşturur.
    Bulgaristan'da doğarak Türkiye'ye giren ve Edirne üzerinde Ege Denizi'ne dökülen ırmaktır.
    Meriç Irmağı 490 km uzunluğundadır.

    Meriç Nehri Türk sınırları içinde ilk olarak Edirne kuzeyinde Arda ile karışır.
    Bundan sonra Edirne güneyinde Tunca Nehri Meriç Nehri ile birleşir. Uzun bir süre Türk-Yunan sınırını çizerek akan Meriç Nehri’ne İpsala yakınlarında Balabancık Köyü batı kısmında Ergene Nehri karışır.

    Meriç Nehri İpsala güneyinde başlıca iki kola ayrılır. Birinci kol Türk sınırını İçterk ederek Yunanistan’a geçer ve Saros Körfezine dökülür. Diğer kol ise bataklıklar oluşturarak Gala gölü gibi göllenmeler yaparak Türk topraklarından Enez yakınlarında Saros Körfezine (EGE DENİZİ) dökülür. Rumeli'nin en büyük nehirlerinden biri.
    Rodop dağının kuzey eteği yakınlarından çıkar. Bulgaristan'ın Filibe ovasını, Edirne şehrini, Batı Trakya'yı suladıktan sonra, Ege Denizine dökülür. Uzunluğu 490 kilometredir. Bunun 172 kilometresi Türkiye'dedir. Başlıca kolları Ergene, Arda ve Tunca'dır

    Edirne şehrinin batısı ve güneyinden akıp giden, yağmurlu zamanlarda kardeşi tunca nehriyle taşmak suretiyle birleşen nehrimizdir.

    Ayrıca ülkemizdeki nehirler arasında denge profilini oluşturmuş tek nehirdir.
    tuna nehrinin bir kolu olup edirne'nin enez ilçesinden ege denizine dökülmektedir.
    meriç nehri yunanistan ile de sınırımızı oluşturmaktadır
    üzerindeki köprü ile nehir öyle bir bütünlük sağlamıştır ki adeta bir tabloya bakıyormuşsunuz hissi uyandırır. etrafındaki kafelerde çayınızı yudumlayıp, manzaraya dalıyorsunuz.

    Hafızağa Konağı ve Vali Fahri Yücel Kent M.
    Edirne Vali Fahri Yücel Kent Tarihi Müzesi


    Edirne Vali Fahri Yücel Kent Tarihi Müzesi, maddi kültür öğelerini toplayan ve izleyiciye gösteren müzelerden farklı olarak; soyut tarihi somut ifadelere dönüştüren ve halkı izleyici olmaktan, müze kullanıcısı olmaya yönlendiren çağdaş bir deneyimdir. Kent Müzesi, Edirne’mizin yaşadığı tarihi serüveni canlandıran, geçmişin kültürel birikimini bugünle buluşturan, Edirnelinin kentle ilişki kurmasını, kentine bağlanmasını teşvik eden bir olgudur. Edirne Kent Tarihi Müzesi, paylaşılmış geleneklerden ve ortak tarihten gelen zaman ve mekan duygusunu geliştirmeyi amaçlayan, kentin geleceği için faydalı olacak uğraşılarda rol üstlenmeyi planlayan bir kuruluştur.



    Müzede ziyaretçiye kentle ilgili bir çıkış noktası verilmekte, anahtar bilgi ve nesneler gösterilmektedir. Kurulma çalışmaları devam eden arşiv ve bilgi işlem merkezinde, ziyaretçilerin bilgi ve belgeleri dijital ortamda temin edebileceği, bilimsel araştırmalar yapabileceği bir veri tabanı programı oluşturulmaktadır. Bilginin depolandığı bu müze, ziyaretçiyi bilgi arayışına teşvik edecek, tarih bilincini geliştirme ve bunu gelecek kuşaklara aktarmada rol üstlenecektir. Edirne’nin tarihöncesi çağlardan günümüze uzanan öyküsünün yazı ve fotoğraflarla anlatıldığı Kent Tarihi Müzesinde; bu topraklar üzerinde yaşayan insanların yarattıkları uygarlık birikimi, kültürel miras, kentli insanın yaşam tarzı, gelenekleri ziyaretçiye aktarılmakta ve kente farklı bir bakış açısı kazandırılmaktadır.

    Hafızağa Konağı; Bir Kültür Mirası

    Hafızağa Konağı, Edirne’nin tarihsel ve kültürel yaşamında özel bir yere sahiptir. Anıtsal mimari eserlerin bulunduğu tarihi kent dokusu içinde yer alan konağın ilk sahibi Hafız ağa dönemin siyasi olayları içinde yer almış bir kişiydi. Osmanlının son döneminde siyasi gelişmelere de tanık olan Hafızağa Konağı İttihat ve Terakki cemiyetinin gizli toplantılarına ev sahipliği yapmıştı. Hafızağa’dan sonra konağın mülkü oğlu Bekir Kovankaya’ya; 1940 yılında, onun çocukları Mehmet ve Fatma Derviş’e, 1967’de de Fatma Naciye Kovankaya’ya geçmiştir. Varislerince 1989 yılında Abdurrahman Akgün’e satılan Hafızağa Konağı, 2000 yılının Kasım ayında Edirne Valiliği ve T.B.M.M. Kültür ve Sanat Dairesi Başkanlığının ödeneğiyle satın alınmıştır.

    Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun onayladığı Rölöve, Restitüsyon ve Restorasyon projeleri ÇEKÜL Vakfı tarafından yaptırılmıştır. Edirne Valiliği binanın restorasyonu, tüm mimari öğeleri aslına uygun olmak üzere, büyük bir titizlikle 14 ayda tamamlamıştır.

    Uzunkum

    1700 metre uzunluğunda, 200 dönüm arazi üzerinde yer alan Uzunkum koyunun sağ tarafı meşelik, çadır kurma, kamp yeri. Buraya aynı zamanda İtalyan Koyu, Kale de deniyor. Hiç kazı çalışması yapılmamış Bizans dönemi kalıntılar bulunuyor. Sol taraf ise 200 metrelik "Deniz Arası" denilen bir başka doğal koy. Sahilin Mecidiye Beldesine uzaklığı sadece 3 km. Araçlarına binip gelenler sahil boyunca araçları park ediyor, kaldıkları süre içinde araçlarını beraberlerinde getirdikleri için, araçlar ev gibi de kullanılıyor. Tesis bulunmayan doğanın bakirliğine âşık olanlar, temiz deniz ve Kaz Dağlarından kopup, Edremit Körfezi'nden dönüp gelen temiz havanın tadını pırıl pırıl kumlarda yaz boyunca, hatta yıl boyunca doyasıya çıkarıyorlar. Aslında hangi mevsim giderseniz gidin yörede mutlaka birkaç dalgıç, amatör balıkadam görebiliyorsunuz. Keşan Mecidiye Beldesi belediye hizmeti olarak tuvalet, duş, soyunma kabini, ağaç gölgelikler yapmış. Bir turizm görevli tahsis edip çöpleri toplama gibi hizmetlerde bulunuyor. Bütün bu işler için araçla gelen ziyaretçilerden 5 YTL giriş ücreti toplanıyor.
    Turizm görevlisi (Ümit Yaşar Ergen: Gsm: 0.544 513 43 38) Kışın Mecidiye Belediyesinde, yazın Uzunkum'da görev yapıyor.
    Dünya üzerinde kirlenmemiş deniz sayısı hızla azalırken, sanayi bulunmadığı ve atık olmadığı için deniz dibi netlik mesafesi olabildiğince uzun görüş sağlıyor. Her yönden esen körfeze özgü rüzgâr, her gün taşıdığını bir ertesi gün alıp açıklara geri götürüyor. Deniz rengi ise tarifi imkânsız mavilikler barındırıyor. Gözü dinlendiren mavi tonlara sahip deniz Akdeniz'e oranla daha az tuzlu olması balıkları da kendi sularına çekmeyi başarıyor. Her çeşit balığın bulunduğu Saroz'da yörenin en ünlü balığı ise tartışmasız Saroz Levreği sayılıyor. Uzunkum'un olağanüstü güzellikte kumsalı üzerinde güneşlenip piknik yapan aileler günübirlik kullanım alanında kurdukları çadırlarda veya geçici süre için yapılmış ilkel gölgelikler altında günlerini geçiriyor çam ve deniz kokulu rüzgârla hem bünyelerini hem ruhlarını dinlendiriyor.

    Sualtı cenneti

    Saroz Körfezinin ve kıyı boyunca yer alan koyların en büyük özelliği sualtı avcılığı ve su altı fotoğrafçılığı için zengin bir plato olması, çeşitli kompozisyonlara imkân vermesi. Çevrede yerleşim olmadığı için balıklar insanlardan korkmuyor. Belki de bu nedenle körfezin açıklarında 30 kiloluk orfozlara 20 kiloluk mercanlara 4 kiloluk ıstakozlara rastlanabiliyor. İnanması güç gelebilir ama karşılaşmalarda denizin karanlık derinliklerine kaçmıyor. Korkmasını henüz öğrenmemiş balıklar öylece durup size bakıyor, hareketlerinizi temkinli izliyorlar. Temiz denizlerin göstergesi denizkestanelerinden bir kaçını küçük bir taşla kırıp, etrafa içindeki havyarı dağıtırsanız, önceleri deniz biraz bulanıyor, sonrasında çevredeki tüm balıklar üşüşüyor. İbrice Limanından Yunanistan'a kadar sığ olan koyda menekşeye benzer 20 cm boyunda ki yosunlar bazı yerlerde sanki çim tepeler oluşturmuş. Deniz dibi kumlu, bu yüzden kabukların, salyangozların, minarelerin, istiridyelerin, midyelerin su altındaki yumuşak, ahenkli hareketlerini, dansını çıplak gözle bile görmek mümkün olabiliyor. Bu arada yanınızdan uskumru veya kefal sürülerinin geçtiğine tanık oluyorsunuz. Merakınıza yenilip bu zevki daha ileriye götürmek isterseniz Uzunkum'da Uluslar arası ARGOS adlı bir de dalış okulu faaliyet gösteriyor. Her türlü ihtiyaç malzemesi araç ve gereçlere sahip okul clup kapsamında yörede her hafta dalış talimleri, sualtı araştırmalarıyla eğitim veriliyor.

    Kuşların coşkulu konseri

    Baharla beraber başlayan kuş göçünde kısa boylu maki türü bitkiler florya, saka, kuşların yuvalandığı yerler oluyor. Mevsiminde doğal hayatta beslenmiş, yağlanmış şişman bıldırcınlarda uğruyor. Yürekleri yaşama sevinci dolduran yörede deniz mevsimi biraz geç başlıyor Haziran ayı ortasında ancak ısınmaya başlayan mavi sular, deniz mevsimini 15 Eylül'e kadar sürdürüyor. Bu tarihten sonra artarak esen sert rüzgâr, su akıntılarına bağlı nedenlerle deniz aniden soğuyor.
    Ekim ise yalnızlığı sevenlerle balıkadam giysili dalgıçların tercih ettiği ay oluyor.