Edebi Sanatlar

'Etüt Merkezi' forumunda By RiZeLi tarafından 8 Mayıs 2010 tarihinde açılan konu


  1. Mecaz

    Kelime veya kelime gruplarını bilinen ilk manalarından başka bir manada kullanmaya mecaz denir. Mecaz edebî eserlerde kullanıldığı gibi zaman zaman günlük konuşmalarda da kullanılır. Mesela "yüreksiz" kelimesi "korkak" manasında kullanıldığı zaman mecaz sanatı yapılmış olur. Eğer kelimeye kazandırılan mana ile asli mana arasında bir benzerlik var ise bu mecaz; hiç bir ilgi yok ise mecaz-ı mürsel adını alır.

    Örnek

    Akif'in "Çatma kurban olayım çehreni ey nazlı hilal" mısraındaki "hilâl" kelimesi ile Türk bayrağı kastedildiği için mecaz-ı mürsel sanatı yapılmıştır. “Ankara bu konuda kararlı.” cümlesinde kararlı olan Ankara değil, Ankara’daki hükûmettir. Bir ilgi dolayısıyla Ankara kelimesi hükûmet anlamında kullanılmıştır.

    Teşbih

    Aralarında ilgi kurulabilen iki şeyden, ilgili oldukları konuda zayıf olanın kuvvetliye benzetilmesine teşbih denir.

    Tam bir teşbihte dört unsur vardır:

    1. Kendisine benzetilen: Aslan
    2. Benzetme edatı: Gibi
    3. Benzetme yönü: Kuvvetli
    4. Benzetilen: Çocuk

    Bunlardan benzeyen ve benzetilen aslî unsurlardır.

    Örnek

    Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner aşarım.

    İstiare


    İki temel unsurundan (benzetilen ve benzeyen) sadece biri söylenerek yapılan teşbihe istiare denir.

    İstiarelerde ya benzeyen veya benzetilen vardır. Yalnız benzetilen söylenmiş ise açık istiare, yalnız kendisine benzetilen söylenmiş ise kapalı istiare denir.

    Örnek

    “Şu karşımızdaki mahşer kudursa çıldırsa” mısraında düşman ordusu mahşere benzetilmiştir. Ama benzeyen (düşman ordusu) belirtilmemiştir. Bu bir açık istiaredir.

    “Can kafeste durmaz uçar” mısraında ise can bir kuşa benzetilmiştir. Ancak benzetilen açıkça yazılmamıştır. Bunu diğer unsurlardan anlıyoruz. Bu sebeple bu bir kapalı istiaredir.

    Teşhis

    Canlı veya cansız varlıklara insan benliği vermek, yani onları şahıs gibi kabul etme sanatıdır.

    Örnek

    “Çatma kurban olayım çehreni ey nazlı hilal” mısraında bayrağın çehresi çatık bir insan olarak düşünülmesi ile teşhis sanatı yapılmıştır.

    İntak

    Kelime olarak söyletmek konuşturmak manasına gelir. Canlı ve cansız varlıkları insan gibi konuşturmak sanatıdır. La Fontaine'in küçük hikâyeleri bu sanatın en güzel örneklerini verir.

    Örnek

    Benim adım dertli dolap
    Suyum akar yalap yalap

    mısraları su dolabının konuşması olarak düşünüldüğü için intak sanatı vardır.

    Tariz

    Söylenen bir sözün; alay etmek veya sitemde bulunmak maksadıyla tam tersinin kastedilmesi sanatıdır.

    Örnek


    “Eski eş'arda dürbin ile mana görülür
    Yeni eş'arda mana gibi bir külfet yoktur.”

    beytinde yeni şirin mana yönünden yetersizliği ile tariz sanatı yoluyla alay edilir.

    Kinaye


    Bir sözün aynı anda hem gerçek hem de mecazi manada kullanılması sanatıdır.

    Örnek


    Şu karşıma göğüs geren
    Taş bağırlı dağlar mısın

    beytindeki taş bağırlı deyimi ile hem dağların taş ve topraktan meydana gelmiş olması; hem de merhametsiz, yüreksiz olmak anlamı kastedilir. Buradaki merhametsiz mecazi anlamdır.

    Mübalağa

    Bir şeyin vasıflarını veya bir olayı olduğundan fazla büyüterek veya küçülterek ifade etme sanatıdır.

    Örnek

    “Gömelim gel seni tarihe desem, sığmazsın.” mısraında şair bir şehidin tarihe sığmayacağını ifade ile güzel bir mübalağa örneği veriyor.

    Tezat

    Aynı varlığın iki zıt yönünü bir arada ifade etme veya birbirine zıt iki kavram arasında ilgi kurma sanatıdır.

    Örnek

    "Ağlarım hatıra geldikçe gülüştüklerimiz" mısraında birbirine zıt iki kelime aynı beyitte kullanılarak tezat sanatı yapılmıştır.
    Biz şi’ri böyle söyledik ağyar söylesün,
    Hem dost söylesün bunu hem yar söylesün

    Tecahül-i Arif

    Şairin çok iyi bildiği bir şeyi bilmezlikten gelmesi sanatıdır.

    Örnek

    “Edrine şehri mi bu ya gülşen-i me'va mıdır
    Anda kasr-ı padişahi cennet-i a'lâ mıdır”

    beytinde gördüğü yerin Edirne mi cennet mi olduğunu soruyor, yani bilmezlikten geliyor.

    İstifham

    Anlatımı etkili kılmak için soru sorarak anlatmaya denir.

    Örnek


    Değildim ben sana mail sen ettin aklımı zail
    Bana ta’n eyleyen gafil seni görgeç utanmaz mı

    beytinde şair kendisini ayıplayanların sevgilisinin ne kadar güzel olduğunu görünce utanacakları soru sorarak ifade ediyor.

    Hüsn-i Ta'lil

    Sebebi bilinen bir olayı, bir durumu, gerçek sebebi dışında daha güzel bir sebebe bağlama sanatıdır.

    Örnek


    Gül-i ruhsarına karşu gözümden kanlı akar su
    Habibim fasl-ı güldür bu akar sular bulanmaz mı

    beytinde şair çok ağladığı için gözyaşları bulanık yani kanlı akmaktadır. Oysa şair bunu ilkbaharda sular bulanık akar benim de gözyaşlarım senin yanağının gülüne karşı bulanık akmakta diye söyleyerek güzel bir sebebe bağlıyor.

    Tevriye

    Bir kelimenin aynı yerde birden fazla manada kullanılması sanatıdır. Kelimenin asıl anlamı yanında uzak anlamının da kastedilmesidir.

    Örnek

    Sordum nigarı, dediler ahbab
    Semt-i Vefa'da doğru yoldadır.

    beytinde vefa "bir semt adı ve sadakat" manalarıyla , doğru yol " yolun düzlüğü ve seçilen tavrın doğruluğu" manalarıyla tevriyeli olarak kullanılmıştır.
    Bir delikanlu harâmidir deyü afv ettiler
    Asmadan kurtuldu ammâ çok sıkılmıştır şarâb

    Tenasüp

    Manaca birbirine uygun kelimeleri bir arada kullanma sanatına tenasüp denir.

    Örnek

    Ol peri-veş kim melahat mülkinün sultanıdur
    Hükm anın hükmü bana ferman anın fermanıdır.

    beytinde de padişahlık müessesesi ile ilgili olarak "sultan, hüküm, ferman, mülk" kelimeleri birbiriyle ilgilidir.

    Telmih

    Herkes tarafından bilinen geçmişteki bir olayı , bir veya birkaç kelime ile hatırlatma sanatıdır.

    Örnek

    “Yar sana
    Çağlar sular yarsana
    Çünkü Ferhat’ım dersin
    Bulunmaz mı yar sana”

    manisinde Ferhat’tan bahsediliyor. Ferhat’ın sevgilisi uğruna dağları yararak su getirmeye çalıştığı herkesçe bilinen bir olaydır.
    Meyve-i memnu'dan tadmak günahından beri
    Karban-ı aşk bitmez bir beyabandan geçer.

    Hz. Âdem'in cennette yasak meyveyi yemesi hatırlatılıyor.

    Cinas

    Ses bakımından (okunuş ve yazılışları) aynı veya birbirine çok yakın fakat manaları ayrı kelimelerin bir arada kullanılması sanatıdır. Bu sanat daha çok mani ve hoyrat türünde kullanılır.

    Örnek

    Gam zedeler
    Gam vurur gam-zedeler
    Sinem hakkak delemez
    Delerse gamze deler

    Eyleme vaktini zayi, deme kış yaz oku yaz


    Alıntı : Edebiyatalemi