Ecel ve Ölüm ne demektir

'Sorun Cevaplayalım' forumunda By RiZeLi tarafından 24 Eylül 2011 tarihinde açılan konu


  1. Ecel nedir?

    Ecel, kelime olarak mutlak vakit, bir şeyin müddeti veya bir şeyin müddetinin sonu anlamındadır. Daha sonra bu kelime insan ömrünün sonu anlamında kullanılmış ve bu manada meşhur olmuştur. Ecel hayatın son bulması ve ölümün gerçekleştiği zamandır. Bu anlamı ile her canlı için tek bir ecel vardır. Bu ecel Allah'ın kaza ve takdiriyle olup, asla değişmez. Belirlenen ecel, vaktinden ne önce gelebilir ne de o vakitten sonraya kalabilir. Bu hususla ilgili Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyrulmaktadır. "Her ümmetin takdir edilmiş bir eceli vardır.

    Ecelleri geldiği zaman ne bir saat geri kalırlar, ne de ileri giderler." (Yunus suresi, ayet: 49)

    Ehli Sünnetin görüşüne göre öldürülen kişi kendi eceliyle ölmüştür. Katilin öldürmesi ile o kişinin eceli değişmiş ve ömrü kısalmış olmaz. Ecel, hayatın tereddütsüz ve kesin olarak son bulduğu zamandır. Katilin mes'ul olması, Allah'ın kesin olarak yasakladığı cana kıyma yasağını işlemiş olmasındandır.

    Ölüm ne demektir?

    Sonsuz ilâhî fiillerden birisi, İmate; yani, ölümü tattırma; ruhun bedendeki tasarrufuna son verme. Ruh, Allah’ın en mükemmel, en harika ve en bilinmez eseri. Muhyi (hayat verici) isminin tecellisiyle hayat nimetine kavuşmuş. Bu nimet ve şeref artık ondan ebediyen geri alınmayacak. Kabirde de, mahşerde de, cennet veya cehennemde de devam edecektir.

    Ruhu yaratmak gibi, her ruha uygun bir beden inşa etmek de Allah’ın en hikmetli ve rahmetli bir icraatı. İşte ölüm kanunuyla o misafir ruh, bedenden soyuluyor, süzülüyor ve kendine mahsus bir başka âleme göç ediyor.
     



  2. Ecel ve ömür ne demektir?
    İnsanın doğumundan ölümüne kadar geçen sınırlı zaman dilimine "ömür" denir. Ömrünü tamamlayan her varlığın yaşamı sona erer. İşte ömrün bittiği, hayatın sona erdiği zamana "ecel" denir. Ecel kelimesi Kur'an'da ölüm vakti ve ömrün bitim anı gibi anlamlarda kullanılmıştır.


    Yaratılan her varlığın bir sonu vardır.
    Yaratılan her varlığın bir sonu vardır. Kur'an'da her varlığın bir eceli, sonu olduğu şöyle belirtilmiştir: "Biz gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri ancak hak ile ve belirli bir süre(ecel) için yarattık." (Ahkaf, ayet 3)

    Yaşadığımız dünyanın ve evrenin de bir sonu vardır. İşte bu günde dünyanın ömrünün bitmesine, evrenin yok olmasına "Kıyamet", bu olayın gerçekleşmesine de "kıyametin kopması" denir. Kur'an, evrenin sonu olan kıyameti ecel kavramıyla açıklamıştır.

    Her canlı ölümü tadacaktır
    Her canlının ne kadar yaşayacağı, ne zaman ve nerede ve nasıl öleceği Allah tarafından takdir edilmiştir. Bu nedenle her canlı dünyaya gelir, belirli bir süre yaşar ve sonunda ölür. Bu konuda Yüce Allah Kur'an'da şöyle buyurmaktadır: "Her canlı ölümü tadacaktır…" (Ali İmran, ayet 185)

    İnsanın dünya hayatı sürelidir. Dünya gelen her insanın herhangi bir müdahale olmadan yaşayabileceği zaman dilimine "tabii ömür" diyoruz. İnsan için de belirlenen ömür bittiğinde, ecel gelir ve ölüm olayı gerçekleşir. Bu insan için takdir edilmiştir. İnsan için de ömrün bitimini belirleyen Allah'tır. Yüce Allah bu konuda şöyle buyurmaktadır: "Sonra size ecel takdir eden odur." (En'am, ayet 2)

    Ecel ve ömür kavramlarını kaderle kavramıyla nasıl ilişki kurabiliriz?
    Yukarıda verilen ayetlerden anlıyoruz ki, insanın eceli değişmemektedir. Allah insanın ecelini ne öne almakta ne de sonraya bırakmaktadır. Onun doğal ömrünü tamamlaması ancak gerekli önlemlerin alınmasıyla mümkündür. Bu açıdan insan ölümlerine neden olan hastalıklar, trafik kazaları ve ölümler karşısında "Bu benim kaderimdir, ne yapalım kader böyleymiş" diyerek önlem almamak, tedavi olmamak, bunların nedenlerini sorgulamamak dinimizce uygun değildir. İnsanın ecelinin tamamlanmasına engel olan durumlar ortaya çıkarıldıkça ve gerekli önlemler alındıkça insanın doğal ömrünü tamamlayabilme olasılığı daha yüksek olacaktır. Gelişmiş ülkelerde ortalama ömrün uzun, az gelişmiş ülkelerde daha kısa olması buna delil olarak değerlendirilebilir. Bunun için doğal ölümler dışında yangın, hastalık, trafik kazaları, afetler sonucu meydana gelen ölüm olayları sorgulanmalı ve bu konuda gerekli önlemler alınmalıdır.

    Ecel ve ömür kavramlarının bizim için önemi nedir?
    Dünya hayatı insanın sınava tabi olduğu bir yerdir. Ahiret hayatı ise bu sınavın ölçülüp, değerlendirildiği ve karşılığının verildiği yerdir. Kur'an'ın bildirdiğine göre insan gayesiz ve hedefsiz yaratılmamıştır. İnsanın yaratılışının bir anlamı ve amacı vardır. Bunun için insanın hayatın anlamını kavramak, neye, niçin inandığını bilmek zorundadır. Bir amaç için yaratılan İnsanın dünyadaki görevi; Allah'ı tanımak, bilmek, inanmak ve ona kulluk etmektir. İnsanî ve Ahlâkî değerlere bağlı kalarak yaşamak ve sonsuz hayata hazırlanmaktır. Maddi yönü ile de dünyadaki varlıklardan helal sınırlar içinde yararlanıp, varlığını sürdürmek, hayatın sırlarını gücü yettiğince çözmektir.

    Dinimizde "dünya ahiretin tarlası" olarak kabul edilmiştir. Bunun için insan dünyada bir amaç için yaratıldığını unutmamalı, Allah'ın buyruklarına uygun yaşayarak, ona hesap ndan çıkarmamalıdır. Yani "dünya ahiret dengesini" iyi kurmalıdır. Yüce Allah Kur'an'da "Allah'ın sana verdiği şeylerle ahiret yurdunu ara, dünyadan da nasibini unutma." .(Kasas suresi, ayet 77) buyurarak, bunun gerekliliğini hatırlatmaktadır.

    Allah, insana dünya hayatındaki imtihanda başarılı olması için ona akıl, irade ve düşünme gibi üstün yetenekler vermiştir. Ayrıca bu imtihanında yardımcı olmak için, kitaplar ve peygamberler göndermiş ve insanı sorumlu tutmuştur. Gönderdiği peygamberler ve kutsal kitaplarla hiçbir iyilik ve kötülüğün karşılıksız kalmayacağını bildirmiştir. Bunun için insan, Allah'ın verdiği ömrün kıymetini iyi bilmeli, hayatının her alanında güzel davranışlar sergilemeye özen göstermelidir. (Anlatım: Osman Ay)