Ebussuud Efendi Kimdir Hayatı

'Moda Rehberi' forumunda IŞIL tarafından 5 Ekim 2009 tarihinde açılan konu


  1. Ebussuud Efendi Hayatı

    Asıl adı Muhammed'dir. Ebussuud ise künye veya lakaptır. İskilipli Şeyh Muh-yiddin Muhammed Yavsi'nin oğludur. Fatih'in oğlu Şehzade Bayezid'in Amasya sancakbeyliği sırasında sevgisini kazanan Şeyh Muhyiddin, Bayezid'in padişah olmasından sonra İstanbul'a davet edilmiş ve Sultanselim civarında kendisi için hır tekke
    inşa ettirilmiştir. Ebussuud II. Bayezid'in tahta çıkmasınılan yaklaşık dokuz yıl sonra dünyaya geldiğine göre İstanbul'da doğmuş olmalıdır. Annesi Sultan Hatun, Ali Kuşçunun yeğeni veya kızıdır. Bazı müellifler Ebussuud'un babasının doğum yen olan İskilip'e bağlı İmad ile Amid'i karıştırarak ailenin Diyarbakırlı olduğunu söylemişlerse de bu doğru değildir.
    Ebussuud Efendi ilk tahsilini babasının yanında yaptı ve temel dini kaynaklan okudu. Daha sonra İbni Kemal'den ders aldı. Hocası Mevlana Seydi-i Karamanının kızı Zey-neb I lanım'la evlenen Ebussuud Efendi ilk olarak Yavuz Sultan Selim döneminde 1516da Çankırı Medresesi'ne, buraya gitmekte tereddüt göstermesi üzerine de İnegöl İshak Paşa Medrcscsi'nc tayin edildi. 1521'de Davııd Paşa Medre-sesı'ndc, bir yıl sonra ila Mahmud Paşa Medresesinde görevlendirildi. I525'te Vezir Mustafa Paşanın Gebze'de inşa ettirdiği medreseye tayin edildi. 1526\la Medaris-i Semani-ye'ılen Müftü Medresesi'ne müderris oldu. Beş yıl bu vazife-de kaklıktan sonra Bursa ve daha sonra da İstanbul kadılığına getirildi. Ağustos 1537'de Rumeli kazaskerliğine tayin edildi ve Kara Boğdan, Estergon ve Budın seterlerinde padişahın yanında yer aldı. Budin'in fethinden sonra şehirde ilk cuma namazı onun tarafından kıldırıldı. Sekiz yıl Rumeli kazaskerliğinden sonra, 1545'te şeyhülislam oldu.
    Ebussuud Efendi görev yaptığı surede (ince hır mülaze-met usulünü kanunlaştırdı ve uzun yıllar düzenli olarak uygulanan bir sisteme kavuşturdu. Ebussuud Efendi ile beraber şeyhülislamlık kurumu diğer ilmi müesseselerin üstüne çıktı, yüksek seviyedeki müderrislerle mevleviyet kadılarını tayın etme yetkisi şeyhülislamlara verildi. Şeyhülislamlığın önemi artınca kazasker, mevleviyet kadıları veva müderrislerden uygun görülen hırının bu makama gelebilmesi için (ince Rumeli kazaskeri olması şartı kondu. İlmiye teşkilatına çekidüzen veren İlmiye Kanuııınımesı de muhtemelen Ebussuud Efendi tarafından hazırlanmıştır. Buna mukabil ılınıvc mcs/cğındckı ilk ho/.ulmalar dit h.hussuud FJendi'nın şeyhülislamlığı döneminde görülmeye başlamıştır ki, bazı kadıların oğullarının müderris olarak tayinleri ilk defa onun zamanımla yapılmıştır. 28 yıl 1 1 ay şeyhülislamlık yapan ve zaman zaman siyası alanlarda da ağırlığını hissetti-
    ren Ebussuud Efendi vefatından sonra Eyüp Camii civarında kendisinin inşa ettirdiği sıbyan mektebinin naziresine defnedildi.
    Kanunî Sultan Süleyman'ın "Halde haldaşım, sinde sin-daşım, ahiret karındaşım, tarik-i hakda yoldaşım" dediği Ebussuud Efendiye büyük bir saygı duyduğu ve Süleyma-nıye Camii'nin temelini teberrüken ona attırdığı bilinmektedir. İlim ve fazilet bakımından devrinin en önemli şahsiyederinden biri olan Ebussuud Efendi, Kanunî ile münasebederinde yeri gelince nüktedan, yeri gelince de izzedi davranmasını bilmiş, gerektiğinde ona karşı çıkmıştır. Kanunî, II. Selim, III. Murad ve III. Mehmed devirlerinde şeyhülislamlık, kazaskerlik yapan ve diğer ilmi mevkilerde bulunan birçok âlimin hocası olmuştur.
    Ebussuud Efendi tasavvufla meşgul olmamış, kelam ve felsefe konuları da yeterince alakasını çekmemiştir. Ancak, tasavvuf ve mutasavvıflarla ılgıh hükümlerinden şeriat hükümlerine bağlı ve uygun olan anlayışlara hürmet gösterdiği anlaşılmaktadır. Tasavvur adı altında şen hükümlere aykırı taşkınlıklara ise şiddede karşı çıkmıştır.
    Altmış yıl kadar görev yapan Ebussuud Efcndi'nin en önemli hizmederi hukuk alanındaki çalışmalarıdır. Uygulamaları, fetva koleksiyonları ve risaleleri, onun geleneksel hukuktan ziyade pratik değeri olan ve değişen şardara göre farklı çözümler üretebilen hır hukuk anlayışına sahip olduğunu göstermekte ve bu durum ona diğer ()smanlı şeyhülislamları arasında farklı bir yer kazandırmaktadır. Kanunî hukuki ıslahat ve düzenlemelerinde Ebussuud Efendinin büyük payı vardır.
    Osmanlı toplumunda hukukun tatbikinde birlik ve düzenin sağlanabilmesi amacıyla uygulanan resmi mezhep politikası Ebussuud Efendi döneminde daha titizlikle takip edilmiş, yargılamada ve fetvalarda Hanefi mezhebinin esas alınma ilkesi kadı ve müftülerin beradarında açıkça ifade edilmeye başlanmıştır.
    Ebussuud Efendi sosyal şart ve ihtiyaçlar değiştiğinde mezhepte yerleşik görüşlerden vazgeçip sistem içinde farklı çözüm arayışlarına gitmiştir. Nitekim Hanefi mezhebindeki, buluğa eren kızların velilerinden izin almadan evlenebilecekleri şeklindeki ağırlıklı görüş yerine imam Muham-med'ın bu konudaki tercihi benimsenerek kızların ancak velilerinin izniyle evlenebilecekleri görüşü kabul edilmiş, kadıların velinin iznini almadan nikâh kıymaları veya buna izin vermeleri yasaklanmıştır. Ebussuud Efendinin nikâhların ancak kadıların izin ve bilgilen dahilinde kıyılması konusunda titizlik göstermesi, kadıların izni olmadan evlenen kimselerin ileride ortaya çıkabilecek bu nikâhla ilgili ihtilaf ve taleplerinin mahkemece dinlenmeyeceğini beyan etmesi, akıl hastalığının tefrik sebebi olmasına imkân tanıması, kahve içmenin cevazına, ibret gözüyle seyretmek şartıyla gölge (karagöz) oyununun meşru okluğuna fetva vermesi ve birçok konuda Hanefi mezhebi içindeki farklı görüşlerden faydalanmaya imkân tanıması, onun fıkhı hüküm ve fetvalarda sosyal şart ve ihtiyaçları göz önünde bulundurduğu, müçtehidere ait görüşler arasında tercih yaptığı, klasik literatürde yerleşik kuralları yorumlayarak yeni meselelere uygulamakla birlikte hukukta sistem ve istikrarı da bozmamaya özen gösterdiği şeklinde açıklanabilir.
    Ebussuud Efendi seri hukuka aykırı olmadığı sürece devletin ve toplumun ihtiyaçları gereği yapılan idari tasarrufları desteklemiş, hatta zaman zaman İslam hukuk doktrini içindeki farklı görüş ve temayüllerden insanların ihtiyacına en uygun olanını tercih etmiş, hukuk alanında yeten ölçüde uzlaşmacı ve yumuşak bir tavır sergilemiştir.
    Ebussuud Efendi Osmanlı arazi hukukundaki hizmetleriyle de dikkati çekmektedir. Osmanlı Devleti'nde miri arazi ve tımar sisteminin temelini, Hanefiler dışındaki hukukçuların savaş yoluyla fethedilen araziler hakkında ortaya koydukları "Müslümanlara vakıf, yani rakabesi devlete ve tasarruf hakkı da bazı malı mükellefiyeder karşılığımla reayaya devredilen arazi görüşü teşkil etmiştir. Selçuklular zamanından beri "arazı-ı memleket, arazı-ı sultan, arazi-i
    lıavz" adlarıyla mevcut olan bu nizam Osmanlı Devleti'nde miri arazi adıyla varolmuş ve kuruluştan itibaren malı ve askeri hayatın temelini oluşturmuştur. Ancak Kanunînin isteğiyle Ebussuud'un bu hukuki esasları sistemleştirmesi ve "letva-yı şerife" haline getirmesi, daha sonraki dönemlerde bütün hukuki düzenlemelerde bu fetvaların esas alınması miri arazı rejiminin mimarı olarak onu ön [ilana çıkarmıştır.
    Ebussuud Efendinin arazi hukuku alanındaki çalışmaları, bazı araştırnıacılarca örfi hukukun ön plana çıkarılıp seri hukukun gen plana itilmesi olarak değerlendirilmiştir. Eakat bu doğru olmayıp Osmanlı Devleti tarafından zirai toprakların büyük bir kısmının miri topraklar olarak düzenlenmesi, şen hukukun ikinci plana itilmesinin değil, onun devlet başkanına tanımış olduğu yetkinin sonucudur.
    Devlet siyasetinde ve dış politikada da Ebussuud Efendi gerçekçi anlayışın temsilcisidir. Kıbrıs hakkındaki bir ahitnamenin durumu ile ilgıh olarak ifade ettiği devletin ve milletin menfaati varsa ahitname bozulabilir görüşü, onun bu anlayışına işaret etmektedir.
    Ebussuud Efendi'nin "sultanüTmüfessirin, hatibü'1-mü-fessirin, hatimetü'l-müfessirin" gibi unvanları onun tefsir ilminde de önemli bir yere sahip olduğunu gösterir. Arapça olarak kaleme aldığı ve Kanunî'ye sunduğu îr$adü'l-af{li's-selîm ilâ mezâya'I-Kitabi'I-Kerîm adlı eserinde Kuranın, Kuran ve hadisle tefsirine önem vermiş, esbab-ı nüzul, nesih, kıssalar, hkhi ve kelami meseleler, dil, kıraat, İsrailiyat, muhkem ve müteşabih gibi konular üzerinde durmuştur. Şiirle istişhad yolunu kullanmış, belagat ve icaz, ayeder arasındaki münasebeder gibi tefsir ilminin inceliklerini ele almıştır. Khlısünnet akidesine sıkı sıkıya bağlı kalması, zekâ ürünü buluşlarının çokluğu, ayeder arasındaki tenasübün mükemmel şekilde incelenip açıklanmış olması sebebiyle onun eserini Zemahşerî'nin el-Keşşaf, Beyzavî'nin Envarü't-tenzıl adlı tefsirleriyle kıyaslayanlar olmuştur.
    Eserleri: Tefsir: İrşadü'l-aklı's-selîm, Maâk'dü t-tarrâffi evveli sureti'l-Feth minel-Keşşâf, Tefsirü sureti'I-Furtan, Tef sini sureti'I Müminin, Risale fi bahsi imâni'l-Firavn. \ hıkuk: Fetâ-vâ-yı Ebussuud Efendi, Maruzat, Arâzî-yi Harâcıyye ve Oşriy-ye Hacında Kanun ve Fetvalar, Risale fi vakfı'I-men kül ve'n-nufçûd, Bidâatü'l-kadî li-ihtiyâcihi fil-müstakbel ve'l-mâzî, Fe-tâvâ Kâtiblerine Tenbih, el-Fetva'l müteallikti bı-beyânı'I-valftı'I-muteber e lı'l-hasad ve istihlâk) I-galat, Gamezâtü I-melih fi evveli mebâhisi kasri'l-âmm mine't-Telvîh, Sevâkjbii'l-enzâr fi evâılı Menârı'l-envâr, Hasmü'l-hılâffi'l-mesh ale'l-htfaf, Risale fi val^fi'I-arazî ve bazı âhkami'l-vakj, Rishile fi tescili'I-evkaf Risale fi vakfı't-tâvahîn ale'I-arzı'l-mevkûfe li'l-gayr. Öşür Hakklf]da Risale. Dil ve Edebiyat: Calatüt-ı Ebussuud (Gala-tât-ı Avam), el-Kasîdetü'l-mîmiyye, el-Kasâidü'l-Arabiyye, Ka-sîde fi nsai's-Sultân Süleyman, Münşeat-ı Ebussuud.
    Ebussuud Efendi'nin ayrıca akaide dair Risale fi beyanı'I -kaza ve'l-kader (ist., 1764), tıbba dair Risale li-ecli'ttaûn (Sü-lcymaniye Ktp., Denizli, no. 416/ 10, vr 1S0-1M) adlı iki ri-salesiyle Vezir Semiz Ali Paşanın arzusu üzerine kaleme aldığı duanın önemini anlatan, bir mukaddime ve yedi baptan meydana gelen bir dua mecmuası vardır. Duânâme-ı Ebussu-ûud (İst., 1260), Risale fi ediyeti'l-me'sûre (İst., 1277), Risale-i Mergûbe ve Mecmua-ı Deavât (İst., 1344) adlarıyla anılan bu eserde dualar sade bir dille Türkçeye tercüme edilmiştir.