Ebdal Kumral Kimdir

'Biyografi' forumunda EyLüL tarafından 6 Mayıs 2012 tarihinde açılan konu


  1. Ebdal Kumral Hayatı


    Ebdal Kumral Biyografisi

    Ebdal Kumral Osmanlı Devletinin kuruluş yıllarında yaşamış mücahid ve akıncı bir dervişdir. Doğum tarihi ve yeri bilinmemektedir. Asıl adı Turgut olup Şeyh Edebalî hazretlerinin müridlerindendir.

    Şeyh Edebalî hazretleri Eskişehir yakınlarındaki İtburnu adlı köyde ikamet eder, taliblerine ilim öğretmek, insanlara huzur dağıtmakla meşgûl olurdu. Talebelerini daha çok kafirlerle cihada sevk ederdi. Nitekim sohbetlerinde kemale gelen Ebdal Kumral'ı da hem talebe yetiştirmek ve hem de Allahü tealanın dînini yaymak için kafirlerle harbetmek üzere vazîfelendirdi.

    Ebdal Kumral, İslamiyetin yayılması için pekçok gayret gösterdi. Zaman zaman Hızır aleyhisselam ile görüşüp sohbet ederlerdi. Yine bir defasında Ermeni derbendi denilen yerde dinlenirken Hızır aleyhisselama rastgeldi. Tatlı tatlı konuştular. Hızır aleyhisselam, Ebdal Kumral'a Osman Bey'den söz etti. Kumral Ebdal, Hızır aleyhisselamdan ayrılınca, içini bir ateş ve özlem sardı. Büyük doğuşun müjdesini içinde hissediyordu. Doğruca şeyhi Edebalî hazretlerinin huzuruna varmak üzere yola çıktı.

    Bu sırada Osman Gazi Şeyh Edebalî'nin Bilecik'teki zaviyesinde misafir bulunuyordu. Osman Gazi o gece bir rüya gördü. Rüyasında, Edebalî hazretlerinin koltuğu altından çıkan bir nûr, gelip Osman Beyin koltuk altına girdi. O nûrun girmesiyle, Osman Beyin karnından bir ağaç peyda oldu. Birden dallanıp budaklandı. Dalları çok yükseklere ulaştı. Altındaki nice dağlar ve nehirleri gölgeledi.

    Onun gölgesindeki dağ ve nehirlerden birçok insan gelip istifade etmeye başladı, Osman Bey uyandı. Hemen abdest alıp şeyhinin huzûruna vardı. Baktı ki şeyhi birkaç derviş ile sohbet etmekte. Bunlardan biri de Ebdal Kumral'dı.



    Ebdal Kumral Osman Gazinin rüyasını dinlerken heyecandan kalbinin duracak gibi olduğunu hissetti. İşte Hızır aleyhisselamın bahsettiği genç. İşte muazzam İslam devletini kuracak genç mîmar. Bu sıradaOsman Gazinin rüyasını dinleyen Şeyh Edebalî tebessüm edip, ruhları okşayan tatlı bir sesle şöyle tabir etti.


    Ey Osman! Sana müjdeler olsun. Sana ve senin evladına Hak teala saltanat verdi. Ve dünya alem, evladının saltanat güneşi altında ola. Ve hem kızım Mal Hatun sana helal oldu.


    İşte şeyhi ile Hızır aleyhisselamın söyledikleri de birbirini doğruladı. Ebdal Kumral hazretleri artık daha fazla dayanamayıp şeyhi ile mürid arasına girdi. Osman Gaziye Hızır aleyhisselamın müjdesini de söyledikten sonra; Ey Osman! Sana padişahlık verildi. Bize şükrane ne verirsin? diye sordu. Osman Gazi ise;

    Ne vakit padişah olursam sana bir şar, şehir vereyim. dedi. Ancak Ebdal Kumral'ın gözü öyle yükseklerde olmadığından; Bize şu köyceğiz yeter. Şehirden vazgeçtik. dedi. Osman Gazi kabûl etti. Ama Ebdal Kumral, ileride bu vaadi Osman Gazinin çocuklarına karşı ispat etmek için yazılı bir belge istiyordu. Bu maksatla; Öyleyse bize bir kağıt ver. dedi. Osman Gazi ise; Kağıt yerine işte bir kılıcım var. Babamdan ve dedemden kalmıştır. Onunla birlikte bir de maşrapa vereyim. Birlikte senin elinde olsunlar. Neslin bu nişanı saklasın. Eğer Hak teala beni padişahlığa eriştirirse benim neslim dahi bu alameti görüp kabûl etsinler, köyünü almasınlar. deyip verdi.

    Böylece Osman Gazinin kılıcı Ebdal Kumral ve onun nesli eline geçti. Ancak Kumral Ebdal hazretleri Osman Gazinin tahta çıktığını göremedi. 1288'de Osman Gazi, babası Ertuğrul Gazinin yerine baş seçildiğinde o vefat etmişti. Osman Gazi ise bu mücahid şeyh hazretlerini unutmadı. Ona Ermeni Derbendinde güzel bir zaviye yaptırdı. Birçok köy ve tarlalar vakfetti. Çünkü o, günün birinde rüyası her anlamıyla gerçekleşir ve Osmanlı Devleti cihanı kaplayan bir devlet olursa, bunda îmanlı kılıç sahipleri kadar, îman sahibi dervişlerin de payı olacağına yürekten inanıyordu.


    Bu arada her Osmanlı padişahı, Ebdal Kumral neslinden gelen dervişler elinde o kılıcı görünce pekçok ihsanlar ettiler ve o kılıcın kınını yenilediler.

    Alıntı