Düşündüren Öyküler

'Kısa Bilgiler' forumunda YAREN tarafından 23 Aralık 2008 tarihinde açılan konu


  1. Düşündüren öykü...1

    Karınca Kito


    Mahkumun biri, yalnız kaldığı hücre içinde bir karınca ile arkadaşlık yapar. Kito adını verdiği bu karınca zaman içerisinde adamın talimatlarına göre hareket eder hatta takla atmayı bile öğrenir.

    Mahkum, insanların Kito'ya hayran kalacağını ve göreceği büyük ilgi sayesinde zengin olacağının hayalini kurmaktadır. Hapisten tahliye olduğu gün Kito'yu kibrit kutusunun içine koyarak bir kafeteryaya gider. Amacı insanların Kito'ya nasıl tepki vereceğini test etmektir.


    Karıncayı kibrit kutusundan çıkaran eski mahkum garsonu çağırır. Amacı garsona Kito'nun marifetlerini göstermektir. Garsona "Masanın üstünde duran şu karıncayı görüyor musun?" diye sorar sormaz, garson elindeki bezle karıncayı alır ve "Afedersiniz beyefendi" diyerek Kito'yu öldürür.


    Her kişinin kendine ait değerleri ve inançları vardır. Bir kişi için çok önemli olan bir olay diğeri için pek de önemli olmayabilir. Kişileri kendi inanç sistemimize göre değerlendirirsek sorunlarla karşılaşabiliriz. Yapmamız gereken kişilerin inanç ve değerlerine saygılı olmak ve ilişkilerimizde kendimizi onların yerine koyarak hareket etmektir.

    Altının degerini en iyi sarraf bilir.



    Düşündüren öykü...2


    Amca Diyen Papağan



    Adamın biri güzel bir papağan satın alarak eve getirmiş ve başlamış konuşmayı öğretmeye. Özellikle papağanın "amca" demesini istiyormuş.

    Günlerce uğraşmış ancak papağana tek kelime öğretmeyi başaramamış. Bir gün iyice sinirlenmiş ve papağanın bir tüyünü kopararak, "amca de bakayım" diye bağırmış. Papağandan yine ses çıkmayınca her seferinde "amca de" diyerek hayvanın tüylerini tek tek yolmuş. Adam, tüylerini tamamen yolduğu papağanı tavuk kümesine atmış.


    Sabaha karşı kümesten gürültüler gelmeye başlamış. Kümese giden adam birde ne görsün, papağan bir tavuğun üzerine çıkmış, tavuğun tüylerini tek tek yolarak her seferinde "amca de bakayım", "amca de bakayım" diye bağırıyormuş.


    Bir insana bir şeyler öğretmek istiyorsak çok sabırlı ve esnek olmalıyız. Öğrenme kişinin istemesi ve bilgiyi veren kişiyi sevmesi ile mümkündür.

    Öğrenme sırasındaki olumsuz davranışlar, kişinin bilgiye öğrenememesine neden olacağı gibi bu davranışları aynen modellemesine de sebep olabilir.

    Ne öğrettiğinizden çok, karşınızdakinin ne aldığı önemlidir.


    Düşündüren öykü...3


    Anne Kedi



    Göl kenarında yaşayan ve sudan nefret eden bir kedi doğum yapar. Bu kedinin yavruları ise annelerinden farklı olarak gölde oynamayı ve suya girmeyi çok sevmektedir. Anne kedi de yavruları ile birlikte göle girer ve onlarla suda oynar. Bunu gören bir başka kedi hayretler içinde kalır ve ona sorar: "Sen hep sudan nefret ederdin, ama görüyorum ki artık sudan hiç çıkmıyorsun. Bunun sebebi nedir?"

    Anne kedi şöyle cevap verir: "Hala suyu sevmiyorum ama yavrularımı çok seviyorum".

    Hepimizin hoşlandığı veya hoşlanmadığı bir çok şey vardır. Ancak birini çok seviyor ve onunla bir şeyler paylaşmak istiyorsak, onun hoşlandığı şeylere bakış açımızda esnek olmalıyız. Özellikle ailemize karşı bize düşen daha özverili ve daha hoşgörülü olmaktır. Zararlı bir yönü yoksa sevdiğimiz kişinin hoşlandığı şeyleri sevmeye çalışmalı veya en azından hoşgörülü ve anlayışlı olmalıyız.

    İnsanlarla uyum sağlamadan sıcak ilişkiler kuramazsınız.

    Düşündüren öykü...4

    Kuyruğunu Dik Tutan Fare

    Ormanın birinde sürekli diğer hayvanlara musallat olan bir fare yaşamaktadır. Fareden çok çeken hayvanlar günün birinde toplanır ve ondan kurtulma görevini "ezeli düşmanı" kediye verir. Farenin peşine düşen kedi onu bir ağacın altında olacaklardan habersiz beklerken görür, usta bir avcı gibi sessizce yaklaşır arkasından. Pençesini kaldırır, ama kedinin gölgesini gören fare şimşek hızıyla fırlar. Hızlı bir kovalamaca sonunda düz bir ovaya gelirler. Sağına soluna bakan fare kaçacak yer olmadığını görür.

    Tek çare, düz ovanın ortasında yalnız başına otlamakta olan inektir. Nefes nefese ineğin yanına doğru koşar ve başlar yalvarmaya. Fareden az çekmeyen inek önce yardım etmek istemez ama yalvarmalarına fazla dayanamaz ve onu saklamaya razı olur. "Peki, peki. Uzatma da geç şöyle arkama" der inek.

    Fare arkasına geçince inek pisliğini üzerine bırakır. Fare pisliğin içinde kaybolur, ancak dik kuyruğu dışarıda kalmıştır. Kuyruğu gören kedi hemen ineğin yanına gelir. Kuyruğundan tuttuğu gibi fareyi pislikten çıkarır ve oracıkta yer.

    1. Üzerinize her pislik atan düşmanınız değildir.
    2. Sizi pislikten çıkaran herkes dostunuz değildir.
    3. Boğazınıza kadar pisliğe gömülmüşseniz, kuyruğunuzu fazla dik tutmayın.

    Bilgeliğe ulaşanlar, yaşadıkları olaylardan ders çıkaranlardır.

    Düşündüren öykü...5

    Krema Kabındaki Kurbağalar


    İki kurbağa dolaşırken kendilerini krema dolu bir kabın içerisinde bulurlar. Kremanın içine batan kurbağalar can havli ile çırpınmaya başlarlar. Fakat nafile çırpındıkça batarlar kremaya. İçlerinden biri artık kurtulamayacağı düşüncesi ile kendini bırakır ve krema içinde boğulur.

    Diğeri ise pes etmez ve son nefesine kadar çırpınmaya devam eder. Kararlıdır. Çırpınır, çırpınır, çırpınır… Ve sonunda bir şey fark eder, kabın içindeki krema gittikçe sertleşmektedir. Çırpınmaya devam eder ve sonunda sertleşen kremanın üzerine çıkıp dışarı sıçrayarak kurtulur.

    Hayatta kazananlar asla vazgeçmeyenlerdir. Başarmamız gereken işi pes etmeden sonuna kadar mücadele ederek sonuçlandırmalıyız.

    Umutlar tükenmedikçe denemekten asla vazgeçmemeliyiz. Ancak sabırlı ve ısrarlı olanlar hedeflerine ulaşabilir.

    Düşündüren öykü...6

    FARE ÖYKÜSÜ

    Evin minik faresi, duvardaki çatlaktan bakarken çiftçi ve eşinin mutfakta bir paketi açtıklarını gördü. Kendi kendine:
    "İçinde hangi yiyecek var acaba ?" diye düşündü.

    Bir süre sonra gördüğü paketin bir fare kapanı olduğunu
    anladığında yıkılmıştı.

    "Evde bir fare kapanı var!, evde bir fare kapanı var!" diye
    bağırarak telaşla bahçeye fırladı.

    Minik fareyi telaş içinde gören tavuk, umursamaz ve bilgiç
    bir tavırla başını kaldırdı ve gıdakladı:

    "Zavallı farecik...Bu senin sorunun benim değil. Bana bir zararı olamaz küçücük kapanın" dedi.

    Tavuktan destek bulamayan farecik bu sefer telaşla domuzun yanına koştu ve,

    "Evde bir fare kapanı var!, evde bir fare kapanı var!" diye
    adeta çırpındı. Domuz anlayışla karşıladı ama,

    "Çok üzgünüm fare kardeş ama dua etmekten başka
    yapacağım bir şey yok. Dualarımda olacağından emin ol"
    dedi.

    Minik fare çaresizlik içinde ineğe döndü ve ,

    "Evde bir fare kapanı var, evde bir fare kapanı var!" dedi.

    İnek ;

    "Bak fare kardeş, senin için üzgünüm ama beni
    ilgilendirmiyor." dedi.

    Sonunda farecik, başı önde umutsuz şekilde eve döndü.
    Çiftçinin fare tuzağı ile bir gün tek başına karşılaşmak
    zorunda olduğunu anladı....

    O gece evin içinde sanki ölüm sessizliği vardı. Minik
    farecik aç ve susuzdu. Tam yorgunluktan gözleri kapanacaktı ki birden bir ses duyuldu.
    Gecenin sessizliğini bölen gürültü, fare kapanından geliyordu.

    Çiftçinin karısı, ne yakalandığını görmek için yatağından
    fırladı ve mutfağa koştu.

    Karanlıkta kapana, zehirli bir yılanın kuyruğunun kısıldığını fark edememişti.

    Kuyruğu kapana kısılan yılanın canı yanıyordu ve aniden
    çiftçinin karısını ısırdı.

    Çiftçi, karısını apar topar doktora götürdü. Doktor, zehiri temizledi sardı. Çiftçi karısını eve getirdi, yatırdı.
    Karısının ateşi yükseldi ve bir türlü düşmüyordu. Kadıncağız
    ateş ve ter içinde kıvranıp duruyordu.

    Böyle durumlarda taze tavuk suyunun gerekli olduğunu
    herkes bilir, çiftçi de bıçağını alıp bahçeye koştu.

    Karısı taze tavuk suyu çorbasını içti, biraz kendine geldi.
    Karısının hastalığını duyan komşular ziyarete geldiler.
    Onlara ikram etmek için çiftçi domuzunu kesti...

    Çiftçinin karısı gittikçe kötüye gidiyordu. Yılan, belli ki
    çok zehirliydi. Birkaç gün sonra çiftçinin karısı iyileşemedi ve öldü.

    Cenazesine çok sayıda kişi gelince hepsine yeterli et sağlamak için çiftçi ineği mezbahaya yolladı...

    Fare tüm bu olanları büyük üzüntü ile duvardaki deliğinden izledi.

    1. Bizi ilgilendirmedigini sandıgımız olayın bir anda içinde olabiliriz.
    2. Size yardım eli uzatmayan yardıma muhtaç hale gelebilir.
    3. Kime ne olacagını ancak zaman gösterir.

    iyi adam olmak için
    Kimseye fenalık etmemek yetmez,
    İyilik etmesinide bilmelidir.
    FENELON
     



  2. Cevap: Düşündüren Öyküler

    1. Bizi ilgilendirmedigini sandıgımız olayın bir anda içinde olabiliriz.
    2. Size yardım eli uzatmayan yardıma muhtaç hale gelebilir.
    3. Kime ne olacagını ancak zaman gösterir.

    iyi adam olmak için
    Kimseye fenalık etmemek yetmez,
    İyilik etmesinide bilmelidir.


    bütün hikayelerdeki verilmek istenen dersler çok güzel anlatılmış
    umarım bu derslere iyi çalışır mutlu oluruz
     



  3. Cevap: Düşündüren Öyküler

    Aslında çok zor değil iyi insan olmak yeterki hep kendimizi değilde birzda karşımızdakini düşünelim.Bu dünyada tek yaşamıyoruz ki...
     


  4. GuL

    GuL


    Cevap: Düşündüren Öyküler

    Hepside birbirinden anlamlı hikayelerdi.Umarımki insanoğlu insani duygularını asla yitirmez