Dünya vefalı değildir

'Dini Konular' forumunda Cα∂oℓoZ tarafından 5 Ocak 2010 tarihinde açılan konu


  1. Dünya vefalı değildir

    --------------------------------------------------------------------------------




    İsa ‘aleyhisselamın’ bir mucizesi varmış. Bir yerden geçerken, eğer o yerin altında hazine varsa, yer yarılıyor ve hazine ortaya çıkıyormuş. Yine böyle havarilerle beraber giderken, yer yarılmış, mücevherler ortaya çıkmış. Havarilerine, hadi gidelim, demiş. Efendim, biraz burada kalsak demişler. Peki, siz burada kalın, beni bekleyin. Ben size hakiki hazineyi bulacağım, demiş.

    Çok ihtiyar bir ninenin evine gelmiş. Aslan gibi delikanlı bir torunu varmış. Delikanlı, bir derdin var mı, diye sormuş. Ah, ah! Benim derdim var; ama çözecek kimsem yok, demiş. Sen hele bir söyle bakalım, deyince, delikanlı, birgün diken topluyordum. Bu, babam vefat ettikten sonra kalan bir meslek. Padişah geçiyordu. Padişahın bir kızı vardı. Kızın gözü, gözüme takıldı. Ben yanıyorum, demiş. Bu halinle padişaha git, senin halini anladım. Git, padişahtan kızı iste, demiş. Genç, saraya gitsem kapıdan bile sokmazlar, demiş. Kendin gidersen sokmazlar; ama biz gönderirsek girersin. Fark burada. Sen gidersen, kapıda döverler. Ama birisi gönderiyorsa, padişaha iletirler, demiş. Kapıya gitmiş, padişahı göreceğim, demiş. Emrin olur, demişler. Neden? Çünki gönderildi. Padişaha kadar çıkmış, kızını istemeye geldim, demiş. Padişah, kızımı sana vermem için bana bir tabak mücevher getirmen lazım, deyince, emrin olur, demiş. İsa ‘aleyhisselam’ da, sana ne derse, gel bana söyle, demiş. İsa ‘aleyhisselam’ gence, ne dedi, diye sormuş. Bir tabak mücevher istedi, demiş. Bir avuç çakıl taşı almış, ya rabbi, sen bu mücevherleri yaratmadan önce, onlar yine taş parçasıydı. Sonra mücevher oldu. Bu da taş demiş, biiznillah mücevher olmuşlar. Genç padişaha gitmiş, buyurun efendim, demiş. Padişah şaşırmış, böyle bir tabakla olmaz. Beş tabak, demiş. Genç, emrin olur demiş, İsa ‘aleyhisselama’ gitmiş, beş tabak dedi, demiş. Sonra padişaha götürmüş, padişah bakmış, hepsi mücevher! Seni buraya göndereni getir, nikah kıysın, demiş. Genç, İsa ‘aleyhisselama’ gitmiş, nikah dedi, hem de siz yapacakmışsınız, demiş. İsa ‘aleyhisselam’ olur buyurmuş, saraya gelmiş, nikah kıyılmış. Bir-iki saat sonra bir kalp sancısı, padişah ölmüş. Kızından başka da kimsesi yokmuş. Halifeler ne yapsak diye toplanmışlar, damadı padişah yapacağız, demişler. Söz dinlemek var ya.. Genç, ben anladım ki, bu dünya kimseye bâki değil. Ben, dikencinin oğlu dikenci, iki saat sonra oldum padişah. Üç saat sonra, giden yine aynı yere gider. Nasıl padişaha kalmadı, bana da kalmayacak. Hakiki hazine sizsiniz, demiş; hanımına dönüp, ister gel, ister kal. Benimle mi gelirsin, padişahlığa devam mı edersin, demiş. O da, göz göze gelmiştik, ben seninle gelirim, demiş.

    İsa ‘aleyhisselam’ ile havarilerin yanına gelmişler. Bir tanesi, anlat ne oldu, demiş. Ben dikencinin oğlu dikenciydim, padişahın kızıyla evlendim

    huzurpinari