Dünya Süt Günü

'Önemli Gün ve Haftalar' forumunda Wish tarafından 21 Mayıs 2009 tarihinde açılan konu


  1. [​IMG]

    21 MAYIS DÜNYA SÜT GÜNÜ

    Birleşmiş Milletler Teşkilatı, Uluslararası Sütçülük Federasyonun (IDF) 1956 yılında aldığı karar doğrultusunda, 21 Mayıs gününün bütün üye ülkelerde “Dünya Süt Günü” olarak kutlanması kararlaştırılmıştır. Ülkemizde de 1991 yılından itibaren 21 Mayısın “Dünya Süt Günü” olarak kutlanması kabul edilmiş bulunmaktadır.

    Çocukların gelişme çağından itibaren sağlıklı büyümesi için ve kadınlarda görülen osteoperoz (kemik erimesi) sorununa karşı, kalsiyum ve vitamin deposu günlük süt tüketimine ağırlık verilmesi gerekiyor. Günde 2 bardak süt içerek; vücudun ihtiyaç duyduğu kalsiyumun %75’i, fosforun %60’ı ve iyotun %25’i, B2 ve B12 vitamin ihtiyacının ise %77’si karşılanabilir.

    NEDEN SÜT İÇSEK, NASIL BÜYÜSEK?


    Süt, bütün besin maddelerini, yaşamsal işlevler için gerekli olan vitaminleri, enzimleri, antikorları ve daha birçok yararlı maddeyi bünyesinde yeterli ve dengeli biçimde barındırıyor. Başta gelişme çağındaki çocuklar olmak üzere herkesin vücudu için gerekli olan süt, vazgeçilmez tek besin kaynağı.

    Kalsiyum, protein, A, B, D, E vitamini bakımından zengin olan süt ve süt ürünleri büyüme ve kemik sağlığının korunmasında çok yararlı. Bu nedenle büyüme ve gelişme çağında olan çocukların, gençlerin, gebe ve emzikliler ile yaşlıların süt ve süt ürünlerini dengeli biçimde tüketmeleri gerekiyor. Organizmanın gelişimi açısından gerekli olan kalsiyum, çocuklarda kemiklerin ve dişlerin oluşumunda önemli rol oynuyor. A vitamini göz ve diş sağlığı için önem taşırken, E vitamini bağışıklık sisteminin güçlenmesini sağlıyor. B vitamini iştah, sinir ve sindirim sisteminin düzenlenmesinde önemli rol üstleniyor.

    D vitamini de özellikle çocuklarda diş ve kemiklerin büyüme ve gelişimine etki ediyor. Sütün içeriğindeki biotin de saç ve deri sağlığı için önem taşıyor.

    B2 vitamini özellikle önemli, büyümeyi hızlandırıyor...

    Sütün faydaları saymakla bitmez...


    Sindirim sistemini düzene sokar.

    Büyüme ve gelişmeyi destekler.

    Dişleri korur ve çürükleri önler.

    Hücre ve doku oluşumunda rol alır.

    Saç ve tırnak oluşumunda rol alır.

    Yaraların çabuk kapanmasına yardımcı olur.

    Kilo kontrolü kolaylaştırır.

    Beynin gelişiminde ve çalışmasında faydalıdır.

    Hücreleri onarır.

    Kemikleri sertleştirir.

    Bağışıklığı güçlendirir.
     



  2. Cevap: Dünya Süt Günü

    Ba$lığı Görünce Direkt İçeri Daldım..:f63: (=
     



  3. Cevap: Dünya Süt Günü

    Besin değeri açısından yılın her günü, günün her saati içilmeyi hak eden bir gıda maddesi..
    Süt Günü sütün sağlık açısından önemini hatırlayıp, süt içmeyi bir alışkanlık haline getirmek için iyi bir fırsat..:f40:
     



  4. Cevap: Dünya Süt Günü

    İçelim güzelleşelim :f196:

    Ne alaka demeyin annem küçükken beni süt içmeye ikna etmek için ''Bak kızım cildin güzelleşir,ilerde çok güzel bir kız olursun'' derdi.

    Ben de şimdiler de az içsem de yüzüme sürmeyi hiç ihmal etmiyorum :)
     



  5. Cevap: Dünya Süt Günü

    Bir programda da bir doktor ; doğrudan süt içmek yerine sütün yan ürünlerini özellikle de yğurt tüketmemizi söylüyordu.Çünkü ambalaja konmuş olan sütler ısıl işlemden geçtikleri için içlerindeki yararlı mikroorganizmalar ölüyormuş.Yoğurt ise bu mikroorganizmaların tekrar üremesini sağlıyormuş.
     



  6. Cevap: Dünya Süt Günü

    Bilindiği gibi süt ve ambalaj endüstrisi, açıkta satılan sütleri karalayan reklâmlar yapıyor. Peki bizi asıl hasta eden kutu sütlerse? Kısırlık, diş çürümesi gibi dertlerin kaynağı pastörize sütse?

    Reklamlara inandık, bir nesil margarinle büyüdük. Reklamlara inandık, mahallemizi kapı kapı dolaşan sütçümüzü bıraktık, marketlerden kutu süt alır olduk.
    Kutu süt üreten şirketler, sokak sütünün (diğer adıyla çiğ sütün) sokakta uzun süre gezdiğini, mikrop ürettiğini, sütçünün su kattığını, pis olduğunu söylediler. Kendi ürettikleri kutu sütler “hijyenik” koşullarda el değmeden hazırlanıyordu, söylediklerine göre.
    Atılan onca çamura rağmen, bilim dünyası, sokak sütünün masum olduğunu kanıtladı. Kutu sütlerse, maruz kaldıkları "teknolojik" işlemlerin ardından neredeyse ölüyor. Hatta “öldürüyor”! Dr. Pottenger daha 1930’lu yıllarda ilginç bir deneyle bunu kanıtladı. Pottengers’ Cats – Pottenger’in Kedileri isimli eseri bu konuda yazılmış en önemli kitaplardan biri kabul ediliyor.
    UHT süt ve pastörize süt nedir?
    Kutu süt derken UHT (uzun ömürlü) ve pastörize sütleri kastediyoruz. UHT süt 135-150 derece sıcaklıkta 2-4 saniye ısıtılır. Pastörize süt ise 72-75 derecede 15-20 saniye tutulur. Metnin kalan kısmında “çiğ süt” ifadesini göreceksiniz; bu ifade işlem görmemiş sokak sütü için kullanılıyor.
    UHT sütten uzak durun
    Cerrahpaşa Üniversitesi’nden Prof. Dr. Ahmet Aydın pastörize veya UHT teknolojisi ile üretilmiş sütlerden uzak durulmasını tavsiye ediyor.
    Hakan Arabacıoğlu’nun çevirdiği “Pastörize süt mü, çiğ süt mü?” başlıklı yazı ise "teknolojinin elini değdirdiği sütün" zararlarını ortaya koyuyor. Yazıda UHT ve pastörize sütlerle ilgili çarpıcı bölümler şöyle:
    "Pastörize süt mü, çiğ süt mü?
    Bugün süt, içindeki doğal enzimleri yok eden ve nâzik proteinleri değiştiren pastörizasyonun her yerde uygulanması yüzünden, sindirilemez hâle gelmiştir.
    Çiğ süt, sütün sindirimini sağlayan laktaz ve lipaz aktif enzimlerine sahiptir. Canlılığını yitirmiş laktazı ve diğer aktif enzimleri içeren pastörize süt, yetişkin mideler tarafından gerektiği gibi sindirilemez.
    Biberonla beslenen bebeklerin yaşadığı karın ağrısı, pişik, solunum rahatsızlıkları, gaz ve diğer rahatsızlıkların da gösterdiği gibi çocuklar bile bu konuda sıkıntı çeker. Enzimlerin eksikliğinin ve hayâtî proteinlerin değişmesinin, sütteki kalsiyumu ve mineral elementleri erittiği de kuşku götürmez.
    1930'larda Dr. Francis M. Pottenger, pastörize ve çiğ sütle beslenmenin 900 kedi üzerindeki etkilerine ilişkin 10 yıllık bir çalışma yürüttü. Bir grup yalnızca çiğ süt alırken, diğer grup aynı kaynaktan alınan pastörize sütle beslendi.
    Çiğ süt içen grup kuvvet bularak büyüdü, hayatı boyunca sağlıklı, aktif ve canlı kaldı ama pastörize sütle beslenen grup kısa süre sonra durgun, sersem ve normalde insanlarla ilişkilendirilen kalp krizi, böbrek yetmezliği, tiroit bozukluğu, solunum rahatsızlıkları, diş kaybı, kemik zayıflığı, karaciğer iltihabı gibi kronik yozlaştırıcı rahatsızlıklara karşı savunmasız hâle geldi.
    Ama Dr. Pottenger'in en çok dikkatini çeken ikinci ve üçüncü nesillere olanlardı. Pastörize sütle beslenen grubun yavrularının hepsi pastörize sütten kalsiyum emiliminin olmadığını gösteren zayıf ve küçük dişler, kalsiyum eksikliğinin açık ifadesi olan güçsüz kemiklerle doğdular.
    Çiğ sütle beslenen grubun yavruları ebeveynleri gibi sağlıklı kaldı. Pastörize sütle beslenen grubun üçüncü kuşak yavrularının birçoğu ölü doğarken, kurtulanlar ise kısırdılar ve üreyemiyorlardı. Çiğ sütle beslenen grup soyunu sürdürürken, pastörize sütle beslenen grupta dördüncü nesil olmadığı için deney bitmek durumunda kaldı.
    Eğer bunlar pastörize sütün zararlı etkilerinin yeterli kanıtı değilse, ticârî süt endüstrisinin kabul etmekten kaçındığı, kendi annelerinden alınan pastörize sütle beslenen buzağıların genellikle 6 hafta içinde öldüğü gerçeğini dikkate alın.
    Çiğ sütün lehinde, pastörize sütün aleyhinde bulunan bu gibi bilimsel kanıtlara ve yirminci yüzyılın başlarına kadar insan türünün çiğ sütle beslendiği gerçeğine rağmen bugün Amerika'da birkaç eyalet hariç çiğ süt satmak yasal değildir.
    Doğal niteliklerinden uzaklaştırılmış süt, insan ömrünü uzatmada hiçbir fayda göstermezken; sütü pastörize etmek raf ömrünü uzattığından süt endüstrisi için daha kârlıdır. Dahası, pastörizasyon hepsini olmasa da bazı tehlikeli mikropları öldürerek sıhhî olmayan mandıralardaki hasta ineklerden alınan sütü göreceli olarak "zararsız" hâle getirir ve bu da süt endüstrisinin mâliyetlerini azaltır.

    Dr. Pottenger'in pastörize sütle beslenmiş kedilerinin kısırlaşması ve gücünü yitirmesi için yalnızca üç kuşak geçmesi yeterli olmuştur. Amerikalıların ve Avrupalıların neredeyse aynı sayıdaki kuşağı pastörize sütle beslenmiştir. Bugün, kısırlık Amerikan çiftleri için başta gelen sorunlardan biriyken; kalsiyum eksikliği de yayılmıştır.
    Amerikalı çocukların yüzde doksanı kronik diş çürümesi sorunuyla karşı karşıyadır. İşin daha kötüsü, şimdilerde kaymağının ayrılmasını (yağın sütte toplanmasını) önlemek için süt "homojenize" ediliyor. Bu, yağ moleküllerinin sütün geri kalanından ayrılmayacağı noktaya kadar mayalanmasını ve öğütülmesini gerektiriyor. Ama aynı zamanda bu durum, süt yağının küçük parçacıklarının ince bağırsağın duvarından kolayca geçmesine izin vererek, doğal niteliğini kaybetmiş yağ ve kolesterolün vücut tarafından emilme miktarını büyük oranda arttırıyor.
    Aslında homojenize sütten, saf kremadan aldığınızdan daha fazla süt yağı alırsınız! Kemik erimesi rahatsızlığı olan kadınların pastörize süt ürünleri ile ilgili gerçekleri dikkate almaları gerekir. Doğal niteliklerinden uzaklaştırılmış bu süt, bu durumu önlemek için yeterince kalsiyum sağlamaz.
    Yetişkinler harika bir besin olan çiğ sütü temin edemedikleri sürece, günlük diyetlerinde yer alan sütü yeniden gözden geçirmelidirler.
    Çocuklara "güçlü ve sağlıklı" büyüsünler diye pastörize sütü tıka basa içirtmek düpedüz deliliktir, çünkü en basitinden, bu sütler içlerindeki besin öğelerini sindiremezler. Aslında, doğal niteliğini yitirmiş süt ürünleri, bağırsakları tabaka tabaka balçık gibi çamurla tıkayarak organik besinlerin emilimine engel olduğundan erkekler, kadınlar ve çocuklar diyetlerindeki tüm pastörize süt ürünlerini çıkarmalıdırlar."
     



  7. Cevap: Dünya Süt Günü

    Teşekkürler Wısh tam da bunu söylemek istiyordum.Eline sağlık. ..:f40: