Döviz Nedir?

'Bunları biliyormusunuz' forumunda Blue tarafından 15 Ocak 2010 tarihinde açılan konu


  1. Döviz Nedir?
    Döviz Türleri

    Çeşitli döviz Tanımları
    Döviz piyasalarında temel araç olan döviz, madeni ve kağıt para şeklindeki tüm yabancı ülke paraları ile bu paralarla ödemeleri sağla*yan her türlü hesap, belge ve araçlardır. Böyle bir tanını dövizi geniş anlamda kullanmakta*dır. Dar anlamda döviz tanımına ise yalnızca yabancı ülke paralan Cinsin den ödemeyi sağla*yan her türlü hesap, belge ve araçlar girer. Ge*niş anlamda döviz tanımında yer alan unsur*lardan dar anlamda döviz tanımı içinde yer alan unsurlar çıkartıldığında geriye “efektif dö*viz” kalır.

    Efektif Döviz
    Yerel döviz kullanımına göre hemen hemen tüm bankalar müşterileri adına döviz alım ve satım işleminde bulunurlar. Bankalar müşteri*lerinin muhtemel taleplerini karşılamak için önemine ve yapılan tercihlere göre kasaların*da efektif döviz bulundururlar. Bunda mev*sim ve konjonktürel faktörler de ö nemli rol oynarlar. Örneğin ülkemizde bankalar hac döneminde kasalarında başta Suudi Arabis*tan Riyali olmak üzere B. Alman Markı ve ABD Doları bulundurmak zorunluluğunu his*sederler. Hacca gidenlerin büyük bir kısmı yanlarında efektif döviz bulundurmak ister*ler.

    Kaydi Döviz
    Kaydi döviz bankalar aracılığıyla gerek müş*terilerden, gerekse bankaların yabancı ülkeler*deki muhabirlerinden, şubelerinden, temsilci*liklerinden alman emir üzerine hesaplan hesa*ba yöntemi şeklinde yapılan işlemlerdeki dö*vizdir. Kaydi döviz işlemleri defter üzerinde kayıtlı işlemlerdir.

    Majör ve Minör Dövizler
    dünyada hiçbir ülke sattığı mal ya da hizmet*ler karşılığında kendi milli parasıyla yapılacak ödemeleri reddedemez. Ancak bir ülkeye her zaman o ülkenin parasıyla ödemede bulun*mak imkânı olmayabilir, örneğin ülkemizin Japonya’dan yapacağı ithalatın bedelini öde*mek için elinde yeteri kadar Yen bulunmaya*bilir. Bu durumda ödemenin Yen’den başka bir parayla yapılması gerekecektir. Şüphesiz bu para uluslararası piyasalarda en çok ara*nan paralardan birisi olacaktır. Demek ki, bir ülkenin uluslararası ödemelerini kolaylıkla ya*pabilmesi için önelikle genel kabul gören ya*bancı paraları sağlaması zorunludur. Bu tür yabancı ülke paralarına, uluslararası ticarette kullanılabilirlik ve konvmîbilue dereceleri yüksek olduğu için majör paralar denilmekte*dir. Doları, B. Alman Markı, Japon Yen’i, in*giliz Sterlini, Fransız Frankı, vb. majör döviz*lere birer örnektir.

    Dünyada Enflasyon oranı yüksek, ödemeler Bilançosu sorunları olan birçok ülkenin para*ları uluslararası ticarette fazlaca aranan para*lar değildir. Bunlara daha az kullanılan kon-vertibilitesi sınırlı paralar olduklarından mi-nor paralar denilmekledir (Yunan Drahmisi, ispanyol Pezetası, Portekiz Eskudo su vb.).

    Konveılibilite
    Bir ulusal paranın diğer paralara ve altına hiçbir kısıtlam Aya bağlı olmaksızın dönüştürü-lebilmesinc konvertibiliıc denir. Böyle bir konvertibilite tanımına sadece pek az ülkenin parası girer. Günümüzde ayrıca tam olmayan konvertibilite biçimleri de vardır. Şöyle ki:

    Yalnızca yabancıların ellerindeki ulusal paralara konvertibilite tanınabilir.

    Yalnızca belli bazı hesaplardaki paralara konvertibilite tanınabilir’ Örneğin ülkeden sermaye kaçışını Önlemek için hesaplara kon*vertibilite tanınmaz.

    Yalnızca bazı paralara çevrilmeyi kabul etmek, diğerlerine kabul etmemek.

    Konverlibil olan paralar uluslararası ödeme niteliğine sahiptir. Parasına konvertibilite tanı*yan bir ülke dünya ticaretinde merkez banka*sı gibi rol oynar, sadece kağıt ve mürekkep karşılığında para üretmek suretiyle kâr sağlar.

    Kuşkusuz bir ülkenin parasının konvertibili-te kazanması kolay değildir. Bunun için öde*meler bilançosunun istikrarlı olması ve ülke*nin spekülatif eylemlere karşı koyacak miktar*da altın ve döviz rezervine sahip olması gere*kir. Ayrıca sözkonusu ülkenin izlediği ekono*mi politikalarının istikrarlı olması gerekir.

    Döviz Kimimin Belirlenmesi
    Döviz kurunun belirlenmesi sorunu, bir za*manlar dünyada altın standardı geçerliyken o kadar önemli değildi. Döviz kurunun belirlen*mesi özellikle altına çevrilemeyen krj£it para sisteminde ö Nem kazanmıştır.

    Alım Standardında Döviz Kuru
    Altın standardında altın külçelerin çok cüzi bir parayla altın sikkeye dönüştürülmesi ya da sikkelerin eritilip tekrar külçe haline dönüştü*rülmesi serbest olduğu için paranın üzerinde yazılan değerleriyle özündeki külçe altının de*ğeri aynı olarak kalmaktaydı. Yani paraların özüyle sözü arasında tam bir doğruluk vardı. Hal böyle olunca döviz kurlarının belirlenme*sinde hiçbir güçlük yoktu. Çünkü çeşitli ülkele*rin paralarının birbirine göre değeri, ihtiva et*tikleri ya da temsil ettikleri altın miktarına gö*re kolayca tayin edilebiliyordu.

    Altın standardında döviz kurlarının sabitliği*ni altın noktaları çerçevesinde düşünmek zor*dur. Altın standardında, döviz kurları altın noktaları denilen iki sınır arasında değişmek*tedir. Altın noktalan altın giriş ve altın çıkış noktaları olarak iki noktadır. Bunun nedeni iki ülke arasında altınla yapılan ödemelerde taşıma, sigorta, darphane ve faiz masrafları*nın gözönünde bulundurulmasıdır.

    Kağıt Para Sisteminde Döviz Kuru ve Be*lirlenmesi
    Uluslararası ödemeler çoğu kez ulusal para-larınbirbîrleriyle değiştirilmesini gerektirmek*tedir. işte ulusal paraların birbirlerine çevril*mesi zorunluluğu bunun hangi oran üzerin*den olacağının saptanmasını gcrekıirmekte*dir. Paraların bu mübadele oranına döviz ya da kambiyo kuru (paritesi) denir. Örneğin 1 Dolar=2200TLyada 1 DM= 1130 TL gibi.

    Bîr ülkenin döviz kuru, o ülkenin ulusal para biriminin yabancı paralar cinsinden değeri*ni belirlediğinden (ingiltere dışında) döviz ku*runun yükselmesi ulusal paranın değerlenme*si, düşmesi ise ulusal paranın değer kaybetme*si demektir.

    Görüldüğü gibi her paranın diğer paralar karşısında bir kurunun olması gerekir. iki pa*ra arasında doğrudan doğruya uygulanan ku*ra düz kur (direk kotasyon) denir. Uygulama*da bazen Türk lirasıyla önce Sterlin, sonra bu Sterlinle Fransız Frankı ve Frankla da Dolar satın alınabilir. Bu durumda Türk Lirasıyla do*lar arasında bir kur oluşmuş olur. Buna “Çap*raz Kur” denir.

    Aslında düz ve çapraz kurlar arasında her*hangi bir farkın oluşmaması gerekir. Ancak bazı ülkelerin uyguladıkları döviz kontrolleri ve katlı kur sistemleri nedeniyle düz ve çapraz kurlar arasında fark oluşmaktadır.

    Satın Alma Gücü Paritesi (ppp)
    iki ayrı ülkenin kağıt paralan arasındaki parkeyi belir*lemek için bunların satın alma güçlerinin dik*kate alınması yolunda bir görüş vardır. En ba*sit şekliyle satın alma gücü paritesi, ülke para*larının ne satın alabildiklerine göre değerlen*dirilmesidir. Bunun mantığı, bir Fransız cebin*deki Frankları Sterline çevirip ingiltere’de harcadığı takdirde, Fransa’da Frankla satın alabileceği mallann aynısını ingiltereVe alıp alamadığıdır. Bu durumda örneğin fiyatlar italya’da % 10, Almanya’da % 3, ABD’de % 5 artıyorsa, italyan Lireti BAlman Markı’na karşı % 7, ABD Doları’na karşı da % 5 değer kaybedecektir. Bu arada B.A iman Mark’» da Dolar’a karşı % 2′lik bir değer artışı göstere*cektir. Satın alma gücü parkesinde döviz kuru*nun en Önemli belirleyicisi iki ülke arasındaki nisbi fiyat farklılığıdır.

    Satın Alma gücü paritesi görüşünü isveçli ik*tisatçı Gustaw Cassel öne sürmüştür. I. Dün*ya Savaşından sonra altın standardını terkeden dünyada, paralar arasındaki paritelerin belirlenmesi için yapılan çalışmaların en eski*sini satın alma gücü paritesi oluşturur.

    Az ve Talebe Göre Döviz Kimimin Belir*lenmesi
    Yabancı paraların fiyatları da herhan*gi bir malın fiyatı gibi arz ve talebe göre oluşur. Örneğin Türkiye ile ABD olmak üzere iki ülkeyi ele alalım. ABD çeşitli dış ödeme ihti*yaçları için piyas aya Dolar arzeder. Türkler de ABD’deki çeşitli Ödemelerini karşılayabil*mek için Dolar talep eder. Bu durumda döviz piyasasında Dolar talebi Türk Lirası arzı de*mektir. Çünkü dolar satın alabilmek için karşı*lığında Türk Lirası ödemek gerekir. Bu du*rumda Türk Lirası talebi de Dolar arzına eşit*tir. O halde döviz piyasasını ya Dolar arz ve ta*lebi ya da TL arz ve talebi şeklinde inceleyebi*liriz. Biz daha gerçekçi bir yaklaşımla açıkla*malarımızda Dolar arz ve talebini gözönünde tutalım. Bu durumda piyasa dengesi, döviz (Dolar) arzve talep eğrilerinin kesiştiği nokta*da gerçekleşir. Denge kuru döviz arz ve talebi*ni eşitleyen döviz fiyatıdır.

    Şekil de D eğrisi Dolar talebini (TL. arzını) S eğrisi de Dolar arzını (TL. talebini) göster*mektedir. Bu durumda döviz (Doların Türk parası cinsinden fiyatı döviz kuru) Pe’dir. Bir an için döviz kurunun daha yüksek düzeye, ör*neğin P.’e yükseldiğini varsayalım. Bu döviz kurunda denge sağlanamaz. Çünkü Türk mal*ları ucuzlayacağğı için ABD’nin ithalatı artar. Bu sırada ABD malları pahalılaşacağı için Türkiye’nin ABD’den olan ithalatı azalır. işte bu iki birbirine ters etki nedeniyle Türkiye’de AP kadar bir döviz arzı fazlalığı ortaya çıkar. Bu fazlalık Dolar fiyatı üzerinde Baskı yapa*rak Doların fiyatının Pe düzeyin inmesine ne*den olur. Benzer şekilde döviz fiyatının denge kurunun altına düşmesi durumunda ABD Do*larına karşı Türk Lirası değer kazandığı için ABD Türk mallarının pahalılaşması karşısında talebini kısar. Öte yandan ABD mallan Türkiye açısından ucuzladığı için Türkiye’de ABD mallan tüketimi artar. Bu iki etki karşı*sında HT miktarında Dolar talebi (döviz tale*bi) fazlası oluşur. Bunun sonucu olarak ABD Dolarının Türk Lirası cinsinden değeri yükse*lir.

    Kuşkusuz döviz arz ve talebi sözkonusu para*ların satın alma güçlerinin etkisi altındadır, örneğin ABD’de iç fiyatlar düşerse Dolar ta*lebi artar. Çünkü ABD dışındaki ülkeler halkı aynı miktar kendi paralarıyla daha fazla mik*tar ABD malı satın alabileceklerdir. Bununla birlikte ABD doları yalnızca ABD’den mal sa*tın almak için talep edilmez. ABD’ye sermaye yatırmak ya da borç ödemek için de, ABD Do*ları talep edilebilir. Ancak sermaye hareketini fiyat düzeyinden daha çok faiz oranına ve yatı*rımların karlılığına bağlıdır. Dolayısıyla döviz arz ve talebinin yalnızca paraların satın alma güçlerine bağlı olduğunu söyleyemeyiz.

    Peşin (Spot) ve Vadeli (Forvvard) Döviz Kum
    Spot döviz kuru, alışverişle ilgili anlaş*manın yapıldığı günkü döviz kuruna denir. Spot alışverişlerde döviz kuru anlaşmasının ya*pıldığı günü izleyen iki iş gününü kapsar. Cu*martesi ve Pazar, işgünü olarak kabul edil*mez. Dövizlerin gelecekte belirlenen bir tarih*te alışverişini öngören ve bugünden saptanan döviz kuruna vadeli (Forward) döviz kuru de*nir. Bugünü takip eden iki iş gününden daha uzun bir süre sonra üzerinde anlaşılan bir kur üzerinden döviz alışverişi yapılabilir. Süre he*sabında spot tarih (ikinci iş günü) başlangıç noktası alınır ve o tarihten itibaren genellikle 1 ay, 2 ay, 3 ay, 6 ve 12 Ay sonra saptanan ve sa*bit tutulan kur üzerinden döviz alışverişi yapı*lır.

    Başlıca Döviz Kuru Sistemleri
    Attın para standardında döviz kurları parala*rın içerdikleri ya da temsil ettikleri altın mikta*rına göre belirlenirdi. Ancak günümüzde ka*ğıt para sistemi geçerlidir. Bunun sonucu ola*rak döviz kurları serbest piyasada arz ve talep koşullarına göre oluşur ve değişir. Kağıt para sisteminde sabit ve esnek olmak üzere iki te*mel döviz kuru sisteminden söz edilebilir.
     



  2. Cevap: Döviz Nedir?

    Sabit Kur Sistemi
    Dövizkurlarındakidalgalanmaların uluslara*rası ticaretle neden olduğu istikrarsızlıkları önlemek amacıyla hükümetlerin döviz kurları*nı sabit tutmaya ya da belli alt ve üst sınırlar (bant) içinde kalmasına yönelik önlemler al*maya yönelmektedir.

    II. Dünya Savaşının bitiminden 1973 yılma kadar dünyada adına “Bretton Woods” siste*mi denilen para sistemi sabit kur (sabit ayarla*nabilir kur) sistemi çerçevesinde işlemiştir.

    Sabit kur sisteminde döviz kurlarının istikra*rı Merkez Bankası’nın döviz piyasasına alıcı ve satıcı olarak mü dalı el eleriyle sağlanır. Bu*nun için Merkez bankalarının ellerinde yeter*li miktarda altın ve yabancı döviz stokunun ol*ması gerekir. Bu stoğa döviz ya da kambiyo is*tikrar fonu adı verilmektedir. Örneğin döviz kurları yükselmeye başladığı zaman Merkez Bankası piyasaya döviz sürer, tersine döviz kurları düşmeye başladığı zaman da döviz sa*tın alır. işte bu şekilde Merkez bankası tan-zîm alını satımları yaparak döviz kurlarını sa*bit tutar.

    Esnek kar Sistemi
    Bir ülke parasının değerini tam bir serbesti içinde işleyen arz ve talep mekanizmasına bı-rakmışsa esnek kur sistemini kabul etmiş de*mektir. Bu sistemde arzve talep şanlarına gö*re döviz kurları her gün değişebilir. ilk bakış*ta normal olarak görülen böyle bir durumun önemli bir sakıncası vardır. Çünkü fiyatı her hangi bir mal gibi belirlenen şey, mal değil pa*radır. Para bizzat kendisi için değil er ya da geç başka mal ve hizmetleri satın .almak için lalep edilir. Yabancı ülkelerdeki malların fi*yatları değişmediği halde paraların değerleri*nin ikide bir değişmesi aynı malın bir gün da*ha pahalıya, bir gün daha ucuza alınmasına ne*den olur. Bu durum is. hayatında belirsizlikle*re neden olur.

    işte bu nedenle esnek kur sisteminde de Merkez bankaları paralarının dış değerinde aşırı dalgalanmalar olduğunu görürse piyasa*ya müdahalede bulunurlar, örneğin Japon Yeni önemli ölçüde ABD Doları karşısında değer kazanıyorsa, Japon Merkez Bankası dö*viz piyasasında Yenle ABD Doları satın ala*rak Yenin bollaşmasına. Doların kıtlaşmasına çaba gösterir. Böylece Yen-’in gösterdiği de*ğer artışını frenlemeye çalışır. Esnek kur siste*minin günümüzde dünyada gözlenen bu türü*ne “gözetimli” dalgalanma ya da “kirli” (dirty floaıing) dalgalanma sistemi denilmektedir.

    Döviz Koııtro/ü
    Döviz kontrolü esas itibariyle maksimum bir etkinlikle ve bağımsız bir şekilde milli ekono*mi politikası izlemek için milli ekonomiyi dı*şardan tecrit etmek arzusundan doğar.

    Döviz kontrolü esas olarak döviz gelirleri*nin belli bir fonda toplanması ve döviz tahsis*lerinin gene bu fondan, kamu otoritelerinin kararlarına göre yapılması demektir. Böylece döviz arz ve talebinin kontrol edilerek döviz kurunun sabit bir düzeyde tutulması imkân da*hiline girmektedir. Bir diğer ifadeyle, bu sis*temde döviz kurları, talebin arzdan fazla olma*sına izin verilmediği için istikrarlı bir seviyede tutulabilmektedir.

    Döviz kontrolü sisteminde, artık döviz alış ve satısjarındaki serbestlik tamamen kaldırıl*mıştır. Her Ekonomik birim elde ettiği dövizle*ri belli bir süre içinde merkez bankasına ya da yetkili kılınan bir bankaya satmak zorundadır. Bu zorunluluğa uymayanlara ağır ceza verilir. Döviz satışları da hükümetin iznine bağlıdır. Kamu otoriteleri gerek miktar, gerekse kulla*nılacağı yerler itibariyle döviz taleplerini kon*trol eder ve tahsisleri ona göre yapar. Böylece ülke döviz kontrol rejimini benimsemekle pa*rasının konvertibilitesinden vazgeçmekte ve yoğun bürokrasiye katlanmak zorunda kal*maktadır.

    Döviz kontrolü uygulamada basit bir izin şeklinden bir hayli karışık ve kapsamlı şekille*rine kadar uygulanabilir. Örneğin katlı kur sistemi gibi. Katlı kur sisteminde bir dövizin bir*den çok fiyatı vardır.