Donna clara

'Karışık Şiirler' forumunda incitanem tarafından 14 Ekim 2008 tarihinde açılan konu


  1. DONNA CLARA

    Dolaşıyor bahçede akşam vakti
    Belediye başkanının kızı.
    Davul, boru sesleri
    Şatodan gelen yankı.

    "Sıkıyor beni danslar,
    İltifatlar aygın baygın;
    Beni güneşe banzeten
    Şövalyeyi gördüm göreli
    Katlanamıyorum hiçbirine

    Ay ışığında ezgileri
    Çekti beni pencereye;
    O şövalyeyi gördüm göreli
    Katlanamıyorum hiçbirine

    İnce, uzun, yiğit duruyordu,
    Solgun, soylu yüzünde gözleri
    İki ışık pınarı
    Sanki Georgen'e benziyordu."

    Bunları düşündü Donna Clara
    Ve baktı önüne;
    Kaldırdı başını, ne görsün,
    Karşısında güzel, meçhul şövalye.

    El ele, sevgiler fısıldaşarak
    Gezindiler ay ışığında;
    Okşar gibi esiyordu meltem,
    Masalların selamı güllerde.

    Güllerde masalların selamı,
    Aşk elçileri gibi kızarmış güller-
    - "Fakat, söyle güzelim, birdenbire
    Yüzün böyle neden kızardı?"

    -"Sivrisinekler soktu, sevgilim;
    Öyle nefret ederim ki
    Yaz ayları onlardan
    Yahudi çeteleri sanki."

    - "Bırak sinekleri, Yahudileri!"
    Dedi şövalye okşayarak;
    Düşüyordu badem ağaçlarından
    Beyaz, yüzlerce yaprak.

    Beyaz, yüzlerce yaprak
    Saçıyordu kokularını-
    -"Fakat söyle güzelim,
    Kalbinde başkası var mı?"

    - "Ben seni seviyorum, sevgilim,
    Ant içerim İsa'ya;
    O İsa'yı ki; Yahudiler
    Öldürdüler alçakça."

    - "Bırak İsa'yı, Yahudileri!"
    Dedi şövalye okşayarak;
    uzakta ışıklar içinde bir sürü
    Rüyada gibi, beyaz zambak.

    Işıklar içinde bir sürü zambak
    Bakıyordu yıldızlara yukarı
    "Fakat, söyle güzelim,
    Ettiğin yemin gerçek mi?"

    - "Bende hiç yalan yok, sevgilim,
    Nasıl ki bağrımda tek damla kan
    Yoksa ne pis Yahudiler,
    Ne de zencilerden."

    - "Bırak zencileri, Yahudileri!"
    Dedi şövalye okşayarak
    Ve götürdü başkanın kızını,
    Mersin dallarından bir çardak,

    Yumuşacak bir sevda ağıyla
    Sardı onları gizlice;
    Kısa konuşmalar, uzun öpüşmeler,
    Kaynaştı kalpler iç içe.

    Bir düğün şarkısı gibi
    Tatlı baygın şakıyordu bülbül;
    Kalkmış gibi meşalelerle dansa,
    Sekiyordu toprakta ateşböcekleri.

    Sessizleşti çardak,
    Duyulmada gizli, hafif
    Fısıltısı akıllı mersinlerin
    Ve çiçeklerin soluması ancak.

    İşitildi şatodan ansızın
    Davul, boru sesleri.
    Sıyrıldı kollarından şövalyenin,
    Clara, uyanarak.

    - "Dinle sevgilim, beni çağırıyorlar,
    Fakat ayrılmadan önce,
    Bunca zaman sakladığın
    O güzel adını söyle!"

    Neşeli, gülümsedi şövalye,
    Clara'nın parmaklarından öptü,
    Öptü dudaklarından, alnından,
    Söyledi sonunda şu sözleri;

    - "Ben, Sennora... Sevgiliniz.
    O herkesin övdüğü,
    Saragosalı ünlü hukukçu
    Yahudi'nin oğlu."


    Çev: Behçet Necatigil