Dokunmatik telefonlar hakkında bilgi

'Teknoloji Haberleri' forumunda YAREN tarafından 29 Mayıs 2010 tarihinde açılan konu


  1. Dokunmatik telefonlar hakkında bilmedikleriniz


    Dokunmatik ekranlar, yeni cep telefonlarının nerede ise artık vazgeçilmezi haline geldi. Fakat dikkat edilmesi gerekenler var;Her dokunmatik ekranlı telefon beklediğiniz performansı vermeyebilir. Aldıktan sonra pişman olmamak için aşağıdaki yazıda dokunmatik telefonlar hakkındaki tavsiyeleri okuyun..

    İlk Apple iPhone’dan beri dokunmatik ekranlar cep telefonlarının vazgeçilmezi haline geldi. Üreticiler iş telefonlarından multimedya telefonlara kadar bütün telefonlarda bu yeni ekranları kullanmaya başladılar. Büyük ekranlar ve tuşlarla uğraşmadan doğrudan dokunarak kullanım: Eski telefonlar kolaylık ve etkin kullanım açısından dokunmatik ekranlıların yakınından bile geçemiyor. Ancak dokunmatik ekranların kusurları da yok değil.

    Can sıkıcı kaydırma özelliği
    Uzun listelerde kenardaki kaydırma çubuğunu sürükleyerek ilerlemek kimi telefonlarda düşündüğünüz kadar kolay değil. Uzun metinleri yazmak da kimi zaman dokunmatik ekran sahipleri için bir eziyete dönüşebiliyor.

    Dokunmatik ekranların donanım sorunları da yok değil; Kimi modellerde güneş altında ekranı görmek neredeyse imkânsız. Yazın ortasında plajda güneşlenirken ekranda yazanları görmek için havlunuzun altına saklanmanız gerekebilir.

    Bir de telefonun mekanik tuş takımı yoksa ve sanal klavyesi de küçükse işin bütün zevki kaçabilir. Bu yüzden dokunmatik ekranlı bir cep telefonu almadan önce mutlaka önerilere kulak verin.

    Pil canavarları
    Ne kadar büyük ekran, o kadar fazla güç tüketimi mantıklı bir sonuç. Ama çoğu telefon geliştiricisinin göz ardı ettiği bir konu. Örneğin HTC’nin Touch Pro’su en yüksek sinyal gücünde bile ancak üç saatlik bir görüşme sağlıyor. Touch Diamond2ondan da kötü: 2,5 saat. Bu gün içerisinde fellik fellik priz aramanıza sebep olabilir. Duvara bağlı bir cep telefonu istemiyorsanız bu konulara dikkat etmelisiniz.

    Son senelerde pil teknolojisinde büyük gelişmeler olmadı. Yakıt hücreleri hâlâ bilimkurgu filmleri kadar uzak. Ama pil ömrünü uzatan teknolojiler var. Örneğin Samsung’un i8910 HD’de kullandığı AMOLED ekranlar. Daha az enerji tüketen ve daha parlak, daha keskin ve daha gerçekçi renklere sahip bu ekranlar ne yazık ki diğer üreticilerde yok.

    Gölge oyunları
    Plajda rahat rahat uzanırken çalan cep telefonunuzda kimin aradığını görmek ya da bir kısa mesaj yazmak kimi telefonlarda hiç kolay değil. Ekran parlaklıkları düşük olan kimi dokunmatik ekranlılar kullanıcılarına oldukça zor anlar yaşatabiliyor. Örneğin Samsung’un AMOLED teknolojisine geçmeden önce çıkardığı i900 Omnia. Aynısı HP iPAQ Data Messenger için de geçerli. Hatta bazı iPAQ kullanıcıları telefonlarının normal gün ışığında bile kullanılamadığından şikâyetçi.

    Dev bir ekrandaki grafik gösteriler işlemci gücü de gerektiriyor. Ama bu da çoğu dokunmatik ekranlı telefonda atlanılan bir konu. Özellikle Windows Mobile kullanan telefonlarda bu bekleme süreleri oldukça can sıkıcı bir hal alabiliyor. Arka planda çalışan yazılımlar yüzünden diğer işlemler oldukça yavaşlıyor. Bu yüzden HTC, Touch Diamond2 gibi Windows Mobile’lı cihazlarında 528 MHz’lik işlemciler kullanıyor. Sony Ericsson G700 ise bunun yarısıyla idare etmek zorunda kalıyor. Ama bu durum değişmek üzere. Çünkü bu sorunu fark eden üreticiler hızlı işlemciler kullanmaya başlıyorlar. Bunun en canlı örnekleri ise Toshiba’nın 1GHz’lik işlemciye sahip telefonu TG01 ve Samsung’un ek bir grafik işlemcisi de olan 800 MHz’lik i8910 HD’si.

    Ama insanı sinir eden bu bekleme sürelerinin tek sorumlusu işlemciler değil. Hassas olmayan dokunmatik ekranlar da işlemciler kadar suçlu. Örneğin yine Samsung i900 Omnia bu konuda başarısız olanlardan. Basıp basmadığınızı anlayamıyorsunuz. RIM’in bu konuda Blackberry Storm’daki çözümü ise algıladığında yaptığı titreşimi.

    Minik simgeler ve zor dokunuşlar
    Özellikle telefona göre özel olarak düzenlenmiş Windows Mobile sistemli telefonlarda listelerde gezinmek oldukça zor olabiliyor. Böyle durumlarda da parmağınızla kaydırma yapmak tam anlamıyla bir şans işine dönüşüyor. Çoğunlukla kaydırmaya başladığınızda yanlışlıkla bir program açıveriyorsunuz. İstenmeyen bir durum, ama çoğunlukla olan bu. Örneğin Samsung S8300 UltraTouch oldukça kontrollü bir parmak gerektiriyor. Ufak bir yanlış hareket bambaşka yerlere gitmenize sebep olabiliyor. Aynı durum Sony Ericsson G700 için de geçerli. Burada da ekranın hassasiyetinin az olması kaydırmayı çekilmez kılıyor.

    Aslında bir zamanlar dokunmatik ekranlar parmakla kullanılamıyordu. Çoğunlukla kullanılan özel kalemlerden parmakla kullanıma geçiş Apple’ın iPhone’u sayesinde oldu. Ama bu eski kalemlerin sonunu getirmedi. Hâlâ Nokia 5800 XpressMusic ve çoğu Windows Mobile telefon bir stylus kalem ile beraber geliyor. 5800 XM’nin gövdesine yerleştirilen kalem uzun metinlerde oldukça yardımcı oluyor.

    Windows Mobil’li telefonlarda ise durum biraz daha başka. Burada birçok simge ve bağlam menülerindeki seçenekler o kadar küçük ki parmakla isabet ettirmek neredeyse imkânsız. Problemin çözümü ise WM 6.5 ile geliyor. Microsoft 2010′da piyasaya süreceği Windows Mobile 7 ile de kalem kullanımına tamamen veda etmeyi planlıyor. iPhone’daki gibi kapasitif ekranlar ise kalemle kullanılamıyor. Bu ekranların elektrik akımını ileten parmağınıza ihtiyaçları var. Bu yüzden soğuk kış aylarında eldiven giydiğinizde kullanılamıyorlar. Benj zer şekilde uzun tırnaklar da bu ekranlar için uygun değil.

    Dokunma hissi
    Bir metin yazmanın en kolay yolu mekanik tuş takımı. Dokunmatik ekranlı telefonların ise çoğunlukla tuş takımı yok. Sony Ericsson X1, HTC Touch Pro serisi ve Nokia N97 bu sınıfın istisnaları. Dokunmatik ekranlarda metin yazmak için ise sanal klavyeleri kullanmanız gerekiyor. Kolay bir kullanım için de klavyenin hem yatay hem dikey durumda kullanılabilir olması gerekiyor. Ama gerçekte bu pek mümkün olmuyor. Yerlere göklere sığdırılamayan iPhone bile bu özelliği son 3.0 güncellemesiyle kazanabildi.

    Sanal klavyelerde önemli olan tuş simgelerinin büyüklüğü ve sık kullanılan özel karakterlerin kolay erişilebilir olması. İlki zaten herkesin tahmin edebileceği gibi yazım işini kolaylaştırmak için. İkincisi ise bir virgül koyabilmek için bin bir özel karakter sayfasına girip çıkma zorluğunu yaşamamak için. Bunun en kötü örneği Windows Mobile klavyesi. Ama neyse ki bunun farkında olan HTC ve Samsung gibi çoğu üretici kendi özel klavyelerini oluşturuyor.

    Sorunlu Modeller

    Samsung SGH-i900 Omnia
    Donanım konusunda Omnia en iyi dokunmatik ekranlı telefonlardan: Kablosuz ağ, HSDPA, GPS ve 5 MP’lik bir kamera. Windows Mobile 6.1 kullanan telefonun malzeme kalitesi ve işçiliği de aslında çok güzel. Ama ekranı bütün bu artıları eksiye çevirebiliyor. Ekranı sadece 240 x 400 piksel çözünürlüğe sahip ve dokunuşlarınıza geç tepki veriyor. Parmakla kullanım ise çok zor. Bu yüzden kaleme muhtaç kalıyorsunuz. Samsung’un kalem için kasada bir yer ayırmamış olması ise bunu zorlaştırıyor. Taşıma kablosunda asılı olan kalem taşıma sırasında rahatsız edebiliyor. Telefonun menü düzeni ise kullanımı oldukça zorlaştırıyor. Kullanıcı çok kolay menüler arasında kaybolabiliyor.

    HP iPAQ Data Messenger
    Omnia’da olduğu gibi HP iPAQ’ta da özellikler kâğıt üzerinde insanı büyülüyor, ama pratikte kullanım kan ağlıyor. Dokunmatik ekrandan ve dokunmatik tuşlardan oluşan yönetim takımı başarısız. Çoğu zaman birkaç kez daha dokunmanız gerekiyor. Bunun yanında mekanik QWERTY klavyesi var. Ama bu da telefonun 161 gram ile oldukça ağır bir telefon olmasına sebep oluyor. Ekran çözünürlüğü de oldukça düşük: 2,8 inçlik ekran sadece 240 x 320 piksel çözünürlüğe sahip. Bu,i normalde 2,2 inçlik ekranlarda karşılaştığımız bir çözünürlük.

    Samsung S8300 UltraTouch
    S8300, i900 Omnia ile benzer hatalara sahip. Burada da kaydırma işlemi oldukça zor. Bir süre sonra kaydırmaya alışabiliyorsunuz, ama hatayla başka programlar açmaktan kurtulmak mümkün değil. Buna karşın telefonun tuş takımı da olması oldukça güzel. Pil ömrü ise düşük tüketimli AMOLED ekranına rağmen oldukça kısa: 3 saat 15 dakikalık konuşma süresi her akşam şarj etmeniz anlamına geliyor.

    Samsung SGH-F490
    F490′ı deneyenler özellikle kullanım açısından “yetersiz” notu veriyor. Aslında Samsung’un “parmak dostu” olarak geliştirdiği telefon bu konuda da yüksek bir not alamıyor: Kaydırma işlemi burada da sorunlu. Dokunmatik ekran titreşimlerle kullanıcısına haber verebiliyor, ama bu her zaman komutun işleneceği anlamına gelmiyor.

    Sony Ericsson G700
    Kablosuz ağ ve HSDPA desteği olmayan bir internet telefonu sizce olabilir mi? Sony Ericsson’a göre olabilir. G700′ü ucuzlatmak için yanlış yerlerden kesinti yapan Sony Ericsson’un bir başka hatası ise 2,4 inçlik küçük bir ekranla yetinmesi.

    Favori telefonlar
    Bunlar da sorunsuz değiller, ama diğerleriyle karşılaştırıldığında mükemmeller.

    Apple iPhone 3G S
    Şu anda kullanım açısından iPhone 3G S’ten daha iyi bir telefon yok. Çoklu dokunmatik telefonun cam ekranı sayesinde artık çiziklerden de korkumuz yok. Cihazın malzeme ve işçiliği de harika. Sallanan, oynayan hiçbir şey yok, her şey yerli yerinde. Apple yeni iPhone 3G S’e HSDPA (Phase III), MMS desteği ve daha iyi bir kamera da eklemiş. Bütünleşik iPod özelliği, kablosuz ağ ve GPS de eski modelde olduğu gibi bu modelde de var.

    Samsung i8910 HD
    Altı saatlik pil ömrü ile i8910 HD neredeyse bir rekora imza atıyor. Ama Symbian’lı telefonun maharetleri bu kadar değil: 3,7 inçlik AMOLED dokunmatik ekranın renkleri ve keskinliği harika. Kaydırmalar da oldukça başarılı.