Doğal Denge Nasıl Korunur

'Sorun Cevaplayalım' forumunda EyLüL tarafından 22 Temmuz 2011 tarihinde açılan konu


  1. Doğal Denge Nasıl Korunur


    Doğal Denge Ve Kaynaklar Nasıl Korunur

    Çevre bir organizmanın var olduğu ortam ya da koşullardır. Doğal çevre ise canlıların yaşamları süresince ilişkilerini sürdürdükleri dış ortamdır.

    İnsan yaşamı çeşitli dengeler üzerine kurulmuştur. Bunların arasında en önemlisi insanın çevreyle oluşturduğu doğal dengedir. Doğa ise bir sistemler bütünüdür.

    Bu sistemler arasındaki ilişkiler çoğunlukla kişiler tarafından fark edilemeyecek kadar uzun ilişki halkalarıyla birbirine bağlı ve uzun süreli olabilmektedir.

    Doğal sistemlere dışarıdan gelebilecek etkiler sonucu doğal dengeyi oluşturan zincirin halkalarında meydana gelen kopmalar zincirin tamamını etkileyerek bu dengenin bozulmasına neden olmakta ve böylece çevre sorunları ortaya çıkmaktadır.

    Bu sistemin dengeli çalışması gerekmektedir. Sistem dengeli çalışmazsa zararı insana dokunur. Tarlalarda fareler çoğalıyorsa buraları hiç bilmediğimiz böcekler istila ediyorsa fırtınalar dünyayı kasıp kavuruyorsa dünyanın iklimi değişiyorsa ozon tabakası deliniyor ve güneşin zararlı ışınları bizlere ulaşıyorsa doğal denge bozulmuştur.

    Bu dengenin bozulması doğrudan insan yaşamını etkilemektedir. Tarımda daha fazla ilâç kullanılması sonucunda toprak ve bitki aracılığıyla insana geçen zehirli ilâç kalıntıları endüstriyel ve evsel kaynakların neden olduğu su toprak ve hava kirlenmesinin olumsuz sonuçlarını yine hepimiz görmekteyiz. Bunun için çevreyi korumak demek insanı korumak demektir.

    İnsanoğlu var olduğu günden bu yana hem çevresindeki olaylardan etkilenmiş hem de çevresini etkilemiştir. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte bir çok ülke doğayı sonsuz bir kaynak olarak kabul etmiş ve kullanmış doğanın kendisini yenileyebilme kabiliyetinin sınırlı olduğunu fark edememiştir. Bunun sonucu olarak da insanlığın ortak malı olan çevreden geri getirilmesi zor hatta imkânsız olan sistemler ve canlılar yok olup gitmişlerdir.

    Hızla artan nüfus çarpık kentleşme azalan ve yok olan doğal kaynaklar enerjinin sınırlılığı ve çevrenin kirlenmesi derken insanın yaşayabileceği ortamlar sınırlanmış ve günümüzde çevrenin kazandığı önem artık herkes tarafından bilinir duruma gelmiş ve her türlü gelişmeyi yönlendirmeye başlamıştır. Çevreyi bozan çirkinleştiren kirleten insan artık çevreyi tahrip etmeyecek çareler ve teknolojiler aramaya başlamıştır.

    Çevre sorunları dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi Türkiye’de de son 20 yılda güncel yaşama girmiştir. İnsan ve çevre arasındaki etkileşimin vazgeçilmez nitelikte oluşu çevre kavramının günümüzde kazandığı boyutlar çevrenin ulusal düzeyde olduğu kadar uluslar arası düzeyde de yeni yaklaşımlarla ele alınmasına neden olmuştur. Bugün dünyada uluslar arası ve ulusal düzeyde sayılamayacak kadar çok çevre kuruluşu çalışmalarını sürdürmektedir.

    Çevre denince akla ilk önce doğal kaynaklar gelmektedir. Bir ülkenin biyolojik çeşitlilik diye ifade edilen bitki ve hayvan türleri zenginliği ise en önemli doğal kaynaklarıdır. Bu kaynaklar yani biyolojik çeşitlilik gerek sürdürülebilir bir ekonomik kalkınma yönünden gerekse yaşanabilir bir çevre yönünden büyük önem taşımaktadır. Çünkü bunlar; soluduğumuz hava için oksijen enerji için yiyecek korunmamız için giyecek şifa için ilâç kaynağıdır. Ayrıca estetik bir çevre oluşturulmasında da biyolojik çeşitliliğe ihtiyacımız vardır.

    Ülkemizin üç tarafının farklı ekolojik karakterdeki denizlerle çevrili oluşu geniş iklimsel ve yağış yelpazesi değişik karakterdeki Ekosistemlerin varlığı üç farklı floristik bölgenin çakıştığı yerde bulunması ve iki kuş göç yolunun Anadolu üzerinden geçmesi Türkiye’nin doğal bitki ve hayvan varlığı yönünden çevresindeki diğer ülkelere göre belirgin bir çeşitlilik ve zenginlik göstermesi sonucunu doğurmuştur.

    Ayrıca ülkemizde 120 civarında memeli 450 civarında kuş 130 civarında sürüngen ve 300 civarında balık türü bulunmaktadır. Ne yazık ki günümüzde bu türlerin bir çoğunun nesli tehlike altındadır. Bu rakamlar ülkemizin sahip olduğu biyolojik çeşitliliğin önemini ortaya koymaktadır.

    Biyoçeşitliliğin sürdürülmesine yani doğal çevrenin bozulmasına yönelik en büyük tehdidi insan etkinlikleri oluşturmaktadır. Ülkemizdeki çevre sorunlarının temelinde hızlı nüfus artışı ile birlikte son 15 yılda hızlı bir gelişme gösteren tarım turizm ve sanayi sektörlerinin olduğu bilinmektedir.

    Geçmiş yıllarda birçok sulak alanımız tarım toprağı kazanmak ve sıtma hastalığının önlenmesi nedeniyle kurutulmuştur. Günümüzde ise birçok sulak alanın su dengesinin bozulması ve çeşitli yollarla kirlenmesi nedeniyle ekolojik yapıları olumsuz etkilenmektedir.

    Ülkemizin doğal dengeleri arasında yer alan orman çayır mera ve sulak alanlarımız birçok canlı türünü barındırmakta ve nesillerinin devam etmesini sağlamakta olup günümüzde ormanlarımız özellikle yangınlar nedeniyle büyük zarar görmekte çayır ve meralarımızın ise yanlış otlatma nedeniyle gelecekleri tehdit edilmektedir.

    Ormanlarımızın yok edilmesi neticesinde su ve rüzgârın neden olduğu erozyon nedeniyle ülkemiz topraklarının % 13.86’sı hafif düzeyde % 20’si orta derecede % 63’ü ise şiddetli ve çok şiddetli erozyona maruz kalmaktadır.