Doğadan gelen şifa: Salep

'Şifalı Bitkiler' forumunda Belinay tarafından 19 Eylül 2008 tarihinde açılan konu




  1. [​IMG]
    Mide dostu salep olarak tanımlanırken, tarçınla tüketiminin ise üst solunum yolları ve bronşite iyi geldiği bildirildi.Tamamıyla doğal olarak toplanan ve kilosu aktarlarda 120 YTL’ye satılan salep mide dostu olarak tanımlanırken, tarçınla tüketiminin ise üst solunum yolları ve bronşite iyi geldiği bildirildi.Sadece birkaç ilde…
    Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Menşure Özgüven, orkidenin salep elde edilebilen türlerinin Türkiye’de sadece bir kaç ilde yetiştiğini ve dağlardan doğal olarak toplandığını söyledi.

    Salebin içecek olarak kullanılmasının yanı sıra bileşiminde bulunan nişasta ve diğer kıvam artırıcılar dolayısıyla dondurma yapımında da değerlendirildiğini belirten Özgüven, salebin normal metotlarla bahçelerde yetiştirilmesinin ise çok zor olduğunu söyledi.

    Yetişme döneminde bolca tüketilmeli
    Salebin, az bulunduğu için aktarlardaki fiyatının 120 YTL’ye kadar çıktığını anımsatan Özgüven, “Salep sadece içimizi ısıtan, lezzetli bir içecek değil aynı zamanda çok sayıda yararı var. Yetişme dönemi olan bu aylarda bolca salep tüketilmeli” dedi.

    Salebin halk arasında yapışkan olarak bilinen müsilaj özelliğinin, sağlık açısından çok sayıda faydası olduğunu ifade eden Özgüven, şunları söyledi: “Salebin müsilaj özelliği dokular üzerine yumuşatıcı etki yapar, bir nevi dokunun üzerine katman oluşturuyor, koruyor ve rahatlık veriyor.

    Mide rahatsızlığına bire bir…
    Özellikle mide rahatsızlıklarında etkili olan salep, hazmı kolaylaştırarak mideyi rahatlatıyor. Bunun yanı sıra tarçınla tüketiminde ise özellikle üst solunum yollarında etkili oluyor. Öksürük ve bronşiti tedavi ediyor.”

    Bilinçsiz toplama, neslini bitiriyor
    Salebin, yer orkidelerinin toprak altında bulunan yumrularından elde edildiğini belirten Özgüven, bilinçsiz toplamanın salep neslini
    tehlikeye soktuğunu söyledi. Salep elde edilen orkidelerde bir kaç yumru bulunduğunu belirten Özgüven, “Çok toplayınca, yumruları, yani üreme organları ortadan kalkıyor, nesli tüketiyor. Bir bitkinin altında 2 -3 tane yumru vardır, bunlardan biri alınırsa bitki önümüzdeki yıl da çoğalır ancak, hepsi alındığı takdirde o bitki bir daha ürün vermez” dedi.

    Toplanan yumruların yıkanıp, kurutulmasının ardından dövülerek toz haline getirildiğini ve salep elde edildiğini belirten Özgüven, 6-10 gram salebin ise bir kilo süte kıvam verebildiğini sözlerine ekledi.

    Barış Gündoğan /Milliyet
     



  2. Ne kadar kırmızı et?

    [​IMG]
    Kolesterol korkusuyla çoğu kişi kırmızı et tüketmiyor. Oysa hiç tüketmemek de sağlık sorunlarına sebep olabiliyor.Sağlıklı beslenmeye dikkat edenler, kalp hastaları, kilo vermeye çalışanlar, kolesterol problemi olanlar, ileri yaştaki büyükler kırmızı et yemekten hep korkar ve bu konuda kendilerine yasak getirirler genelde. Oysa kırmızı eti tamamen diyetten çıkarmak doğru bir yaklaşım olmaz. Ancak bu istenildiği kadar yenilebilir anlamına da gelmez. Her besin maddesi gibi, kırmızı etin de fazla tüketilmesi sağlığımızı olumsuz etkiler, buna karşın hiç tüketmemek de sağlık sorunlarına sebep olabilir. Çünkü kırmızı et protein bakımından oldukça zengin bir besin kaynağıdır.

    Protein, vücuttaki dokuların gelişmesi, yeni dokuların oluşması ve hasar gören dokuların tamiri için gereklidir. Ayrıca ette yüksek miktarda, kırmızı kan hücreleri için çok gerekli olan B12 vitamini, yanı sıra deri sağlığı ve yeni hücrelerin yapılanması için çinko bulunur.

    Haftada 2 kez tüketilebilir

    Kırmızı et doymuş yağ miktarı ve kolesterol açısından dikkatli tüketilmelidir. Kırmızı et seviyorsanız mutlaka etin yağsız kısmı tercih edilmelidir. Etin görünen yağları temizlenip, pişirme şekline dikkat edilerek kolesterol problemi ve kalp hastalığı olanlarda haftada iki kez tüketebilir.

    Kansızlık problemi için özellikle kadınların kırmızı et tüketimine özen göstermeleri gerekir. Çünkü kırmızı ette yüksek miktarda demir bulunur. Etleri yağda kızartmak yerine ızgara, haşlama veya mikrodalga kullanarak pişirme yöntemleri seçilmelidir. Yağ kullanmak gerekirse, az ve ölçülü miktarlarda olmasına dikkat etmek gerekir.
    Kanser ve kırmızı et

    Yanlış pişirme yöntemleri, etin bileşiminde birtakım değişikliklere neden olur. Bu da insan vücudunda, genlerde değişim yapabilecek ‘’serbest radikaller” denen birtakım maddelere dönüşmektedir. Bu nedenle, mangalda pişirme veya kızartma gibi pişirme yöntemleri tercih edilmemelidir. Etler kömürleştirilmemeli ve birden fazla kullanılmış yağda kızartma yapılmamalıdır. Ayrıca her zaman etin yanında C vitamini ve diğer antioksidanlardan zengin sebze ve meyveler veya bunların suları tüketilmeye çalışılmalıdır.

    Aşırı pişirilmiş etlerin tüketimi de bağırsak kanserine neden olmaktadır. Yemek borusu ve mide kanseri vakaları, geçmiş yıllarda oldukça artmaya başlamıştır. Yapılan araştırmalar, bunun sebebinin az miktarda lif tüketimi ve çok miktarda yağ tüketimi olduğunu kanıtlamıştır.

    Amerika Kanser Derneği yaptığı bir açıklamada, aşırı miktarda et tüketimi ve bunun yanında yetersiz meyve ve sebze tüketiminin, mide kanseri ve benzeri rahatsızlıkların oluşmasında önemli rol oynadığını belirtmiştir. Bu sebeple etle birlikte bol sebze tüketimi önemlidir.
    Yanlış bilinenleri düzeltin

    • Kızarmış ekmek daha az kalorili değildir. Tek farkı, normal ekmeğe göre içeriğindeki suyun azalmasıdır.

    • Kepekli ekmek sanıldığı gibi beyaz ekmeğe göre çok düşük kalorili değildir. Ancak besin öğeleri bakımından beyaz ekmeğe göre daha zengindir. Bu da sağlığınızı korumada önem taşır.

    • Salata ile protein ve ekmek yediğinizde, öğleden sonra oluşabilecek kan şekeri düşmesini engellemiş olursunuz.

    • Tam buğday veya çavdar ekmeğinin çiğneme süresi daha uzun olduğundan, doygunluk hissini daha çabuk sağlarsınız.

    Yüksek kanser riskleri;

    • Az miktarda lifli besin tüketimi,
    • Az miktarda meyve ve sebze tüketimi,
    • Yüksek miktarda hayvansal protein tüketimi,
    • Yüksek miktarda yağ tüketimi,
    • Etlerin çok fazla pişirilmesi,
    • Kızartma, barbekü ve yanlış pişirme,
    • Sigara tüketimi ile yakından ilişkilidir.

    Bazı et ve et ürünlerindeki kolesterol miktarları (mg/ 100 gram değerleri)

    • Istakoz 72 Dana eti 87
    • Karides 109 Koyun eti 70
    • Orta yağlı balık 78 Sığır eti 70
    • Yağlı balık 85 Salam 79
    • Yağsız balık 63 1 yumurta 272
    • Tavuk eti 60 Hindi eti 58

    Dilara Koçak / Milliyet
     



  3. Hangisi doğru?

    Yiyeceklerin etkileri ile ilgili olarak bilinen doğru ve yanlışları okudunuz mu?Yiyeceklerin etkileri ile ilgili olarak bilinen doğru ve yanlışları haberleştiren İngiliz The Times gazetesi, acı biberin gerçekten bağımlılık yaptığını, yaşlandıkça kilo alındığı inanışının ise gerçeği yansıtmadığını yazdı.Şeker boğaz ağrısına iyi gelir: Doğru
    Şeker, bal ve pekmez, boğazdaki tahriş olmuş mukus zarının üzerini kaplar ve ağrıyı hafifletir. Hardal, [​IMG]
    yabanturpu ve güçlü soğanlar da mukusu sökerek boğaz ağrısını rahatlatır.

    Bakırlı yiyecekler saçların ağarmasını önler: Yanlış
    Bakır eksikliği saçların ağarmasını hızlandırsa da, bu minerali içeren yengeç, istiridye, ayçekirdeği, fıstık ve badem gibi yiyeceklerin yenmesiyle saç ağarması önlenemez. Saçlardaki pigment eksikliği renk kaybına yol açar.

    Acı biber bağımlılık yapar: Doğru
    Acı biber yendiğinde hissedilen acı, vücudun “doğal ağrı kesici” olarak bilinen endorfin hormonunu salgılamasına yol açar. Endorfin, aynı zamanda haz hissi de verdiği için insanlar bir süre sonra bu hazzı yeniden hissetmek için daha acı biberler yemeye başlar.

    Pişirmek mineralleri yok eder: YanlışDemir, çinko, iyot, selenyum gibi çoğu mineral, besinlerin pişirilmesiyle kaybolmaz. Yalnızca potasyum pişirme sıvısına karışır ve bu sıvı kullanılmazsa mineral yok olur.

    Çekirge, ıstakozdan daha besleyici: Doğru
    İki çekirgede 28 gram protein (erkeklerin günlük ihtiyacının yarısı, kadınlarınkinin yüzde 75′i) ve 6 mg demir (günlük ihtiyacın yarısı) bulunur. Bütün bir ıstakoz ise 22 gram protein, 0.8 mg demir içerir.

    Pizza abur cubur grubuna girer: Yanlış
    Yarım margarita pizza ve balzamik sirkeli bir salata yiyerek yalnızca 360 kalori ve 12 gram yağ tüketmiş olursunuz. Ayrıca, bir porsiyon sebze yemiş olursunuz.

    Kadınlar yağlı ve tatlı yiyecekleri sever: Doğru
    Birçok araştırma, kadınların bisküvi, kek gibi yağlı ve şekerli yiyecekleri, erkeklerinse cips gibi yağlı ve tuzlu yiyecekleri tercih ettiğini gösteriyor.

    Yaşlandıkça kilo almak kaçınılmazdır: Yanlış
    Yaşlandıkça kas kütlemiz azalsa ve kalori yakma hızımız düşse de, düzenli egzersiz yaparak bu durumun önüne geçebiliriz. Üstelik spor salonuna gitmeden evde basit hareketlerle kilo almayı önleyebilirsiniz.

    Elma uçuğu iyileştirir: Doğru
    Bir elmada 150 “süper besleyici” maddenin yanı sıra vitaminler, mineraller ile tansiyon ve kolesterolü düşüren pektin maddesi bulunur. Elmanın içindeki kuersetin maddesi, uçuğa yol açan virüsleri öldürür. Kuersetin maddesi kabuğun hemen altında bulunduğu için elmayı kabuğuyla yemek en iyisidir.

    Milliyet
     



  4. Makarna şişmanlatmıyor


    [​IMG]
    Makarnanın şişmanlattığı ve besin değerinin düşük olduğu şeklindeki yanlış inanış ve eksik bilgiler tüketimini engelliyor.Toplumda, makarnanın şişmanlattığı ve besin değerinin düşük olduğu şeklinde yanlış ve eksik bilgiler bulunduğu, bilinenlerin aksine makarnanın kalori ve yağ oranının çok düşük olduğu bildirildi.

    Aksine faydalı bir besin
    Türkiye Makarna Sanayicileri Derneği Genel Sekreteri Ergin Erzurumlu, yaptığı açıklamada, makarnanın, vitamin ve mineraller bakımından çok zengin ve yararlı bir besin kaynağı olduğunu söyledi.

    Makarnanın A, B1, B2 vitaminleri ile demir, kalsiyum, fosfor, potasyum ve protein yönünden de çok zengin bir gıda olduğunu belirten Erzurumlu, makarnadaki yağ ve sodyum oranının da çok düşük olduğunu ve kolesterol riskinin bulunmadığını vurguladı.

    En temel unsur
    ABD Tarım Bakanlığı’nın 1991 yılında yayımladığı raporda yer alan “Sağlıklı Beslenme Piramidi”nin, günlük beslenmede çok az alınması gereken besinlerle, her gün birkaç kez alınması gereken besinleri gösterdiğini ifade eden Erzurumlu, rapora göre makarnanın, sağlıklı beslenmenin en temel unsurlarından birisi olduğunu ve piramitte, en çok kullanılması gereken besinler arasında gösterildiğini anlattı.

    Makarnanın, kompleks karbonhidratlar grubundan olduğunu ve metabolizmada çabucak parçalanarak, hemen enerjiye dönüştüğünü dile getiren Erzurumlu, makarnanın bu nedenle kolay ve hızla hazmedilen bir besin olduğunu belirtti. İtalyanların daha şişman olması gerekirdi.

    Kalori ve yağ oranı düşük
    Makarnanın kalori ve yağ oranının çok düşük olduğunu ifade eden Erzurumlu, şunları kaydetti: “Toplumumuzda, şişmanlara ’makarnacı’ denilir… Çünkü ülkemizde ’makarna şişmanlatır’ şeklinde yanlış bir inanış var.

    Oysa makarna şişmanlatmaz. Öyle olsaydı kişi başı makarna tüketimi bizimkinden 5-6 kat fazla olan İtalyanların bizden daha şişman olması gerekirdi, ama değiller. Genel kanının aksine, şişmanlatma riski yoktur. Şişmanlatan makarna değil, içine konulan yağ ve kalorisi yüksek soslar. Makarnanın içinde şişmanlatıcı unsurlar bulunmaz.

    Formuna dikkat eden herkes, hafif bir sosla yapılmış makarnayı gönül rahatlığıyla yiyebilir. Makarna hem çok doyurucudur hem de vücut için gerekli tüm vitamin ve mineralleri içerir. Acil enerji ihtiyacı duyan bir karşılaşmaya ya da gösteriye hazırlanan sporcular, sanatçılar, yani fiziksel güç gerektiren işlerle uğraşan herkes için makarna, özellikle tercih edilen bir temel besindir.”

    Duygu Can / Milliyet
     



  5. Besin alerjisi nedir

    [​IMG]

    Besin alerjileri sadece o besini tüketmekle değil, dokunmayla hatta kokusuyla da ortaya çıkabilir.Alerji; vücudun özel bir maddeye karşı gösterdiği aşırı tepkidir. Alerjik reaksiyona yol açan antijen ise alerjik madde (alerjen) olarak adlandırılır. Alerji birçok maddeye karşı olabilir. Aslında besin alerjilerinin görülme oranı çok fazla değildir. Çocuklarda besin alerjisi görülme oranı daha fazladır. Çocukta yüzde 2- 8 oranında besin alerjisine rastlanırken yetişkinlerde yüzde 1 civarında, tüm nüfusta ise yüzde 2 oranında görülür.

    Çocukların yaklaşık yüzde 5’ine besin alerjisi tanısı konmasına rağmen genellikle büyüyünce bu sorunları ortadan kalkar. Çocuklarda bu belirtilerin yüzde 70’i sindirim sisteminde, yüzde 4’ü deride, kalanı da solunum sisteminde görülür. Besin alerjileri sadece o besini tüketmekle değil, besine dokunma ve hatta kokusunun solunmasıyla da ortaya çıkabilir. Belirtiler besini tükettikten saniyeler ya da saatler sonra gelişebilir.

    Genelde kalıtımsal olan besin alerjilerinin hemen hemen hepsi erken yaşlarda tanımlanır. Besin alerjisinin tüm olumsuz etkilerinden korunmak için görülen ilk belirtilerde doktora başvurulup tedaviye başlanılması gerekmektedir.

    Bulguları neler?

    Alerjisi olan kişi alerjik reaksiyon oluşturan bir şey yediğinde vücudu antikor yaparak kendini korur. Antikorlar, histamin gibi kimyasalların salınmasına sebep olur ve bu kimyasallar kırmızı lekeler, kaşıntı, kalp atışlarının hızlanması gibi rahatsızlık verici belirtilere neden olur.

    Süt, yumurta, balık ve kabuklu deniz ürünleri, yağlı tohumlar (fındık, fıstık gibi), tahıllar, baklagiller, etler, meyve ve sebzeler, baharatlar, bal, çikolata değişik alerjenler içerebilir. Bu besinlerden bazıları diğerlerine göre daha sık alerjiye neden olurlar. Örneğin: süt, yumurta ve yer fıstığı meyve sebzelere göre daha sık alerjik reaksiyona neden olur.

    Deri reaksiyonları; Dudakların şişmesi, ağzın, dilin yüzün veya boğazın şişmesi, ürtiker, döküntü ve kızarıklık, kaşıntı ve yanma, terleme, kırmızı lekeler.

    Kulak burun boğaz ve akciğer reaksiyonları; Kulaklarda çınlama, baş dönmesi ve dengesizlik, hapşırma, burun tıkanıklığı, akıntısı ve kaşıntısı, kuru öksürük, astım, solunum sıkıntısı, nefes darlığı.

    Mide ve bağırsak reaksiyonları; Bulantı, karın ağrısı, kusma, ishal, kramp, gaz, hazımsızlık, mide yanması.

    Kardiyovaküler reaksiyonlar; Kalp çarpıntısı, düzensiz nabız, karıncalanma, bayılma, ellerde kızarıklık, solgunluk, ateş.

    Besin alerjisi olan birçok kişi için reaksiyonlar tehlikeli olmaktan çok rahatsızlık vericidir. Ancak ender de olsa bazı durumlarda anafilaktik reaksiyonlar (bir maddeye karsı gösterilen aşırı hassasiyet) oluşabilir. Anafilaktik reaksiyonda genelde yemekten birkaç saniye veya birkaç dakika sonra belirtiler hızlı ilerler. Bunlar arasında kaşıntı, boğazın şişmesi ve solunum zorluğu, terleme, hızlı ve düzensiz kalp atışları, düşük kan basıncı, bulantı, kusma ve şok sayılabilir. Eğer vücudunuz böyle bir reaksiyon göstermeye yatkınsa yanınızda mutlaka tıbbi bir kimlik bulundurmalısınız.

    Bir yiyecek günlüğü tutmanız ve aldığınız tüm yiyecekleri veya çocuğunuz için tüm yiyecek ve içeceklerle ilaçları yazmanız hangi besinlere karşı alerjiniz olduğunu tespit etmenizde önemli bir yol olabilir. Diğer bir yöntem de doktorunuzun şüpheli yiyecekleri bir süre yememenizi önermesidir.
    Sık görülen besin alerjileri ve belirtileri

    • Süt ve süt ürünleri; Özellikle süt, peynir, yoğurt, dondurma, krema ve kremalı çorbalar.

    Belirtiler; Kabızlık, ishal, nefes darlığı, burun akıntısı, nezle, migren, irritabl bağırsak sendromu (IBS).

    • Yumurta(özellikle beyaz kısmı); Kekler, dondurma, beze, mayonez, salata sosları, waffle.

    Belirtiler; Ürtiker, karında şişlik ve ağrı, astım, egzama.

    • Soya ve soyalı ürünler; Soya sütü, soya fasulyesi, tofu, soya sosu, bazı glutensiz ekmek ve ürünler.

    Belirtiler; Baş ağrısı ve hazımsızlık.

    • Buğday ve buğday ürünleri; Un, ekmek, bisküvi, arpa, çavdar, bira, peksimet türü besinler.

    Belirtiler; Migren, ishal ve kilo kaybı, IBS.

    • Yağlı tohumlar; Yerfıstığı, fıstık ezmesi, ceviz, fındık ve fıstık içeren çikolatalar, bisküviler.

    Belirtiler; Ürtiker, deride kabartılar, astım, egzema. Bazı durumlarda anafilaktik şok.

    • Katkı maddeleri; Katkı maddeleri eklenmiş, paketlenmiş,işlem görmüş yiyecek ve içecekler.

    Belirtiler; Hiperaktivite ve dikkat dağınıklığı.

    • Balık; Tütsülenmiş balık, uskumru, somon, morina ve dil balığı.

    Belirtiler; Migren, mide bulantısı, ürtiker, karında şişlik ve ağrı

    • Kabuklu deniz ürünleri; Karides, yengeç, ıstakoz, istiridye, midye.

    Belirtiler; Uzun süren karın ağrısı, migren ve mide bulantısı.

    Dilara Koçak /Milliyet
     



  6. Sigara içenler kanserden korunmak için soğan yesinler

    [​IMG]
    Binlerce yıldan beri soğan ve sarımsak neredeyse tüm yemeklere katılan şifa verici birer sebze olarak kullanılılıyor. Salatadan tutun, her çeşit pişirme şeklinde soğan yemeklerimizden eksik edilmiyor. Bilimsel olarak ispatlandı.Bilimsel olarak ispatlanmış bir gerçek de, soğanın içindeki cystein maddesinin eczanelerde kuvvetli bir balgam sökücü olarak satılan ve doktorlar tarafından reçete edilen mentopin ve asist gibi ilaçların ana maddesi ile aynıdır. Vücudumuzda üretilen çok güçlü bir antioksidan olan GLUTATYON’un üretimi için soğanın içinde bulunan cystein maddesinin soğan veya sarımsak yiyerek alınması gerekiyor. Çok kuvvetli bir antioksidan olan glutatyon, birçok hastalığın sebebi sayılan serbest radikalleri hücre içinde nötralize etmektedir.

    Dünyanın her yerinde soğuk algınlığında, bronşitte ortaya çıkan öksürüğün giderilmesinde soğan, şifa verici olarak yeniyor. Çok eskiden beri üşütme, öksürük ve bronşit durumda ezilen bir soğana bir miktar su ve tatlandırıcı olarak da az miktarda bal katılarak ilaç olarak kullanılıyor. Ayrıca böcek sokmalarında oluşan şişliklerin üzerine taze kesilmiş soğan dilimleri konması halinde, şişliğin giderilmesinde yardımcı oluyor. Ayrıca uyku düzenleyici olduğuna da inanılmaktadır.

    Soğanın 100 gramında bulunan maddeler:

    Kalori değeri
    Kuru soğan - taze soğan: 36 kalori - 23 kalori
    Protein (gr.): 1.3 gr.
    Yağ (gr.): 0.3 gr.
    Karbonhidrat: 8.1 gr.
    Su: 89 gr.
    Posa: 2 gr.
    Potasyum: 157 mg.
    Kalsiyum: 27 mg.
    Vitamin C: 10 mg.
    Folik asit: 54 mg.
    Vitamin: 0.3 mg.

    Kalp-damar hastalıklarını önlemede yardımcı
    Her nefes aldığımızda ciğerlerimize yarım litre hava dolar. Bunun %20.7’si oksijendir. Oksijen alyuvarlarımıza bağlanır ve kalbe gider. Kalp, bu oksijenli kanı tüm hücrelere pompalar. Oksijen, hücredeki şekeri yakarak yaşam enerjisinin üretimi sağlar. Bu işlem esnasında oksijen moleküllerinin yüzde 1-5′i değişime uğrar ve vücut için çok zararlı hale gelir. Biz bunlara serbest radikaller diyoruz. Bu serbest radikaller, her türlü hastalığın ve de özellikle de kalp-damar hastalıklarının ve kanser çeşitlerinin sebebi sayılıyor. Vücudumuzda bunları zararsız hale getiren enzim sistemi vardır. Kişinin bu enzim sistemi ne kadar güçlü ise ömrü de o kadar uzun oluyor. Serbest radikalleri zararsız hale getiren maddelere antioksidan diyoruz. Soğanın içindeki Quercetin adı verilen çok güçlü bir antioksidan vardır.

    Elma da faydalı
    Finlandiya’da uzun süredir yapılan bir bilimsel araştırmada; Quercetin’i içeren soğan ve elmayı daha çok tüketen kişilerde kalp-damar hastalıkları ve kanser ölüm oranları daha düşük bulundu. Damar sertliği dolayısıyla kalp-damar hastalıklarına neden olan kötü huylu kolesterol (LDL), serbest radikaller tarafından okside olmadan damar çeperine yapışmıyor. Soğandaki Quercetin maddesi kolesterolün okside olup damar çeperine yapışmasına engellenmesinde yardımcı oluyor.

    Vücutta hücre içinde üretilen ve Glutatyon adı verilen antioksidanın üretimi için soğan ve sarımsakta bulunan Cystein maddesinin bu yiyeceklerle vücuda girmesi gerekiyor. Bu kuvvetli antioksidan, kanserin önlenmesine yardımcı olmaktadır. Soğan ve sarımsak, Akdeniz beslenme tarzında çok tüketilmektedir.

    Sigaranın neden olduğu idrar kesesi kanserinin önlenmesinde yardımcı olurİdrar kesesi kanserinin başlıca sebeplerinden biri sigara tüketimidir. Soğanın içerdiği Quercetin maddesi değişime uğrayarak kesenin iç derisini kanserden koruyucu bir etki yapmaktadır. İdrar kesesinde kansere neden olan zehirli maddeler değişime uğramış Quercetin maddesi tarafından emilerek kanser oluşumunu geciktirmekte veya engellemektedir. Sigara içenlerin kanserden korunmaları için soğanı ve elmayı düzenli şekilde tüketmeleri tavsiye edilir.

    Nasıl tüketilmeli?
    Her çeşit pişirme şeklinde yemeklere katılan soğanın faydası vardır. Pişirilmeden çiğ ve taze olarak tüketilen soğan çok daha şifa vericidir.

    Ne kadar ütketilmelidir?
    Haftada 3-4 defa yenen ½ soğan kalp-damar hastalıklarından ve kanserden korunmada yardımcı olur.
     



  7. Antep fıstığı kalp dostu

    [​IMG]

    Antep fıstığını da içine alan kuru yemişlerle yapılan araştırma bulguları, ‘nut’ grubu da denilen söz konusu gıdaların tekli doymamış yağ asitlerince zengin olduğunu gösteriyor.Celal Bayar Üniversitesi Akhisar Meslek Yüksekokulu Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özlem Tokuşoğlu, “Yeşil Altın: Antep fıstığı Teknolojisi, Kimyası ve Kalite Kontrolü” konulu araştırmasında, Antep fıstığının “nut” grubu olarak adlandırılan gıdalar arasında önemli yer tuttuğunu ifade etti.

    Ölüm nedeni olarak kalp ön sırada
    ABD’de tüm ölümlerin yaklaşık yüzde 40′lık dilimine koroner kalp hastalıklarının yol açtığını, koroner kalp hastalıklarının hem erkekler hem kadınlar için ciddi tablolar oluşturduğunu vurgulayan Tokuşoğlu, koroner kalp hastalıklarıyla ilişkilendirilen en ciddi risk faktörünün yüksek kolesterol olduğunu bildirdi.

    Tokuşoğlu, diyet ve egzersizle yüksek kolesterolün düşürülmesinin kalp rahatsızlıklarından korunmada etkili olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:

    Diyet ve egzersiz kolestrolü önler
    “Yüksek kolesterol, kalp rahatsızlıklarıyla ilişkili başlıca risk faktörüdür ve yaklaşık 100 milyon yetişkini etkilemektedir. Sağlıklı bir diyetle ve egzersizle yüksek kolesterolün düşürülebilmesi, düşük kalp rahatsızlıkları riski açısından önemli olmaktadır.

    Doymuş yağlarca yüksek olan diyetlerin kalp rahatsızlığı olaylarında artışla ilişkilendirildiği kabul edilmekte iken, son kanıtlar tekli doymamış yağ asitleri ve azalan kalp hastalıkları riski arasında pozitif yönde ilişki olduğunu ortaya koymaktadır.

    Antep fıstığını da içine alan kuru yemişlerle yapılan araştırma bulguları, ‘nut’ grubu da denilen söz konusu gıdaların tekli doymamış yağ asitlerince zengin olduğunu göstermektedir. Baskın düzeyde doymamış yağ asitleri içeren Antep fıstığı kalp hastalıklarıyla ilişkilendirilen risk faktörlerini indirgiyor.”

    Tokuşoğlu, Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi, Antep fıstığının de içerisinde yer aldığı ‘nut’ grubu kuru yemişlerin ilgili sağlık iddialarını doğrulayıcı açıklamalar yaptığını, bu gıdaların tüketiminin koroner kalp rahatsızlıkları riskini düşürmede rol oynadığını rapor ettiğini belirtti.

    Amerikan Kalp Birliği’nin de kalorilerin yüzde 20’sinin tekli doymamış yağ asitlerinden alınmasını, tekli doymamış yağ asitlerinin de zeytin yağı, balık, legume ve kabuklu yemişler (nutlar) aracılığıyla alınmasını önerdiğini vurgulayan Tokuşoğlu, bu diyet tercihinde Antep fıstığının önemli yer tuttuğunu ifade etti.

    Kalp sağlığı diyetinde kuruyemiş olmalı
    Tokuşoğlu, kalp sağlığı diyetinde yer alacak kuru yemişlerin hem kalori açısından istenilen skaladaki yağ yüzdesinde kalori almayı hem de doymuş yağlarla yer değiştirmeyi sağlayabilen gıda olarak önerildiğini belirterek bu gıdalar içinde baskın düzeyde tekli doymamış yağ asitleri içermesi dolayısıyla Antep fıstığının önemli yer tuttuğuna işaret etti.
     



  8. Allahım kulları için neler yaratmış her bir yiyeceğin besin değeri o kadar değişik ve o kadar faydalıki:f63:

    Paylaşımın için teşekkürler Belinay:f40:
     



  9. teşekkürler belinay çok faydalı bilgilerdi :f40:

    bu arada pizzanın az kalorisi olduğunu çok sevindim :f106:
     



  10. bilgiler harika cogu kişi bunları bilmiyor bu güzel paylaşımın için teşekkürler Belinay
     



  11. Teşekkürler sultanım ben salep ve tarçını alıp gitsem ayıp olmaz dimi :f106:
     



  12. Paylaşım için teşşekkürler
     



  13. Sigara içenler kanserden korunmak için soğan yesinler

    HazaN bunu okumayı unutmuş sanırım. Hazancım gel sigara kokacağına soğan kok hemde sağlığına faydan olsun :f40:
     



  14. Bilgiler için teşekkürler Belinay
    Emeğine sağlık Arkadaşım.