Diyabet Nedir?

'Hastalıklar' forumunda Dark tarafından 4 Ekim 2009 tarihinde açılan konu


  1. Diyabet Nedir?

    Diyabetin tanımı

    Şeker hastalığı, tıptaki adı ile Diabetes Mellitus kan şekerinin yükselmesi, idrarda şeker çıkmasıdır. Yükselen kan şekeri yıllar içinde çeşitli belirtilerle kendini gösterir. Yapılan araştırmalar toplumda şeker hastalığının görülme sıklığının % 4-5 civarında olduğunu göstermektedir. Araştırmalara göre, Türkiye'de yaklaşık olarak 1-1,5 milyon kişide diyabet olduğu düşünülmektedir.

    Diyabet tipleri
    Şeker hastalığının 2 tipi vardır:

    Tip I şeker genellikle 30 yaşından önce başlar. Hastalar, normal kiloda veya zayıftır, bu tip diyabette mutlaka insülin kullanılmalıdır. Buna insüline bağımlı diyabet de denir. Çünkü Tip I diyabetlilerde vücutta hiç insülin yapılmamaktadır.

    Tip II şeker hastalığına insüline bağımlı olmayan diyabet de denir. Şekerlilerin büyük çoğunluğu bu tiptedir. 40 yaşından sonra başlar. Hastaların çoğunluğu şişmandır. Irsiyetin hastalığın oluşumunda önemli etkisi vardır, yani hastaların yakınlarında diyabete rastlanma sıklığı yüksektir.

    İyi planlanmış bir diyet yardımı ile kilo vererek ve egzersizle, kan şekeri yıllarca ilaca gereksinim duyulmadan normalde tutulabilir.

    Kan şekeri ölçüm sonuçları birçok faktörle değişebilir; kanın alındığı yer, kullanılan materyalin kan veya plazma oluşu, kullanılan ölçüm yöntemi, şeker sonuçlarını etkileyebilir. Kan şekeri tayini, toplar damar kanında, örneğin önkol damarından alınan kanda yapılabildiği gibi kılcal damardan yani parmak ucundan alınan kanda da yapılabilir. Bugün, en sık kullanılan yöntem toplar damardan alınan kanın plazmasında yapılan ölçümdür. Plazma şekeri tam kan şekerinden yaklaşık % 10 yüksektir, diğer deyişle aynı yerden alınan kanla yapılan ölçümler bile eğer farklı materyal kullanılıyorsa farklı sonuç verebilir .

    Diyabetin nedenleri

    Tip I diyabetin bilinen nedeni otoimmunitedir. Diğer anlatımla vücudumuzu hastalıklara karşı koruyan savunma sistemi birtakım nedenlerle vücudun normal hücrelerini tanımayıp saldırmakta ve tahrip etmektedir. Savunma sistemindeki bu şaşırma belli genetik özellikleri olanlarda örneğin özel bir doku grubu taşıyanlarda ve akrabalarında Tip I diyabeti olanlarda, daha sıklıkla ortaya çıkmaktadır. Bahsedilen bu doku grubu HLA (Dr3 ve DQ ) adları ile bilinir ve ülkemizde de HLA doku grubu tayınleri yapılabilmekte ve kesin olmamakla beraber diyabete genetik meyil olup olmadığı araştırılabilmektedir. Genetik zemin üzerine eklenen ateşli bir enfeksiyon sonrası pankreastaki beta hücrelerinin zarar görmesi ve insülin yapılamaması sonucu diyabet ortaya çıkmaktadır. Tip I şeker hastalığında irsiyetin rolü çok belirgin değildir. Genel bir anlatımla Tip I şeker hastalığı oluşumunda irsiyetin rolü %20 dış faktörlerin etkisi % 80 gibi düşünülebilir. Şeker hastalığı ortaya çıkmadan önce pankreasta otoimmün olayların başladığıda anlaşılabilmektedir. İnsülin yapan hücrelere ve insüline karşı antikor denen maddelerin varlığı (bunlara adacık hücre antikoru ve insülin oto antikoru denmektedir) ilerideki yıllarda şeker hastalığının ortaya çıkacağını gösterebilen göstergelerdir. Tip I şeker hastalarının yakın akrabalarında yukarıda bahsedilen testlerin yapılması önerilmektedir. Bu konuda doktorunuz daha ayrıntılı bilgi verecektir.

    Tip II diyabette, yani 40 yaşından sonra başlayan diyabetin ortaya çıkışında ise şişmanlık ve irsiyet en başta gelen etkenlerdir. Hastaların çoğunluğunda ailede şekerli hasta vardır. Genetik yatkınlığa ek olarak hastalığın ortaya çıkmasında şişmanlığın yanında, dengesiz beslenme, hareketsiz bir yaşam şekli, sık gebelikler, gebelikte diyabet saptanması, yüksek tansiyon, kolesterol ve trigliserid denen kan yağlarının yüksekliği, ameliyatlar, safra kesesinde taş gibi nedenler önemlidir. Özellikle kortizonlu romatizma ilaçları, doğum kontrol hapları ve idrar söktürücü türü tansiyon ilaçları da bu yönden önem taşır. Genetik meyil yanında bahsedilen bu dış faktörlerin ciddiliğine veya hafifliğine göre şeker hastalığı erken veya daha geç yaşlarda ortaya çıkmaktadır. Ailesinde Tip II şeker hastası olanlar şekere yakalanma yönünden daha fazla risk taşıdıklarından yılda 2 kez açlık ve tokluk şekeri kontrolü ile kendilerini izlemelidirler.