Diyabet Hastaları ayak bakımı

'Sağlık Rehberi' forumunda Dark tarafından 3 Ekim 2009 tarihinde açılan konu


  1. Diyabet ve Ayak Bakımı

    Diabet hastaları ayak sağlığına en çok önem göstermesi gereken gruptur. Diabetlilerde ayak ülserleri çok ciddi bir sorundur. Her 100 diabetliden 20'si yaşam boyunca en az bir kez, ciddi ayak ülseriyle karşı karşıya kalmakta ve bunların hiç de azımsanmayacak bir oranı bu ülserler nedeniyle parmak ya da ayaklarını kaybetmektedirler. Diabetik ayak ülserinde sorumlu en önemli faktör diabetik nöropatidir. Bir diğer faktör ise dolaşım bozukluğu ve damar tıkanıklıklarıdır. Eğer sinir uçlarında diabete bağlı bir hasar, yani diabetik nöropati ortaya çıkarsa, ayaklarda his kusurları başlar. Başlangıçta yanma, üşüme, diken batmaları, karıncalanmalar, ağrılar şeklinde başlayan yakınmalar giderek yerini his kaybına bırakır. Hissetmeyen bir ayak, dar ayakkabının içinde, sıcak bir kumda, sıcak suda, kaloriferin üzerinde veya yalınayak yürürken büyük tehlike altındadır. Sıcağı, ağrıyı hissetmeyen ayaklar kolayca yaralanır ve ülserler meydana gelir. Ülser kısa zamanda mikroplanır ve daha ciddi ayak sorunları karşımıza çıkar.

    Nöropatide ayrıca ayak ve bacak kaslarınca zayıflamalar, tendonlarda gerilmeler, eklemlerde sertleşmeler ortaya çıkar. Ayakların uzun kemiklerinin parmaklarla eklemleşen uçları belirginleşir. Ayaktaki bu şekil bozuklukları bası gören yeni noktalar ortaya çıkar. Bu bölgeler nasır oluşumu açısından riskli yerlerdir.

    Nöropati, otonom sinir sistemini de etkiler. Otonom nöropati ayak damarlarının refleks çalışmasını bozar. Normalde ayağa kalkınca bacak damarlarında refleks bir daralma meydana gelerek, kanın, beyin ve kalp gibi hayati önemi olan organlara yönelmesini sağlar.

    Diabetlilerde sinir sisteminde oluşan hasar bu refleks daralmanın kaybına yol açar. Sonuçta, ayak atar ve toplardamarlarında sürekli bir gölgelenme oluşur. Ayaklar sıcaktır, ayak sırtında toplardamarlar belirgindir ve çok çabuk şişer. Bu durum kemikleri de etkiler ve sürekli bir yıkım faaliyete başlar. İncelen zayıflayan kemiklerde gözle görülmeyen kırıklar oluşur ve bu kırıklar yeni kemik dokusu ile iyileşir. Ancak zaman içirisinde kemiklerin şekilleri bozulur, ayakta deformiteler ortaya çıkar. Charcot ayağı olarak adlandırdığımız bu durumun ampütasyon riski çok yüksektir. Şekli bozulan ayağın ağırlığını taşıyan bölgeleri değişir. Yük binen bu yeni bölgeler ağırlık taşımaya uygun bir anatomik yapıya sahip olmadığı için nasırlar, su toplamaları ortaya çıkar. Nasırlar ülser açısından büyük tehlikedir. Nasır son derece sert bir dokudur ve altındaki sağlam ayak dokusuna sürekli bası yaparak yaralar oluşturur. Nasır tabakasının altında oluşan yaralar uzun süre gizli kalır ve iltihaplanması çok kolaydır. Nasırı görmeyen diabetliler çoğu zaman ciddi enfeksiyonlu bir ayakla karşımıza çıkarlar. İltihap kemik dokusuna kadar yayılabilir.

    Nöropatinin önlenmesinin tek yolu çok iyi bir şeker kontrolünün sağlanması ve bunun yaşam boyu sürdürülmesidir. Eğer nöropati ortaya çıkmış ve ayaklarımızda his kusurları başlamışsa, gözlerimiz ve ellerimiz kaybolan ağrı duygusunun yerine geçmelidir. Her akşam ayaklar iyice muayene edilmeli, en ufak bir renk değişikliği, deri lezyonu veya yaralanmanın varlığında hemen bir diabet hekimine başvurulmalıdır.

    Ayaktaki şekil bozukluklarının düzelmesi mümkün değildir. Ancak uygun ayakkabıların giyilmesi ve iyi bir ayak bakımı ile yaraların önüne geçilebilir. Ayakkabı seçimi çok önemlidir. Ayakkabı seçerken uzman yardımı almak gereklidir. Çünkü diabet hastaları farkında olmadan ayaklarına iki numara küçük ayakkabı alabilirler. Yeni ayakkabılar alıştıra alıştıra giyilmelidir. En doğrusu ayağın yeni bası noktalarının saptanması ve ona uygun tabanlık ve ayakkabı yapılmasıdır. Ancak bu olanakların kısıtlı olduğu koşullarda yumuşak ve hava tabanlı spor ayakkabıların giyilmesi de ülserin gelişimini önleyebilir. Sivri burunlu, sert tabanlı, dar ayakkabılar asla kullanılmamalıdır. Ayakkabılarınız yumuşak deriden ve kapalı olmalıdır.

    Ayakların ağrıyı hissetmediği unutulmamalıdır. Tırnaklar kesilirken çok dikkat edilmelidir. Tırnaklar kanatılmadan ,düz kesilmeli, makasın ucu sivri olmamalı, pedikür yapılmamalıdır. Tırnak batmalarının tedavisi cerrah tarafından yapılmalıdır. Ayaklar her akşam ılık su ve sabun ile yıkamalı, iyice kurulanıp, nemlendirici kremle cilt kurumalara ve çatlaklar karşı korunmalı , ama parmak aralarına krem sürünmemelidir. Sürtünmeye karşı çok hassas olan parmak araları kuru tutulmalıdır. Pamuklu çorap giyilmelidir. Dikişli çoraptan kaçınılmalıdır. Ayakların yıkandığı suyun sıcaklığı kontrol edilmelidir. Sıcak sudan uzak durulmalıdır. Evde yalınayak dolaşmamalı, burnu kapalı terlik kullanılmalıdır. Parmak aralarındaki çatlaklardan kolayca mikrop girebilir. Bu nedenle mantar varsa hemen bir hekime başvurulmalıdır. Eğer ayaklarda nasır oluşmuşsa, diabetik ayak polikliniğine başvurulmalı ve özel cihazlarla nasır temizliği yapılmalıdır. Ayak polikliniklerinde nasırları düzenli temizlenen ayaklarda, oluşma riski olan her iki ülserden birini önlemek mümkündür. Nasırlar bıçak, jilet, makas yardımı ile kesilmemeli, asla nasır ilacı kullanılmamalıdır.