Dış Ticaretin Yararları ve Zararları

Konusu 'Kısaca' forumundadır ve DiScOvErEr tarafından 10 Kasım 2010 başlatılmıştır.

  1. DiScOvErEr Üye


    Dış Ticaretin Yararları ve Zararları
    Ticaretin Yararları

    Ticaret, uygarlığı ortaya çıkaran ve insana refah sağlayan bir uğraştır. Ziraat ve sanayinin meydana getirdiği ürünler ancak ticaret sayesinde insan istifadesine sunulur.
    Üretim genel olarak iki amaçla yapılır: Birisi, kişinin ve ailesinin ihtiyacını karşılamak için yapılandır. Bunda hiçbir ticarî gaye yoktur. Tarladan veya bahçeden elde edilen mahsul, aile tarafından tüketilir. Zaten üretim miktarı da ancak ihtiyacı karşılayacak kadardır. Diğeri pazar için üretimdir. Bu tarz üretimden sağlanan ürün, pazar yerinde satılarak kazanç sağlanır. İlkel toplumlar sadece geçimlik üretim yaparlar. Toplum geliştikçe pazar için üretim arzusu ortaya çıkar. İşte, tarladan elde edilen ürünün veya aletle meydana getirilen malın pazarlanması ticaret sayesindedir.

    Tarihte deniz ticaret yollarının bulunması ve denizciliğin gelişmesinde tek faktör ticarettir. Günümüzün gelişmiş kara vasıtaları, hızlı trenler ve dev kargo uçakları ticaret sektörü tarafından ayakta tutulmaktadır. Limanlar, kara ve demir yolu ağları ve hava alanları ticarete hizmet eder. Nakliye sektörünü besleyen, geliştiren ticarettir. Tarihte Doğu ile Batıyı bağlayan efsanevî İpek Yolu, ticaretin güvenli ve hızlı bir şekilde yapılmasını temin için inşa edilmiştir. İpek Yolu, asırlar öncesinden ticaretin öneminin kavrandığı ve bu alana o zamanın imkanlarıyla dahi büyük yatırımlar yapıldığının çarpıcı bir kanıtı.

    Öte yandan, sanayinin ticaret olmadan bugünkü düzeye gelmesi düşünülemezdi. Çünkü, önce kitlevî üretim, sonra bilgisayar destekli imalat, miktar olarak ihtiyacın çok üstünde çıktı sağlıyor. Artık, modern ekonomilerde üretim neredeyse ikinci plana düştü. Onun yerine, pazarlama adı altında ticaret öncelik kazandı.
    Ticaret değişik toplum ve ulusların birbirini tanımalarına ve aralarında dostane ilişkiler kurmalarına olanak sağlar.. Mal ve hizmet satmak için alıcıların ihtiyacını saptamak gerekir. Bunun için satıcılar tarafından şehir ve ülkelerin gezilmesi, incelenmesi ve insanlarla münasebet kurulması şarttır.

    Sağlıklı ve dürüst ticaret herkese kazanç sağlar. Böylece, toplumun refahı artar. Tarih boyunca, tüccar milletler daima mamur ve güçlü olmuştur.

    Ticaretin Sakıncaları veya Sakıncalı Ticaret

    Normal, yasal yollardan icra edilen ticaretin hiçbir sakınca taşımadığını kolayca söyleyebiliriz. Dolayısıyla, ticaretin sakıncaları deyiminden ziyade belki de sakıncalı ticaret ifadesini kullanmak daha yerindedir. Sakıncalı ticaret deyince ilk akla gelen: uyuşturucu, silah ve beyaz kadın ticaretidir. İngilizce lisanında bu tür illegal işlemler için: karanlık işler yapmak anlamındaki “traffic” sözcüğü kullanılır. “Trafficker” de kaçakçı, karanlık işler yapan kimse demektir. Halbuki, bu dilde, ticareti ifade eden sözcükler şunlardır: “trade, dealing, commerce”. Son günlerde bizde de trafik kelimesi “uyuşturucu trafiği” örneğinde olduğu gibi illegal alım-satım mânâsında kullanılmaktadır.
    Günümüzde, ticaretin sakıncası meyanında, ticaretin tüketim çılgınlığına alet olduğu şeklinde bir tenkit ileri sürülebilir. Bu vesileyle bilinçsiz tüketimi körükleyen faktörlerin bazılarını kısaca özetleyelim:

    - Aşırı Üretim: ABD ve Avrupa imalat sanayi, II. Dünya Harbi sonrasından başlayıp bugün devam eden süreçte aşırı bir üretim kapasitesine ulaştı. Ekonomik sistemin sürebilmesi için insanların üretilen her ürünü tüketmesi zorunlu hâle geldi. Bunu sağlamak için yüksek nüfuslu gelişmemiş ülke insanları da tüketim yarışına katılmaya zorlanıyor. Karl Marx’ın öngördüğü gibi; kapitalist sistemde talep yani tüketim yetersizliği krizlere yol açıyor ve bu krizler giderek daha kısa zaman aralıklarıyla meydana geliyor. 20. asrın başında 30 yılda bir kriz yaşanırken, giderek bu süre 20 yıl, 10 yıl ve günümüzde 3-5 yıla indi. Kapitalist ülkelerin buna karşı iki tür önlemi var: Birincisi, gelişmemiş ülkeler baskıyla serbest ticarete mecbur ediliyor. Bu bağlamda, gümrük duvarları indirtiliyor, dahili üretim kısılıyor ve bu ülkeler tarım ürünlerini dahi dışarıdan almaya zorlanıyor. Bunun da yeterli olmadığı durumlarda, dünyanın çeşitli yerlerinde savaşlar çıkartılıyor.

    - Reklamcılık Sektörü: Reklam şirketlerinin tek hedefi tüketicilere aslında ihtiyaç duymadıkları malları almalarını sağlamaktır. Bu şirketler, sosyoloji ve psikoloji bilimini insanları amaçları doğrultusunda etkilemek, daha doğrusu onları kandırmak için kullanır. Çeşitli film teknikleriyle ürün abartılı bir şekilde methedilir, tüketicinin sağlıklı düşünmesi engellenir. Yazılı ve görsel basınla işbirliği hâlindeki bu kuruluşlar gün geçtikçe insanları tüketim çılgını hâline getiriyor.

    - Teknolojik İlerlemeler: Sanayi, nakliyat, haberleşme ve bilgisayar teknolojilerindeki muazzam gelişmeler ticari faaliyetlerinin çok hızlı büyümesini sağladı. Hâlen, Dünya ticareti yıllık olarak 5 trilyon dolar düzeyinde seyrediyor. Son olarak, tüketimi tahrik eden amillere e-ticaret ve kredi kartları da eklendi. Teknolojiyle ticaretin ilişkisi iki yönlüdür. İkisi birbirini destekler ve geliştirir.

    Gerçi, tüketim çılgınlığını gerçekleştirmek için, ticaretin kullanıldığı bir vakıadır. Ancak, bunda ticaret mesleğinin hiçbir günahı yok. Çünkü, her türlü imkân ve vasıta insanlar tarafından kötüye kullanılabilir ve kullanılmaktadır
    İlkçağlarda malın malla değiştirildiği takas (değiş-tokuş) şeklinde yapılan ticaret, tarihi süreç içerisinde aşamalar geçirmiş ve giderek çeşitlenmiş ve karmaşıklaşmıştır.
     

  2. ANANE Üye

    Cevap: Dış Ticaretin Yararları ve Zararları

    paylaşım için tskrlr....
     

Sayfayı Paylaş