Diş Bakımında Doğru Bilinen Yanlışlar

'Hastalıklar' forumunda Ezlem tarafından 20 Ocak 2011 tarihinde açılan konu


  1. Ağız ve diş bakımında yapılan yanlışlar,
    Ağız ve diş sağlığınız hakkında doğru bildiğiniz yanlışlar

    Diş Bakımında Doğru Bilinen Yanlışlara Dikkat

    Sağlıklı diş ve diş eti için, hekimlerin önerileri doğrultusunda uygulama yapılması gerektiği, aksi halde dişlerde çürük oluşabileceği, diş minesinin zarar görebileceği ve diş etlerinde çekilme meydana gelebileceği belirtildi.

    Oral Lazer Uygulamaları Derneği Başkanı Dr. Nükhet Berk, Ağız ve Diş Sağlığı Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada, halk arasında ağız bakımına ilişkin bilinenlerin çoğunun yanlış olduğunu söyledi. Berk, diş fırçalama şeklinden fırça seçimine, macun kullanımından diş taşı temizliğine kadar yanlış ya da eksik bilgilenmenin diş ve ağız sağlığını tehlikeye attığını kaydetti.

    Sağlıklı ağız ve diş sağlığı için hekimlerin önerilerinin dikkate alınması gerektiğini belirten Berk, yanlış bilgilerin uygulanması halinde özellikle diş minesinin zarar gördüğüne ve diş etlerinde çekilme meydana geldiğine dikkati çekti.

    Berk, diş bakımıyla ilgili yanlış bilinenlerin başında, diş fırçası seçiminin geldiğini belirterek, sert fırçalamanın dişleri temizlemekten çok aşınmalara neden olabileceğini söyledi. Berk, “Dişlerin mine tabakası aşındığı için, alttaki sarı tabaka belirginleşir ve diş rengi sarı görünür. En önemlisi ise dişlerde sert fırçalamaya bağlı hassasiyet ve diş etinde çekilme olabilir” dedi.

    Dişlerin iyi fırçalanmasının, fırçanın sertliğiyle değil tekniğiyle ilgili olduğunu belirten Berk, bu konudaki uyarı ve önerilerini şöyle dile getirdi:
    “Çok sert fırçalar dişleri aşındırabilir. Çok yumuşak fırçalar ise dişleri temizlemeyeceğinden orta sertlikte fırça kullanılmalıdır. Son yıllarda tüm ailenin değişen başlıklarla kullanabileceği elektrikli diş fırçaları önerilmektedir. Diş fırçalarının en az 6 ayda bir yenilenmesi gerekir, çok sert fırçalayanlarda ise fırça kıllarının dışa doğru kıvrılması durumunda 3-4 ayda bir de yenilenmelidir.”

    Berk, diş fırçalama işlemi tamamlandıktan sonra, dilin üst kısmının da özel dil fırçası veya diş fırçanın sapıyla sıyrılarak ağzın mikroplardan arındırılması gerektiğini söyledi.

    TUZ VE KARBONATLA BEYAZLATMA SAKINCALI
    Dişlerin tuz ya da karbonatla fırçalanmasının da dişleri beyazlatmaktan çok içerdiği büyük granüller nedeniyle diş minesini çizdiğine, aşındırdığına ve matlaştırdığına dikkati çeken Berk, bu yöntemi özellikle sigara içenlerin tercih ettiğini kaydetti. Berk, bazı beyazlatma ürünlerinin de diş minesini çizerek geri dönüşümü olmayan renklenmelerin oluşmasına neden olabildiğini belirtti.

    Kullanılacak macun miktarının mercimek tanesi büyüklüğünde olması ve fırçalamaya başlamadan önce fırçanın ıslatılmaması gerektiğini anlatan Berk, macunun köpürmesi için yeterli sıvının ağızda zaten mevcut olduğunu kaydetti.

    Her kişide dişlerde çürüğe karşı yatkınlığın farklı olduğuna, sağlıksız beslenme, ağız ve diş bakımına dikkat edilmemesi halinde çürüklerin artabileceğine işaret eden Berk, çarpık dişlerin de ortodonti tedavisiyle her yaşta düzeltilebileceğini söyledi.

    Berk, diş röntgeni çekiminde radyasyona maruz kalınacağı korkusunun da yersiz olduğunu belirterek, bu işlemde alınan radyasyonun çok az olduğunu ifade etti.

    “Diş taşlarının temizlenmesinden sonra diş taşı oluşumu artar” görüşünün yanlış olduğunu anlatan Berk, doğru teknikle fırçalama yapıldığında diş taşı oluşumunun engellendiğini kaydetti.

    Berk, diş fırçalarken diş etlerinin kanamasının iltihabın belirtisi olarak kabul edilmesi gerektiğine dikkati çekerek, “Diş etleri kanıyor diye dişlerin fırçalanmaması sorunu daha da artırır” dedi.

    Diş ağrısına karşı, dişin üzerine aspirin, rakı, kolonya, tütün ve tuz konulmasının da ağrıyı ortadan kaldırmayacağını da ifade eden Berk, “Alkol ve alkol içerikli maddeler diş ve diş eti bölgesine uygulandığında diş etlerinde alkol-aspirin yanığı görülebilir. Dişlerin üzerine uygulanan diğer maddelerin de ağrı kesici özellikleri yoktur” dedi.

    Berk, detaylı röntgen incelemesi yapılmadan ve bugünkü modern yöntemlerin tümü denenmeden asla diş çekimi yapılmaması gerektiğini belirterek, hiçbir protezin orijinal dişin yerini tutamayacağını vurguladı.

    GEBELİK DÖNEMİNDE DİŞ BAKIMI
    Gebelik döneminde ağız ve diş sağlığına gerekli özen gösterilirse, çürük ve diş eti problemleri giderilirse diş kaybı görülmeyeceğini ifade eden Berk, şunları kaydetti:

    “Bebek düşünen anne adayları genel sağlık kontrolünden geçtikleri gibi, diş kontrolünden da geçip gerekli tedavilerini yaptırmalıdır. Hamileliğin her döneminde diş tedavisi yapılabilir ancak ilk 3 ay içinde lokal anestezi uygulanması doğru değildir. Bu dönemde de yeni teknolojilerden lazer kullanılarak hiç anestezisiz olarak gerekli tedaviler yapılabilir.”

    Berk, gebelik döneminde diş eti kanamasının, dişten kalsiyum çekilmesinden kaynaklanmadığını da belirtti. Ağız bakımına yeterli özenin gösterilmemesi durumunda hamilelikteki hormonal değişiklikler sonucu diş eti iltihabı oluşabileceğine dikkati çeken Berk, daha önce var olan iltihaplanmanın da hamilelikte ilerleyebileceğini kaydetti.

    AA