Devrent deresi türküsünün hikayesi

'Masallar ve Hikayeler' forumunda Aysell tarafından 28 Ağustos 2009 tarihinde açılan konu


  1. Devrent deresi türküsünün hikayesi

    Türkümüzün hikayesi Buldan’ın ”Devrent Deresi” denilen mahallinde vuku bulmuştur.Cumhuriyet Türkiye’sinin 1933 yılları...Otomobil, tren yok.Alaşehir tarafından gelip Denizli taraflarına geçecek kervanların , yolcuların uğrak yeriydi Devrent Deresi.Mutlaka geçilmesi gereken tek geçitti.

    12,13 Şubat tarihlerinde Denizli Gölemezli Köyü’nden Musa, Süleyman develerine buğday ve arpa yükleyerek Sarı Göl’e satmak için yola çıkarlar.Yüklerini boşalttıktan sonra aynı yoldan geriye hareket ederler.Kara kışın ortasında karlı, fırtınalı bir gündür.

    Devrent Deresi’ne gelmeden önce yolda köylülerle karşılaşırlar.”Kar çok yağıyor, boğazdan geçemezsiniz” uyarılarına aldırmazlar, yola devam ederler.Boğaza iyice yaklaştıklarında tipi şiddetini arttırır.Devlerin ayakları tutmaz, kaymaya başlar.Kervancılar da develerle birlikte uçuruma yuvarlanırlar.Kar ve tipiden korunacak yer bulamazlar.Soğuktan donup ölürler.

    Ertesi gün Devrent Deresi’nden geçmekte olanlar Musa ve arkadaşlarının cesetlerini görür ve köye haber veririler.

    Bu acı olaya Ayşe ve Fatma adlı kızlar bir ağıt yakarlar.Bu ağıtın sözleri gönülden gönüle, dilden dile , telden tele gezerek halk arasında yaygınlaşır.

    Devrent Deresini duman bürüdü of of

    Yedi develiyem Musam yürüdü

    Musamın ciğeri mosmor oldu çürüdü

    Ağlasın ağlasın anam ağlasın

    Devrent Deresi’ne çıvgınlar esti

    Elimi kolumu poyrazlar kesti

    Feleğin bize böyle mi kastı

    Devrent Dereleri dar geldi bana

    Vadesiz ölümler zor geldi bana