Dersim İsyanının Sonuçları kısaca

'Resimli Konular' forumunda Destina tarafından 1 Ekim 2008 tarihinde açılan konu


  1. Dersim İsyanı ve Sonuçları kısaca

    1937 yılında Tunceli ilinde merkezi hükümet ve dersim aşiretleri arasında yaşanan bir sorun olan Dersim İsyanı, hakimiyetin sağlanması amacıyla TSK mensuplarınca düzenlenen bir harekat sonucunda 13.000’den fazla sivilin, 110 askerin ölümüne, 12.000’e yakın kişinin ise zorunlu göç ettirilmesine neden olmuştur.
    Dersim İsyanına daha geniş bir açıdan bakılması gerekirse bölgenin merkeze uzak olması, merkezi otoritenin yeterince sağlanamaması nedeniyle ağalık – aşiret sisteminin daha yaygın olduğu bir ortam içermekteydi. Osmanlı döneminde de pek çok ayaklanmaya sahne olan bölgede bir önceki isyan 1916 yılında gerçekleşmiş, 11 harekat düzenlenmesine rağmen sonuç alınamamıştır.
    İsyanın sonuçlarına göz atıldığında ise açık bir kışkırtma olduğu görülürken Cumhuriyet ayaklanmaları içerisinde sivillere yönelik en sancılı dönem olduğunu söylemek mümkündür. İsyana katılan ya da katılmayan pek çok kişi dolaylı ya da doğrudan sorunlar yaşamış 13’binden fazla insan hayatını kaybetmiş ve binlerce kişi zorunlu olarak göç ettirilmiştir.
     



  2. Dersim İsyanı Tunceli bölgesinde (eski adı il Dersim) 1930`larda meydana gelen ayaklanma.
    Osmanlı döneminde yüzyıllarca yurtluk ve ocaklık biçiminde özerk olarak yönetilen Dersim bölgesinde özellikle Tanzimat döneminde merkezi yönetimin güçlendirilmesi amacına yönelik düzenlemelerine karşı sık sık ayaklanmalar çıkmıştır.(1847,1877-78,1885,1892,1893-95,1907,1911,1916).
    Yörenin doğal koşulları ve aşiret temeline dayanan toplumsal yapısı, merkezi yönetimlerin otorite kurmasını engellemişti. Cumhuriyet döneminde de bölgede egemen olan aşiret düzenini dağıtmak ve devlet gücünü yerleştirmek amacıyla bazı girişimler yapıldı.1930`ların ilk yarısında bölgede meydana gelen ayaklanmalar bastırıldıktan sonra , 1935`te 2884 sayılı Tunceli Vilayeti`nin idaresi hakkında kanun çıkarıldı. Buna göre Tunceli iline bir askeri vali atanacaktı. Aynı zamanada dördüncü genel müfettiş sıfatını alan valinin (general Abdullah Alpdoğan) geniş yönetsel, askeri ve yargısal yetkileri vardı. Düzeni sağlamak ve güvenlik açısından gerekli gördüğü durumlarda ilde yaşayan kişileri ve aileleri ,il sınırları içinde bir yerden bir başka yere göndermeye , il sınırları içinde oturmalarını yasaklamaya da yetkiliydi.
    Yasanın uygulanmaya başlamasıyla 1937 başlarında yeni olaylar çıktı. Bölgede güvenlik sağlanamadı ve hükümet otoritesi kurulamadı. Bu sırada Suriye sınırına ve sınıra yakın bölge ve illerde benzer olaylar görüldü. Hatay`a bağımsızlık tanıyan Milletler Cemiyeti kararından sonra ,TBMM`de yapılan görüşmelerde, bu gelişmelerin başta Fransa ve Fransa`nın mandası altındaki Suriye tarafından kışkırtıldığı ileri sürüldü. Başbakan İsmet İnönü ise, Tunceli İlinde iki yıldır izlenen reform programının amacının bölgenin uygar bir hale getirilmesi olduğunu belirterek,programa karşı bölgede direniş olduğunu belirtti.
    Abasan aşireti reisi ve kendisine `Dersim generali` sıfatını yakıştıran Seyit Rıza
    Seyit Rıza 1937 yılındaki Dersim İsyanı'nın lideri.Tümü: http://www.turkcebilgi.com/seyit_rıza
    önderliğinde asker ve vergi vermek istemeyen aşiretlerce yeni bir ayaklanma patlak verdi. Ayaklanmaya Kureyşan aşireti dışında Haydaran, Yusufhan ve Demenan aşiretlerinden oluşan yaklaşık 5,000 kişilik bir ayaklanmacı grubu katıdı. Ayaklanma 20-21 mart gecesi Harsik köprüsünün yıkılması, köprüyle Kahnut bucağı arasındaki telefon hattının kesilmesiyle başladı. Mart-Nisan 1937`de olayların genişlemesi üzerine general Abdullah Alpdoğan komutasında başlatılan askeri harekat, 13 eylül 1937`de sona erdi. Yöre halkının bir kısmı başka illere gönderildi.
    Askeri harekattan sonra yapılan yargılma 15 Kasım 1937`de sona erdi. Ayaklanmanın lideri Seyit Rıza ile 6 kişi idam edildi. Çok sayıda ayaklanmacı değişik hapis cezalarına çarptırıldı. Ama olaylar durulmayınca 1938`de yeni bir ayaklanma çıktı. Bunun üzerine başlatılan ikinci askeri harekat sonunda Eylül 1938`de ayaklanma tamamen bastırıldı.
     



  3. 20 Mart 1937 – 2 Ocak 1938 yılları arasını kapsayan ve günümüzde de tartışılmaya devam eden bir sorun haline gelen Dersim İsyanı ya da Dersim Olayları, Tunceli ilinde hükümet ve aşiretler arasında çıkan problemlere verilen bir isimdir.
     



  4. Dersim (bugünkü Tunceli) ve etrafında devlete karşı girişilen Başkaldırılar nedeniyle tertip eden politik, idârî ve askerî harekât. Osmanlılar vaktinde Dersim yöresi halkı diğer yerlere kıyasla özel bir statüye tâbiydi. Dersim’de Ocaklık ve Yurtluk isimi verilen idârî birimlerin başında aşiret reisleri bulunuyordu. Gerek etraflarından gördükleri îtibâr, gerekse devletin kendilerine verdiği bâzı yetkiler nedeniyle kuvvetli vaziyete gelen aşiret reisleri merkezi devlet otoritesine karşı ara ara başkaldırdı. Tanzimat ile Doğu Anadolu’da yapılan idârî tertip etme esnasında Dersim, Hozat merkez olmak üzere Dersim sancağı isimiyle Erzurum vilâyetine bağlandı. Ancak kendilerine has idâre tarzına alışmış olan Dersim bölgesi halkı yeni tertip etmeye karşı çıktı. Daha sonra bir ara Erzurum vilâyetinden ayrılarak bir vilâyet hâline kazançlan Dersim 1862’de mâmüretü’l-aziz (Elazığ) Vilâyetinin kurulmasından sonra bu vilâyetin bir sancağı haline getirildi. Bu vaziyet karşısında güç vaziyette kalan hükûmet, denetimi sağlamak asker ve vergi toplamak için aşiret reislerine rütbe ve nişanlar dağıtarak onları ede etmeye çalıştı. Bölgede devlet otoritesinin yaygınlaştırılmasından rahatsız olan aşiret reisleri devlete karşı topluca başkaldırı ettiler. Takriben bir sene süren başkaldırı hükûmet kuvvetlerince bastırıldı. Başkaldırıcıların başı olan Hüseyin Bey gözaltına alınarak Vidin kalesine sürüldü, erkek çocuğu Ali Bey de Erzincan’da ikâmet etmeye mecbur edildi. 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı nedeniyle Dersim yöresindeki askeri kuvvetler Erzurum’a gönderilince aşiret reisleri yine başkaldırı ettiler. Bu başkaldırılar Kurt İsmail Paşa, Samih Paşa daha sonra da Gâzi Ahmed Muhtar Paşa tarafından bastırıldı. Dersim de müstakil vilâyet hâline getirildi.
    Bu dönemde Ermeni komitacılarının da tahrikiyle (kışkırtmasıyla) isyanlar tekrar başladı. 1885 yılında Ali Şefik Paşa idâresinde bölgeye gönderilen kuvvetler uzun süren çarpışmalardan sonra ayaklanmaları şiddetle bastırdılar. Ancak köklü bir ıslahat yapılmadığından ayaklanma ve eşkiyâlık hâdiseleri önlenemedi. Sultan İkinci Abdülhamid Han aşîret reislerinin gönüllerini alarak ele geçirmeye çalıştığı gibi, bölge halkından asker toplayarak “Hamidiye Alayları” isimiyle yeni askerî birlikler kurdu. Böylelikle bölge halkının güvenlik ve emniyetini sağlamaya çalıştı. Ancak çeşitli tahrikler sebebiyle eşkiyâlık ve şiddet hareketleri devam etti. Kureyşanlı, Koçuşağı, Şamuşağı ve Resikli aşiretlerinin birleşmeleri neticesinde 1907 yılında büyük bir isyan hareketi ortaya çıktı. Kureyşanlı aşireti Kığı köylerine, Koçuşağı, Şamuşağı ve Resik aşiretleri de Kemah ve Çemişkezek köylerine saldırdılar. Elazığ Redif Tugayı kumandanı Neşet Paşa âsiler üzerine gittikçe ayaklanmayı bastırdı. Ancak bir sene sonra bu aşiretler öc almak için yine başkaldırdılar. Ayaklanmaların gelişerek genişlediği sırada İkinci Meşrûtiyet duyuru edildi. Harbiye Nezâreti Dördüncü Silahlı güç kumandanlığından aşiretlerle anlaşarak eşkiyâlık hareketlerine bitirilmesini istedi. Bâzı aşiret reisleri anlaşarak merkeze boyun eğerken, bâzıları ise cezalandırılarak kontrol altına alındılar. Ancak tekrar bâzı taşkınlık hareketleri ortaya çıkınca Dersim bölgesi ile ilgili verilecek karara asal olmak üzere Ferik Ali Paşa ile Şûray-ı Devlet üyesi Mustafa Bey ihtiyaç duyulan incelemeyi yapmakla görevlendirildiler. Yapılan inceleme neticesinde tertip eden rapor üzerine Meclis-i Milli eğitim bakanlığı’usân tarafından Dersim bölgesinde ıslahat yapılması kararlaştırıldı. 1909 yılında Müşir İbrâhim Paşa Dördüncü Silahlı güç kumandanı olarak Dersim’e gönderildi. Ovacık yakınlarında Ordugâhını kuran İbrâhim Paşa aşîret reislerinden hükûmetin buyruklarını dinleyeceklerine değin söz aldı. Boyun eğmeyen Haydaranlı aşireti üzerine kuvvet gönderdi. Askerî harekattan sonra bölgede sükûn ve emniyet sağlandıysa da 1911 yılında Pülümür etrafında başlayan ayaklanma Haydaranlı aşiretinin de katılmasıyla genişledi. İki ay süren bir direnişten sonra bastırıldı. Balkan Savaşı esnasında ufak hareketler dışında bir başkaldırı hareketi olmadı. Birinci Dünya Savaşı esnasında Rusların Doğu Anadolu’da giriştikleri işgal hareketi sürerken 1916 yılında Doğu Dersimde Kureyşan aşiretinin önderliğinde, bölge aşiretleri ayaklandılar. Nâzımiye başkaldırıcıların eline geçti. Mazgirt, Pertek ve Çarsancak etrafları baskın ve talana uğradı. Galatalı Şevki Bey kumandasındaki 13. Tümen, takriben bir ay süren harekat neticesinde bölgede geçici de olsa kontrolü ele aldı.
    Kurtuluş Savaşı esnasında 1921’de olan Koçgiri aşîreti başkaldırınına Dersim bölgesi halkı katılmadı. Bunda Kuvay-ı Milliye taraftarı ve TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ azası Diyap Ağa ile diğer bâzı aşiret reislerinin tesiri oldu. Osmanlı Devletinin Dersim’e hâkim olmaya çalıştığı 1860 seneninden Cumhûriyetin ilk senelerine kadar Dersim’de bir hayli olaylar olmuş ve bunlardan bâzıları tenkil harekâtını gerektirmişti. 1877’den bu yana yapılan tedip hareketleri arasında 1907 ve 1908 yıllarında yapılanlar iyi düşünülerek tertiplenmiş ancak bunların netîcelerinden yararlanılamayarak Dersim’in bilhassa Birinci Dünyâ Harbinde eline geçirdiği silâhlarla daha zarar veren bir duruma girmesine sebebiylet verilmişti. Cumhûriyet döneminde 1925 yılındaki Şeyh Said isyanına katılmayan Dersim bölgesi halkı 1930’da başlayan Ağrı İsyanına katıldı. Ovacık kazası halkından ve Dersim bölgesinde nüfuzlu bir Derebeyi olan Seyid Rıza’nın adamları çapulculuk ve eşkiyâlık ettikleri vergi vermemekte direndikleri için icra vekilleri kurulu (Kabine) Danzig nahiyesinin Aşgirih, Gürk, Dağbey ve Harsî köylerine karşı harekât tertip etmesini kararlaştırdı. İsyancılara Haydaranlı aşiretiyle, Mazgirt’teki Demenalı ve Yusufanlı aşiretleri de katılınca isyan hareketi kısa vakitte dağıldı. Girişilen askeri harekat neticesinde isyan bastırıldı.
    Daha sonra bölgede idarî ve sosyal reformların yapılması kararlaştırıldı. 1935’te 2884 sayılı Tunceli vilâyetinin idâresi hakkında Yasa çıkarıldı. Buna göre Tunceli şehrine korgeneral rütbesinde bir zat vâli ve komutan olarak tâyin edilecekti. Bu arada Dördüncü Umum Müfettiş Sıfatını alan vâlinin geniş idârî, askerî ve adli yetkileri vardı. Asayişi ve sükûnu sağlama açısından gerekli gördüğü durumlarda şehirde yaşayan kişileri ve âileleri şehir hudutları içinde bir yerden başka bir yere göndermeye, il hudutları içinde oturmalarını yasaklamaya yetkiliydi.
    Yasanın uygulamaya başlamasıyla 1937 yılı başlarında olaylar çıktı. Kureyşan aşireti reisi ve kendisine Dersim generali sıfatını yakıştıran ve İngiliz hükûmetinden yardım isteyen Seyit Rıza önderliğinde, asker ve vergi vermek istemiyen aşiretlerce yeni bir isyan başgösterdi. Cumhûriyet hükümeti, Dördüncü Silahlı güç müfettişliğinin kurulmasını, Komutanlığına Abdullah Alpdoğan’ın getirilmesini ve Dersim bölgesinde geniş bir harekâta girişilmesini kararlaştırdı. Ayaklanmaya Kureyşan aşireti dışında Haydaran, Yusufhan ve Demenan aşiretlerinden olan 5000 kişilik bir isyancı grubu katıldı. Ayaklanma hareketi Harsik köprüsünün yıkılması, köprüyle Kahnut bucağı arasındaki telefon hattının kesilmesiyle başladı. Bu sırada Sûriye hududunda ve hududa yakın bölge ve illerde de benzeri olaylar görüldü. Bölgede emniyet ve asâyiş sağlanamadı ve otorite kurulamadı. Milletler Cemiyeti tarafından Hatay’a bağımsızlık kararı verilmesinden sonra, TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ’de yapılan mütalaalarda bu gelişmelerin başta Fransa veFransa’nın mandası altındaki Sûriye tarafından kışkırtıldığı ileri sürüldü. Başbakan İsmet İnönü, Tunceli şehrinde iki senedir uygulanan reform proğramının bölgede huzûru sağlamaya yönelik olduğunu belirtti. Ama bölgede hükümete karşı direniş başgösterdi. Mart 1937’de olayların genişlemesi üzerine askeri harekât başlatıldı. 13 Eylül 1937’de sona eren harekât neticesinde ayaklanma bastırıldı. Devrin başbakanı İsmet İnönü tarafından yapılan izaha göre isyancılardan 250 kişi ölü olarak ele geçirilirken 1000 dolayında kişi de teslim oldu. Askerî harekâttan sonra isyancılar hakkında yapılan yargılama 15 Kasım 1937’de bitti. İsyan hareketinin elebaşısı durumunda olan Seyit Rızâ ile beraber yedi kişi idam edildi. Çok sayıda isyancı ise çeşitli mapus cezâlarına çarptırıldılar. Fakat olaylar yeniden durmadı. 1938’de yeni ayaklanmalar çıktı. Bunun üzerine ikinci bir askerî harekâta girişildi. Eylül 1938’de ayaklanma tamamiyle bastırıldı. Harekât esnâsında ve harekât nihayetinde, başkaldırıcıların kulandığı silâhların Fransız ve İngiliz yapısı silâhlar olduğu ve başkaldırıcıların Fransa ve İngiltere’den büyük destek gördüğü ve başkaldırının başlatılmasında büyük rol oynadıkları ortaya çıktı. Ayrı olarak bu başkaldırıcılar Hatay problemi konusunda olarak Fransız ve İngilizler tarafından tahrik edildiği ve Türkiye’nin iç gâilelerle meşgul edilmesi amaçlandığı tesbit edilmiştir.