Derdi Olan NEYLESİN...

'Güncel Bilgiler' forumunda FhiLo tarafından 13 Temmuz 2010 tarihinde açılan konu


  1. âşık mâşukunun yolunda olur ve o yolda ölür





    Yavuz Sultan Selim Han Mısır ı fethettiğinde bir süre orada kalır.
    İdareyi eline alıp kendi hâkimiyetini yerleştirmek için bu elzemdir.

    Bu sırada bir çadırda kalıyor.

    Çadırı süpürüp temizleyen yemeği yapan Mısırlı bir cariye vardır ki Yavuz
    Selim Han sabah çıkınca cariye geliyor akşama kadar çadırı temizleyip
    yemekleri hazırlayıp gidiyor akşam olunca da Yavuz Selim Han çadırına
    dönüyor.

    Cariye nasıl olduysa bir kaç defa Yavuz Sultan Selim
    Hanı görür ve Ona âşık olur. Lâkin umutsuz bir aşk. Zira bir tarafta
    koskoca Cihan Padişahı Halife-i Rûy-i Zemin diğer tarafta basit bir
    cariye..

    Fakat cariyenin aşkı dayanılmaz boyutlara ulaşıp da
    kalbine sığmaz hale gelince ne yapacağını bilemez halde Halifeye
    açılmaya karar verir. Lâkin aradaki uçurum cariyeyi iyice çıkmaza sokar
    ve kararsız hale getirir. Bir yandan aşkının dayanılmaz baskısı diğer
    yandan aradaki devâsâ farkın kendini engellemesi arasında bocalayan
    cariye Halifenin karşısına çıkma cesaretini kendinde bulamadığından
    yazıyla ilân-ı aşk etmeye karar verir. Ve üç kelimelik bir not yazarak
    Halife hazretlerinin yatağına bırakır.

    Notta sadece üç kelime yazılıdır

    ''Derdi olan neylesin?''

    Akşam
    çadırına gelip de yatağının üzerinde küçük bir kağıt parçası bulan
    Yavuz Sultan Selim Han kağıdı okuyunca bu notu yazanın çadırını
    süpüren cariye olduğunu anlar. Ve kâğıdın arkasına cevabını yazar:

    ''Derdi neyse söylesin!.''

    Kâğıdı
    aynı yere bırakır. Sabah olunca da çıkıp gider. Bir müddet sonra Cariye
    temizlik için çadıra geldiğinde ilk iş olarak kâğıdı arar. Kâğıdı
    bıraktığı yerde duruyor bulur. Kaparcasına kâğıdı alıp okuduğunda
    heyecanı bir kat daha artar. Halifenin cevabından cesaretlenen cariye
    kâğıdı çevirip dünkü notunun altına şu cümleyi ekler:

    ''Korkuyorsa neylesin?''

    Akşam olur. Halife çadıra döner. Kâğıdı okur ve cevabı yazar:

    ''Hiç korkmasın söylesin!.''

    Sabah
    bu cevabı okuyan cariye artık kararını vermiştir: Aşkını bu akşam
    halifeye söyleyecek. Ne olacaksa olsun artık. Ve o gün temizliği
    bitirdiği halde gitmeyip Halifeyi beklemeye başlar. Yavuz Sultan Selim
    Han akşam çadıra dönünce cariyeyi kendisini bekler bulur. Cariye
    Halifeyi görünce hemen ayağa kalkıp temenna durur.

    Yavuz Selim Han
    ''Buyurunuz sizi dinliyorum'' deyince cariye tüm cesaretini toplamaya
    çalışırken titreyen ellerini gizlemek için elleriyle dirseklerini
    tutarak kollarını kavuşturur.

    Heyecandan yüzü kıpkırmızı olmuştur.
    Kalbi yerinden fırlarcasına atarken titrek ve mahcup bir sesle:

    ''Efendim'' der. ''Cariyeniz Size...'' ve cümlesini tamamlayamadan yığılıp
    kalır.....

    Kalbine sığmayan aşkını söyleyemeden ruhunu teslim
    eden cariyenin bu tertemiz aşkı karşısında Koca Halife gözyaşlarını
    silerek etrafındakilere şöyle der:

    Gerçek aşkı şu cariyeden öğrenin. Zira âşık mâşukunun yolunda olur ve o yolda ölür


    Alıntı

    Şükrane-i visalüne can virdügüm bu kim
    Çoh derd çekmişem ki bu dermane yetmişem


    ((Sevgili) Sana kavuşabilmek için, çok dert çektim. Kavuşma şükranesi, hediyesi olarak sana canımı vermemim sebebi budur)

    Fuzuli