Depresyon Hastalıkları

'Sağlık bilgisi' forumunda Sitem tarafından 8 Ağustos 2011 tarihinde açılan konu


  1. Depresyon Hastalıkları nelerdir
    Depresyon çeşitleri

    Depresyon Hastalıkları


    Depresyon her hastada aynı şekilde görülmez. Bu da kendi içinde alt gruplara ayrılmıştır. Bu gruplar şunlardır:

    • Kronik seyirli depresyon
    • Atipik depresyon
    • Melankolik depresyon
    • Doğum sonrası başlayan depresyon (post partum depresyon)


    MELANKOLİK DEPRESYON
    Hastaların sosyal aktivitelere ve hobilerine olan ilgileri çok azalmıştır. Arkadaş toplantılarına, aile ziyaretlerine katılmak istemez, daha önce zevkle yaptıkları işleri yapmak istemezler. Yaşamlarında iyi olaylar olsa bile bunlara mutlu olamazlar. Mutluluk ve sevinç duygularını sanki kaybetmişlerdir. Duygulanım bir yakının kaybından sonra duyulan üzüntüden tamamiyle farklıdır. Hastalar uyanmaları gereken saatten çok önce uyanır ve tekrar uyumakta güçlük çekerler. Depresyon en yoğun olarak sabahları hissedilir. Hastaların hareketleri normalden yavaş veya hızlı olabilir.. Yavaşladığı durumda ağır çekimdeymiş gibi hareket ederler. Belirgin iştahsızlık vardır ve kilo kaybı oldukça fazladır. Hastalar genelde yoğun suçluluk duygusundan yakınır. Nedensiz yere suçlanır isteselerde bu duygudan uzaklaşamazlar.

    POST PARTUM DEPRESYON(DOĞUM SONRASI DEPRESYON)
    Kadınlarda doğum sonrası depresyon geçirme oranı %10-15 dolayındadır. Belirtiler genelde doğumdan sonra ilk 6 ayda ortaya çıkar. Hastalar sıklıkla yoğun üzüntü hissetme, sık ağlama, uykusuzluk, gerginlik ve çabuk sinirlenmeden şikayetçidir. Doğum sonrası depresyonun neden ortaya çıktığı tam bilinememektedir. Özellikle ilk kez annne olan kadınlarda yaşam şekli tamamiyle değişmekte, sorumluluklar artmakta kişinin kendisine ayırdığı zaman azalmaktadır. Özellikle bebeğin ilk yılı anne için çok zor geçer. Geceleri sık sık uykudan uyanıp bebeği beslemek gerekir.
    Bebeğin ihtiyaçlarını ifade demiyor oluşu tecrübesiz annenin işini daha da zorlaştırmaktadır. Bir de doğum sonrası hormon seviyelerinde ani değişme olması depresyonun ortaya çıkışını kolaylaştırmaktadır. Daha önce geçirilmiş depresyon öyküsünün olması yine daha önceki doğumları takiben depresyon geçirmiş olmak depresyon riskini artırmaktadır.
    Anneler bu dönemde bebeklerine zararlı olabileceği düşüncesi ile ilaç almak istemeyebilirler. Ancak bu dönemde kar zarar hesabını iyi yapmak gerekir. Depresyondaki annelerin bebeklerinde uyku bozukluklarının sık görüldüğü bu bebeklerin diğer bebeklere göre daha fazla huzursuz oldukları ve kendilerini güvende hissetmedikleri, zihin gelişimlerinin de daha yavaş olduğu öne sürülmektedir. Yine eşler arasındaki ilişki de bu durumdan olumsuz olarak etkilenmektedir. Her hastaya ilaç tedavisi uygulanacak diye bir kural yoktur. Hastanın durumu değerlendirilir gerekirse başka tedavi yöntemleri gündeme gelebilir.
    Yeni doğum yapan kadınların 2/3’ü üzüntü ve gerginlik ile seyreden “baby blues” dönemini geçirir. Annede aniden hıçkırarak ağlama, çabuk sinirlenme, gerginlik, huzursuzluk gibi belirtiler olur. Bu dönem genelde doğumdan iki üç gün sonra ortaya çıkar ve en çok bir hafta içinde kendiliğinden düzelir. Ani hormon değişimi nedeniyle olduğu düşünülmektedir ve tedavi gerektirmez.

    ATİPİK DEPRESYON
    Yukarıda anlatılan depresyon belirtilerinden farklı seyreder. Eskiden maskeli depresyon olarak ta adlandırılırdı. Duygulanım sürekli çökkün olmayabilir, bazen yaşanan ortama uygun olarak duygulanımda dalgalanmalar, neşelenme görülebilir. Hastada iştah artışı ve kilo alımı olabilir. Fazla uyuma görülebilir. Bedensel uğraşılarda artma olabilir. Bu hastalar sürekli ağrılarından sızılarından yakınırlar, doktor doktor dolaşır ağrılarının nedenini bir türlü bulamazlar. Ani bayılmalar olabilir, bayılmalar genelde uzun sürelidir ve sıklıkla kalabalıkta olur, sıkılınca bayılmalarda artma görülür. Bu insanlar genelde reddedilmeye karşı aşırı duyarlıdırlar ve reddedildikleri zaman şiddetli tepki gösterirler. Bu nedenle sıklıkla aile, arkadaş ilişkileri ve iş yaşamlarında sorunlar ortaya çıkar.
    Hastalar daha gençtir ve depresyona panik bozukluğu veya madde bağımlılığı gibi başka hastalıklar da eşlik edebilir.Aynen diğer depresyonda olduğu gibi ilaçla tedavisi gerekir.

    DİSTİMİ ( Hafif ve süregen depresyon)
    En az iki yıldır süren ve ağır olmayan depresyon belirtileri içerir. Arada bir iki gün süren iyilik dönemleri olabilir ancak çoğu zaman depresyon belirtileri hakimdir. Ağır depresyonda görülen belirtiler olabilir ancak daha hafiftir. Kişi sürekli kendini çökkün hisseder, kendine olan saygısı azalmıştır. Nedeni bulunamayan bedensel ağrılar, sızılar, halsizlik ve isteksizlik sıktır. Bazen ortaya çıkarıcı bir neden bulunsa da genelde nedensiz ve kendiliğinden ortaya çıkar. Bu tür depresyonun en önemli özelliği uzun süredir devam ediyor olmasıdır.

    MEVSİMSEL DEPRESYON
    Bazı hastalarda depresyon mevsimsel bir seyir izler. Tekrarlayan depresyon atakları hep aynı mevsime denk gelir. Ataklar arası dönemde yılın diğer mevsimlerinde hastalar tamamiyle düzelir. Tüm depresyon belirtileri burada da geçerlidir. Tek farkı belli dönemlerde görülmesidir. Genelde havanın kapalı olduğu sonbahar ve kış aylarında ortaya çıkar. Bu hastalarda özel lambalarla yapılan ışık tedavisinin önemi büyüktür.

    UYUM BOZUKLUĞUNA BAĞLI DEPRESYON
    Bu tür depresyonda genelde ortaya çıkarıcı bir neden vardır. Sıklıkla yeni bir duruma uyum sağlamak gerektiğinde ortaya çıkar. Yaşam değişikliklerle doludur ve çoğumuz sık sık değişen durumlara ayak uydurmak zorunda kalırız. Örneğin yeni bir şehire taşınmak, yeni evlenmiş olmak, yeni boşanmış olmak veya yeni bir işe başlamak gibi olaylar kişinin sosyal çevre ve konumunu değiştiren olaylardır. Bu değişiklikler hayatımızı önemli ölçüde etkiler ve bazen bu değişiklikler üstesinden gelelmediğimiz bir gerginliğe sebep olabilir. Bazen mücadele gücümüzün tükendiğini hissederiz. Bu dönemde depresyon ortaya çıkabilir ve bu da uyumumuzu daha çok bozan bir tablo ortaya çıkarır. Bu dönemde tıbbi destek alma işe yarayabilir. Belki var olan sorunları ortadan kaldırmayacaktır ama kişi eski mücadele gücünü kazanarak sorunları ile daha iyi baş edebilir hale gelecektir.

    YAS DURUMUNA BAĞLI DEPRESYON
    Günlük yaşantıda birşeylerin veya birilerinin kaybında bir yas süreci gelişir. Bu süreçte uykusuzluk, iştahsızlık, üzüntü, öfkelenme, kaybedilen kişi ile ilgili yoğun ve karışık düşünceler başlangıçta ortaya çıkan normal tepkilerdir. Zamanla bu duygu ve davranışların azalmasını ve kaybolmasını bekleriz. Zaman içinde bu belirtiler azalmıyor veya belirtilerde artma meydana geliyorsa normal olarak kabul edilemez değerlendirilmesi gerekir. Bir yakınımızı kaybettiğimizde üzüntü bir yıl devam edebilir, sevgiliden ayrılma durumunda bir kaç hafta veya ay üzülebiliriz. Ancak zaman uzuyorsa bu normal bir yas süreci değildir. Bu dönemde depresyondan şüphelenmek ve araştırmak gerekir. Bir de zamana bağlı olmaksızın şiddetli yas tepkisi olabilir. Bu durumda normal kabul edilemez. Örneğin yakınını kaybeden bir kişi günlerce yataktan çıkmıyor, yemek yemiyor kendisini öldüreceğini söylüyorsa bunun normal olmadığını söylemek için bir yıl beklemek gerekmez, hemen doktora başvurmalıdır. Depresyon ve yas birbirlerine çok benzerler ancak yas durumunda kişinin kendine olan saygısı genelde kaybolmaz ve intihar düşüncesi genelde yoktur. Yas sürecinin ne zaman bittiğine ve depresyon olup olmadığına dikkat etmek gerekir.

    DİĞER DEPRESYONLAR
    Yukarıda anlatılan depresyonlardan başka iki uçlu mizaç bozukluğunda, uzun süredir devam eden hastalıklara bağlı olarak veya kullanılan ilaçlara bağlı olarak depresyon gelişebilir. Bazı ruhsal hastalıklar da depresyonla sıklıkla bir arada olabilir örneğin anksiyete bozukluğu olan hastalarda sıklıkla depresyon da vardır. Yine bazı piyatrik hastalıkları takiben depresyon olabilir, örneğin geçirilmiş şizofreni atağından sonra depresyon gelişebilir. Bütün depresyonları ayrı ayrı anlatmak yer ve zaman açısından mümkün değildir. Neden ne olursa olsun ortaya çıkan belirtiler genelde aynıdır.