Deprem ve ölüm çocuklara nasıl anlatılır?

'Sosyal Konular' forumunda YAREN tarafından 25 Ekim 2011 tarihinde açılan konu


  1. [​IMG]


    Terör, deprem ve ölüm çocuklara nasıl anlatılmalı?

    Şu sıralar ülkemiz çok zor günler geçiriyor.Milletçe acımız çok büyük.. Önce şehitlerimiz,kaybettiğimiz şehit askerlerimiz ve ardından 23 Ekim büyük Van Depremi.Televizyonda medyada yayınlanan haber ve görüntüleri çocuklarlar izleyip görüyor.Peki bu acı gerçekleri çocuklarımıza nasıl anlatmamız gerekiyor..
    Terör, deprem ve ölüm çocuklara nasıl anlatılmalıdır?

    Anneler, babalar şaşkınlıkla ve üzüntüyle haberleri okurken, izlerken çocuklarımızla tüm bu olayları nasıl anlatacağız? Onları nasıl ve ne kadar hayatın gerçeklerinden koruyacağız?

    Gündemi çocuklarımızın elbette ki yaşlarına uygun olarak, onları endişe, kaygı ve derin üzüntüye sevk etmeyecek şekilde anlatmalıyız. Toplumsal olaylara karşı duyarlılık geliştirmelerine, yardıma muhtaç insanlara yardım etmeye mutlaka teşvik etmeli ve hatta bizzat yapmalarını sağlamalıyız. Sadece bu tarz olaylar olduğunda değil, her zaman.

    Çocuklarımızın kafalarına onların anlamayacağı şekilde politik görüşleri sokmamalı. Çocuklara evrensel bakış kazanmalarına yardımcı olursak onlar ileride kendi görüşlerini zaten oluştururlar.

    Özellikle terör olaylarında, çocuklarımızın düşmanlık düşünceleri elde edecekleri, şiddet hissedecekleri duygu ve düşünceleri aşılamaktan kaçınmalıyız. Ülkemizde olan bitenden haberdar etmekle beraber, olayların tarihsel süreçleri hakkında onların gerçekten bilgilenmelerini sağlayarak, ileri yaşlarda kendi görüşlerini oturtmalarına yardımcı olmalıyız. Kendi siyasi fikir ve görüşlerimizle onların beyinlerini yıkamak yerine, farklı görüşlerin zaman içerisinde hepsini okuyarak, anlayarak karar vermeleri gerektiğini anlatmalıyız. 9-10 yaşlarında bir çocuğa ölüm nasıl anlatılır? Terör, şehit nasıl anlatılır?

    Ölüm ile ilgili soruları genellikle 5-6 yaşlarında sormaya başlıyorlar. Çocuklara ölümü korkutucu bir şey olarak anlatmamak gereklidir.

    Çocuklara ölümün doğum kadar doğal bir hadise olduğunu bunun bir dönüşüm olduğunu söyleyebiliriz. Ölümden sonrası ile ilgili çok fazla bilgi sahibi olmadığımızı ve bu konuda değişik inanışlar olduğunu ve ileride büyüdüklerinde kendi inançlarını oluşturacaklarını dürüst ve açık bir şekilde ifade etmeliyiz. Ölümü saklamak, ölüm olgusundan kaçırmak, ölümü korkunç bir şey olarak göstermek sadece kaygı ve endişenin daha fazla gelişmesine neden olur.

    Terör ile ilgili, şiddet hakkında çocuklarımızı özellikle bilgilendirmemiz, şiddetin olumsuzluklarını anlatmamız ve hatta kendimiz de onlara örnek olmamız gerekmekte. Ama siyasi bir duruş sergilemeden. Çünkü çocuklar taraf değildir. Onlar dünyaya saf ve temiz olarak, ayrımcı zihniyetten uzak bakarlar.

    Çocukların depremden etkilenme derecesini bir takım faktörler belirlemektedir.
    Bunlar:
    • • Ailenin tepkisi: Çocuk depremden doğrudan etkilenmese bile ailesinin deprem karşısındaki tepkileri ve korkularından çok etkilenebilir. Çocuğun deprem karşısında çaresiz kalan ailesine olan güveni sarsılabilir. Ailesinin felaket karşısındaki korku ve kaygılarından en çok da okul öncesi yaş grubundaki çocuklar etkilenirler. Bu nedenle bir yandan kendinizi diğer yandan da çocuklarınızı yeniden güçlendirmeye çalışınız.
    • • Kayıp derecesi: Çocuğun deprem felaketinde tanık olduğu ya da gördüğü hasar ve kayıp ne kadar büyük ise etkilenme derecesi de o kadar fazla olacaktır. Özellikle aileden bir veya daha fazla kişinin öldüğü veya ağır yaralandığı, çocuğun kendisinin yaralandığı ya da evinin ve okulunun yaşanamaz hale geldiği durumlarda çocuk, bu felaketle başa çıkmada oldukça zorlanır. Aile üyelerinden birinin ölümünden dolayı rollerin değiştiği, örneğin, annenin baba, ablanın anne rolünü üstlenmek zorunda kalması gibi durumlarda aile içi ilişkilerde zorluklar yaşanacaktır. Çocuk, bu koşullarda yeni yaşama geçerken daha da zorlanacaktır. Depremi yaşamayan çocuklar bile, hiçbir kayıpları olmadığı halde televizyonda gördüklerinden ve yetişkinlerin olay hakkındaki konuşmalarından etkilenebilir ve benzer tepkileri gösterebilirler.
    • • Yaş / Cinsiyet: Çocukların zihni yetişkinlerinkinden daha esnek ve işlenmeye daha uygun olduğu için, çocuklar hem olumlu hem de olumsuz etkilere daha açıktırlar. Bu nedenle felakette yaşanan olaylardan etkilenme olasılıkları daha yüksektir. Cinsiyet açısından ise kız çocuklarında içe dönük ve sessiz, sakin olma; erkek çocuklarında ise hiperaktif davranışlar (olduğu yerde duramama, sürekli hareket etme) daha fazla görülmektedir.
    • • Daha önceki yaşantılar: Depremden önce başka örseleyici yaşantıları olan çocuklar bu felaketten daha çok etkilenebilirler. Örneğin, anne babası boşanmış, kendisi şiddete maruz kalmış, aile içinde şiddeti gözlemlemiş ya da ailesinde ciddi bir sağlık problemi yaşayan çocuklar gibi. Ayrıca deprem öncesinde de bazı psikolojik problemleri olan veya okul başarısı zaten iyi olmayan çocukların, bu tür yaşantıları olmayan çocuklara göre deprem felaketinden daha çok etkilenmeleri beklenebilir. Ancak şu da unutulmamalıdır ki yaşça daha büyük olup daha önceki yıllarda stresli durumlardan geçmiş ve bununla baş edebilmiş çocukların, deprem felaketinin yarattığı etkilerden de diğer çocuklara göre daha kolay sıyrılması mümkündür.
    • • Depremin dolaylı etkileri: Deprem felaketinin pek çok olumsuz etkisi, sadece çocuğun doğrudan yaşadığı deprem sarsıntısı, yıkıntılar, yaralanma ve kayıplar nedeniyle ortaya çıkmaz. Depremin dolaylı etkileri de çocuğun yaşadığı güçlükleri artırıcı bir rol oynayabilir ve iyileşme sürecini geciktirebilir.
    • • Günlük yaşantı: Evin yıkılması veya hasarlı olması nedeniyle başka yere taşınılması, kalabalık ve rahat olmayan alışılmışın dışındaki ortamlarda yaşamak zorunda kalınması ve günlük işleyişin çeşitli nedenlerle aksaması durumlarında çocuklar deprem felaketinden daha fazla etkileneceklerdir.
    • • Ayrılık: Çocuk ailesinden herhangi bir bireyi kaybetmemiş olsa da, herhangi bir nedenle bir süre onlardan ayrı yaşamak zorunda kaldığında, bu durum onun üzerinde ilave bir kaygı ve stres yaratacaktır.
    • • Aile içi ilişkiler: Aile içinde hastalık ya da ölüm gibi nedenlerle rollerin değiştiği, aile içi ilişkilerin bozulduğu, ailedeki yetişkinlerden birinin fazla miktarda alkol almaya başladığı, şiddetin ortaya çıktığı ya da var olan şiddetin arttığı durumlarda iyileşme gecikecektir.
    • • Ekonomik koşullar: Ailenin geçim kaynaklarının kısıtlandığı ya da yok olduğu, ihtiyaçların karşılanmasının aksadığı durumlarda çocuk daha olumsuz etkilenecektir.
    • • Sosyal destek: Anne babanın çocuğuna olan ilgi ve desteğinin azalması, çocuğun arkadaşları ve komşularıyla ilişkide olduğu sosyal çevrenin bozulması da çocuğun düzelmesini geciktirecektir.