demokrasi mi

'Güncel Bilgiler' forumunda polima tarafından 11 Mayıs 2008 tarihinde açılan konu


  1. DEMOKRASİ Mİ, ŞİRKETOKRASİ Mİ?

    “Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları” adlı kitabın yazarı John Perkins, kitabının önsözünde şöyle diyor;
    “ Ekonomik Tetikçiler ( ET’ler) yerküre üzerindeki ülkeleri trilyonlarca dolar dolandıran yüksek ücretli profesyonellerdir. Dünya Bankası, ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı ( USAID) ve diğer yabancı “ yardım” kuruluşlarından büyük şirketlerin kasalarına ve gezegenimizin doğal kaynaklarını kontrol eden birkaç varlıklı ailenin ceplerine para aktarırlar. Kullandıkları araçlar arasında sahte finansal raporlar, hileli seçimler, rüşvet, zorbalık, seks ve cinayet bulunmaktadır. Oynadıkları oyun imparatorluklar kadar eski olmasına rağmen, günümüzdeki küreselleşme sürecinde korkutucu bir boyuta ulaşmıştır.
    Nereden mi biliyorum; Ben de bir ET idim.”
    John Perkins böyle diyor.
    Demokrasi, tüm üye veya vatandaşların, organizasyon veya devlet politikasını şekillendirmede eşit hakka sahip olduğu bir yönetim biçimidir.
    Peki, gerçek tanımda olduğu gibi mi?
    Politikaları halk mı şekillendiriyor yoksa devleşmiş şirketler mi?
    John Perkins’in dediklerinin doğruluğunu yaşadığımız olaylar göstermiyor mu?
    O zaman ülkemizde demokrasi değil, şirketokrasi vardır diyebiliriz.
    Şirketokrasi, yerküremizi kendi çiftliği kabul edip, tüm insanları da bu çiftliğin seyisi, kâhyası, kölesi gibi gören çok küçük bir azınlığın sistemidir.
    Temelini ABD’nin 26 ncı Başkanı Theodore Roosevelt’in atmış olduğu Şirketokrasi, ABD’nin 28 nci Başkanı Thomas Woodrow Wilson ile geliştirilmiş, 43 ncü Başkanı George Herbert Walker Bush ile de bugünkü konumuna gelmiştir.
    Sirketokrasi düzeni, hile ve kandırma üzerine kurulmuş, üzeri demokrasi, insan hakları ve özgürlük cilası ile kaplanmıştır.
    Şirketokrasinin hedefi küresel imparatorluktur.
    Büyük şirketler, uluslar arası bankalar, hükümet üçlüsü, şirketokrasinin ayrılmaz organlarıdır.
    İşleyişi de; ET ( ekonomik tetikçiler ), çakallar ve ABD ordusu eliyle yürümektedir.
    ET (ekonomik tetikçi)’ler zeki insanlar arasından seçilerek özel yetiştirilirler. Ekonomist, mühendis, bankacı, hukukçu, öğretim üyesi vb kimlikleri ile şirketlerde görevlendirilirler, çok yüksek maaşlarını görevli oldukları şirketlerden alırlar, ancak CIA ya bağlıdırlar.
    ET lerin görevi, diğer milletleri şirketokrasiye boyun eğmeye zorlayan koşulları yaratmaktır. Gittikleri ülkelere, iyilik meleği kimliğine bürünerek; alt yapı, elektrik santraları, oto yollar, limanlar, hava alanları, sanayi siteleri yapımı için borç verilmesini sağlarlar. Bu borçların bir şartı da, tüm bu projelerin yapımcısının, şirketokrasiye bağlı şirketler olmasıdır.
    Bir ET başarılı ise, verilen borç miktarı o kadar fazla olur ki, borçlu ülke birkaç sene sonra ödemelerini yapamaz hale gelir ve kapana kısılır. Kapana kısılan ülke bağımsızlığını yitirdiğinden, ülkeyi yönetenler;
    • Birleşmiş Milletlerde vereceği oyun rengine kendisi karar veremezler.
    • Kendi halkının yiğit çocuklarına, şirketokrasinin çıkarlarını canı pahasına koruma görevi verirler.
    • Kendi halkının yiğit evlatlarını dünyanın dört bir yanına; Kore’ye, Afganistan’a ABD çıkarlarını korusun diye gönderirken, kendi topraklarını korumak için hareket edemezler.
    • Halkın alın teri ile kurulmuş sanayi tesislerini, limanlarını, madenlerini şirketokrasiye satmak zorundadırlar.
    • Bilimsel çalışmaları destekleyemezler.
    • Üretim yapılmasını engelleyen, tüketimi özendiren çok sayıda karar alırlar.
    • Kendi halkını, yalan söyleyerek sürekli aldatırlar.
    • Kendi ulusunun çıkarlarını koruyamazlar, bunun yerine kendi çıkarlarını korurlar.
    • Kendilerini yiğit gibi tanıtırlar ve borç almanın yiğitlik olduğunu savunurlar.
    Ne dersiniz, yaşadıklarımız tüm bunların doğruluğunun kanıtı değil mi?


    Ali ÇEVİKYİĞİT
     



  2. paylaşıma tşkrlr
     



  3. çok güzel bir konu paylaşımatşk
     



  4. Emeğine sağlık Polima:f40:
     



  5. Halkın alın teri ile kurulmuş sanayi tesislerini, limanlarını, madenlerini şirketokrasiye satmak zorundadırlar.
    • Bilimsel çalışmaları destekleyemezler.
    • Üretim yapılmasını engelleyen, tüketimi özendiren çok sayıda karar alırlar.
    • Kendi halkını, yalan söyleyerek sürekli aldatırlar.
    • Kendi ulusunun çıkarlarını koruyamazlar, bunun yerine kendi çıkarlarını korurlar.
    • Kendilerini yiğit gibi tanıtırlar ve borç almanın yiğitlik olduğunu savunurlar.
    Ne dersiniz, yaşadıklarımız tüm bunların doğruluğunun kanıtı değil mi?
    :f40:

    paylaşım için Teşekkürler polima:f9: :f9:
     



  6. hiçbir yönetim biçimi şimdiye kadar dört dörtlük olmamıştır olsa bile bunu eleştirenler, beğenmeyenler mutlaka olmuştur.
    Çoktan seçmeli olsa bile yönetime gelen her parti, her insan mutlaka eleştirilmiş ve suçlanmıştır yani her insana herşeyi beğendiremezsin mutlaka eksik tarafları vardır, bulunur ve yüze vurulur...
    Paylaşım için teşekkürler Polima
     


  7. KaiyureGirl

    KaiyureGirl Yasaklı


    ***********