Demir Ve Demirin Vücuttaki Fonksiyonları

'Ders notları' forumunda SümbüL tarafından 6 Şubat 2010 tarihinde açılan konu


  1. Demir
    Demir nedir
    Demirin Vücuttaki Fonksiyonları

    Demir Ve Demirin Vücuttaki Fonksiyonları


    DEMİR (Fe)

    Demir mineraller arasında belki de hakkında en çok araştırma yapılan ve etkileri en iyi bilinendir. Dünya üzerindeki hemen hemen tüm canlı organizmaların hayatının devamında kilit rol oynar. İnsanlarda da yüzlerce protein ve enzim için gerekli bir maddedir.


    İnsan vücudunda toplam 4 gr kadar bulunmasına karşın biyolojik yönden oldukça önemlidir ve eksikliğinde ciddi sorunlarla karşılaşılabilir.

    Vücudumuzdaki demirin %65 kadarı (2.5 gr) kandaki alyuvarlarda (eritrosit) hemoglobin olarak bulunur. %7-8 kadarı da (0.3 gr) adalelerde myoglobin olarak ve katalaz, peroksidaz gibi sitokrom enzim sistemlerinde aktif halde bulunur. Kalan diğer kısmı da (1 gr) depo demirdir.

    Demirin Vücuttaki Fonksiyonları

    Demirin vücuttaki en önemli görevi hemoglobin yapımıdır. Vücuttaki demirin yaklaşık üçte ikisini barındıran hemoglobin kırmızı kan hücrelerinde bulunur ve vücudumuz için hayati olan oksijeni taşır. Ayrıca myoglobin yapımında rol oynayarak kaslarda kısa süreli oksijen depolanmasını sağlar.

    Enerji üretimi ve protein metabolizmasına etkili bir çok enzim için demir gereklidir. Enerji üretimi hücrelerde mitokondri denilen bölümde yapılır. Bununla ilişkili olan sitokrom sistemi de demirli enzimlere ihtiyaç gösterir. Katalaz ve peroksidaz içlerinde en önemli olanlardır.

    Demirin vücuttaki bir başka görevi de antioksidasyondur. Yani zararlı veya toksik olabilecek maddelerin zararsız hale dönüştürülmesi de demir yardımıyla olur.


    DNA sentezi de demire bağımlı bir olaydır. Bu nedenle demir büyüme, üreme, yara iyileşmesi ve bağışıklık gibi pek çok olayda kilit fonksiyonlara sahiptir.

    Demir Eksikliği

    Demir eksikliği dünyada en sık rastlanan besinsel eksikliktir. Demir eksikliğinin en önemli sonucu anemi olarak da adlandırılan kansızlıktır. Demir eksikliğinin başlıca nedenleri kan kayıpları, günlük beslenme ile yeterli demir alınmaması, sindirim kanalından emilimin bozulması ve hamileliklerdir.

    Demir eksikliğinde ortaya çıkan en önemli belirtiler, kanın oksijen taşıma yeteneğinin düşmesi sonucu halsizlik, yorgunluk, çarpıntı, yaraların zor iyileşmesi, dudak kenarlarında yaralar, yutma güçlüğü, soğuk intoleransıdır.
    Ayrıca demir eksikliğinden kaynaklanan kansızlığın sonuçlarından olan deri ve diğer dokuların renginin solukluğu, saç dökülmesi, kaşıntı, saç ve tırnaklarda çatlamalar vücutta görülen diğer etkilerdir.

    En çok demir eksikliği tehlikesi altında olanlar aylık mensturel kan kayıplarından ötürü çocuk doğurma yaşındaki kadınlardır. Örneğin ortalama bir mensturasyon ile 30 - 40 mg. demir kaybedilir. Emziren bir anne sütüyle günde 1-2 mg demir kaybeder. Hamilelik süresince bebeğe geçen demir miktarı 500 - 1000 mg kadardır ki bunun 500 - 700 mg’ lık kısmı son aylarda gerçekleşmektedir. Rahim içerisindeki bebek kendi depolarını doldurmak için ihtiyacı olan demiri annesinden alacaktır. Bu durum besinlerle ve ilaç olarak dışarıdan demir alınmadığında hamileler için ciddi sonuçlara yol açabilir. Bu da dolaylı olarak bebeği etkiler. Annenin demirinin azalması onu kansızlık sonucunda solunum sıkıntısına sokar. Doğum sırasında kaybedilen kan da (ortalama 300 - 400 mg demir) durumu daha da ağırlaştıracaktır.


    Demirin Fazla Alınması


    Demir fazlalığı sonucunda halsizlik, iştahsızlık, kilo kaybı, baş ağrısı, mide bulantısı, kusma gibi şikayetler, deride biriken hemosiderin sonucunda oluşan kızıl-kahverengi renk, karaciğerde siroza kadar ilerleyebilen değişiklikler ve kalp kasında depolanan demir nedeniyle çalışmasında problemler ortaya çıkabilir.

    Demirin Özellikle Kullanılması Gereken Durumlar

    6 ay - 4 yaş arasındaki çocukların, ergenlik dönemindekilerin, çocuk doğurma yaşındaki kadınların, hamilelerin ve vejetaryen beslenenlerin demire gereksinimi daha fazladır.