Cumhuriyet Bayramı Müdür Konuşması

'Ders çalışıyorum' forumunda Misafir tarafından 27 Aralık 2010 tarihinde açılan konu


  1. Cumhuriyet Bayramı Müdür Konuşması varmı bizim müdüre konuşma lazımmış bizi görevlendirdi
     



  2. Cevap: Cumhuriyet Bayramı Müdür Konuşması

    Cumhuriyet Alkışla Olmaz!



    Cumhuriyet’in 83. yılını kutlamak için bir araya gelmiş bu seçkin topluluğa merhaba. Bu günün anlamını ve coşkusunu anlatma sorumluluğu bana verildi. Ben de bu sorumluluğu en iyi şekilde yerine getirmek için buradayım. Sizinle Cumhuriyet’in tüm kazanımlarını paylaşmak isterdim. Ancak bir özelliğini tartışmakla yetineceğim. İçinde yaşadığımız dönemde Cumhuriyetimizin sınırları en fazla “katılım” konusunda zorlanıyor ve tartışılıyor. Konuya yaşanmış bir olayı anlatarak başlamak istiyorum. Bundan birkaç yıl önce büyük şehirlerimizden birinde ilköğretim okulu 8. sınıf vatandaşlık ve insan hakları dersinde öğretmen, cumhuriyet kavramını sadece “Cumhuriyet, halkın halk tarafından idare edilmesidir” diye açıklar. Öğrencilerin tanımı defterlerine yazmasını ister ve daha sonra yeni bir konuya geçerek derse devam eder. Ancak öğrencilerden biri ısrarla parmak kaldırmaktadır. Söz vermek zorunda kalır. Öğrenci, “Öğretmenim cumhuriyetin başka tanımları da yok mu? Sadece bir tane mi tanımı var?” der. Öğretmen “Evet” der ve yine kaldığı yerden derse devam eder. Aynı öğrenci ısrarla parmak kaldırmaya devam etmektedir. Öğretmen öğrenciye bir kez daha söz verir. “Tek bir tanımdan söz ediyorsunuz ama Türkiye Cumhuriyeti, İran İslam Cumhuriyeti, Kongo Cumhuriyeti, dağılan Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği ve Demokratik Alman Cumhuriyeti de kendilerini cumhuriyet olarak tanımlıyor. Ama bunlar birbirlerine pek benzemiyorlar. Madem cumhuriyetin bu kadar kısa ve tek tanımı var bu farklılıkları nasıl açıklayacağız?” diye sorar. Öğretmen kısa bir süre duraklar ve çaresizce bir kaç şey söyleyerek dersini tamamlar. Ama bir iç huzursuzluğuna kapılmıştır ve öğrenciye verdiği cevap kendini tatmin etmemiştir. Haftalarca cumhuriyet tanımıyla ilgili kitaplar ve yazılar okur yapar. Karşılaştığı her insanın fikrini sorar. Aldığı cevaplar gösterir ki hiç kimsenin kendinden daha fazla birikime sahip olmadığı bir konudur cumhuriyet. Neden bu kadar az şey bildiğini ya da bildiğimizi sorgularken o günlerde yayınlanan bir derginin kapağındaki kışkırtıcı slogan sorduğu sorunun cevabını gibidir. Kapakta "Cumhuriyet Alkışla Olmaz" yazmaktadır. Kapağı gördüğü anda yıllardır cumhuriyeti sadece alkışladığını ve sorumluluğunun bununla sınırlı olduğunu düşündüğünü fark eder. Kendisi gibi diğer insanlar da aynı şeyi yapmış ve kutlamalar sırasında bu kavram üzerine en küçük bir tartışma yapmadan, yeni düşünceler üretmeden, daha fazla neler yapılabiliriz diye sormadan, cumhuriyetin aksayan yönlerini belirlemeden geçirmişlerdi yıllarını. Sadece alkışlayarak geçirdikleri yıllar nedeniyle o gün öğrenci karşısında donup kalmış ve çaresizce bir iki şey söyleyip öğrencisini geçiştirmişti. Pekiyi, “Cumhuriyet Alkışla Olmaz!” diyoruz o zaman nasıl olacağını da konuşmamız gerekmiyor mu? Burada amacım size doğruyu eksiksiz ve tam olarak göstermek değil. Şu anda süren ve bundan sonrada sürüp gidecek tartışmaları kısaca tanıtmak. Bu tartışmalara şimdiden katılmak ve yaşam boyu sürdürmek gerekiyor. Bu tartışmalar sırasında elde ettiğimiz değerlere sıkı sıkıya sarılmak ve onları korumak da gerekiyor. Bir cumhuriyeti uygar dünyanın parçası yapan ya da uygar dünyadan uzaklaştıran en önemli özelliği “katılım” gibi gözükür. Pekiyi katılım konusunda neler konuşuluyor? Bunları aşağıdaki başlıklar altında toplamak mümkün gözüküyor.

    1.Demokrasi ve Cumhuriyet birbiriyle çelişen kavramlar mıdır? Halkın devlet yönetimine katılımının en etkili ve yaygın yolu demokrasidir. Bu olmadan cumhuriyetten söz edemeyiz. Oysa bazıları cumhuriyet rejiminin bir “yurttaş” tamını olduğunu ve bu yurttaşı yetiştirmek için yönetenlerin gerektiğinde zor kullandığını öne sürer. Böyle bir varsayımdan yola çıkanlara göre cumhuriyet ile demokrasi kavramları bu nedenle birbiriyle çelişen kavramlardır. Onlara göre demokrasi insanları olduğu gibi kabul etmemiz gereken ve değişmeye zorlamadığımız bir uygulamadır, cumhuriyet ise kurucularınca belirlenmiş bir insan tipini (yurttaş) yaratma projesidir. Gerçekteyse durum farklıdır. Cumhuriyet bir devlet şeklidir ve bu devlet halkın iradesine dayalıdır. Halk iradesinin devlet yönetimine yansıtılması için pek çok yöntem bulunabilir ancak en etkili olanı demokrasidir. Böyle düşünüldüğünde cumhuriyet ve demokrasi çelişen kavramlar değildir. Tam tersine birbirini tamamlayan kavramlardır.

    2.Laikliği tartışmak cumhuriyeti tartışmak mı? Laik bir yapısı olmadığı halde cumhuriyet olan ülkeler var. Bu örnekleri taklit etmek isteyenler olacaktır. Ancak laiklikten vazgeçme lüksüne sahip miyiz? Bu çok yanlış ve tehlikeli bir sorudur. Devlet, bir inancın sözcüsü ve uygulayıcısı olduğu anda diğer inançların yönetime katılması önünde bir engele dönüşür. Cumhuriyeti her bireyin yönetime katılma ve yönetimi eleştirme hakkı olarak tanımlıyorsak laiklikten yoksun bir cumhuriyet eksik bir cumhuriyet olacaktır.

    3.İnsan hak ve özgürlükleri olmadan cumhuriyet olamaz mı? İnsan hak ve özgürlükleri devlet tarafından bireyin bazı hakları ve özgürlükleri olduğunun kabul edilmesi ve koruma altına alınması demektir. Devlet, koşullar ne olursa olsun bu hak ve özgürlükleri saygılı olmak zorundadır ve dokunamaz. Bu haklar uluslar arası sözleşmelerce de güvence altına alınmıştır. Hak ve özgürlüklerin güvence altına alınmadığı yerde birey varlığını tehlikede hisseder. Varlığı (yaşama hakkı) tehlikede olan bireyin düşünceleriyle, eylemleriyle ya da doğrudan devlet yönetimine katılmasını beklemek ne kadar doğru ya da gerçekçi olur? Bu ortamda halkın katılımı azaltır ya da tamamen ortadan kalkar.

    Buna karşın insan hak ve özgürlüklerinin devletin ve cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürdüğünü iddia edenlerin sayısı azımsanamayacak kadar çoktur.

    4.Herkesin eşit ve kaliteli bir eğitim sürecinden geçmesi cumhuriyet için bir zorunluluk mudur? Bağımsız ve özgür iradesiyle karar alabilen bireyler cumhuriyet ve demokrasinin vazgeçilmezidir. Bu donanıma sahip bireylerin sayısı az ise ya da hiç yoksa, iyi eğitim almış ve kendini ayrıcalıklı sayan insanlar, kitleleri istedikleri gibi ve çıkarlarına uygun olarak yönlendirerek hegemonya kurmaya başlar. Böylece devlet ayrıcalıklı bir zümrenin egemenliği altına girmiş olur ve yönetim şekli artık cumhuriyet değildir. İşte bu yüzden herkese eşit, parasız ve nitelikli bir eğitim vermek devletin en temel zorunluluğu olmalıdır. İyi eğitim almayan biri, “yurttaş” değil ancak “kul” olabilir. Yurttaşlık bilincine sahip olmayan, haklarının ve özgürlüklerinin farkında olmayan, başkalarının haklarını ve özgürlüklerini tanımayan, hukukun üstünlüğünü kabul etmeyen bireyler cumhuriyetin yaşaması ve gelişmesi önündeki en büyük engellerdir.

    5.Cinsiyet ayrımcılığını reddetmeden cumhuriyet olunabilir mi? Kadınlar nüfusun yarısı demektir. Kadınların haklarını tanımamak, kadınları toplumsal yaşamın dışına itmek, ekonomik hayata katılımını engellemek halkın yarısının devlet yönetimine katılımını engellemek demektir. Cinsiyet ayrımcılığına dayalı bir devlet yönetimi katılımın yarı yarıya düştüğü bir devlettir. Bu devletin adı cumhuriyet olamaz.

    6.Bilimsel düşünce olmadan cumhuriyet var olabilir mi? Mustafa Kemal Atatürk “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir” derken tamda bu konunun altını çiziyordu. İyi ile kötüyü, doğru ile yanlışı ayırt etmede çok farklı yöntemler kullanmak mümkündür. Uygulamaya baktığımızda bu ayrımları yapmak için bir inanç sistemini, bir dini ya da bir sınıfın çıkarlarını merkeze koyan bir çok düşünce akımı vardır. Ancak katılımı sınırlayan bu uygulamaların olduğu bir yere cumhuriyet diyebilir miyiz?

    Yukarıda sayılanlar cumhuriyetin rejiminde katılımın olmazsa olmazları olarak kabul edilir. Bunun dışında pek çok önemli konu daha vardır. Örneğin, hukukun üstünlüğü, sosyal devlet olmak, anayasanın çizdiği sınırlar içinde bir cumhuriyet olmak, yargı bağımsızlığı, basın özgülüğü bunlardan bazılarıdır. Bize düşen sorumluluk sağlıklı bir tartışma ortamı kurmak ve bu ortamda filizlenen düşüncelerle cumhuriyetimizi geliştirmek olmalıdır. Tartışmalar sonucunda ortaya çıkan uzlaşmalar ya da ayrışmalar cumhuriyetimizin niteliklerini belirleyecektir.

    Tüm bayramların ve kutlama haftalarının olabildiğince derin ve herkesin katıldığı tartışma ortamları yaratması dileğiyle herkesin Cumhuriyet Bayramı’nı bir kez daha kutluyorum.