Cumhurbaşkanlığı Forsunun anlamı

'Bunları biliyormusunuz' forumunda Wish tarafından 29 Ağustos 2010 tarihinde açılan konu


  1. Cumhurbaşkanlığı forsundaki 16 yıldız, tarihteki 16 büyük Türk imparatorluğunu, ortadaki güneş ise Türkiye Cumhuriyeti'ni simgeler.

    [​IMG] [​IMG]

    Büyük Hun İmparatorluğu (M.Ö. 204-M.S. 216)
    Batı Hun İmparatorluğu (M.S. 48-216)
    Avrupa Hun İmparatorluğu (M.S. 375-469)
    Ak Hun İmparatorluğu (M.S. 420-552)
    Göktürk İmparatorluğu (M.S. 552-745)
    Avar İmparatorluğu (M.S. 565-835)
    Hazar İmparatorluğu (M.S. 651-983)
    Uygur Devleti (M.S. 745-1368)
    Karahanlılar (M.S. 940-1040)
    Gazneliler (M.S. 962-1183)
    Büyük Selçuklu İmparatorluğu M.S. 1040-1157
    Harzemşahlar (M.S. 1097-1231)
    Altınordu Devleti (M.S. 1236-1502)
    Büyük Timur İmparatorluğu (M.S. 1368-1501)
    Osmanlı İmparatorluğu (M.S. 1299-1922)

    Cumhurbaşkanlığı forsu, belirtilen ölçülere uygun olarak yapılır. Forsun sol üst köşesinde yer alan güneş ve yıldızlar sarı renktedir. Cumhurbaşkanının ikametgâhında, ziyareti süresince bulunduğu yerde, bayrak direğine çekilir, gece gündüz çekili kalır, makam odasında çalışma masasının sol gerisine konur, içinde bulunduğu arabanın sol önünde, tepesinde ay yıldız bulunan kromajlı direğe çekilir.

    Cumhurbaşkanlığı Forsu pek çok anlam, motif ve değeri bünyesinde barındırmakta; yüzlerce yılın birikimini, tarihteki Türk topluluklarını, dolayısıyla Türk birliğini ve Türkiye Cumhuriyeti'ni temsil etmektedir.

    Tarihçesi

    Forsun boyutları 30x30 cm’dir. Türk Bayrağı üzerine “Cumhurbaşkanlığı Arması” işlenmiştir. Ay yıldız olmaksızın ya da Türk Bayrağı üzerine işlenmeksizin yalnızca güneş ve çevresindeki 16 yıldızdan oluşan bölüme Cumhurbaşkanlığı Arması denilmektedir. Armanın ortasında güneş, bunun çevresinde ise 16 yıldız bulunmaktadır. Güneş sonsuzluğu ve dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti’ni, 16 yıldız ise tarihteki bağımsız 16 büyük Türk Devletini simgelemektedir.

    Bunlardan, Osmanlı İmparatorluğu’nun 20 milyon kilometrekare, Büyük Hun ve Göktürk İmparatorluklarının 18 milyon kilometrekare, Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nun ise 10 milyon kilometrekare yüzölçümüne ulaştığı çeşitli kaynaklarda belirtilmektedir.

    Piri Reis Haritası dâhil haritalarda yer alan pusulalarda 16 ayrı yönü gösteren uçlar bulunur. Türklerin bu simgelere verdikleri değer Türk Mitolojisi’ndeki örneklerden de anlaşılmaktadır. Oğuz Destanı’nda yaratılış ve kökeni ile ilgili olarak “Oğuz Han’ın ışıkla gelen altun kazılık kız ile evliliğinden Gün, Ay ve Yıldız isimli oğulları doğmuştur” denilmektedir.

    İlk Türk toplulukları zamanındaki inanca göre dünya kozmik suların ortasında dört yöne çevrilmiş, dört ya da sekiz köşeli bir yüzey olarak düşünülüyordu. Gök yerin üzerinde duran kubbe idi ve 28 dilime ayrılıyordu. Her dilimde bir yıldız grubu vardı. Gök kubbenin tepesindeki kutup yıldızı Gök Tanrı’nın makamıydı. Bunun tam altında yerin merkezindeki dağda imparatorun köşkü ve sarayı vardı. Bu sarayın doğusunda ve batısındaki dağlar ise güneş ve ayın makamıydı. Güneş ve ayın ortasında duran kimse parlaklığın en üst aşamasında olup, Kün-ay sembolüne sahipti. Dolayısıyla hükümdarlık rumuzuydu. Güneş ve ay rumuzları hükümdarların elbiselerine ve mezarlarına da resmedilirdi.

    Hunlar ve Göktürkler döneminde güneş genellikle alplik ve hükümdarlık rumuzu olarak görülmüştür ve aydan daha önemlidir. Uygurlara gelindiğinde ise, Ön Asya kökenli dinlerin de etkisiyle ayın daha fazla önem kazandığı görülmektedir. Uygurlar Mani ve Buda dinlerini benimsedikten sonra Gök Tengri’ye “Ay Tengri” demeye başlamışlardır. “...Ay Tanrı’da kut bulmuş ...” sözünden de anlaşılacağı üzere Uygur hükümdarları Ay Tanrı’nın kut vermesiyle hükümdar olduklarına inanıyorlardı.

    Gazneliler, Karahanlılar, Selçuklular, Harzemşahlar, Anadolu Selçukluları ve sonra kurulan kimi küçük devletlerin meskûkâtında da hilal ve yıldız sembolü görülmektedir. Örneğin, Selçuklu Hükümdarı Tuğrul Bey sikkelerinde hilal ve yıldızı kullanmıştır. Yine Anadolu Selçukluları sikkelerinde de hilal ve yıldıza çok sık rastlanır. Osmanlılar ise bu sembolleri bayrak (sancak) ve forslarında kullanmışlardır.

    Topkapı Sarayı Müzesi silah salonunda 10165 numarada kayıtlı, 400x245 cm boyutlarındaki sancağın ortasında bir zülfikar işlenmiştir. Zülfikarın ortasında 8 münhani (eğri) daire, zülfikarın kabzesi altında iki tarafa kıvrılmış yılan başları vardır. Uçkurluğa yakın olan yerde hilal ortasında 16 şualı (ışınlı) bir yıldız ve güneş rumuzu vardır.

    Yine Topkapı Sarayı’nda 824 numarada kayıtlı 400x250 cm. boyutlarında ve alemindeki yazıdan Yavuz Sultan Selim’e ilişkin olduğu anlaşılan sancakta da benzer motifler yer almaktadır. Sancağın tam ortasına bir zülfikar ve zülfikarın ortasına Allah ve etrafına sekiz tane Ya Burhan ifadesi girift (girişik) olarak yazılmıştır. Zülfikarın kabzesi altında iki tarafa kıvrılmış yılan başları ve kabzesi üzerinde hilal ve yıldız vardır. Sancağın uçkurluk kısmının sağ ve sol taraflarında büyük kıt’ada üçer hilal, hilallerin ortasında 16 şualı yıldız vardır. Bunlardan başka daha küçük kıt’ada 16 daire ve içinde 16 şualı güneş ve yıldız motifine yer verilmiştir.
    [​IMG]

    Yukarıdaki bilgilerden de anlaşılacağı gibi güneş, yıldız ve ay çok eski dönemlerden beri Türkler tarafından kutsal sayılmış; devlet-ulus tümlüğünü, bağımsızlık düşüncesini, ulusun ve devletin egemenliğini temsil eden bayraklarda simge olarak kullanılmıştır.

    1922 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti tarafından saltanatla birlikte, saltanata özgü bayrak da kaldırılmıştır. Abdülmecid’in bir buçuk yıl süren halifeliği sırasında yeşil zemin, ortasında kırmızı bir daire ve bu dairenin çevresinde beyaz ışınların bulunduğu bir fors yapılmıştır. Bu fors da, 3 Mart 1924’te hilafet ile birlikte kaldırılmış; ancak, imparatorluk dönemindeki bayrak korunmuştur.

    1922 tarihli bir fotoğrafta, İzmir’e giderken Atatürk’ün otomobiline bugünkü Cumhurbaşkanlığı Forsu’na benzer bir flamanın takıldığı görülmektedir. Ancak bu fotoğrafın dışında, Cumhurbaşkanlığı Forsu’nun bugünkü biçimiyle ilk kez hangi dayanağa bağlı olarak ve hangi gerekçelerle kabul edildiği ve kullanılmaya başlanıldığına ilişkin resmî bir kayıt ve belge saptanamamıştır.

    [​IMG]