Cuma Namazı Zuhri Ahir Nasıl Kılınır

'Dini Konular' forumunda EyLüL tarafından 11 Mayıs 2012 tarihinde açılan konu


  1. Cuma Namazı Zuhri Ahir


    Zuhri Ahir Cuma Namazı Nasıl Kılınır

    Cuma Namazı tek başına kılınmaz. Öğle vaktinde cemaatle kılınır.

    Öğle ezanı okununca, önce dört rek'at Cum'a namazının ilk sünneti kılınır.

    Cuma Namazına Niyet ederken

    Niyet ettim, Allah rızası için Cuma Namazının ilk sünnetini kılmaya denilir.

    Cuma namazının birçok eda ve vücub şartları var. Bunlardan bir veya birkaçı tahakkuk etmeyebilir. Bu durumda da Cuma namazı sahih olmaz. Bunun için (Vaktine yetişip kılmadığım son öğle namazına) diye niyet ederek Zuhr-i ahir adıyla dört rekat namaz kılınması gerekir. (İbni Hümam ve İbni Âbidin)

    Bu şekilde kılınınca, Cuma kabul olmuş ise, bu namaz, kaza namazı yerine geçer. Cuma namazı kabul olmamışsa öğlenin farzı yerine geçer. Zuhr-i ahir namazını terk etmemeli, mutlaka kılmalıdır. Acele bir işimiz olduğu zaman, Cumanın farzını kılıp camiden çıkmak ve zuhr-i ahir namazını öğle namazı vakti çıkmadan önce başka yerde kılmak da caizdir.

    Zuhr-i ahîr namazı, son öğle namazı demektir. Cuma namazı, öğle namazının vaktinde kılınıp, onun yerini tuttuğuna göre, ayrıca bir son öğle namazı kılmanın anlamı nedir.

    Esasen Hz. Peygamber'den ve ilk dönemlerden gelen rivayetler arasında zuhr-i ahir diye bir namaz yoktur.

    Bu namaz, cumanın sıhhat şartlarının, özellikle cuma namazının bir bölgede bir tek camide kılınması şartının şehirlerin nüfusunun artması sebebiyle gerçekleşmemesi, dolayısıyla bir şehirde birkaç yerde namaz kılma mecburiyetinin ortaya çıkmasıyla birlikte gündeme gelmiş bir namazdır. Bunun anlamı şudur: Cumanın her yerleşim biriminde tek bir camide kılınması namazın sahih olması için şart görüldüğü takdirde, bir şehirde sadece bir camide cuma namazı kılmanın da artık imkânsız hale geldiği göz önünde bulundurulursa, bir şehirde birkaç camide kılınan namazlardan sadece birinin sahih, ötekilerin bâtıl olması kaçınılmaz olur. Cuma namazı bâtıl olan kişilerin de öğle namazını kılmaları gerekir. Hangisinin sahih, hangilerinin bâtıl olduğu bilinmediğine göre, hepsinin ihtiyaten yeniden öğle namazı kılması en uygun çözümdür. İşte bu son öğle namazı, böyle bir ihtiyatın hatta kaygının ürünü olup o günün öğle namazını kurtarma düşüncesiyle kılınmaktadır.


    Büyük fıkıh alimi İbn-i Nuceym buyururlar ki


    Zuhr-u ahir kılan kişi ilim yoksunudur

    Kütüb-i sitte’den olan Sünen-i Darekutnî Tercümesi, 2 Cilt sahîfe 10’da şöyle ifâde olunur:

    Zuhr-u âhir kılan şüphesiz günahkardır

    Diyanet İşleri Başkanlığı da Şeriat-i Muhammedî’de 92 hurâfa ve bidat tespit etti Ama umûma îlanından çekindiler Fakat ben bu listenin bir nüshasını elde ettim ve çoğaltıp, dağıttım Bidat ve hurafaların başına yazmışlar, zuhr-u âhir diye bir namazın olmadığını Merhum cennet-mekan Hamdi Akseki buyuruyor ki

    İmam efendilerimizin cumanın sıhhati ve vücûbu hakkındaki ihtilafları muhtelefun fîh”tir (kesin olmayan, ihtilaflı konulardandır) Cumânın farziyetine te’sir edici değildir Şöyle ki, Cumânın vücûbunun sıhhati hakkında ictihâdî ihtilaflar musallînin (namaz kılanın) daha mutmain olması içindir Hiç bir içtihat cumanın farziyetini bozmaz Nitekim öyle olmuştur

    Türkiye’den başka İslam ülkelerinde zuhr-u ahir diye bir şey bilmezler Çünkü kesinlikle yoktur Bir namazın iadesi farzın terkinden îcap eder Vacibin terkinden, farzın te’hirinden sehiv (yanılma) secdesi lâzım gelir.