Cuma Günü Fazileti

'Mübarek Gün ve Geceler' forumunda Aysell tarafından 2 Nisan 2012 tarihinde açılan konu


  1. Cuma Gününün Önemi nedir

    Rasulullah (s.a.v.) Cuma gününü "mü'minlerin bayramı" olarak tasnif buyurur. Bayram, bir kısım imtiyazları ve hususiyetleri sebebiyle bir günün diğer günlerde olmayan, o güne has bazı umumi merasimlerle kutlamasıdır. Her bayramda bir kutlama ve merasim ve bunun da bir sebebi vardır. O halde, Cuma gününü kutlamaya sevk eden hususiyetleri nelerdir? Şeriat kitapları, bu günün hususiyetleri üzerine otuzdan fazla keramet ve fazilet zikrederler. Bazılarını şölece kaydediyoruz:
    * Bayram günüdür, Münferit oruç tutulmaz.
    * O günün sabahında Secde ve insan surelerini, gündüzde Cuma ve Münafıkun sureleri okunur.
    * Cuma günü gusledilir, koku sürülür, misvak kullanılır, en güzel elbiseler giyilir.
    * Mescidler buhurlanır.
    * Mescide erken gidilir.
    * Hatip hutbeye çıkıncaya kadar ibadetle meşgul olunur.
    * Sessiz durulur, hutbe dinlenir.
    * Kehf suresi okunur.

    Rasulullah (sav) şöyle buyurmuştur:

    “Kim herhangi bir özrü olmadan üç cuma namazını kılmazsa, Allah onun kalbini mühürler.” Hadisin diğer rivayetinde:
    “Bu kimse, İslam’ı arkasına atmıştır”2 buyrulmuştur.

    Bir adam, İbnu Abbas’a gelerek, cuma ve cemaate hiç katılmadan vefat eden kimsenin durumundan sordu.
    İbn Abbas ona: “O, cehennemdedir.” diye cevap verdi. Adam, bu soruyu bir ay boyunca çeşitli defalar tekrar edip soruyordu. Her defasında İbnu Abbas, ona aynı cevabı vererek: “O, cehennemdedir” diyordu.

    Cuma namazı, iki veya üç fersahlık mesafeden gelinerek eda edilir. Köyde yaşayıp da, sabah erken evinden çıkarak Cuma namazına yetişen ve akşam da evine dönebilen kimselerin, şehre gelip cuma namazını kılmaları müstehaptır.

    Cuma namazı beş kişiden düşer. Bunlar: Çocuk, köle, kadın, yolcu ve hastalardır.3 Bunlardan kim, cuma namazını kılarsa, bu onun için kafi olup, o vaktin farzını eda etmiş olur.

    Hadiste şöyle buyrulmuştur: “Ehli kitap olan Yahudi ve Hristiyanlara cuma günü verilmiştir. Fakat onlar, ihtilaf ederek onu bıraktılar. Allah rahmetiyle bizi, bu konuda hidayete erdirdi ve o günü bu ümmete verdi. Onu, müminler için bir bayram yaptı. Bugüne ilk sahip çıkan müslümanlardır. Ehli kitap ise, bu konuda onlara tabidirler.”4

    Enes b. Malik’in rivayet ettiği hadiste, Hz. Peygamber (s.a.v), şöyle buyurmuştur: “Bana Cebrail (a.s) geldi. Avucunda beyaz bir ayna vardı. Bana:

    -Bu, cuma namazıdır, Rabbin onu, sana ve senden sonra ümmetine bayram olsun diye, farz kılmıştır, dedi. Ben:

    -Bu günde bizim için ne vardır? diye sordum. Şöyle dedi.

    -O günde, pek hayırlı bir vakit vardır. Kim o zaman içerisinde, kendisi için nasip edilen bir hayrı isterse, Allah onu kendisine verir. Ama istediği şey, kendisi için takdir edilmemişse, Allah, ondan daha büyük bir nimeti kendisi için ahirete saklar. Kul kendisi için takdir edilmiş olan bir kötülükten Allah’a sığınırsa, Allah onu, ondan daha büyüğünden muhafaza buyurur. Cuma günü, meleklerin yanında günlerin en kıymetlisidir. Biz onu, ahirette yevmü’l-mezîd/ikramı çok olan gün diye anarız.

    Rasulullah (s.a.v) buyurur ki: Cebrail’e: O güne niçin yevmü’l-mezid denir? diye sordum. Şöyle dedi: “Çünkü Azîz ve Celîl olan Rabbin, cennette beyaz misk ile donatılmış bir vadi hazırlamıştır. Cuma günü olduğunda, İlliyyînden Kürsü makamına iner.” Hadisin sonu şöyle bitmektedir:

    “Yüce Allah, Cuma günü müminler için tecelli buyurur, onlar Allah’ın cemaline nazar ederler.”5


    2 Müslim, Cuma, 855; Mesacid, 42; Ebu Davud, Salat, 210, 211;
    Tirmizî, Salat, 359; Nesaî, Cuma, 2.

    3 Bkz: Ebu Davud, Salat, 215.

    4 Buhari, Cuma, 1; Muslim, Cuma, 856.

    5 Tabarani, el-Evsat, No: 2105. (Hadis biraz daha uzuncadır.);
    Ebu Ya’la, Müsned, No: 4228; Şafii, Müsned, No. 374; İbnu Ebi Şeybe,
    Musannef, II, 58; Heysemi, Mecmau’z Zevaid, II, 164.