Conflict: Denied Ops

'Oyun Bölümü' forumunda ßyFeaR tarafından 16 Ağustos 2010 tarihinde açılan konu


  1. [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    Conflict: Denied Ops

    Puslu bir Aralık sabahıydı. Kahvaltımı yeni bitirmiş bilgisayarımın başına geçmiştim. Bir önceki ayın ortalarından beri zaten bilgisayarın başından kalkmak pek nasip olmamıştı. Kahvaltıda yediğim şeylerin ağırlık yapması nedeniyle koltuğa yığılmış, masaüstüme boş boş bakıyordum. Hayır duvar kağıdı olarak Jessica Albanın mayolu bir resmini koyduğumdan bakmıyordum tabi ki (yerseniz), bakma nedenim oynamaya fırsat bulamadığım yaklaşık 6-7 süper ötesi oyunun adeta "beni oyna bugün ne olur yalvarırım ölürüm yoluna" demeleriydi. Lanetli 2007 Kasımında çıkan o müthiş oyunlara bir türlü sıra gelmiyordu. Ve içimden şu talihsiz cümleyi geçirdim; Ulan ne çok oyun çıktı be hangi birini oynayacağım kardeşim çıkmasın bu kadar güzel oyun bir arada bence. Yaptığımın hatanın farkına çok geç vardım

    Karlı bir şubat akşamıydı. Elimde tenimi hafif yakan, dumanı burnuma yavaş yavaş dolan sıcak çikolatam (tamam tamam çay), bilgisayarımın karşısındaki koltuğa yayılmış masaüstüme boş boş bakıyordum. Bu kez karşımdaki duvar kağıdı apaçık meydanda. 2 ay önce ekranı kaplayan oyun ikonlarından eser kalmamış. Hepsini oynamalıyım hööeeer edasıyla hepsini bitirmiş ve silmiştim. Ne olduysa işte o zaman oldu. Bu kadar oyun bir arada çıkmasın diye isyanım ters tepmişti anlaşılan. Çünkü 2 aydır kayda değer tek bir oyun bile çıkmamıştı. Çıldırmak üzereydim oyun oynamam lazımdı. Gittim ve en son çıkan oyun hangisiyse onu alıp oynamaya karar verdim. Eve döndüğümde elimde Conflict: Denied Opsun DVDsini tutuyordum. Daha önce sadece birkaç ekran görüntüsünü görmüştüm yani fazla bir bilgim yoktu. Keşke hep öyle kalsaydı
    DİKKAT: Bu oyun yazarın ruh sağlığını bozduğu için normalden farklı incelenecektir
    Oyunu yükledim ve hemen oynamaya başladım. İçimde nasıl bir oyun aşkı varsa gözüm hiçbir şey görmüyordu direk atladım yeni senaryo kısmına. Tabii bunu yaparken aklımda oyunun bir senaryosu olduğu fikri vardı. Meğer oyun düz yazı mantığı üzerine kuruluymuş. Nasıl olduğu belli olmayan bir şekilde iki özel ajan (biri yaşlı kurt diğeri siyahi züppe, uuu! çok orijinal) birilerini kurtarmak üzere bir bölgeyi dağıtmaya gidiyorlar (sanırım Venezuela hatta birde diktatör var işin içinde). Yaşlı kurt olan abimizin ismi Graves, siyahi ve kaslı olanın ismi ise Lang. Oyun boyunca bu iki karakteri oyunun istediğimiz anında değiştirme olanağına sahip olarak yönettiğimizi sanıyoruz. Birbirlerinden tek farkları taşıdıkları silahlar, Graves sniper taşırken Lang makineli tüfek taşıyor. İşin kötüsü bunları hiç bırakmıyorlar yani tahminim askeriye bunlara bu silahlar size zimmetli kaybolursa askerliğiniz yanar falan dedi herhalde. Silah çeşitliliği bu işte nasıl süper değil mi? Oyunda Tab tuşuna basarak karakter değişimi yapabiliyoruz ancak şöyle bir sorun var. Bir karakterden diğerine geçtiğimizde eğer ona peşimden gel oğlum demezsek olduğu yerde tamamen hareketsiz bir şekilde duruyor. Ben bugüne dek bu kadar şapşal bir olayı ne gördüm ne duydum.
    Kendimi tüm bunlara alıştırdıktan sonra oyunda biraz ilerlemeye çalıştım. Bakalım bir sonraki sürpriz ne olacak derken karşıma ellerine zorla silah tutturulmuş kömür ocağı işçileri çıktı. Yani en azından ben öyle olduklarını umuyorum çünkü aksi takdirde çok gülmem gerekir. Adamlarda öyle bir yapay zeka var ki sizi görene kadar koşuyorlar, sizi görünce duruyorlar, sonra hiçbir şey olmamış gibi kaba etlerini size dönüp tekrar geriye koşuyorlar ve bir kalkanvari şeyin arkasına saklanıyorlar. Tabii siz tüm bu olanlar sırasında etrafa serpiştirilen armutları topluyor iseniz. Armuttan kastım düşmanların bizzat kendileri zaten zira kendileri armut gibi size bakıyorlar. Eğer olurda bir şekilde bu silahlı armutlar tarafından vurulmayı başarır birde üstüne yere yığılırsanız(veya siz değil diğer karakter) yönetmediğimiz karakteri yanımıza çağırıyor ve kendimize iğne vurduruyoruz. Evet çatışmanın ortasında. Birde grip iğnesi gibi değil arkadaş kolum kadar silaha benzer bir şey onu sokuyor namussuz. O ilacı yiyince zaten kafa bir dünya oluyor herhalde acı macı hissetmediğimizden kalkıp çatışmaya devam ediyoruz.
    Mouseun sağ tuşuna bir kez basarak yönetmediğimiz karakteri istediğimiz yere gönderebiliyor, basılı tutarak bizimle gelmesini sağlayabiliyor, hiç basmazsak enseye tokat atıp geri kaçabiliyoruz. Ekranda sürekli iki adet imleç bulunuyor. Bir tanesi yönetmediğimiz karakterin yerini, diğeri ise görevin yerini gösteriyor. Bu imleçlerin üstüne geldiğimizde bizden ne kadar uzaklıkta olduğunu görebiliyoruz. Görevin yeri deyince matah bir şey sanmayın lafın gelişi o. Ortada görev falan yok git şuraya adamları temizle sonra onların hepsi bitince birazda beridekileri hallet sonra yanlardan biraz al ama favorileri fazla kısaltma. En sonda birde tanka bin ki oyunda taşıt yok demesinler, var ama rezalet desinler.

    Bütün ızdırap bu kadar mı? Tabi ki hayır böyle güzide bir oyun iflahımızı kesmeden bırakır mı? Gelelim oyunun grafik kısmına. Sanırım oyunda Lego Engine grafik sistemi kullanılıyor. Çünkü etkileşime girdiğimiz her şey kutucuklar şeklinde parçalanıyor. Örneğin bir binaya roket çarpıyor bunun sonucunda tamamen önceden belirlenmiş bir şekilde binanın bir parçası yerinden sökülüyor ve olduğu gibi yere düşüyor. Sonra oyuncakları kaldırırken düşen parçaları yerine takıyoruz ki kaybolmasın. Grafik konusunda söyleyebileceğim PC, PS3 ve Xbox 360 platformlarının üçüne de çıkan bir oyunda gördüğüm en felaket grafiklere sahip olduğu oyunun. İddia ediyorum ben PS2 de daha iyi grafikli oyunlar gördüm. Çevre modellemeleri, karakter model ve animasyonları, kaplamalar falan filan her şeyiyle oyun grafik konusunda mide bulandırıyor. Sitemizde de bulabileceğiniz ekran görüntülerini incelerseniz ne demek istediğimi belki daha iyi anlayabilirsiniz. Ha birde takıldığım bir başka noktada ölen düşmanların zeybek havasında ölmeleri. Kolları, bacakları sallanıp yere yığılıyorlar ve mutlaka bir yerleri havada kalıyor. Ardından aniden altlarına kırmızı bir halka yayılıyor. Bu kan efektini gördükten sonra zaten oyuna daha fazla dayanamadım.



    En azından güzel bir seslendirme yapılmış olsun veya kaliteli müzikler olsunda havamızı bulalım diyorum ama yok arkadaş yok oyun istikrar abidesi çizgisini hiç bozmuyor. Yani ana karakterlerin seslendirmesi bile başarısız. Müzikler ise arkada bir şey çalsın da iğrenç seslendirmeler duyulmasın en azından denilerek koyulmuş yoksa koymaya pek niyeti yokmuş yapımcıların. Silah sesleri de vasatın üstünde değil yani ateş ettiğiniz hissini asla alamıyorsunuz.
    Neyse böyle bir oyun hakkında daha fazla konuşup sinirlerimi hoplatmak istemiyorum. Oyun için söyleyecek iyi bir şeyler aradım, bir tane artı özellik söyleyeyim dedim ama nafile bulamadım. Yaşadığım bu büyük oyun açlığını değil gidermek bildiğiniz mideme oturdu oyun. Yapımcı Pivotal Gamese ve dağıtıcı Eidosa buradan selamlarımı yolluyorum. Siz siz olun bu oyundan uzak durun. Denemek için dahi yaklaşmayın bu oyuna çünkü inanın harcadığınız zamana yazık. Özellikle PS3 sahipleri sakın ha sakın diyorum. Hadi diğerleri bir şekilde ucuz yoldan kurtarabiliyor ama PS3 sahipleri için acı bir tecrübeden başka bir şey olmayacaktır. Yazı içinde genelde hakim olan geyik havası nedeniyle affınıza sığınıyorum ancak bu tip oyunları da başka türlü incelemek mümkün olmuyor. Uzun lafın kısası biz kaliteli bir oyunun gelmesini beklemeye devam edelim...