Çok komik hacivat ve karagöz diyalogları

'Merak Ettiklerimiz' forumunda Demet tarafından 6 Aralık 2014 tarihinde açılan konu

  1. Demet

    Demet Editör


    Çok komik hacivat ve karagöz diyalogları

    KARAGÖZ İLE HACİVAT: MANGAL SEFASI
    Hacivat: " Karagözüm, sucuk aldım. Gel mangal sefası yapalım. "
    Karagöz: " Birer kangal alalım ama benim bahçe küçük, kangala dar gelir. "
    Hacivat: " Kangal demedim Karagözüm, mangal dedim. Mangalda sucuk pişirelim. "
    Karagöz: " Kangalla çocuk bir arada olmaz. Yaşar'ı kangal ısırır. "
    Hacivat: " Canım, ne Yaşar'ı, ne kangalı, sucuk dedim, mangal dedim. "
    Karagöz: " He öyle söylesene, sucuğu mandalla tavana asarsın. "
    Hacivat: " O neden? Neden sucuğu tavana asıyorsun? "
    Karagöz: " Kurusun diye. Kuru sucuğun tadı farklı olur. "
    Hacivat: " Tamam Karagözüm, sucuğu kuruttum, mangalı bahçeye oturttum. "
    Karagöz: " Ben senin bahçeye gelmem, Hacivat. "
    Hacivat: " Gelmezsen gelme. Ben de kendime ziyafet çekerim. "
    Uzaklaşıp giden Hacivat'ın arkasından Karagöz söylenir:
    " Seni gidi beni bilmez. Kangalı kesmiş, sucuk yapmış, mangalda pişirecekmiş. Bende o sucuğu yiyecek göz var mı? "
    DİLENCİ HACİVAT
    Hacivat tüccarın biriyle ortak olur. Birlikte mal alıp satmaya başlarlar. İlk zamanlar işler iyi gider, sonradan bozulur. Bir sabah erkenden tüccar çıkagelir ve Hacivat'a iflas ettiklerini, elde avuçta birşey kalmadığını söyler. Hacivat parasız ve çaresiz kalır, evine ekmek götüremez olur. İş arar bulamaz, dilencilik yapmaya başlar:
    " Fakire bir sadaka, fakire bir sadaka, " diyerek dolanır durur.
    Karagöz Hacivat'ı dilenirken görünce beyninden vurulmuşa döner. Kendini çabucak toparlar ve Hacivat'ın yanına gider.
    Karagöz: " Hacivatım, bu ne hal böyle? "
    Hacivat: " Halim haraptır, Karagözüm. Tüccarın biriyle ortaklık kurdum, koca serveti har vurup harman savurdum. "
    Karagöz: " Koca servet mi? Bu işe ne yatırdın sen onu söyle. "
    Hacivat: " Bin beş yüz altın. Gitti, gitti, bin beş yüz altınım. "
    Karagöz: " Ne?! Senin o kadar altının var mıydı, Hacivat? "
    Hacivat: " Olmaz olur mu Karagözüm? Babamdan kalan servet pek çoktu. "
    Karagöz: " Hazıra dağlar dayanmaz derler. "
    Hacivat: " Dayandı. "
    Karagöz: " Mirasyedinin mirası biter derler. "
    Hacivat: " Bitmedi. "
    Karagöz daha sonra Hacivat'tan tüccarın adını öğrenir. Tüccara giderek, ortak aradığını, evini ve bahçesini ortaya koyarak iş yapmak istediğini söyler ama gelir gider defterini kendisinin tutması gerektiğini bildirir. Tüccar, Hacivat'tan sonra yolunacak kaz olarak gördüğü Karagöz'e elindeki bin beş yüz altını verir.
    Karagöz ertesi gün Hacivat'a bin beş yüz altını verir ve bir daha hiç kimseyle ortak olmamasını söyler. Daha ertesi gün Karagöz'ün evine gelen tüccar yanındaki adamı göstererek, evi ve bahçeyi satın almak isteyen bir müşteri buldum, der. Ayrıca ortaklık gereği verdiği altınların bundan sonra kendisinde duracağını söyler.
    Bunun üzerine Karagöz altınları gece evine giren hırsızların götürdüğünü, ortaklık kalmadığı için, evini ve bahçesini satmaktan vazgeçtiğini söyler. Tüccar durumu kabullenmek istemez. Karagöz sesini yükseltir, tüccara diklenir. Tüccar, Karagöz'ün karşısında tutunamaz. Müşteri kaçar gider. Çaresiz kalan tüccar yol kenarına oturup ava giderken avlandım der ve hüngür hüngür ağlamaya başlar.
    KARAGÖZ İLE HACİVAT: PARAYI KİM BULDU
    Karagöz iş bulur. Yedi gün çalışır ve ilk haftalığını alır. Akşamüstü evine dönerken haftalığını kaybeder. Geldiği yoldan geriye döner ve düşürdüğü paralarını aramaya başlar. Diğer yandan da söylenmektedir:
    " Paracıklarım, paracıklarım, gitti paracıklarım. Keşke paralarım cebimde dursaydı da ben kaybolsaydım. "
    Aynı saatte evine dönmekte olan Hacivat Karagöz'le karşılaşır.
    Hacivat: " Hayrola Karagözüm, yanımdan geçersin beni görmezsin. Paracıklarım dersin. Para mı kaybettin? "
    Karagöz: " Hiç sorma Hacivat. Haftalık almıştım, onu kaybettim. "
    Hacivat: " Bir gören, bir bulan yok mu? "
    Karagöz: " Dört gören, beş bulan var. Canımı sıkma, canını yakarım. "
    Hacivat: " Aman Karagözüm kızma. Para kaybedince ararsın bulamazsan, kadıya gidersin. "
    Karagöz: " Hı. "
    Hacivat: " Para kaybettin, aradın bulamadın, ne yaparsın? Kadıya gidersin. "
    Karagöz: " Demek paramı kadı bulmuş. "
    Hacivat: " Kadının para falan bulduğu yok. Parayı bulan kadıya bırakır. Kaybeden kadıya gider. Para kadıdaysa parasını alır. "
    Karagöz: " Ya para kadıda yoksa. "
    Hacivat: " O zaman avcunu yalar. "
    Karagöz: " Yani şimdi avcumu yalarsam param bulunur mu? "
    Hacivat: " Nereni yalarsan yala paran bulunmaz. "
    Karagöz: " Ne yapmak gerekir? "
    Hacivat: " Kadıya gitmek gerekir. Buyur Karagözüm, önden sen yürü. "
    Karagöz: " Önden ben yürümem, yanyana gidelim. "
    Hacivat ile Karagöz kadıya giderler. Yolda para bulan birisi parayı getirip kadıya teslim etmiştir. Fakat paranın sahibinin kim olduğunu bilmemektedir. Karagöz'ün haftalığını kaybettiğini öğrenen Hacivat onu kadıya yönlendirir. Çünkü Karagöz'ün kaybettiği parayı bulan Hacivat'tır.