Coğrafi Keşifler Nedenleri Ve Sonuçları

'Sözel Dersler' forumunda EyLüL tarafından 21 Ekim 2011 tarihinde açılan konu


  1. Coğrafi Keşifler Nedenleri Ve Sonuçları Nelerdir?
    Coğrafi keşiflerin sonuçları‎ ve sebebleri
    Coğrafi keşiflerin Nedenleri

    Coğrafi Keşiflerin Nedenleri ve Sonuçları
    Orta Çag'ın sonuna kadar Avrupalılar,dünyanın pek az yerini tanıyorlardı.Coğrafya bilgisinin artması ve gemicilikteki gelişmeler sonucu açık denizlere çıkan Avrupalılar,yeni kıtalar ve ülkeler keşfetmeye başladılar.İşte Avrupalıların 15.yüzyılın sonunda başlatıp 16.yüzyıl boyunca da devam ettirdikleri yeni yerler bulma girişimlerine Çografi Keşifler denir.

    Keşiflerin Nedenleri:
    Keşiflerin nedenleri arasında,doğu ülkeleriyle doğrudan ticare yapmak için yeni yolların aranması başta gelir.Orta Çağ'da Doğudan gelen ipek,baharat,altın,elmas,inci gibi değerli mallar,Avrupa'ya iki önemli yoldan ulaşıyordu.Bu yollardan birincisi,Çin'den başlayıp Karadeniz kıyılarına ulaşan İpek Yolu'ydu.Bu yol Türklerin elindeydi.İkinci yol olan Baharat Yolu ise Hindistan'dan başlıyor,bir kolu Basra Körfezi
    'ne ulaşıyor,diğerkolu ise Mısır ve Suriye limanlarında sona eriyordu.Türk ve Müslüman tüccarların bu yolları izleyerek Hindistan ve Çin'den getirdiği mallar,Venedik ve Cenevizliler tarafından Avrupa'ya ulaştırıyorlardu.Bu ticaret sayesinde doğu ülkeleri oldukça zenginleşmişti.Ancak bu mallar birkaç el degiştirdiği için Avrupa'da çok pahalıya satılıyordu.
    Avrupalılar,dogu ülkelerinin içinde bulundugu zenginlik ve bolluk hakkında abartılı bilgiler edinmiştir. Özellikle, Venedikli gezgin Marko Polo ' nun esarinde okudukları hikayeler, Avrupalılarda dogu ülkelerine karşı büyük ilgi ve merak uyandırmıştır.
    Orta Çag'da Avrupalıların dünya hakkındaki bilgileri çok azdı. Avrupalılar, Haçlı seferleri sırasında Müslümanların cografya bilgisinden yararlandılar ve dünya'nın yuvarlakoldugunu ögrendiler.Bunu sonucunda var olan haritaları geliştirip daha dogru haritalar yaptılar. Pusula kullanımının yaygınlaşması , gemicilerin deniz ve okyanuslara güvenle açılmalarını sagladı. Gemicilik tekniginin ilerlemesi ile 15. yüzyıldan itibaren açık denizlere dayanıklı ve büyük gemiler yapıldı. Bu da keşiflerin başlamasında önemli bir etken oldu.

    KEŞİFLERİN SONUÇLARI
    Cografi keşiflerin dünya tarihinde çok önemi, sosyal , siyasi ve ekonomik sonuçları oldu.
    Bulunan yeni ticaret yolları nedeniyle Akdeniz limanları, İpek ve Baharat yolları eski önemini kaybetti.Atlas Okyanusu kıyısındaki bazı limanlar hızla gelişti ve büyük birer ticaret merkezi haline geldi.
    Coğrafi keşifler sonuçu, Amerika'da bir çok eski uygarlığın olduğu öğrenildi. Keşfedilen yerlerden bol miktarda altın ve gümüş gibi değerli madenler ile çeşitli ham maddeler Avrupaya taşındı. Ticaretle uğraşan burjuva sınıfı zenginleşti ve güç kazandı. Burjuvalar , soyluların topraklarını satın almaya başladılar. Böylece , soylular eski güçlerini ve ayrıcalıklarını kaybettiler.
    Avrupalı devletler keşfettikleri yerleri egemenliklerine alarak sömürge imparatorluklarını kurdular. Keşif seferleri düzenlenen ülkelerin kaynaklarından yararlanan Avrupanın denizci ülkeleri kısa sürede zenginleşti. Zenginleşen ailelerin , kültür ve sanat hareketlerini desteklemeleri rönesansın başlamasında etkili oldu.
    Yeni dünyaya özgü bazı ürünler (tütün ,patates, domates, şeker kamışı, vanilya, kakao vb.) Avrupaya ve oradanda dünyanın diğer bölgelerine yayıldı. Keşfedilen ülkelerde Hristiyanlık dini yayıldı. Ancak Avrupada da kiliseye ve din adamlarına olan güven azaldı. Çünkü kilise ve din adamları, dünyanın düz olduğu vb. birçok yanlış bilgiyi savunmuşlardı.
    Başta Amerikaya olmak üzere, keşfedilen yerlere Avrupadan yoğun göçler oldu. Bu göçler sonuçunda Avrupa kültür ve uygarlığı daha geniş bir alana yayıldı.


    COĞRAFYANIN TARİHÇESİ VE GELİŞMESİ

    İLK COĞRAFYACILAR
    Coğrafya en eski bilim dallarından biri sayılır. İlk çoğrafyacılar eski Yunanistanda ortaya çıkmışlar, o çağda çoğrafyaya ''doğa tarihi" yada "doğa felsefesi" denilmiştir. Gerçektende ,Miletoslu Thales ve Heredotus gibi eski Yunan coğrafyacılarının çoğu , aslında birer tarihçi ve felsefecidir. Coğrafyayla ilgili yapıtlarıda daha çok çevrelerineilişkin bilgileri içerir. Coğrafya sözcüğü , yunanca "yerin betimlenmesi" anlamına gelen sözcüklerden türetilmiştir.
    Eski Yunanlılar, o dönemde bilime batı dünyasına , özelliklede Akdenizin doğu kesimine egemen olup , ticaret yapmak , yeni Ticaret merkezleri kurmak için denizlere açılmış , denizlere açılan Yunanlı denizçiler havanın açık olması önemli olduğundan hızlı ve güvenli yolculuklar yapa bilmek için rüzgarlarıda incelemişlerdir. Coğrafyanınbir bilim dalı haline gelmesine en önemli etkenlerden biri , eski Yunanlıların gözlemlerini ve düşüncelerini yeni kuşaklara aktarmak için kağıda dökmüş olmalarıdır. Bu konuda Mısırdaki Nil ırmağını , Taşkınlarını , deltasındaki değişmelerini anlatan incelemeler önemlidir. İ.Ö.V. yy 'da Heredotos, ilk çağlayanına kadar bir yolculuk yaptığı Nil ırmağını Kitabında anlatmış ve Nilin kaynağı konusundaki varsayımını ortaya koymuştur. Eski Yunanlılar genel olarak yer ile ilgili çalışmalarda yapmışlardır. Dünyanın yuvarlak olduğunu ilk anlayan kişilerden Aristoteles (İ.Ö.IV. yy.) bu yargıya felsefi akıl yürütme ve astronomi gözlemleri yoluyla ulaşmıştır. Dünyanın yuvarlaklığı düşüncesini İskenderiye kütüphane yöneticisi Eratosthenes de desteklemiş dünyanın ölcülmesi üstüne adlı yapıtında boylam yayını ölçerek elde ettiği dünyanın cevresinin uzunluğunu vermiştir. Rodoslu astronom Hipparkhos (İ.Ö.II. yy.) dünyadaki yerlerin konumunu belirlemek için ,günümüzde kullanılan enlem ve boylamların öncüsü olan cizgiler sistemi değiştirmiştir.
    Strabon (İ.Ö. 63-İ.S,21),Cografya adlı 17 ciltlik yapıtında, Galya ve İngiltere'den İran'a , Karadeniz'den , Etopya'ya kadar yolculuklarını anlatmıştır. Dolaştığı bölgeler ve bu bölgelerde yaşıyan insanlarda ilgili betimlemelerinde atlamalara , yanlışlıklara raslanırsada , betimlemelerini kalıcı olmayan , yapay olarak çizlmiş siyasal sınırlar içinde değil , dogal sınırlar (sıra daglar , akarsular gibi) içinde ele aldığı için bölgesel coğrafyanın kurucusu sayılmaktadır.
    İskenderiyeli Ptolemaios (İ.S 100-170) eski coğrafyacıların en ünlüsüdür.Bölgeleri boyutlarına göre sıfıflandıran , ayrıntılı alan incelemeleri yaparak fiziksel coğrafyayı sistemlemiştir.Eldeki bilgileri değerlendirerek çizdiği ve dünyanın o dönemde bilinen bölümünü içeren haritası gerçeğe çok yakındır. 8 ciltlik Coğrafya Rehberi adlı yapında bilinen bütün yerlerin listesi, kendi bulduğu yönteme göre belirlediği enlem ve boylamlarıyla belirtniştir.

    KEŞİFLER ÇAĞI.
    Haçlı seferleri sırasında Avrupalılar , Avrupa dışındaki "dünya"yla ilgilenmeye başladılarsada , dünyanın bilinmeyen yerlerinin tanınmasına , Coğrafi betimlemeler yapılmasına , haritalar çizmesine ilgi , özellikle Rönesansta , "keşifler çağı" diye adlandırılan dönemde Bartolomu Diaz , Vasco De Gama ve Kristof Kolombun XV. yy. sonundaki gezileri sayesinde canlandı.
    Daha 1507'de Alman haritacı Martin Waldseemüler (1470 d. 1521'e d. ) Kuzey ve Güney Amerikayı içeren bir dünya haritası çizdi. Yen, dünya için "Amerika" terimi ilk kez bu harita üstünde kullanıldı. 15 yıl sonra Ferdinand Magellanın yol arkadaşları , dünyanın cevresini dolaşar yuvarlaklığını kanıtladılar. Bu bilgi bazı ölcüm ve gözlemlerin daha doğru yapılmasını sağladı ; Hollandalı Gerardus Mercator gibi yeni kuşak haritacıların yetişmesine yol açtı. Mercator , daha önce yapılanlara oranla çok daha doğru olan bir dizi harita yayınladı. Bunların arasında özellikle , meridyen ve paralelleri birbirini dik kesen harita izdüşüm sistemini (sonradan adı verildi) kullanarak çizdiği ünlü deniz yolları haritası (1569) da vardı.Ama coğrafyayı bir bilim dalı olarak canlandıran , Bernhardus Varenius (1622-50)oldu. Geographia Generalis (Genel Coğrafya , 1650)
    adlı yapıtında bölgesel coğrafya kavramını ortaya attı. Yeryüzünü etkiliyen rüzgar , deniz , vb. etmenleri ele alıp, nedenlerini ve etkilerini açıklamaya çalıştı. Yapıtı 150 yıl süreyle temel çoğrafya kitabı olarak kullanıldı. Kant , Goethe ve Montesquieu gibi XVIII.yy. filozof ve yazarların , insan ile çevrenin karşılıklı etkileşmesini konu alan beşeri coğrafyayla ilgilendilerse de , coğrafyanın gelişmesi XIX.yy. a kadar durdu ve coğrafya , bir ölçüde , yer bilimi özdeşleştirildi.