çocukta tik

'Etüt Merkezi' forumunda Misafir tarafından 31 Aralık 2010 tarihinde açılan konu


  1. benim 6 yaşında bir oğlum var ve boynunu sürekli olarak geriye doğru oynatıyor ilk zamanlarda yapma dedikçe yapıyordu daha sonra biz üstüne düşmez olduk ama gene yapıyor ne yapmamızı önerirsiniz saygılar
     



  2. Cevap: çocukta tik

    Tikler belirli kas gruplarında meydana gelen, birden ortaya çıkan, yineleyici, basmakalıp ve ritmik olmayan, motor hareket ya da ses çıkarma şeklinde görülen istem dışı hareketlerdir.

    Tikler genellikler iç gerilimlerin veya çatışmaların öncüleri ya da açık belirtileridir. Bazen çocuğun boynunun her silkişi, kaşlarını, gözlerini her oynatışı, iç yaşamındaki bir gerilimden kurtulma çabası içinde olduğunun belirtisidir.

    Tik genellikle erkek çocuklarda ve erken yaşlarda başlar, ruhsal nedenlerle ortaya çıkar. Ancak kimi istemsiz kasılmanın ortaya çıktığı bölgeye ya da organa ilişkin uzun süren fiziksel bir tahriş de tike neden olabilir. Bunlar arasında uzun süre düzeltilmeyen görme bozuklukları, burun akıntısı, boyun ağrıları sayılabilir .

    Tiklerin görülme biçimleri
    1. Gelip geçici tik : en az dört haftada ortaya çıkan ancak bir yıldan uzun sürmeyen, hemen her gün gözlenebilen, artmalar ve azalmalar gösteren basit tiklerdir. Gelip geçici tikler motor tiklere oranla daha az görülür. Oluşmasında daha çok çevresel faktörler ve stres etkilidir.
    2. Kronik motor ya da vokal tik bozukluğu: Bir yıldan uzun süre devam eden tiklerdir. Tikleri olmadığı bir dönem üç aydan daha azdır. Vokal tiklerle motor tikleri birbirinden ayıran özellik, vokal tiklerin burun çekme, boğaz temizleme gibi duyulabilen, motor tiklerin ise kaş kaldırma, göz kırpma, elleri oynatma gibi görülebilen tikler olmasıdır.
    3. Tourette bozukluğu: Zaman içinde artma ve azalmalar gösterir. Çok sayıda motor ve vokal tiklerle birlikte görülür. Genellikle tikler sayılmayacak kadar sıktır. Ortalama başlama yaşı 7-10’dur. Görülme oranı % 0.05-0.01 olarak bulunmuştur. Oluşmasında genetik, nörobiyolojik ve çevresel etkenler etkilidir.
    4. Başka türlü adlandırılamayan tik bozukluğu: Bu kategori özgül bir tik bozukluğunun tanı ölçütlerini karşılamayan tiklerle giden bozukluklar içindir. Örnekleri arasında dört haftadan daha kısa süren ya da 18 yaşından sonra başlayan tikler vardır. Özellikler
    · Tiklere 3-4 yaşından önce genellikle rastlanmaz. Ancak nadiren 15 aylık gibi erken bir
    dönemde de görülebilir. En fazla görüldüğü zamanlar 6-7 yaşlar ve ilk ergenlik (11-
    13yaş) dönemidir.
    · Toplumda görülme oranı %1-2’dir. Genellikle erkek çocuklarında daha fazla görülür.
    Erkek-kız oranı 2/1’dir. Tik bozuklukları her yaşta görülebilmekle birlikte 7-11 yaşları arasında başlama sıktır.

    * Sosyal ekonomik durumdan bağımsızdır.
    * Tikle birlikte sıkça rastlanan belirtiler dikkat ve öğrenme sorunlarıdır.
    * Karşı konulmaz bir davranış olarak yaşanır. Fakat çocuk bir işe, etkinliğe kendi verdiğinde azalır ya da yok olur.
    * Aile bireylerinden birinde varsa, görülme olasılığı artar.
    * Bazı tikler oldukça karmaşıktır, bir çok bölümden oluşur (kompleks tikler). Yüzde görülen bazı mimikler, üstünü başını düzeltme veya aynı sözleri tekrarlama bu tür tiklerdir.
    * Tikler boyunda ve gövde de görülebilir. Ama en çok görülenleri göz kırpma, burun kıvırma, dudak oynatma, kaşları kaldırma gibi yüz tikleridir.
    * Sıklığı ve şiddeti değişebilir. Örneğin yorgunlukla ya da stresle artabilir.
    * Kurtulmak, son vermek kolay gibi görülse de, o kadar kolay değildir.
    * Uyku esnasında görülmez.
    * Huzursuz, engellenme eşiği düşük, çabuk öfkelenen, yerinde durmakta zorlanan ve dikkat eksikliği olan çocuklarda daha çok görülür.
    * Kişinin benlik saygısında düşmeye, aile ve sosyal yaşamda sorunlar yaşamasına yol açabilmektedir.
    * Tikleri olan çocukların bir kısmı öğrenme güçlüğü, dikkat eksikliği Hiperaktivite bozukluğu, obsesif-kompulsif bozukluk gibi sorunları da olan çocuklardır. Bu sorunlardan herhangi biri genellikle tiklerden daha zararlı olur ve tiklerin ortadan kaldırılmasını zorlaştırabilir.
    * Tikler çocuğun dışlanmasına ya da alay konusu olmasına neden olabilir. Her iki durumda da çocukta büyük stres oluşturur ve çocuğun özgüvenini tehdit eder.
    * Çoğu çocuk tikleri en şiddetli biçimde akşamüstleri yorgun olduklarında ya da bütün gün tikleri bastırdıkları için okuldan eve gelir gelmez yaşar. Bazı çocuklar ise da sabah uyandıklarında yaşarlar.
    * Hareket, konuşma ve düşünmeyi engellediği için tikler çocuğun günlük yaşantısında zorluklarla karşılaşmasına yol açabilir. Örneğin tiklerini bastırmaya konsantre olmuş bir çocuk öğretmeninin verdiği ev ödevini duymayabilir; bazen motor tikler çocuğun ince motor becerileri ile çakışabilir ve yazı yazmasını zorlaştırabilir; konuşmanın akıcılığını engelleyerek çocuğun net konuşamamasına ve çocuğun sınıf içi konuşmalara katılamamasına yol açabili

    NEDENLER

    * Genetik yatkınlık,
    * Aile veya çevre içinde stres yaratan çeşitli durumlar,
    * Aile içinde ve okulda aşırı baskılı ve otoriter bir eğitim (bazı araştırmalar tiklerin çocuğun her hareketine müdahale eden, aşırı kontrolcü ve titiz annelerin çocuklarında daha sık görüldüğünü göstermektedir.
    * Çocuğa gösterilen ilginin ve sevginin yetersizliği ve bu tutumunun yol açtığı olumsuz benlik algısı ve kendine güvensizlik,
    * Çocuğun pek çok davranışının eleştirilmesi,
    * Çocuğun yeteneklerinin üstünde zorlanması,
    * Sık sık akranlarıyla ya da kardeşleriyle kıyaslanması,
    * Kardeş kıskançlığı,
    * Anne baba arasında geçimsizlik ve aile içi ilişkilerin bozuk olması,
    * Çocuğun yaşadığı ortamın kaygı verici ve güvensiz olması,
    * Yetersiz biyolojik gelişme ve olumsuz çevre etkilerinin bir araya gelmesi,
    * Ortaya çıktığı bölgenin ya da organın uzun süren rahatsızlığı. Örneğin uzun süren burun akıntısı sonrasında burun çekmenin tik haline gelmesi.
    * Tikler çocuğun dikkati soruna çekildikçe artmaktadır.
    * Bazı araştırmacılar tiklerin ruhsal bir bozukluğun belirtisi olduğunu, bazı araştırmacılar ise merkezi sinir sistemindeki bozukluktan ortaya çıktığını öne sürmektedir.
    * Çabuk endişeye kapılan aşırı duygusal, sıkıntıları içine atan, ürkek ve çok titiz olan çocuklarda tikler daha uzun süre devam etmektedir (Kuzucu, 2008).


    ÖNERİLER

    * Çocuk 3-4 yaşına kadar bu davranışı devam ettiriyorsa anne baba tarafından görmezlikten gelinebilir. Ancak ilerleyen yaşla davranış ısrarlı bir şekilde devam ediyorsa, alışkanlık haline gelmeden kurtulmasına çaba harcanmalıdır. Çünkü müdahale ne kadar gecikirse, davranış o kadar yerleşir.
    * Çocuğa sevildiği hissettirilerek, olumlu bir benlik algısı ve kendine güven duygusu geliştirmesi sağlanmalıdır.
    * Çocuğu yeteneklerinin üstünde zorlamaktan, başkalarıyla kıyaslamaktan ve sürekli eleştirmekten kaçınılmalıdır.
    * Ev ortamındaki çatışma ve gerginlikleri mümkün olduğu kadar azaltarak, çocuğun kendini güvende hissetmesi sağlanmalıdır.
    * Korku ve gerginlik karşısında arttığı için konuyla ilgili sert tepki gösterilmemelidir.

    · Çocuğu sürekli ikaz edip yapmaktan vazgeçmesini istemek, onu duygusal ve fiziksel
    yük altına sokmakta, bu da tiklerin devam etmesine ya da yeni tikler oluşmasına yol
    açabilmektedir. Bu konuda dikkatli olunmalıdır.
    · Ailedeki tüm bireylerin bu davranışı ön plana çıkararak rahatsız olduklarını sık sık
    hissettirmeleri tike bağlı kaygıyı arttırarak davranışı sıklaştırabileceği için bu tür
    tutumlardan kaçınılmalıdır.
    · Tiklerin ne olduğu anne baba tarafından tam olarak öğrenilmeli ve çocuğun da
    öğrenmesine yardımcı olunmalıdır. Çocuk ne kadar bilgili olursa tikleriyle o kadar
    kolay başa çıkabilir.
    · Çocuk tikleri bir süre durdursa dahi, bu tiklerin onun kontrolü altında olmadığı bilinmelidir. Ebeveynlerin yaklaşımı bu yönde olmalıdır.
    · Tikler çocuğun özgüvenini tehdit eder, sosyal uyumunu bozar. Tikleri olan çocuklar genellikle sosyalleşme konusunda ve arkadaş edinmede zorlanırlar. Çocuğun sosyalleşmesi için arkadaşlarıyla oyun ortamı yaratmasına ve ilişkide olduğu diğer yetişkinlerden destek alarak olumlu sosyal ilişkiler girmesine yardımcı olunabilir.
    · Çocuklar alay edilmeye karşı korunmalıdırlar. Kendisine alay edilmesine sinirlenen bir çocukta tiklerin sıklığı artabilir, bu da daha fazla alay konusu olmasına yol açabilir. Alaylar eğitim ve doğrudan müdahale ile engellenebilir. Çalışmalar tikler hakkında bildirilen çocuklardan bazılarının alay etmeyi kestiklerini hatta başkalarının alay etmesini engellediklerini göstermektedir.
    · Bunların dışında tiklere müdahalede çok yönlü yaklaşım gerekebilir. Aileye danışmanlık, çocuğa psikoterapi ve davranış tedavisiyle birlikte ilaç tedavisi de uygulanabilir.