Çocukları kış hastalıklarından korumanın yoları

'Hastalıklar' forumunda YAREN tarafından 3 Ocak 2009 tarihinde açılan konu


  1. Çocukluk çağında rastlanan hastalıkların mevsimsel özellikler gösterdiğini söyleyen Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Ebru Gözer, “Özellikle sonbahar ve kış aylarında en sık üst solunum yolu enfeksiyonlarına rastlıyoruz. Çocuklar bize yüksek ateş, öksürük, boğaz ağrısı, burun akıntısı, burun tıkanıklığı gibi üst solunum yoluna ait belirtilerle geliyorlar. Bu yakınmalara karın ağrısı, bulantı, kusma ve ishal gibi gastroenterit belirtileri de eşlik edebiliyor, ki bu durumda ‘viral sendrom’ olarak tanımlıyoruz. Bunun dışında akut hastalıklar içinde enfeksiyonlara ya da allerjik deri hastalıklarına bağlı deri döküntüleri ve idrar yolu enfeksiyonu sıkça görülen hastalıklar olarak sayılabilir" diyor.

    Kış ayları ve kalabalık sınıflar, üst solunum yolu hastalıklarına neden olan mikropların bulaşması için son derece uygun ortamlar. Dr. Gözer, kimi zaman bu tabloya pnömoninin de eşlik edebildiğini, eğer çocuğun altta yatan astım gibi bir hastalığı varsa, o hastalığın alevlenmelerinin de görüldüğünü söylüyor. Kronik hastalıkların da kış aylarında alevlendiğine işaret eden Dr. Gözer, "Çocuğun eğer hipertansiyonu, kalp problemi, tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları varsa, kış aylarında daha ağır şekilde görülebilir." diyor.

    Uzmanlar, üst solunum yolu hastalıklarında sıklıkla görülen öksürüğün bir alarm olarak algılanmasını istiyor. Sürekli öksürüğü olan, önce nezle grip gibi başlayıp hastalığı bir haftanın üzerinde devam eden çocukların, özellikle gece gelen öksürüklerine dikkatle yaklaşılması gerektiğini söyleyen ASM Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ela Tahmaz, "Bu öksürük zatürrenin ya da sinüzitin habercisi olabilir. Ateşli ya da ateşsiz, öksürük bir haftayı geçerse mutlaka bir hekime başvurulması gerekir. Zatürre hemen tedavi edilirse sorun yaratmayabilir ama aksi taktirde yüksek ateş ve solunum yetmezliğine kadar ilerleyen bir tablo yaratabilir. Çocuğun, yoğun bakımda izlenmesi ve hatta solunum cihazına bağlanması gerekebilir" diye konuşuyor.

    GRİBAL ENFEKSİYONA DİKKAT

    Okul çağı çocuklarında görülen hastalıklardan birinin de aileler tarafından "allerjik bronşit veya bronşit" olarak tanımlanan astım olduğunu belirten Dr. Tahmaz, "Özellikle bu tip yakınması olan çocuklar, okulun başlamasıyla gribal enfeksiyona yakalandıklarında şikayetleri tetiklenir. Bu yüzden, özellikle eylül ve ekim aylarında çok dikkatli olunması gerekiyor. Farklı bir ortam, çok koşmak, oynamak, ezgersiz yapmak ve gribal enfeksiyonlar birlikte direkt atak başlatabiliyor. O yüzden astım semptomlarını baskılayacak ilaçları varsa onları doktorlarına danışarak yeniden kullanmaya başlamalarında fayda var" diyor. Dr. Tahmaz ayrıca, okul döneminde çocukların en sık yakalandıkları mevsimsel hastalıklar arasında grip geldiğini ve artık tüm çocukların mevsim başında gribe karşı aşılanmalarının önerildiğini ifade ediyor.

    ROMATİZMAL ATEŞ

    Okul çağında geçirilen üst solunum yolu enfeksiyonlarına karşı anne babaları duyarlı olmaya çağıran Anadolu Sağlık Merkezi Çocuk Kardiyolojisi’nden Dr. Resmiye Beşikçi, özellikle kış mevsiminde okul gibi toplu bulunulan ortamlarda A grubu beta hemolitik streptokok adı verilen bir mikrobun üst solunum yolu enfeksiyonu salgınlarına sebep olduğunu, bunun da hassasiyeti olan çocuklarda akut romatizmal ateşe dönüşebileceğini söylüyor.

    Bu hastalığın en sık 5-15 yaş arası okul çağındaki çocuklarda genellikle el ve ayaklardaki büyük eklemlerde şişlik, kızarıklık, ağrı şeklinde ortaya çıktığını belirten Dr. Beşikçi, "Bazen de eklemlerden kaynaklanan bir şikayet olmaz ancak çocuk genel olarak soluk ve halsizdir ya da anormal kol bacak hareketleri yapabilir, kaşık tutması ve yazı yazması bozulabilir. Dünyada gelişmekte olan ülkelerin önemli bir sağlık sorunu olmaya devam eden romatizmal ateş, ülkemizde de üzerinde durulması gereken bir konudur. Çünkü kalpte kalıcı kapak bozukluklarına neden olan bu hastalık, ileriki yaşlarda kapak değiştirme ameliyatlarına kadar gidebilen ve hayatı olumsuz yönde etkileyen bir sürecin başlangıcı demektir" diyor.

    Dr. Beşikçi, üst solunum yolu enfeksiyonlarının genelde ailelerin kendi başlarına tedavi etmeye çalıştıkları bir hastalık grubu olduğunu belirterek, "Çok yüksek ateşle seyreden, bu beta grubu mikropların yaptığı üst solunum yolu enfeksiyonlarında çocuğun mutlaka bir hekime gösterilmesi ve romatizmayı önlemek için erken dönemde doğru ilaçla yeterli süre tedavisinin yapılması gerekir" diye konuşuyor.
    Çocuklarda sonradan gelişen kalp hastalıklarından birinin de kalbin kasılma gücünü yitirdiği bir hastalık olan miyokardit olduğunu söyleyen Dr. Resmiye Beşikçi, bunun da genellikle okul çağında görülen suçiçeği, kabakulak ya da basit bir viral enfeksiyon sonrasında gelişebileceğini ifade ediyor. Çok sık görülmemekle birlikte, rastlandığında tedavisi son derece zor olan miyokardit’te, kalbe tekrar kasılma gücünü kazandırmak için ilaç tedavisi yapıldığını belirten Dr. Beşikçi, her hastada kalbin fonksiyonlarını eski haline döndürmenin mümkün olmadığını, hastalığın ileri derece kalp yetersizliği ile ölüme neden olabileceğini söylüyor.

    DİŞ SAĞLIĞI ÖNEMLİ

    İlkokul başlangıç yılları çocukların diş dönüşümünün olduğu yıllar. Bu nedenle okul çağında, doğuştan da olsa, kazanılmış da olsa kalp rahatsızlıkları olan çocuklarda diş bakımı çok önemli. Çünkü uygun hijyende olmayan bir ağızda yapılan diş çekimi veya bir dolgu sırasında mikroplar kana karışarak, kalbin bozuk olan bölgesinde endokardit adı verilen ciddi bir kalp enfeksiyonuna sebep olabiliyorlar. Ölümle sonuçlanma oranı yüksek, tedavisi zor ve uzun olan bu hastalıktan korunmak için, okullarda özellikle diş sağlığı açısından tarama programlarının uygulanması, çürükleri varsa işlem öncesinde kalbi korumak için uygun antibiyotik kullanılarak çekim veya dolgu yapılması ve diş bakımının kalp hastalığı olsun olmasın mutlaka her çocuğa öğretilmesi gerekiyor.

    DENGELİ BESLENME

    Okul çağındaki çocuğun beslenmesi de, anne babaların dikkat etmesi gereken konulardan biri. Çocuğun zihinsel faaliyetlerine destek olmak yanında, gerek büyüme geriliği, gerekse çağımızın giderek artan sorunlarından biri olan çocukluk çağında aşırı kiloluluktan korumak için çocuğa dengeli bir beslenme programı hazırlanması gerektiğini söyleyen ASM Çocuk Endokrinoloji ve Diyabet Bölümü’nden Pediatrik Endokrinolog Dr. Neslihan Güngör, "Okula giden çocuklarımız büyüme çağında, bu nedenle besin içeriği dengeli bir sabah kahvaltısı esas. Bunun dışında yine bu kapsamda uygun miktarda süt ve süt ürünlerinin tüketimi kalsiyum ve D vitamini desteği verdiğinden büyüme ve kemik gelişimi açısından önemli. Bunu özellikle koruyucu hekimlik açısından vurgulamak isterim. Yine anne babalara düşen önemli bir görev, çocukların ara öğünleri konusunda titizlik göstermeleri. Çocuklara besin değeri yüksek, vitaminlerden zengin, yüksek oranda şeker ve yağ içermeyen ara öğünler vermeleri uygun olur. Çocuğun büyüme çizelgesinde uyumlu ve tutarlı bir kilo ve boy düzeyini sürdürmesi genel sağlığının da çok önemli bir göstergesidir." diyor.

    Dr. Güngör ayrıca okul çağındaki çocukları bulaşıcı hastalıklardan korumak için hijyen eğitimi verilmesinin, özellikle el yıkamaya özen gösterilmesi gerektiğinin de önemle altını çiziyor.