Çocuklara İlmihali Nasıl Öğretmeliyiz?

'Dini Konular' forumunda Semerkand tarafından 5 Mart 2012 tarihinde açılan konu


  1. Çocuklara İlmihali Nasıl Öğretmeliyiz?
    Çocuklar için İlmihal Dersi
    ilmihal nasıl öğretilir

    Osmanlı'nın son döneminde eğitim üzerine çalışmalarıyla öne çıkan Satı Bey'in (d. 1880 - ö. 1969) ilmihal eğitimi konusundaki yazısından bir bölüm şöyle:

    "Bütün derslerde olduğu gibi ilmihal derslerinde de bir meyve alabilmek için konuları çocukların fikrî durumuna indirmek ve daha somut olanlardan başlayarak soyut olanlara doğru bir derecelendirmeye uymak gereklidir..

    İlkokul çocuklarına başlangıç olarak itikada dair öğretilebilecek şeyler, Cenab-ı Hakk'ın birliği, Hazreti Muhammed s.a.v.'in peygamberliği ve bir hesaplaşma gününün, kıyametin varlığı... gibi meselelerdir. Bunlarda bile kendilerine yalnız anlayabilecekleri şeyleri söylenmelidir. Şartlar, rükünler, taksimler, tasnifler daha o yaşta çocukların zihinlerinin alamayacağı şeylerdir.

    Cenab-ı Hakk'ın varlığı fikri kendilerine etraflarında gördükleri eşya ve olaylardan bir Yaratıcı'nın varlığı delillendirilmek şeklinde anlatılmalıdır. Cenab-ı Hakk'ın sıfatları da yalnızca tesirleri ile anlatılmalı, bu sıfatların sadece isimlerini söyleyerek ve kısımlara ayırarak anlatmaktan uzak durmalıdır. Efendimiz s.a.v.'in peygamberliği fikri de bir iki cümlenin kapalı ve soyut tarifleri ile değil, birçok siyer ve kıssa vasıtasıyla öğretilmelidir.

    Hazreti Peygamber s.a.v.'in başlıca menkıbeleri, çocukların nazar-ı dikkatine en çok çarpacak, onların kalplerini en çok etkileyecek güzellikler anlatılmalıdır.

    Amele dair bilgilere gelince, bunları yaptırarak ve göstererek öğretmelidir. Öncelikle bu amellerin şartlarını, rükünlerini, farzlarını, vaciplerini değil, onlar nasıl yapılmak ve işlenmek lazımsa öylece öğretmelidir. Abdest şöyle alınır, önce böyle yapılır, sonra şöyle yapılır, namaz böyle kılınır diye bizzat göstermeli ve tarif eylemelidir.


    Bu hususlarda daha fazla açıklama vermeye ancak çocuklara gerek itikada ve gerekse amele dair yeterli derecede uygulamalı bilgi verildikten sonra başlanmalıdır. İlmihal dersinin ikinci tabakasını teşkil edecek olan bu açıklamalar da aşama aşama anlatılmalıdır. O vakte kadar anlatılan ameller ve itikadlar arasından farzları, vacipleri, sünnetleri, müstehapları, haramları, mekruhları ayırmalı, fakat işe bunları isimlendirme veya tarif ile girişmemeli, öncelikle bunların neticelerini göstermelidir. Mesela "Her müslüman oruç tutmaya mecburdur; oruç tutmazsa günah işlemiş olur. Fakat bununla da kalmaz da oruç tutmak lazım değildir derse dinden çıkar.", "Abdest alırken yüzünü yıkamalı; eğer insan unutsa da yıkamazsa abdesti boşa gider, yeniden abdest almak lazım gelir.", "Abdest alırken ağzını, burnunu yıkamalı; yıkamazsa abdest boşa gitmez, fakat yıkayan sevap kazanır." yolunda bilgi verilmeli. Bu şekilde değişik ameller arasında netice itibariyle olan farklar gösterildikten sonra bunlar kısımlara ayrılmalı: "Hani bazı şeyler söylemiş idik ki, insan onları yapmak gerektiğini inkâr ederse kâfir olur; işte böyle olan şeylere farz derler." yolunda tarifler yapılmalı, daha sonra farzlar ile vacipler arasındaki farkı göstererek birinciler hakkındaki emrin kesin, ikinciler hakkındaki emrin zannî olduğu söylenmelidir. İşte böyle yapıldığı vakit, çocukların zihnine temelli, köklü dinî bilgi verilmiş olur.

    'Kellimu'n-nâse alâ kaderi ukûlihim.' Yani insanlarla akılları derecesinde konuşun!"




    İlmihal Türleri

    İlmihal ve fıkıh kitaplarından faydalanırken öncelikle hangi mezhebe göre hazırlandığına dikkat etmek gerekiyor. Ülkemizde çoğunlukla Hanefî ve Şafiîler olduğu için bu mezheplere göre eserler yayınlanmaktadır. Özellikle Hanefîler için hazırlanmış eserler pek çoktur. Şafiîler için de son çeyrek asırda yapılan çalışmalar vardır. Bu konuda Halil Gönenç Hocaefendi'nin Büyük Şafiî İlmihali ilk akla gelen eserdir. Yine son on yılda Semerkand Yayınları tarafından yayınlanan Hasip Asutay ve Siraceddin Önlüer'in çalışmaları büyük bir boşluğu doldurmaktadır. Fakat yine de bu sahada yeni çalışmalara ihtiyaç duyulduğu bir gerçektir.

    Konuların müstakil ele alındığı özel kitap çalışmaları da vardır. Mesela akaid, abdest, namaz, oruç, zekât, hac, alışveriş, hanımların özel halleri, evlilik ve nikâh gibi konularda yazılmış birçok eser mevcuttur. Bu gibi eserler de daha detaylı bilgi edinme imkanı sağlamaktadır.


    Mızraklı İlmihal

    Mızraklı İlmihal Osmanlı geleneğinde ilmihal kelimesinin geçtiği ilk eserdir. Eserin müellifi tespit edilememiştir. Ancak Süleymaniye Kütüphanesinde, Yazma Bağışlar nr. 1164'de kayıtlı bulunan nüshada müellifle ilgili "Mızraklı Efendi" kaydı geçmektedir. 1260'da (1844) istinsah edilen bu nüshanın girişinde Halebî ve Mülteka'dan faydalanıldığından bahsedilmesi, kitabın telif tarihi hakkında bazı ipuçları vermektedir. Bu bakımdan Mızraklı İlmihal'in 16. yüzyıldan sonra telif edilmiş olma ihtimali söz konusudur.

    Mızraklı İlmihal'in konuları arasında abdest, gusül, teyemmüm, namaz, oruç, hac, peygamberlerin sıfatları, imanla ilgili hususlar, meleklere ve kitaplara iman, Allah'ın sıfatları, elli dört farz, iman-İslâm-ihlâs, küfür ve şirk gibi hususlar vardır.

    Osmanlı toplumunda çok okunmuş ilmihal kitaplarının başında gelen Mızraklı İlmihal yalnız okunmakla kalmayıp aynı zamanda ezberlenmiş, hatta İstanbul, Rumeli ve Anadolu'da sıbyan mektepleri gibi resmî eğitim kurumlarında da din bilgisine başlangıç kitabı olarak okutulmuştur. Etkinliği günümüze kadar devam etmiş olan eser günümüzde birkaç kez günümüz Türkçesine çevrilmiştir. Son olarak da Semerkand Yayınları tarafından basılmıştır.


    Büyük İslâm İlmihali

    Günümüzde Hanefîler için en ideal eser Ömer Nasuhi Bilmen hazretlerinin (d: 1882 v: 1971) ilmihalidir. Bu kıymetli eserin kıymetini biraz daha idrak edebilmek için biraz tanıtalım. Merhum Bilmen, eserini şöyle takdim ediyor:

    "Çeşitli mesleklere ayrılmış olan dindaşlarımızın dinî ihtiyaçlarını yeterli derecede karşılayabilecek bir ilmihal kitabı yazılmasına birçok zat tarafından lüzum gösterilmekte ve bu hususta acizlerine müracaat edilmekteydi. Bunun üzerine mukaddes dinimizin itikada, temizliğe, ibadete, kerahet ve istihsana, ahlâka dair başlıca hükümlerine ve bir kısım büyük peygamberlerin mübarek sîretleri ile İslâm dininin tarihçesine ait ve on kısımdan oluşmak üzere oldukça büyük bir ilmihal kitabı yazmayı bir vazife bildim. Allah Tealâ hazretlerinden yardımlar dileyerek bu vazifeyi yerine getirmeye başladım. En muteber, en kıymetli kitaplarımıza müracaat ettim. İbadetler kısmını daha uzunca yazmaya çalıştım. O cömert ve çok feyizler verenin lütuf ve yardımıyla ortaya çıkan bu esere Büyük İslâm İlmihali adını verdim."


    Yazarın da belirttiği gibi, eser on bölümden oluşmaktadır. Bu bölümler şunlardır:

    * Akaid,
    * Taharet ve sular,
    * Namazlar,
    * Oruçlar, yeminler, adaklar ve kefaretler,
    * Zekât ve fıtır sadakası,
    * Hac,
    * Kurban, diğer hayvanlar ve avlar,
    * Kerahet ve istihsan, yani helal, haram, mübah ve mekruhlar bahsi,
    * İslâm ahlâkı,
    * İsimleri Kur'an'da zikredilen büyük peygamberlerin mübarek sîretlerine ve tarihçelerine dair.

    Ömer Nasuhi Bilmen hazretleri ilmihalin gerekliliğini, önemini ve özelliklerini sosyolojik olarak temellendirdiği gibi, ilmihalin konularını ele alırken de zaman zaman gerek duydukça ibadetin sosyal boyutlarına girmektedir. Buna toplumumuzda tartışılan bazı konulardan dolayı ihtiyaç duyduğu anlaşılmaktadır. Mesele İlmihal'in yedinci bölümünde kurban bahsinde "Kurbanın mahiyeti, gerekliliği ve hikmeti" başlığı altında söyledikleri bunu doğrular:

    "Vacip olan kurban görevi, Hak yolunda fedakârlığın bir nişanıdır. Yüce Allah'ın verdiği nimetlere karşı yapılan bir şükürdür. Bunun sonucunda sevaba ulaşmak ve birtakım belalardan korunmaktır.

    Şu gerçek bilinmeli ki, insanların ihtiyaçları için yeryüzünde binlerce hayvan kesiliyor. Fakat bunlardan yalnız durumları yeterli olanlar yararlanıyor. Kurban bayramında ise Hak rızası için birçok hayvan kesiliyor. Bunların etlerinden ve derilerinden çok fakir kimseler de yararlanıyor. İktisadî olan mesele, dinî ve ahlâkî bir mahiyet kazanıyor. Şahıs menfaati yerine toplumun menfaati bulunmuş oluyor. Bunun için kurban kesilmesi, İslâm'a ait insanî ve sosyal büyük bir fedakârlıktır. Kurban kesilmekle, kesilen hayvanların sayısı çok artmış olmaz çünkü kurban kesilen günlerde kasapların kestiği hayvan sayısı azalır ve böylece o günlerde aynı miktarda hayvan kesilmiş olur.

    Kendi zevkleri için her gün binlerce hayvanın kesilmesini çok görmeyenlerin, senede bir defa Allah rızası için bir miktar hayvanın muhtaçlar yararına kurban adı altında kesilmelerini çok görmeleri, doğrusu büyük bir düşüncesizliktir."

    Ömer Nasuhi Bilmen'in kurbanın dışında dinin gerekliliği, namaz, oruç, zekât, hac, ilim, aile, ahlâk gibi konulara dair de sosyolojik yorumlarda bulunduğu ve ikna edici olduğu görülür. Merhum Bilmen, muamelatla ilgili konulara da önemli bir yer vererek gündelik hayatın dine göre şekillenmesi gerektiğini belirtir. Gündelik hayatta halk dindarlığının ilmihal çerçevesinde şekillenmesinin önemine işaret eder. Ömer Nasuhi Bilmen hazretleri hem İslâmî ilimlere olan vukufiyeti hem de İslâm hukukçusu olması dolayısıyla son derece güzel bir eser yazmıştır. Hoca'nın samimiyeti ve bütün ömründeki takva ehli hali eserine de yansımış ve büyük bir tecevvüh görmüştür, görmektedir.

    Kaynak: Serhaber
    semerkand dergisi

    [​IMG]