Çocuk Gelişiminde Müziğin Önemi

'Bebek Bakımı' forumunda Belinay tarafından 2 Mayıs 2010 tarihinde açılan konu


  1. Çocuk gelişiminde müziğin önemi

    Yeni Doğan Bebekler


    Yeni doğan bebeklerde müzik hem eğlendirici hemde eğitici bir etki yaratır. Özellikle yeni doğan bebekler müzik aracılığı ile farkında olmadan bir çok şey öğrenir.Eğerki çocuklara bu yaşlarda müzik dinletilmeye başlanılırsa bebekler çok erken bir dönemde müzikle interaktif bir ilişkiye girme dönemine başlama konusunda çok önemli bir yol kat edecektir.

    2 – 5 Yaş Arası Çocuklar

    2 ile 5 yaş arasındaki çocukların çoğu müziği sever . Gürültü yapmayı çok istedikleri bu dönemde müziği aracı olarak kullanıp istedikleri kadar gürültü yapacaklardır buda onları eğlendirdiği gibi öz güvenlerinin gelişmesinede çok yardımcı olacaktır.Bazı enstrümanları da çalmaya çalışmaları onlara sebep-sonuç ilişkisi hakkında çok yardımcı olacaktır.

    Okul Öncesi Çocuklar

    [​IMG]

    Bu yaş grubundaki çocukları özgür bırakarak zorla bir grup müzik dinletmek yerine istedikleri şeyi dinlemerine izin verilmesi onların keşfetme içgüdülerine yardımcı olcaktır .

    Gelişmiş , küçük kasların enstrüman eşliğinde(piano,gitar vb) çalıştırılması onların motor reflekslerinin gelişmesine büyük yardımcı olacaktır.

    Müzik eğitiminin çocuk gelişimine etkilerinden söz etmek demek, öncelikle “müzik-çocuk gelişimi” ikilisi arasında bir korelasyon olduğu denencesini savunuyor olmak anlamına gelmektedir. Bu denenceyi destekleyen temel sayıltı ise, müziğin insan yaşamında belirli bazı işlevleri olduğudur.

    Müziğin işlevleri, özü bakımından estetik temelli olup, bireysel, toplumsal, kültürel, ekonomik, eğitimsel nitelikler taşır. İşlevlerinin insan yaşamındaki yeri ve önemi nedeniyledir ki, müzik, insanlık tarihinin en eski çağlarından beri, hem çok etkili bir eğitim aracı, hem de çok önemli bir eğitim alanıdır. (Uçan, 1994)
    Müziğin temel eğitimindeki ilk amaç, çocukta müzik sevgisini uyandırmak, hayal dünyasında müzik imgesini geliştirmek, ritim duygusunu ve kulak duyarlılığını kesinleştirmektir. (Pamir)


    Müziği seven çocuk insanı sever, toplumu sever, yaşamı sever, eşsiz bir ruh gücü ve zenginliği kazanır. Eflatun’un da dediği gibi, estetik eğitim, ahlak eğitimini de etkiler. W.Shakespare’nin Venedik Taciri adlı oyununda “Kendinde müzik olmayan, seslerin tatlı ahenginden heyecan duymayan insan, hinlik ve hırsızlık için yaratılmıştır. Onun ruhu geceden daha karanlık, tutkuları cehennemden daha karadır. Böyle bir insana güvenmeyiniz!” diyen sözlerinden de yola çıkarak, insan ruhunun güzelliklerin yüceltebileceğini vurgulamak gerekir. Müzik bir güzellik ve eğitim aracıdır; insanı yumuşatarak geliştirir. (Yönetken, 1993)


    Sanat, “yeterli ve amacına uygun müzik eğitimi almış bireylerden oluşan, sanat kültürü almış aydınlara sahip” toplumlarda rahat soluk alır ve gelişebilir. Avrupa’da müzik sanatı son yüzyılındaki büyük gelişimini geniş ölçüde okul müzik eğitimi ve öğretimine borçludur. (Yönetken, 1993)

    2. YÖNTEM
    Bu araştırma betimsel bir alan araştırmasıdır ve evrenini, “müzik eğitiminin yararları”, örneklemini “müzik eğitiminin çocuk gelişimindeki etkileri”, oluşturmaktadır.
    Bu araştırmanın konusu ve kapsamı gereği, “yazımlanmış” ve “yazımlanmamış” veri kaynaklarının her ikisinden de yararlanılmıştır.2 Bilir kişilerin görüşlerinin alınması kapsamında elde edilen bilgilerden ve konuyla ilgili olarak yararlanılan İngilizce yazılmış/İngilizce’ye çevrilmiş/Türkçe’ye çevrilmiş kaynaklardan elde edilen veriler bulgular bölümünde kullanılmıştır.


     



  2. Cevap: Çocuk Gelişiminde Müziğin Önemi

    3. BULGULAR VE YORUM


    3. 1. Çocuğun Gelişiminde Olumlu Etkilere Sahip Olabilmesi İçin Müzik Eğitiminde Bulunması



    Gereken Nitelikler
    Suzuki’ye göre, çocukların pek çok yeteneğinin kendi yapılarının bir parçası haline gelene dek geliştirilmesi gerektiği açıktır. Ancak okullardaki müfredat öğrenmenin bu temel kuralını göz ardı ederek, bireysel farklılıklarsa hiç düşünülmeyerek uygulanmaktadır. Çocuklar günlük olarak, sürekli zorluğu artan materyaller öğrenmeye zorlanmakta ve bazıları bu hıza yetişemeyerek cesaret kırıklığı yaşamakta, engellenmiş olmaktadırlar.(Erman, 2000)


    Kendi ülkemizden bir örnek vermek gerekirse, MEB müzik ders programlarının hedefinin, uygar insan yetiştirmede çocuğu ya da genci her yönüyle tamamlamak amacıyla kulağını, sesini, zevkini eğitmek ve ona genel bir müzik kültürü kazandırmakla beraber, müzikal yönden diğerlerinden farklı yeteneklere sahip olan öğrencilerin saptanması ve yönlendirilmesi gibi, baştaki hedefi bütünleyen yeni düşünce ve yaklaşımları da içermesi gerekir. (Tufan, 1992)


    Bu bağlamda; hem bireysel hem toplu çalışma imkanı veren müzik dersleri, çocukların içinde bulundukları yaşa, çevreye ve kendi kişilik yapılarına göre farklı öğrenme ve gelişme özellikleri gösterdikleri göz önüne alınarak yapılmalıdır. Özel eğitim söz konusu ise, bireysel farklılıkların gözlemlenmesi ve özellikle başlangıç ders lerinde çocuk hakkında ön fikirler oluşturmamızı sağlayan kendine özgü öğrenme-kavrama becerisi, bedensel-zihinsel uyum özellikleri, var olan müziksel yeteneğinin düzeyi ve bu düzeyin gelişim hızı doğrultusunda ona en uygun yöntemlerin, konu sıralamasının, ders süresi ve yoğunluğunun belirlenmesi çok önemlidir.


    Müziğin temel eğitimindeki ilk amacın çocukta müzik sevgisini uyandırmak, hayal dünyasında müzik imgesini geliştirmek olması nedeniyle, başlangıçta derslerin önemli bir bölümü müzikli oyunlarla çocuğun kendini ifade edebileceği ve zevk alabileceği biçimde düzenlenmelidir. Çocukların severek ve kolayca öğrenebileceği hem de günlük yaşamında var olan ezgileri içeren kitaplar seçilmeli, çeşitli çalgılar (özellikle Orf çalgıları) gibi öğrenmeyi destekleyici görsel materyaller kullanılmalıdır. Bu tür materyaller sayesinde alana özgü teorik bilgilerin sıkmadan ve somuttan-soyuta ilkesi korunarak verilebilme şansı da doğacaktır.
    Kaliteli bir eğitimde olması gereken bir başka nitelik de, hayata geçirmedir (yaşantıya katma). Çocuğun günlük yaşamdan kopuk olmayan şarkıları öğrenmesi buna bir örnek oluşturabileceği gibi, gurup içindeki etkinlikler de önemli bir yaşantıya katma biçimidir. Kişinin, emsallerini gözlemlemesi ve deneyimlerini paylaşması yaptığı işin toplumsal değerini ve işlevini anlamasına yardımcı olur. Bu etkinlikler okulda koro ile dinleti sunumları ve bireysel konserler verme ya da izleme biçiminde olabilir.


    İyi bir eğitim her şeyden önce çocuğun “hazır bulunuşluk” düzeyine bağlıdır. Yani iyi motive edilmiş bir çocuk / çocuk gurubu, gelişim yoluna doğru adımla başlamıştır denilebilir. Burada, olumlu bir pekiştireç olan “övgü”nün de müzik derslerinde yer alması gereken bir konu olduğunu vurgulamak gerekir. Klasik eğitimin vazgeçilmez bir öğesi olan “pekiştireç kullanımı”, her ne kadar bir yargı bildirdiği ve oto-kontrolü gerilettiği gibi gerekçelerle çağdaş eğitim yaklaşımlarında tercih edilmiyor olsa da, özellikle okul öncesi ve ilk öğretimde kontrollü biçimde kullanılmasının yararları vardır. Yerinde ve uygun bir dille kullanılan her tür pekiştireç Örnek olarak, pekiştireç olarak kullanıldığında “övgü” nün motivasyondaki büyük etkisi tartışmasızdır ve bu basitçe şu cümleleri değiştirerek bile sağlanabilir: öğrenmede motivasyonu sağlayabilir.


    Yanlış yapıyorsun(uz) : “ Böyle olduğundan emin misin(iz)?”(OTOKONTROL)
    Ne öğrettiğimi anlamamışsın(ız) : “ Bu konuyu yeniden ele alalım ve tekrar deneyelim” (DÜZELTME)
    Eh...bu bir şeye benzedi : “İyi! Daha iyisini de yapabileceğine(ize) inanıyorum! (TEŞVİK)
    Olmadı : “Güzel, daha da güzelini yapmayı zamanla öğreneceksin(iz)” (TAKDİR)
    Son olarak, sağlıklı, huzurlu, başarılı, mutlu çocuklar yetiştirmek için en önemli vitaminin SEVGİ olduğunu hatırlayarak, müzik eğitiminin bir sevgi aktarımına sahip olması gerektiğini de vurgulamak gerekir.


    3. 2. Müziğin Çocuk Gelişimindeki Etkileri
    Müziksel yetenek seviyeleri ne olursa olsun, her çocuğun hayatında müzik vardır ve her çocuk müzikle ilgili en az bir etkinliği yaşamına katmaktan keyif alacaktır. Bireysel olarak ya da toplu biçimde çalgı çalmak / şarkı söylemek, dans etmek, müzik dinlemek bu etkinliklerden bazılarıdır. Çocuğu bunlardan kendisini en iyi ifade edebileceği hangisi ise ona yönlendirmek ve genel bir müzik sevgisi, beğenisi kazandırmak özellikle okul öncesinde başlanılması gereken eğitim hizmetlerindendir ve hem uzman eğitimcilere hem ailelere sorumluluk düşmektedir.


    Müziğin, çocuğun gelişimine etkileri, çocuğun müziksel becerilerinin geliştirilmesi ve müzik eğitimi yoluyla müzik dışı becerilerinin de geliştirilmesi olmak üzere iki yönlü düşünülmelidir.


    3. 3. Müziğin, Çocuğun Duygusal ve Sosyal Gelişimine Etkisi
    Her çocuğun, özellikle kendisini en iyi ifade edebileceği müziksel etkinlik türünde gurupla çalışması kuşkusuz onun sosyalleşmesinde çok önemli bir yere sahiptir. Örneğin, gurupla söyleme, sesini kullanmayı ve denetlemeyi keşfedeceği, uyum becerisini geliştireceği, işbirliğine dair disiplin kazanacağı türden bir etkinlikken; bireysel çalgı çalması enerjini olumlu yönlendirebileceği, kişisel doyum sağlayabileceği ve ritim-melodi duygusunu geliştirebileceği türden bir etkinliktir.


    Benzer biçimde, çocukların müzik duygusunun gelişiminde sürekli dinleme önemli yer tutar. Bu nedenle derslerde sıklıkla canlı ya da herhangi bir kayıttan dinlemeye zaman ayrılabilir. Bunun ev yaşantısı içinde sürdürülmesinin önemi de büyüktür. Ancak dinleme günlük bir alışkanlık olarak ele alınmalı, çocuk oturup dinlemeye zorlanmamalıdır. Örneğin yemek yerken, oyun oynarken ya da uyumak için yattığında...
    Sanılanın tersine, çocuk aynı müziği sıklıkla dinlemekten sıkılmaz ve dinleme olumlu bir öğrenme sağlar. (Tabi, tekrarlar hakkında şikayet edildiğini duymaz yani böyle bir olumsuz öğrenme ile karşı karşıya kalmazsa!!!) Özel eğitim söz konusu ise, çocuğun dinlemesi için seçilen eserlerin içinde ileride çalacağı / söyleyeceği parçaların olması o parçaları öğrenirken hiç duymadığı bir parçadan kat be kat kısa sürede sonuca ulaşmasını da sağlayacaktır.


    Müzik dinleme etkinliğinde dikkat edilmesi gereken nokta, dinlenilecek müziklerin seçimidir. Yapılan seçimler, çağdaş ve gelişmeye açık nitelikte çalışmaları, çeşitli türleri / formları / ses sistemlerini, hem evrensel hem ulusal ve hem sanat hem halk müzik örneklerini içermelidir.


    Çocuklara müzik öğretimini verenlerin raporları, diğer bir çok faydayı müzik öğretimi ile ilişkilendirmektedir. Duke, Flowers ve Wolf (1997), ailelerin ve piyano eğitmenlerinin, piyano öğretiminin çocukların “disiplin, adaptasyon, rahatlama yeteneği, öz-güven sorumluluk, kişisel düşünce” gibi kişilik özelliklerinin gelişiminde etkili olduğuna ve öğrencinin yaşamdan aldığı zevki arttırdığına inandıklarını bulmuşlardır. Piyanistin kişilik özellikleri üzerine yapılan ender araştırmalar (Kemp, 1996) bu inanışların deneysel kanıtlarla desteklenebilirliğini öne sürmeyi mümkün kılmaktadır.


    Spychiger’in araştırmasına ve “ Mozart IQ Artışı Sağlar” adlı çalışmanın sonuçlarına dayanılarak şunlar söylenebilir: Daha fazla müzik eğitimi alan çocuklar, öğretmenleri ile daha işbirlikçi ve arkadaşları ile daha dostça ilişkiler içindedirler. Ayrıca, çocuklar birlikte müzik yaparlar ve şarkı söylerlerse, birbirlerini dinlemeyi daha kolay öğrenirler. Çünkü rekabetçi davranışlar müzik yapmakla uyuşmamaktadır.
    3. 4. Müziğin, Çocuğun Bedensel ve Psiko-Motor Gelişimine Etkisi
    Seslerin doğumundan itibaren çocuğu devinimlere yönlendirdiği bilinmektedir. Şarkılardaki soluk belirteçlerine göre nefes alma, solunum kontrolünü ve akciğer gelişimini sağlayabileceği gibi; çalgılarla çalışma, hem büyük ve küçük kasların gelişimini hem psiko-motor gelişimini olumlu etkiler. Bu etkinliklerin gurup içinde sürmesi gelişimi hem hızlandırır hem de iletişim becerilerine yeni bir pencere açar.


    3. 5. Müziğin Çocukta Dil Gelişimine Etkisi
    İnsan doğuştan dil ve konuşma yeteneğiyle doğar. Önce çevresindeki sesleri dinler, bunları anlamaya ve benzerini çıkarmaya çalışır. Ardından kendisini anlatmak ve çevresini anlamak için sözcükleri kullanarak cümleler kurar. Sesler, çocuğun dış dünya ile ilk iletişim aracıdır.
    Çocukta dil gelişimi okul öncesinde gerçekleşir Bu gelişimi destekleyen en güzel araç şarkılar ve tekerlemelerdir. Sözleri, dili ve duyguları geliştirici olan, ezgileri uygun ses aralığında yazılmış, söz-müzik cümleleri uyumlu (prozodisi başarılı), doğru cümlelemeler, doğru vurgulamalarla söyletilen şarkılar ve tekerlemeleri, 6 yaştan sonra örgün eğitimde “yazma” öğrenimi izler. Burada, öğretmenin diksiyonu vb. çok önemlidir çünkü o bir modeldir.


    Müziğin, dil gelişimini hedefleyerek bir öğretim aracı olarak kullanılmasında, dildeki ve müzikteki bilişsel süreçlerin karşılaştırılması sonucu saptanan benzerliklerden de bilinçli biçimde yararlanılabilir.
    “Müzik eğitimi işitsel temporal işlemleri kuvvetlendirerek, sözel becerilerin gelişimini dolaylı yoldan etkiler” şeklindeki hipoteze dayalı bir araştırmalarında Jakobson, Cuddy, Kilgour (2003); işitsel temporal işlemlerin kuvvetlenmesinin, hızla değişen akustik olaylardaki çok ince ayrımları fark edebilme şeklinde gerçekleştiğini ortaya koymuşlardır. Müziksel algı ve sözel algı bağlantısı, sağdan çok sol lobda etkili çimde gelişmektedir. Dahası, deneklerle yapılan önceki çalışmalarda işitsel temporal işlemlerin gelişimi- sözel ayırt etme becerisi- dili anlama becerisi arasında anlamlı bir bağlantı olduğu anlaşılmıştır. Tüm bu çalışmalardan anlaşılmıştır ki, müzisyenlerde işitsel temporal işlemlerin gelişmesi, diğer insanlardan farklı biçimde sözel bellek becerilerinin de öne çıkması-artmasına yol açmaktadır.
    Müzisyenlerde sözel belleğin performansındaki bu artış, müzik eğitiminin işitsel işlemlerden sorumlu temporal lobu geliştirmesi yolu ile gerçekleşmektedir:


    1. Bilişsel algı ve işlemler müzik eğitimi ile güçlenmektedir.
    2. Bu ise, sol beyinde yer alan işitme bölgesinin nöronlarındaki plastik (geri dönebilir-2 yönlü esnekliği olan) değişimler yoluyla gerçekleşmektedir.


    Bu değişimlerde, bireyin kaç yaşında eğitime başladığı önem taşımaktadır çünkü beynin işlevsel ve yapısal karakteristikleri yaşa göre biçimlenmektedir. (Bu anlamda 7 yaş sonrası biraz şanssız bir durum oluyor.)


    İsviçre Fribourg Üniversitesi Elemanı psikolog Maria Spychiger’a göre, okulda daha çok müzik eğitimi alan çocukların dil öğrenme yetenekleri normal eğitim görenlere göre daha çok gelişmektedir. Spychiger’ın haftada 1-2 saat almayı sürdürmüştür. 3 yıl sonunda değerlendirilen veriler, fazladan ders alan çocukların dil derslerinde daha başarılı olduklarını gösterirken, daha az müzik eğitimi alan kontrol gurubu çocuklarının matematik başarıları ile fark oluşmadığı saptanmıştır. araştırmasında, yaşları 7 ve 15 arasında değişen çocukların bulunduğu 70 sınıfın yarısına, matematik ve dil derslerinden artan zamanlarda, haftanın 5 günü fazladan 45 dakika müzik eğitimi verilmiş, diğer yarı müzik derslerini

    3. 6. Müzik Eğitiminin Çocuğun Bilişsel Becerilerinin Gelişimine Etkileri
    “Müzik” ile “beynin erken gelişimi” arasında önemli bir bağlantı vardır. Bu gelişme okulların müzik programlarında sınırlamaya gitmeleri ile ortaya çıkmıştır. İnsanlar çocuklarının piyano dersi almaya başlamasını isterken, neden bahsettiklerini bilmekte ama çok daha erken başlamaları gerektiğini bilmemektedir. Çalışmalar, erken müzik eğitiminin özellikle de piyano derslerinin gerçekten de çocukların beyinlerindeki işlem merkezlerini geliştirdiğini göstermiştir.


    Irvine, California Üniversitesi araştırmacılarından Frances Roucher ve Gordon Shaw 1993’te okul öncesi çocuklar üzerinde yaptıkları araştırmalarda, 3-5 yaş arası çocukların 6 aylık piyano dersinden sonra, matematik ve diğer bilimler açısından çok önem taşıyan uzaysal algılama testlerinde ve bulmacalarda heyecan verici gelişmeler gösterdiklerini saptamışlardır. Araştırmacılar, müzik eğitiminin beyindeki yeni ve sürekli bağlantılar oluşumunu canlandırdığına inanmaktadırlar.


    Müzik eğitiminin uzaysal becerilere etkisini inceleyen önemli bir çalışma olan, Mozart Etkisi’ne göre, Sadece 10 dakika Mozart dinletilen guruplarda bile uzaysal algılama testlerinde %30luk bir başarı artışı sağlanmıştır. Aynı araştırmacılar modern müziğin benzer etkileri olup olmadığına da bakmış ancak hiçbir önemli etki ile karşılaşmamışlardır

    Konusunda kendinden önceki bulgulara dayanan bir başka araştırmaya göre Mozart Etkisi, tempo ve tonun etkisi ile, uyarılma düzeyinde ve duygu durumda oluşan değişikliklerin sonucunda oluşmaktadır. Bu etki, zamana göre de değişiklik göstermektedir: 10 Dakika dinlemenin kısa dönemli etkisi varken, uzun bir zaman düzenli olarak dağılan müzik eğitiminin uzun dönemli etkisi oluşmaktadır.