Çocuk Aile İletişimi

'Bebek Bakımı' forumunda YAREN tarafından 2 Ocak 2009 tarihinde açılan konu


  1. Kendiniz İçin
    Kendi Hedeflerinizi Unutmayın
    Çocuğunuzu yetiştirirken kendiniz için yapabileceğiniz ve yapmak istediğiniz şeyleri yapmanız hem sizi daha rahatlatacak, hem de ilişkinizi geliştirecektir.
    Çocuğunuzun gelişim yolunda attığı her adımla sizden ayrı biri olarak varolmayı istemesi son derece doğaldır. O yapabildikleri ve başardıklarıyla sizden farktı biri olarak varolacaktır.
    Sizin yapabildiklerinizden ve başara-bildiklerinizden tamamen koparak sadece onun için yaşayıp, kendinizi unutarak ve giderek sadece onun yaptıklarıyla varlığınızı sürdürmeniz, sizin için ve uzun vadede onun için kayıp olacaktır.
    Bir anne babanın en çok gereksinim duyabileceği üç şeyi; Reinhold NlEBUHR'a ithaf edilen aşağıdaki şiir, çok güzel özetliyor:
    "Değiştiremeyeceğim şeyleri
    Kabul etmek için
    Sükûnet,
    Değiştirebileceğimi
    Değiştirmek için
    Cesaret,
    İkisini birbirinden ayırt edebilmek için de
    Akıl istiyorum."

    Kendinizi Zoraki Seçimler Yapmaya Zorlamayın
    Özellikle çalışan anne ve babalar için önemli bir seçim:
    Evim mi?
    İşim mi?
    Çocuğum mu?
    "Bütün bunlara ne kadar zaman ayırmak zorundayım?"
    "İşim için kullandığım her dakika çocuğumdan uzak kalıyorum. Acaba bundan nasıl etkileniyor?"
    "Ben bütün bunları yaparken çocuğumun başka biriyle birlikte olması doğru mu?"
    Başka pek çok konuyla ilgilenmeden çocuğunuzla ilgilenmeniz bir seçimdir.
    Ancak bu seçiminizin size ve çocuğunuza maliyeti ne olacaktır. Örneğin: ev hanımı olduğunuzda bu konunun sorumluluğunu çocuğunuza yüklemeden siz üstlenebilecek misiniz?
    Yoksa sorumlu olarak çocuğu görüp belki de farkında bile olmadan ona kızgınlığınızı hatta öfkenizi yansıtacak mısınız?
    Ayrıca çocuğunuzla her an birlikte olmanız onunla bu zamanları çok kaliteli geçirdiğiniz anlamına gelmez. Sürekli onunla birlikte olup, zamanı pek bir şey yapmadan geçiriyor olabilirsiniz.
    Aynı zamanda daha az zamanı birlikte geçirip paylaşıma, yeni şeyler öğrenmeye ve üretmeye dayalı bir ilişki de oluşturabilirsiniz. Önemli olan sağlığınız, iş yaşamınız, eşiniz gibi yaşamınızdaki diğer boyutları da sağlıklı bir dengede birleştirebilmektir.
    Kısaca: İster çalışın ve zaman sıkıntısı yaşayın, isterseniz zaman sorununuz olmasın, yapmanız gereken seçim; neyi yapıp neyi yapmayacağınız değil "nasıl yapacağınız" ile ilgili olmalıdır.

    Kendinizi Gözlemlemek
    Çocuğunuzla ilişkinizde kendinizi dışarıdan bakan gözlerle izleyebilirseniz, çocuk veya gençken annem babam gibi olmayacağım, dediğiniz neleri hayatınıza katmış olduğunuzu göreceksiniz. Mimikler, bazı tavırlar, yaşama bakış açısı, kişilik özellikleri, sorun çözme biçimi ve belki de çocuğunuza davranış biçiminiz. Aşağıya değiştirmek istediğiniz davranışlarınızı sıralayın. Değiştirmek istediğiniz davranışların neler olduğuna karar vermek davranışınızdaki değişimin yarısıdır.
    -Şimdi bu özelliklerinizden öncelik verdiğiniz birini seçin.
    -Küçük adımlarla ilerleyerek, başarabileceklerinizden başlayın.
    Şimdi bu konuda değişiklik için yine küçük adımlarla çalışmalara başlayın. Nelere gereksiniminiz olduğunu saptayın.
    Harekete geçin ve uygulayın.
    Uygulamada eksiklik olursa geriye doğru nerede hata yapmış olabileceğinizi bulmaya çalışın ve yanlışlığı düzelttiğiniz aşamadan ilerlemeye devam edin.

    "Varolmak Gelişmek Uzlaşmak" adlı kitabında Prof. Dr. Üstün Dökmen'in aktardığı bir öykü çocuklara bakış açısına yönelik anlamlı bir mesaj içeriyor .
    Eski İstanbul'da aydınların, sanatçıların zaman zaman toplanıp sohbet ettikleri, münazara (fikir yarışması) yaptıkları kahveler varmış. Bir gün münazara konusu olarak şunu seçmişler: "Louvre Müzesi yanıyor; Leonardo'nun bir tablosu ve bir de küçük çocuk var; ikisini birden kucaklamanız mümkün değil, hangisini kapıp kaçmayı tercih edersiniz?" Bir grup aydın "Biz olsak tabloyu alırdık, çünkü onda tüm insanlığın ve gelecek nesillerin hakkı vardır" demiş, diğer grup ise "Biz olsaydık çocuğu alırdık, çünkü o çocuğun İlerde Leonardo'dan daha büyük bir sanatçı olmayacağı, bir aşı bulup insanlığı kurtarmayacağı ne malum" diye savunmuş. Bir sanatçı ise (yanlış hatırlamıyorsam Abasıyanık) tartışmaya katılmamış. Bir ara birisi O'na dönüp, "Sen olsan hangisini alırdın?" diye sorduğunda bu sanatçı şöyle cevap vermiş: "Ben olsaydım çocuğu kapar kaçardım; fakat yalnızca insan olduğu için."

    Çocuğunuz İçin
    Çocuğunuzu Nasıl Değerlendiriyorsunuz?
    Çocuğunuzu düşündüğünüzde aklınıza ilk gelen, çocuğunuzun dört özelliği neler olur?
    Yazdıklarınızdan kaçı olumluydu?
    Eğer yazdıklarınızdan biri bile olumsuz ise, hemen yeni bir liste düzenleyin ancak bu kez sadece olumlu özelliklerine yer verin:

    Çocuğunuzu hangi sıfatlarla bağdaştırırsınız?
    Akıllı mı? Dikkatsiz mi?
    Düzenli mi? Beceriksiz mi?
    Düşünceli mi? yoksa Düşüncesiz mi?
    Yaratıcı mı? Savurgan mı?
    İçten ve doğal mı? Tembel mi?
    Ona nasıl seslendiğinize, arkadaşa, eşe, dosta nasıl tanıştırdığınıza bakın. Unutmayın ne göreceğiniz ne aradığınıza bağlıdır. Çocuğunuzu görmek istediğiniz gibi niteleyin.
    Ona yapamadıklarını ve sürekli olumsuz yanlarını gösterirken birgün ondan, "ben zaten tembel ve uyumsuzum, bunu yapamam ki" dediğini duyar veya öyleymiş gibi davrandığını görürseniz bunları nereden öğrendiğine şaşırmayın.

    Olumlu Düşünmek
    Her şey ve durumda olumlu tarafı görebilmeniz, önemli ölçüde sizin olumlu gözle bakmayı isteyip, buna çaba göstermenize bağlıdır. Olumlu düşünmeyi alışkanlık haline getirebilirseniz aile ortamınızdaki iyimserlik hissedilecektir.
    Örneğin: Çocuğunuz sık sık sizi bunaltacak ölçüde istemediğiniz davranışlarda bulunuyor. Şimdi onun çok yaramaz, kötü ve işe yaramaz bir çocuk olduğunu düşünün.
    Böyle düşündüğünüzde çocuğunuza karşı ne hissediyorsunuz? Aşağıya belirtiniz.

    Ardından çocuğunuzun bütün bu davranışlarının "aslında onun sorunlarla baş etme biçimi" olduğunu ve sadece bu yolla ilginizi çekmeye çalıştığını düşünün.
    Böyle düşündüğünüzde çocuğunuza karşı ne hissediyorsunuz? Aşağıya belirtiniz.
    Bu iki değerlendirme biçimine göre çocuğunuzu değerlendirme biçiminiz büyük olasılıkla farklılık gösterecektir.
    Kısaca;
    Olumsuz düşünme yaşamı bir an önce tüketmek isteyenler içindir.
    Olumlu düşünme yaşamını sürekli geliştirmek isteyenler içindir.

    Olumlu Düşünmek İçin Ortam Yaratmak
    Çocuğunuzla kurmakta olduğunuz ilişkinizin mutlu, gelişen bir ilişki olmasını istiyor iseniz, mutluluk sizi butsun diye beklemeyin. Var olan güzellikleri görün ve bunları büyütün, arttırın. Çünkü mutluluk; peşinden yıllarca koşulan birşey değil, kendimizin yarattığı ve büyüttüğü bir varoluştur.
    Her gün bir saatliğine sizin çocuğunuz için en iyi anne-baba olduğunuzu ve çocuğunuzun da sizin dünyaya getirebileceğiniz en iyi evlât olduğunu düşünün. Şimdiye kadar yaptığı iyi ve güzel şeyleri düşünün.
    Aşağıdaki boşluğa; çocuğunuzun sizin hakkınızdaki olumlu düşüncelerini yazınız.
    Aşağıdaki boşluğa; sizin çocuğunuz hakkındaki olumlu düşüncelerinizi yazınız.

    Bu düşünme saatlerini arttırdıkça hemen olmasa da zamanla çocuğunuzu değerlendirme biçiminizin ve ilişkinizin değişmeye başlayacağını, olumlulukların arttığını göreceksiniz.
    Ayrıca olumsuzlukların olabileceğini kabul edip olumlu düşünce ve olayları vurgulayarak da olumlulukları arttırabilirsiniz.

    Çocuğunuz ve Eşinizle İlişkinizi Birbirine Karıştırmayın
    Bir çiftin çocuklarına verebilecekleri en iyi eğitim, özellikle de okul öncesi dönemde eşlerin birbirleriyle olan ilişkileri yoluyla olacaktır.
    Eşlerin birbirleriyle kurdukları ilişkinin dengeli bir ilişki olması, hoşgörü, saygı ve sevginin olduğu bir ortamın olma sı çocuğun gelişiminde son derece önemli olacaktır.
    Çocuğunuzla ve eşinizle yaşadığınız ilişkileri birbirinden ayırın.
    Biri eşiniz,
    diğeri çocuğunuzdur.
    Eşinize kızdığınızda bunun acısını çocuğunuza çektiriyorsanız,
    Eşinizden göremediğiniz ilgiyi ve Özeni çocuğunuzdan istiyorsanız
    yanlış yapıyorsunuz.
    Eşinizle ilgili yaşadığınız sorunların çözümü, çocuğunuz aracılığıyla olamaz. Henüz eşinizle konuşmayı ve tartışmayı bilmiyor ve birlikte problemleri çözemiyorsanız
    İki yetişkinin sorunlarını bir çocuğun çözmesini beklemek haksızlık olacaktır.
    Çocuk için en uygun olan; anne ve babasının yaşadıkları sorunları çözebildiklerini görerek, hem aile içindeki bağlılığı yaşaması, hem de sorunların çözülebildiğini görebilmesidir.
    Böylece ona, yaşamında karşılaşacağı sorunlarla baş etme yolunu da göstermiş olursunuz.
     



  2. Cevap: Çocuk Aile İletişimi

    Keşke Dememek İçin
    Çocuk yetiştirip büyüttükten sonra bir anne-babayı en çok yaralayabilecek kelime KEŞKE 'dir.
    Keşkelerin öncesinde bütün süreç boyunca ZATEN kelimeleri vardır.
    Çocuğunuza zaman ayırın: Kaliteli zaman.
    ZATEN çalışıyorum ve işimden çok yorgun geliyorum.
    HEM ZATEN babasıyla da /annesiyle de anlaşamıyoruz. Genellikle sinirli oluyorum.
    ZATEN evin bütün yükü bende.
    ZATEN bizim anne babamızdan gördüğümüz neydi ki, biz de çocukla ilgilenelim.
    Birde bakmışsınız ki, çocuklarınız büyüyor ve yaşamınızda bazen açıklanması güç olan KEŞKE'ler başlıyor.
    Her gün belli bir zamanınızı en azından haftada bir kaç gün belli zaman dilimlerinizi sadece çocuğunuzla birlikte olmak için ayırın. Ama bu zaman dilimlerini daha çok ona ve oyununa gerçekten katılarak, onu dinleyerek geçirin. Bu zamanlar onu gözlemeniz ve ilişkinizi geliştirmeniz için eşsiz zamanlara dönüşecektir.
    Bir akşam için hazırladığınız bir öğün yemeği düşünün, ne kadar zamanınızı alıyor?
    Her gün işinize gidip gelmek için tükettiğiniz zaman ne kadar?
    Televizyon başında geçirdiğiniz zamanınız yaşamınızın ne kadarını kaplıyor?
    Hergün oyunda veya iletişimde çocuğunuza gerçek anlamda katıldığınız ve onunla paylaştığınız kaç dakikanız var?

    Ona Değer Vermek
    Dünyadaki en değerli varlığınız nedir? Sorusuna hemen tüm anne-babaiar "çocuklarımız" cevabını verir. O halde bunu onlar da bilsin.
    Birinin size değer verip vermediğini nasıl anlarsınız? Bunu anlamaları için çocuklarınıza öyle davranın.
    Çocuğunuzla:
    Göz iletişimi kurun,
    Konuşurken veya oynarken, onunla aynı boy seviyesinde olun,
    Sözünü kesmeyin,
    Anlamaya çalışın,
    Olumlu değerler kazandırmak konusunda kararlı olun,
    Sorun olarak yaşadığı şeyle alay etmeyin,
    Onu dinlemeyi öğrenin,
    Ona verdiğiniz değeri ve onunla duyduğunuz gururu ona söylemekten çekinmeyin.
    Hayır demesine izin verin. Böylece sınırlarını belirleyebilmesine yardım etmiş olursunuz.
    Bedeninin kendisine ait olduğu bilincini kazandırın ki, kendisini yeri geldiğinde koruyabilsin.

    Onu Dinleyin
    Arkadaşıyla yaşadığı bir sorununu size anlatan çocuğunuzu ele alalım ona :
    Sorunundan ilk söz etmeye başladığında:
    Sen zaten geçimsizin birisin, sen yapmalıydın, "boşver geçer" veya "sen niçin dedin" dediğinizde veya ona isim takıp alay eder bir tavıra girdiğinizde, sorunu anlatmasına engel olarak başka konularda daha sonra anlatacakları konusunda da onu kendinizden uzaklaştırmış olursunuz.
    Bazen sadece sessiz kalarak, bazen söylediklerinin ardında gerçek söylemek istediklerini kavrayarak ancak taraf tutmadan sadece dinleyin. Onun paylaşmak istediği şeyi anlayın. Onu sizinle konuşmaya çabalarken yargılamayın, eleştirmeyin, alay etmeyin, hemen akıl vermeyin, sadece dinleyin. Çocuğunuz kendini anlatıp, sizin söylediklerinizi duyup anlayabilecek kadar olayın dışına çıkabildiğinde birlikte çözümler üretebilirsiniz.
    Elbette çocuğunuza akıl da vereceksiniz, öneride de bulunacaksınız, şakalaşacaksınız, eleştireceksiniz ancak, size sorununu anlatmaya çalışırken bunu yaparsanız, kendisini anlatmasına ve aranızdaki ilişkinin sağlamlaşmasına izin vermemiş olursunuz. Dinleyerek gerçek sorunun ne olduğunu birlikte bulmanız, onun başarma duygusunu, sizinle işbirliğini, saygıyı ve sevgiyi öğrenmesini sağlayacaktır. Bunu yapabilmek ancak gerçekten onu anlamaya çalışarak dinlemekle mümkündür.
    Onu gerçekten dinleyebilmeniz için; zaman, sabır ve anlama çabanız dışında hiç birşeye gereksiniminiz yok.

    Birbirleriyle Kıyaslamamak
    Çocuklarınızı birbirleriyle veya arkadaşlarıyla karşılaştırmayın. Her biri bir diğerinden farklı. Her biri biricik, tek, aynı onun gibi yeryüzünde biri daha yok.
    Karşılaştırma yapmak sadece kardeşleri veya arkadaşları birbirinden hoşlanmamaya hatta nefret etmeye yönlendirir.
    Eşinizin sizi kapı komşunuzla sürekli kıyasladığını düşünün, böyle bir yaşantıdan kimse memnun kalmayacaktır. Size söylesin veya söylemesin çocuğunuzun da hoşlanmadığından emin olabilirsiniz.
    Ayrıca, bu yolla çocuğunuza kendisinin dışındaki uyaranlarla harekete geçmesini öğretmiş olursunuz. İç denetimden uzaklaştırırsınız.

    Gelişmelerinin Her Adımı Anlamlıdır. Bunları Farketmek
    İlk kelimesini,
    ilk adımını hatırlayın.
    Onlara gösterdiğiniz tepkileri düşünün.
    Şu anda da aynı hızla ve aynı konularda değil ama gelişimi devam ediyor.
    Üşüdüğünü, acıktığını hissedip birşeyler istediğinde veya bir konudaki düşüncesini anlatabildiğinde, birini taklit ederken gelişimi devam ediyor. Sürekli öğreniyor.
    Onlar için neleri yapabiliyor olduklarını görmek, başarıyı tatmak ve özellikle de bunu başkalarının farkettiğini hissetmek son derece önemlidir.

    Kaynak: Anne Baba El kitabı, Milli Eğitim Bakanlığı ​