Çocuğun hiperaktif olup olmadığını nasıl anlaşılır?

'Etüt Merkezi' forumunda Misafir tarafından 9 Ekim 2011 tarihinde açılan konu


  1. Çocuğun Hiperaktif Olduğu Nasıl Anlaşılır ?

    Hiperaktif çocuk dendiğinde insanların anladığı ile gerçekler arasında çok ciddi farklar var. İşin aslını araştırıp okuyup öğrenmek yerine kulaktan duyma bilgilere itibar edilmesi ve bu bilgilere göre davranılması en hafifinden çocuğun eğitim hayatına mal olmaktadır.

    Hiperaktivite nedir ? Ne değildir ? Belirtileri nelerdir ve nasıl tedavi edilir. Tüm bu soruların doğru cevaplarını aramak son araştırmalar ışığında bulmak gerekiyor. Geniş anlamıyla ciddi bir sosyal sorun olan bu durumu görmezlikten gelmek, yokmuş gibi kabul etmek, ya da “Biz de çocuk iken böyleydik” diyerek geçiştirmeye çalışmak aslında bu çocuklara yapabileceğimiz en büyük haksızlık olacaktır. Unutulmamalıdır ki hiperaktivite ve hiperaktif çocuk eğitimi konusunda son yıllardaki çabalara karşın toplum arasında ciddi bir bilgi eksikliği vardır. Hatta bu konuda detaylı bilgi sahibi olmaları gereken bazı eğitimcilerin ortaya koydukları tutumları anlamak mümkün değildir, çünkü hiperaktivite çocuğun sadece yaramazlık sorunu değildir. Her yaramaz çocuğun hiperaktif olduğu söylenemez. Aslında temel yanlışlık, bu tıbbi durumun adının bilinmemesi ya da eksik bilinmesidir. Aşırı hareketlilik , fevrilik ve dikkat eksikliği ile karakterize edilen gelişimsel bir sorun olan duruma dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu denmektedir. Yukarıda sayılan üç belirtiye her çocukta farklı oranlarda rastlanabilir. Bu çocukların dışarıdan gözlenen ve dikkat çeken davranışları aşırı hareketliliktir. Yaşıtları içinde daha fazla hareketli olmaları nedeniyle hemen ayırdedilirler. Genellikle bebeklik döneminde huysuzlukları, az uyumaları ve yememeleri anne babayı fazlasıyla yorar. Okul öncesi dönemde ise ev içinde koşuşturur, yükseklere tırmanır, dolap tepelerinde gezer, bir motor tarafından sürülüyormuşçasına hareket ederler. Bir kısmı bu derece hareketli olmayabilir ancak bir yerde oturması beklenen kısa bir süre dahi oturamaz, sakin bir şekilde oynayamazlar. Kıpır kıpırdırlar, elleri dursa ayakları durmaz. “Dur” ve “Yapma” sözünden anlamazlar.

    Aşırı hareketlilik yanında çocuğun öğrenme performansını olumsuz olarak etkileyen ancak sıklıkla gözden kaçan diğer bir belirti ise dikkat eksikliğidir. Hiperaktif çocukların büyük bir kısmı dikkatlerini yoğunlaştırmakta güçlük çekerler. İlgileri çoğunlukla kısa sürelidir. Çabuk sıkılır ve bir etkinlikten hemen başka bir etkinliğe geçerler. Beklemeyi hiç sevmezler, sabırsızlıları nedeniyle işlerin hemen halledilmesini isterler. Özellikle öğrenmeyle ilgili alanlarda dikkatlerini yoğunlaştıramazlar, masanın başında oturma süreleri çok kısadır. Çeşitli bahaneler uydurarak sık sık masanın başından kalkarlar ya da anneyle birlikte çalışmak isterler. Ders çalışmayı sevmezler. Dikkatlerinin dış uyaranlarla dağılması nedeniyle sınıf içinde tahtayı ve öğretmeni takip edemezler. Ders dışı işlerle uğraşır ve dersi gerektiği gibi izleyemezler. Öğretmenler sıklıkla dersi dinlemediklerinden ve arkadaşlarını rahatsız ettiklerinden ya da onların dikkatlerini dağıttıklarından söz ederler. Sınavlarda dikkatsizlik nedeniyle çok basit hatalar yaparlar. Cevabını bildikleri sorulara dahi yanlış cevap verirler. Soruyu sonuna kadar okuma sabrını gösteremezler. Test sınavlarında çabuk sıkıldıkları için bazen okumadan cevaplarlar. Sınav sonuna kadar beklemeden hemen cevap kağıdını öğretmene verirler. Evde yanlarında kimse olmadan ödevlerini kendi başlarına yapamazlar.

    Üçüncü ana belirti dürtüsellik yani sonunu düşünmeden eyleme geçmektir. Bu çocuklar sonradan pişman olacakları hareketleri sonunu düşünmeden gerçekleştirirler. Özellikle başkalarına söz ya da fiille sataşır ve huzursuzluk çıkarabilirler. Diğer çocuklarla ilişkilerinde geçimsiz olabilir ve bu nedenle arkadaşları arasında istenmeyen çocuk ilan edilirler. Tepkilerinde abartılı ve bazen acımasız olabilirler. Korkusuzca davranmaları çeşitli tehlikelerle yüz yüze gelmelerine neden olur. Çıkılmayacak yüksek bir yere çıkar, evden çok uzaktaki yerlere yalnız başına gider ya da kesici aletlerle oynayabilirler. Tüm bu belirtiler çocuğun sosyal uyumunu bozar. Kısacası bu çocuklar kendilerini kontrol etmedeki güçlükleri nedeniyle nerede durmaları gerektiğini bilemezler.