Çocuğun Hayatında Babanın Önemi

'Sosyal Konular' forumunda By_TuaL tarafından 14 Ekim 2008 tarihinde açılan konu


  1. Babalık üzerine yazılan ve çizilenler, yapılan aştırmalar, maalesef her zaman anne-çocuk arasındaki ilişkinin gerisinde kalmıştır. Son yıllarda toplumsal hayatta yaşanan değişimler, ailedeki rollerin farklılaşması, çocuğun gelişiminin ve eğitiminin giderek daha önem kazanması baba-çocuk ilişkisinin de, hak ettiği ilgiyi görmesine yardımcı oldu.

    Günce Psikolojik Danışmanlık ve Grup Çalışmaları Merkezi’nden Uzman Psikolog Ece Akın Bakanay: “Uzun yıllar boyunca yapılan araştırmalar, anne-çocuk arasındaki ilişkiyi incelemiş, çocuğun gelişiminde annenin rolünü ve önemini vurgulamış, çoğu zaman babaların, yardımcı oyuncu rolünün altını çizmişlerdir.” diyor ve genel olarak babanın, çocuğun gelişimi üzerinde dolaylı bir etkisi olduğu; anneyi duygusal olarak desteklediği, ailenin geçimini sağladığı yönünde yorumlar yapıldığını söylüyor. Oysa çocuğun hem bilişsel, hem sosyal, hem de duygusal gelişiminde babanın rolü oldukça önemlidir.

    Çalışan annelerin sayısının artması, çocuğun ailedeki rolünün farklılaşması, babanın, aile içindeki anlamını ve rolünü değiştirmiştir. Değişen günlük koşullar, ebeveynlik becerilerini ve tutumlarını etkilese de hem anne hem de baba, çocuğun gelişimi, eğitimi ve yetişmesinde aktif rol oynar.

    Çocuğunuza Zaman Ayırın
    Baba olmak, geçmiş yıllarda, çocuğunu uzaktan sevmek, aileyi geçindirmek, kuralları uygulayan otorite olmak anlamına gelirken, şimdilerde; doğumdan itibaren bebeğin bakımını paylaşan, çocuğu ile birebir zaman geçiren, arkadaşlık eden ebeveyn olmak anlamına geliyor.

    Baba olarak, çocuğunuzun gelişimi üzerindeki direkt (birebir ilgi göstermek, beraber zaman geçirmek) ve dolaylı (aileyi geçindirmek, anneyi desteklemek) etkiniz tartışılamaz. Bu nedenle bebeklik döneminden itibaren çocuğunuzla ilgilenmek, onunla ilişki kurmak, birlikte vakit geçirmek için çocuğunuzun büyümesini beklememelisiniz. Ebeveyn ile çocuk arasındaki ilişki, zaman içinde gelişen, zenginleşen bir deneyimdir. Çocuğunuz 7 yaşındayken, bir sabah onunla iletişim kurmaya karar verdiğinizde, biraz geç kalmış olabilirsiniz. Babalığın da, annelik gibi, bebeğin doğumu, hatta hamilelik dönemi ile başladığını unutmayın!

    Hamilelik Döneminde Babalık
    Hamilelik döneminde doğal olarak tüm ilgi bebek ve anne üzerinde yoğunlaşır. Babadan beklenen ise anne adayını duygusal olarak desteklemesidir. Annenin geçirdiği hormonsal, fiziksel ve duygusal değişim sürecinden babalar da etkilenir. Her şeyden önce, eşlerindeki değişime uyum sağlamak zorunda kalırlar. Hamileliğinin ilk dönemlerinde, ani duygu değişimleri, artan fiziksel şikayetler ile eşiniz için zor günler başlamış olur. Siz ise, bir yandan hem eşinizin geçirdiği bu değişime uyum sağlamaya, hem de kendi duygularınızı ve tepkilerinizi anlamaya çalışırsınız. Hamileliğin başından itibaren eşinize destek olur, hamileliği olumlu bir süreç olarak algılarsanız, hamilelik dönemi, her ikiniz için de rahat geçer.

    Bu dönemde babalar farklı duygular yaşayabilirler. Kimi, gelecekteki değişimler ve artacak sorumlulukları için endişelenir, kimi eşinden görmeye alışık olduğu ilgiyi göremediği için kendini dışlanmış hissedebilir; kimi ise, baba olmanın, aile olmanın heyecanını yaşayabilir. Bazen bu duyguların tümü bir arada yaşanabilir.

    Babalık duygusunun, annelik duygusu gibi içgüdüsel olmadığı, bu nedenle de çok güçlü olmadığı düşünülür, ancak hamilelik döneminde babalara duygularını anlatma fırsatı verildiğinde, bu yorumun herkes için geçerli olmadığı görülür. Sadece anneler değil babalar da çocuklarına duygusal olarak bağlanırlar.

    Bebek ve Babası
    Geçmiş yıllarda, bebeğin doğumdan itibaren sadece anneye bağlandığı, anne ile iletişim kurduğu, ihtiyaçlarının karşılanması için sadece anneye gereksinim duyduğu vurgulanırdı ancak aslında bebekler, ilk günden itibaren anneye de babaya da ihtiyaç duyarlar. Bebeği büyütürken anne-babanın birlikte yapacağı işler olduğu kadar birbirlerinin yerini tutamayacakları durumlar da vardır. Örneğin bebeği biberonla her iki ebeveyn de besleyebilir ama anne “erkek modeli”, baba ise “kadın modeli” yerini alamaz.

    Baba, bebekle ilgili her konuda kendini yetersiz ya da bilgisiz hissedebilir. Bazen bu duruma anne ve yakın çevre de farkında olmadan destek verirler, anne kadar becerikli olmadığı için babayı, bebeğin bakım sürecinin dışında bırakmak sıkça karşılaşılan bir durumdur. Baba ile bebek arasındaki duygusal bağın oluşması için doğumdan hemen sonra birebir ilişki kurulması önemlidir. Pek çok baba, çocuklarıyla ilgilenmek için onların bunu anlayacak kadar büyümesini bekler ki bu, işleri daha da zorlaştırır. Bebeğinin altını değiştiren, karnını doyuran bir baba ile çocuğu arasında duygusal bağ kurulur. Ayrıca çocuk gelişimi ile ilgili tüm araştırmalarda, ilk 6 yılın, özellikle de ilk 1 yaşın, çocuğun gelişimi için en önemli dönem olduğu vurgulanır. Bu yıllardaki duygusal, bilişsel ve sosyal gelişim, sonraki yıllar için temel oluşturur.

    Çocuğun Gelişimde Babanın Rolü
    Çocuk ve babası arasındaki iletişimin gelişim alanları üzerindeki etkisi, daha çok babasız çocuklar ile yapılan araştırmalardan yola çıkılarak yorumlanmıştır. Çocuk ile baba arasındaki kaliteli ilişkinin, çocuğun bilişsel, sosyal, duygusal ve cinsel gelişim üzerinde olumlu etkileri olduğu belirtilir.
     



  2. Bilişsel Gelişim
    Baba ile çocuk arasındaki destekleyici, olumu ilişki, çocuğun bilişsel becerilerini ve okul yıllarındaki akademik başarısını olumlu yönde etkiler. Bebeklik döneminden itibaren çocuğa sağlanan zengin uyaranların, zihinsel gelişim üzerindeki etkisi çok büyüktür. Çocuğunuzla ilgilenmek için ayırdığınız zaman, birlikte yaptığınız etkinliklerin çocuğunuza sağladığı zengin ve farklı deneyimler, onun öğrenmesini ve zekasını destekler. Babaların, annelere göre çocuklarına daha bağımsız davranmak için fırsat verdikleri gözlemlenmiştir. Bu yaklaşım, çocuğun hem bilişsel hem de kişilik gelişimini olumlu yönde etkiler.

    • Çocuğunuza zengin uyaranlar (birlikte kitap okumak, film seyretmek, oyun oynamak, çevre gezileri yapmak, ortak ilgi alanları bulmak ve bunlar için zaman ayırmak vb.) sunmak için, biraz zaman ayırmanız, biraz da yaratıcılığınızı kullanmanız yeterli olur.

    • Çocuklar, anne ve babalarını model alırlar. Bu nedenle çocuğunuzla farklı ortamlarda da zaman geçirmeniz ona yeni şeyler öğrenme fırsatı yaratacaktır.

    Sosyal ve Duygusal Gelişim
    Çocukların benlik algısı ve özgüven gelişiminde babadan gelen geri bildirimlerin yapıcı ya da yıkıcı etkileri olabilir. Benlik algısı; kişinin kendi değeri hakkındaki düşünceleri, hayatın ilk yıllarından itibaren öncelikle aileden alınan, gelişen, sosyal çevre tarafından da desteklenen geri bildirimler ile oluşur. Ailesi tarafından değer gören, kabul edilen, sevilen bir çocuk, kendisinin değerli, önemli ve sevilebilen bir birey olduğuna inanır, böylece olumlu bir benlik algısı geliştirir. Babaların bu noktada da rolü oldukça kritiktir. Babalar, çocuğun dış dünya ile kurdukları ilişkide köprü rolü üstlenirler. Babanın onayı, kabulü, çocuğa dış dünya tarafından da kabul edildiği, beğenildiği mesajını verir.

    • Çocuklar, babaları ile kurdukları ilişkide, babanın davranışlarını, problem çözme becerilerini, olaylar karşısındaki tepki ve tutumlarını model alırlar.

    • Çocuk ile kurulan olumlu ilişkinin çocuğun gelişimindeki rolü çok önemlidir. Babası tarafından sevildiğini, onaylandığını, en önemlisi kabul edildiğini hisseden çocuk, öğrenmeye ve gelişmeye daha açık olur.

    • Çocuk ile kurulacak olumu ilişki için çocuğu dinlemek, onun fikirlerine saygı göstermek, sevgiyi açıka ifade etmek kadar; kural ve sınırları belirlemek de önemlidir. Çocuklar, olumlu davranışları kadar hatalarından da birçok şey öğrenirler. Önemli olan ebeveynlerin hatalar karşısındaki tutumlarıdır. Çocuğunuzun hatalarını, onun için doğru davranışı öğrenme fırsatı olarak değerlendirin. Bağırmak, kızmak yerine, uygun olan ve beklediğiniz davranışı anlatın, gerektiğinde çocuğunuzun davranışının sonucunu yaşamasına izin verin. Çocuğunuzu olumsuz durumlardan korumaya çalışmanız, onun sosyal ve duygusal gelişimini engeller.

    Cinsel Rol Gelişiminde Babanın Rolü
    Cinsel-rol ayrımı, çocuklarda 3 yaşında başlar. Bu rol ayrımına temel olan gözlemler ise, çocuğun, anne-baba ile ilişki kurduğu ilk andan itibaren başlamış olur. Çocuklar farkında olmadan anne ve babalarını gözlemlerler. Erkek ve kız çocuk arasında doğuştan gelen farklılıklar olsa da, sağlıklı bir cinsel rol gelişimi, anne ve babayı model alarak oluşur.

    Babanın rolü, özellikle erkek çocuğun cinsel rol gelişimi için önemli gözükse de, kız çocuğun gelişiminde de bu rolün etkisi büyüktür. Erkek çocuklar, babalarını gözlemleyerek ve taklit ederek, erkeklerin nasıl davrandıklarını öğrenirler.

    Baba olarak sorunlar karşısındaki tepkiniz, evdeki kuralları uygulama yönteminiz, davranışlarınız, erkek çocuğunuzun, erkeklik ile ilgili kavramlarının oluşmasında temel oluşturur. Erkek çocukların, doğdukları andan itibaren baba ile özdeşleşmeleri, ilerleyen dönemlerde gelişimleri için oldukça önemlidir. Yaşamlarının ilk yıllarında, babaları ile yeterli paylaşımda bulunamayan çocuklar, ergenlik ve yetişkinlik dönemlerinde bu durumdan olumsuz etkilenirler.

    Kız çocukları için ise, babanın önemi farklıdır çünkü baba, hayatlarında tanıdıkları ilk erkektir. Bu nedenle baba ile kurulan ilişki, gelecekte karşı cinsle kurulacak ilişkilerin kalitesini ve şeklini belirler.

    Çocuğunuzla Paylaşımlarınız ve Ortak İlgi Alanları
    Babalar, genellikle doğumdan sonraki dönemde bebekleri ile iletişim kurmakta geri planda kalırlar. Bunun birkaç nedeni olabilir. Birinci neden; yeni doğan bebeğin fiziksel(beslenme) olarak anneye ihtiyaç duyması, ikinci neden ise; küçük ve çok hassas görünen bebekle ilgilenmek, onu kucağına almak babayı tedirgin edeceğinden, anne ve yakın çevrenin de tutumu ile babanın uzak kalmasını (anne-bebekle birebir ilgilenmektense yapılması gereken işleri halletmesi) farkında olmadan desteklemeleridir. Durum böyle olunca babalar, çocuklarını uzaktan sevmeyi öğrenirler. Bu, bazen daha kolay olduğu için, bazen de başka türlü ilgilenme fırsatına (çocukla nasıl ilgileneceğini bilememek, anne ve diğer yetişkinlerden fırsat bulamamak vb.) sahip olmadıkları için babalar geri plandaki rollerini benimserler. Oysa çocuğun, baba ile birebir ilişki kurmaya, baba ile birlikte olmaya ihtiyacı vardır.

    İletişimin ve baba-çocuk arasındaki paylaşımın temelleri ne kadar çabuk atılırsa o kadar sağlam ve etkili olur.

    Özellikle, erkek çocuklar baba ile özdeşleştikleri için baba ile geçirilen birebir zamanda çok şey kazanırlar. Peki, babalar çocukları ile nasıl iletişim kurabilirler?
    Her şeyden önce ilişki ve iletişim kurmak zaman ve emek ister. Bebeklik döneminden itibaren bebeğinizin bakımında rol almak, bebeğiniz ile konuşmak, onu yürüyüşe, parka götürmek gibi temel adımlarla işe başlamanız gerekir. Bebeğiniz büyüdükçe, becerileri geliştikçe birlikte yapabileceğiniz etkinlikler de giderek artacak, bir süre sonra ise, çocuğunuzla aranızdaki iletişimi destekleyecek ortak ilgi alanları, ilişkinizi kuvvetlendirecektir. Ortak ilgi alanlarınızın, çocuğunuzla keyif alacağınız etkinliklerden oluşması önemlidir. Siz araba dergilerine bakmaktan hoşlanırken, çocuğunuz için bu sıkıcı bir etkinlik ise, bunun ortak bir ilgi alanı olma olasılığı yoktur.

    Babalar ve Kurallar: Disiplin uygulamaları
    Geleneksel aile yapısında baba, otoriteyi temsil eder. Son yılarda, aile içindeki rollerin değişmesi ile birlikte otoriter baba modeline daha az rastlanır olmuştur. Otoriter baba modeli, yerini arkadaş babalara bıraksa da, babanın çocuk gelişimindeki rolü düşünüldüğünde, kurallar ve disiplin, akla gelen temel kavramlar arasındadır. Ebeveynlerden birinin diğerine göre güçlü ve baskın olması, ev içindeki iletişim kadar çocuğun kişilik gelişimini de olumsuz etkiler. Annelerin, çocuk ile ilgili düzenlemeler ve sorumluluklar ile ilgili fazla rol aldığı durumlarda baba, uzakta kalan ebeveyn olarak algılanır. Anne; çocuğun beslenme düzeninden, uyku düzenine, arkadaş ilişkilerinden, ders çalışma becerilerine kadar, her alanda çocuğu takip etmeye çalışırken, bazen etkinliğini ve otoritesini kaybetmiş gibi hissedebilir çünkü çocuk her konuda anneden aldığı uyarılara bir süre sonra alışıp tepki vermemeye başlar. Anne, yemeğe gelmesi için 10 kere seslenirken, baba bir kez çağırdığında çocuk masaya gelir. Bunun nedeni; daha az gördüğü, yeterince zaman geçiremediği babasını mutlu etmek, onun olumlu ilgisini almak ya da karşısında baskıcı bir baba figürü varsa, onun yıkıcı öfkesinden kaçmak olabilir.

    Disiplin, sadece olumsuz davranışlara engel olmak için ceza vermek değil; kişinin kendi davranışlarının yarattığı sonuçların farkında olmasıdır. Bu nedenle ev içinde, eşinizle tutarlı yaklaşımlarda bulunmanız, olumsuz davranışlar söz konusu olduğunda, bu durumu çocuğunuza uygun dille anlatmanız, istediğiniz davranışları, olumlu geri bildirim yoluyla pekiştirmeniz, uygun disiplin yaklaşımlarının temelini oluşturur. Baba olarak rolünüz, akşam eve gelince şikayet edilecek otorite figürü olmamalıdır. Çocuğunuzu dinleyip, uygun ve doğru davranışları öğretir, olumlu davranışlarını çekinmeden (aman şimdi aferin dersek şımarır diye düşünmeden) pekiştirirseniz çocuğunuzla aranızdaki ilişki çok daha verimli olur.

    Özetle

    • Çocuğunuz ile ilişki kurmak için büyümesini beklemeyin. Birlikte zaman geçirmeye ne kadar çabuk başlarsanız aradaki ilişki o kadar güçlenecektir.

    • Çocuğunuza duyduğunuz sevgiyi göstermekten çekinmeyin.

    • Çocuğunuz hata yaptığında, önce yanlış davranışını tanımlayın, daha sonra beklediğiniz, doğru davranışı belirtin, uyguladığında başarısını övün, benzer hataları tekrarladığında davranışının sonucunu yaşamasına izin verin. Olumsuz eleştirinizi, çocuğunuzun kişiliği ile ilgili değil, davranışı ile ilgi olduğunu dikkat ederek ifade edin. (“Ne kadar beceriksizsin, bir bardağı taşıyamadın” demek yerine, “Suyu dökmeden taşımak için iki elinle taşımalısın.”gibi)

    • Gün içinde birlikte olmak için, kısa da olsa mutlaka zaman ayırmaya çalışın.

    • Baba- oğul, baba- kız olarak etkinliklere katılın; sinemaya gitmek, alışveriş yapmak, bisiklete binmek, tamir yapmak, top oynamak, yüzmek, kitap okumak gibi.

    • Söylediklerinizden çok davranışlarınızla çocuğunuza örnek olduğunuzu unutmayın. Çocuklar güçlü gözlemcilerdir ve unutmazlar.