Çocuğa nasıl davranmalıyım

'Bebek Bakımı' forumunda Aysell tarafından 12 Ağustos 2010 tarihinde açılan konu


  1. Yaramaz çocuğa nasıl davranmalıyım
    ağlayan çocuğa nasıl davranmalıyım
    çocuğa nasıl davranmalıyım


    Çocuğunuza naısl davranacağınızı bilemiyor musunuz? Öyleyse yazıyı okumanızda fayda var ;)

    [​IMG]

    Kendimizle çocuk arasında sıkı bir ya*kınlık kurmak ve gerekli tartışmaları onun yaşına inerek yapmak yerinde bir davranış olur. Herhangi bir konuyu onunla konuşmak için onun düzeyine inebildiğimizi fark ederse, çocuk bizim*le ciddi bir konuşma yapmaya her za*man hazır olacaktır. Bizim de yanlışla*rımız olduğunu bildiği ölçüde, bize kendi yanlışlarını ve kuşkularını açacak*tır.
    Bebekliğinden beri katı kurallara alış*mamış bir çocuk aile çevresinden gelen buyruklara kolayca başeğmeyecektir. Biraz daha büyüyünce, büyük bir olası*lıkla, o zamana kadar tanımış olduğun*dan değişik bir gerçekle yüz yüze gele*cektir. Belli bir disiplinin egemen oldu*ğu, kuralların ve çalışmanın kişisel alış*verişleri engellediği okulda da durum böyle olacaktır.
    Çocuğun karakter gelişimini belli bir te*mele oturtmak için, babayla öğretmen arasında sürekli bir işbirliğinin kurulma*sı oldukça yeni bir çabadır, öğretmenle babanın otorite ve etkilerini yitirmeleri üzücü sonuçlara yol açabilir. Kimi ço*cukların kişilikleri ancak bir otoriteyle karşılaştıkları zaman belli bir biçim ka*zanabilir. Kimi çocuklar ise, böyle bir güçlük karşısında kişiliklerine biçim ve*remezler. Çocuklarının eğilimlerini, on*ları gözleyerek ortaya çıkarmak anne babaların işidir. Bu iş sürekli ve çoğu kez yorucu olabilen bir gözlem gerekti*rir. Kuşkusuz bu “inceleme” etkin olma*lıdır, yani elden geldiğince oyun ya da konuşma sırasında yapılmalıdır. Çevremizde neler olup bittiğine dikkat edersek, çocuk eğitimindeki bu geliş*meler bize her şeye karşın olumlu görü*nür. Bir zamanların aşırı otoriter anne baba imgesini yeniden yaşatmak ola*naksızdır. Ayrıca otoriter anne baba ör*neğinin yavaş yavaş değerini yitirmekte olduğunu ana babaların çoğu görmek*tedir. Gerçeğe uymayan ve taklit edil*mesi olanaksız bu modeli örnek almak*tan vazgeçmek doğru olacaktır. Çocuklarımıza, yıkıcı olmak yerine ya*pıcı olmak isteğini aşılayabilirsek yararlı bir iş yapmış oluruz. Böylece onlara iyimser ve gerçekçi bir yaşama anlayışı öğretmiş oluruz. Anne babaların belki de önemli görevi yaşamın bir değişim, sürekli bir diyalog, sevincin ve üzüntü*nün, kolaylıkların ve güçlüklerin birlikte yaşandığı bir süreç olduğunu benimset*mektir.
    Çocuk birie beş yaş arasındaki dört yıl boyunca, 70 cm. ve 9 kg’dan ortalama 1,10 m. ve 18 kg.’a ya da daha fazlasına çıkacaktır. Bu yıllarda koşarken ve oy*narken büyük enerji harcar. Bu çağdaki çocuğun ussal yetenekleri en yüksek düzeydedir, öğle uykusundan veya din*lenmeden sonra, beyni tam kapasiteyle çalışmaya başlar. Anne ve babası onun hareketlerini izlemekle bile yorulurlar. Ancak bütün hareketliliğine karşın, sağ*lığı yerinde olduğu zamanlar yatar yat*maz derin, dinlendirici bir uykuya da*lar.
    Vücudun hızlı gelişmesi yalnız boy ve kilonun artmaslyle belirlenmez. İncele*diğimiz dönem boyunca, organizmada başka önemii değişiklikler de ortaya çı*kar. Kaslar gelişir ve kemikler sağlamlaşır.
    Burada salgıbezlerinin büyüme düzeni*ni bozabilen olumsuz etkinliklerine bağlı sorunlara değinilmeyip, büyüme, kas ve kemik gelişimi, zekâ gelişmesi gi*bi konular ele alınacaktır. Büyüme, ha*rekete, jimnastiğe ve spora; kas ve ke*mik gelişimi kalıtsal etkenlere, beslen*meye ve genel sağiık kurallarına uyma*ya; zekâ gelişmesi ise anne babaların davranışlarına ve aile ortamına bağlı*dır.