Çocuğa Bırakılan Miras Terbiyesi

'Dini Konular' forumunda Semerkand tarafından 25 Şubat 2012 tarihinde açılan konu


  1. Çocuğa Bırakılan Miras Terbiyesi
    Aile Terbiyesi
    S.Saki Erol kaleminden




    Çocuk hayatta insanın göz nuru, ömrünün sevinci ve teselli kaynağıdır. Hayat onlarla tatlılaşır. Onlar üzerinde hayaller kurulur. Geleceğimiz onlar üzerine bina edilir. Çocuk ana ve babanın meyvesi gibidir. Meyvenin acı veya tatlı olması nasıl ki yetiştiği ağacın türüne bağlıysa, çocuğun da kendisine ve çevresine faydalı iyi bir insan olması da başta anne babasına bağlıdır.

    ÇOCUK EĞİTİMİ BÜTÜN BİR HAYATI KAPSAR
    Okulların tatil edildiği yaz aylarında çocuklar aileleri ile daha fazla zaman geçirebiliyorlar. Bu anlamda tatiller anne babaların çocuklarıyla ilgilenmeleri için bulunmaz bir fırsattır ve çok iyi değerlendirilmelidir. Zira çocuk eğitimi bütün bir hayatı kapsar ve sadece okula göndermekle verilemez.

    Çocuk anne babanın elinde bir emanettir. Kıymetli bir cevherdir. Mum gibi her şekli alabilir. Beyaz ve boş bir sayfa gibidir. Üzerine ne yazılacaksa öncelikle anne baba olmak üzere öğretmenleri ve yakın çevresi yazabilir. Temiz bir toprak gibidir, hangi tohum atılırsa onu büyütür. İyilik tohumu ekilirse, çocuk din ve dünya saadetine kavuşur. Annesi, babası ve hocaları da onun sevabına ortak olur. Şayet fesat tohumu atılırsa, hüsrana neden olur. Annesi, babası ve hocaları da günahına ortak olur.

    Şayet ana baba, çocuklarına iyi bir terbiye verme hususunda gevşek davranırsa evlatları onlar için bir bela, yorgunluk, sıkıntı, gam ve keder olur. Bunun için anne babaya düşen en önemli görev çocuklarını iyi terbiye etmektir. Çocuk için ilk eğitim, ilk terbiye daha çok annelere düşer. Çocuğu daha ilk yaşlarından itibaren kreş, anaokulu gibi yerlere teslim edip, sorumluluğu öğretmenlere yıkmak, anne babayı sorumluluktan kurtarmaz.

    MANEVİ EĞİTİM ÖNEMLİ
    Çocuğun en mükemmel şekilde yetişmesi, ihtiyaç duyduğu bütün insani ve ahlaki faziletleri, sosyal kural ve davranışları, hepsinden önemlisi dinimizin emir ve yasaklarını öğrenmesi ve yaşaması, ruh ve beden bakımından sağlıklı, bilgili ve faziletli, ayrıca meslek ve hüner sahibi olabilmesi için ana babanın tüm imkanlarını kullanarak gayret sarf etmeleri gerekir. Çocuğun hem dünya hem de ahiret mutluluğunu hedef alan böyle bir terbiye, Peygamber Efendimiz (s.a.v) tarafından ana babanın çocuğuna bırakacağı “en güzel miras” olarak nitelendirilmiştir.

    Zamanı gelince, çocuğu hocaya gödererek Kur’an-ı Kerim’i, Rasulullah Efendimiz’in (s.a.v) mübarek hayatını, onun anlayabileceği ve ona lazım olan din bilgilerini, Rasulullah Efendimiz’in (s.a.v) Ehl-i Beyt’ini; Ashab-ı Kiram’ın, dört mezheb imamının, diğer din ve tasavvuf büyüklerinin, salih kimselerin hayatını, onların İslamiyeti ne kadar güzel yaşadıklarını, bu sebeple huzurlu ve mutlu olduklarını anlatmalıdır. Çocuk söylenilen sözlerden çok davranışlara bakar. Anne babanın çocuk terbiyesi için yapacakları en doğru amel; Allah ve Rasulü’nün emri üzerine güzel bir hayat sürdürerek çocuklarına güzel örnek olmaktır. Anne babanın çocuklarını iyi örnek olarak güzel terbiye etmekten sonra diğer önemli görevleri de; evlenme çağına gelenleri bir mazeret yoksa vakit geçirmeden evlendirmek, sevgide ve ilgide kız erkek ayrımı yapmadan, çocuklarına karşı eşit davranmaktır.

    AİLECE CENNETTE OLMAK
    Ailenin temel görevi, neslin çoğalmasına ve onların iyi yetiştirilip İslam terbiyesiyle eğitilmesine imkan sağlaması ve eşlerin birbirlerine yardımcı olup ihtiyaç ve eksiklerini gidermeleri, birbirlerine sevgi, huzur ve sükun sunabilmeleridir. Yalnız unutulmamalıdır ki, bu dünya ahiretin tarlası olduğuna göre, aile hayatından bu dünyada alınan rahat ve lezzet, ancak bir çekirdek hükmündedir. O çekirdek gerektiği gibi beslenir, büyütülürse ahirette saadet ağacı olacak ve en mükemmel meyvelerini o alemde verecektir. Cennet bu dünyadan ne kadar yüce ise, o alemde mümin kadın ve erkeklerin bir arada ailece bulunmaktan alacakları zevk ve mutluluk da bu dünyadakinden o kadar mükemmeldir.

    ÇOCUĞA BEDDUA DEĞİL, DUA ETMELİ
    Adamın biri Abdullah bin Mübarek Hazretleri’ne gelerek, çocuğundan şikayet eder. Abdullah bin Mübarek adama: “Çocuğuna hiç beddua ettin mi?” diye sorar. Adam, “Evet, ettim” deyince, Abdullah Bin Mübarek “Çocuğun ahlakını sen bozdun” buyurur.

    M.Saki EROL
    [​IMG]