Çevre konulu gazete haberleri

'Etüt Merkezi' forumunda Sitem tarafından 5 Ekim 2011 tarihinde açılan konu


  1. Çevre Kirliliği Hakkında Gazete Haberleri
    Çevre ve Orman Genel Müdürlüğü yetkilileri, İstanbul ve Ankara`da görülen yoğun sisin hava kirliliğinden değil, meteorolojik nedenlerden kaynaklandığını bildirdi. Havası en kirli iller ise şöyle sıralandı:

    hava kirliliğinin en yoğun olduğu iller Çorum, Mardin, Elazığ, Kilis ve Iğdır.

    Çevre Yönetimi Genel Müdürü Lütfi Akça, yaptığı açıklamada, hava kirliliği ile sisin birbirine karıştırılmaması, sisin her zaman hava kirliliğinin bir göstergesi olmadığını, ancak hava kirliliğinin sisin etkisini artırabileceğini söyledi.

    Sisin genellikle meteorolojik nedenlerden kaynaklandığını, hava kirliliğinin ise önerilen tedbir kurallarına uyulmamasından kaynaklandığını anlatan Akça, hava kirliliğinin özellikle kış aylarında yoğun olarak görüldüğünü belirtti. Hava kirliliğinin özellikle kentsel alanlarda daha çok etkili olduğunu ifade eden Akça, ``ısınma``, ``sanayi`` ve ``motorlu taşıtlar``ın yol açtığı olumsuzlukların hava kirliliğinin başlıca nedenleri olduğunu bildirdi.

    Akça, hava kirliliğinin yoğunlaşmasına rüzgar, meteorolojik durum, yerleşik alanının topoğrafik yapısı ve şehirleşmenin de çok etkili olabildiğini belirterek, havanın açık olmadığı mevsimlerde kirli havanın atmosferin alt tabakasında hapsolduğunu, bunun da kirliliğin ve beraberinde kokunun hissedilmesine yol açtığını kaydetti.

    ``İstanbul ve Ankara`da görülen sisle ilgili olarak, yoğun sisin hava kirliliğinden değil, meteorolojik nedenlerden kaynaklandığını`` ifade eden Akça, hava kirliliğin tespiti amacıyla yapılan Ekim ayı verilerini açıkladı. Akça, ``2009 yılı Ekim ayı ortalamasına göre, hava kirliliğinin en yoğun olduğu illerimiz, Çorum, Mardin, Elazığ, Kilis, Iğdır. 2008 yılı Ekim-Mart dönemini kapsayan 6 aylık verilere göre ise havası en kirli iller Denizli, Karabük, Muş, Iğdır ve Kahramanmaraş olarak tespit edilmişti`` dedi.

    HAVA KİRLİLİĞİNİ AZALTMAYA YÖNELİK ÖNLEMLER

    Hava kirliliğinin önlenmesi noktasında vatandaşlara da belli görevler düştüğünü ifade eden Akça, şu uyarılarda bulundu:

    ``-Yakıt tasarrufu yapılmalı, (Ne kadar az yakıt tüketilirse, hava o kadar az kirlenir.)

    -Temiz yakıt kullanılmalı,

    -Isınmadan Kaynaklanan Hava Kirliliğinin Kontrolü(IKHKK) Yönetmeliğine dayanılarak her yıl yayımlanan Genelge ile illerin kirlilik grubu belirlenmiştir. İllerde kullanılacak ithal ve yerli kömürlere belli kurallar ve standartlar getirilmiştir. Bu kurallara uyulmalı ve standart dışı kömürler kullanılmamalı,

    -Yakıtlar soba ve kaloriferlerde tekniğine uygun yakılmalı,

    -Binalarda ve evlerimizde ısı yalıtımı ve ısı izolâsyonu mutlaka olmalı,

    -Kalorifer ateşçileri yaygın bir şekilde eğitilmeli, ehliyeti olmayan ateşçiler kalorifer kazan dairelerinde çalıştırılmamalı,

    -Kalorifer ve soba bacaları her sezon başında mutlaka temizlenmeli,

    -Kaloriferler bina dışındaki hava sıcaklığı 15ºC ve altına düştüğü zaman yakılmalı,

    -Valilik tarafından Uyarı Kademelerine ilişkin karar alındığında, Uyarı Kademelerindeki önlemlere mutlaka uyulmalı,

    -Kombi cihazlarının yıllık bakımı, radyatörlerin temizlik ve bakımı yapılmalı,

    -Radyatörlere termostatik subap takılmalı,

    -Eski kazanlar, yeni ve enerjiyi verimli kullanan kazan ile değiştirilmeli,

    -Kaloriferin zamanlayıcı ayarını kontrol edilmeli. Evlerde ısı yalıtımının yapılmalı,

    -Araçların muayenelerinin (motor bakımları ve egzoz kontrolleri) periyodik olarak yapılmalı,

    -Toplu taşıma araçlarının kullanımına özen gösterilmeli,

    -Çevre dostu teknolojileri ile üretilmiş araçların kullanımının tercih edilmesi, (yüksek emisyon sınıflı araçları, katalitik konvertörlü otomobiller, hibrit araçlar gibi),

    -Araçlarda alternatif yakıtların kullanılmalı (biyoyakıtlar, LPG, doğalgaz ve benzeri),

    -Bisiklet kullanımının tercih edilmeli,

    -Eko-sürüş tekniklerinin öğrenilmesi ve uygulanması (doğru lastik basıncı, sabit hız, minimum araç ağırlığı gibi)




    Yaşanabilir Çevre İçin El Ele

    Çevre konusunda verdiği konferanslarla tanınan Prof. Dr. Orhan Kural, Zonguldak'ta öğrencilere çevre bilincinin önemini anlattı.

    Çevre konusundaki özverili çalışmaları ve 81 ilde gerçekleştirdiği toplam 3 bin konferansla tanınan Prof. Dr. Orhan Kural, Zonguldak'ta Mehmet Çelikel Lisesi'nde öğrencilere "Yaşanabilir Çevre İçin El Ele" konulu bir konferans verdi. Gezginler Kulübü Derneği Kurucu Başkanı da olan Kural, "Çevre için insanlar, insanlar için de çevre çok önemlidir. Bu nedenle herkes üzerine düşen görevi en iyi şekilde yerine getirmelidir. Hepimiz, çevre için el ele vermeliyiz. Çevre bilincini oluşturmak için konferansları

    sürdüreceğim. İl il gezerek çevre bilincini aşılamaya aralıksız devam edeceğim" dedi.

    Çevre konulu seminer düzenlendi

    Silopi Kardeşlik Çevre ve Yeşillendirme Derneği Başkanı Ramazan Yağır, derneğin yönetim kurulu üyeleri ve Silopili çevre dostu vatandaşların katıldığı çevre bilinci ve sivil toplum örgütünün misyonları ile ilgili bilgilendirme toplantıları 2 gün devam etti. Toplantılarda çevreyi zehirleyen termik santraller, orman yangınları, anız yangınları, yeşil alan sorunu, piknik alanlarının yetersizliği, su israfı, egzoz dumanları sorunu, av hayvancılığı sorunu, çöp sorunu, şehir merkezinde başı boş dolaşan hayvan sorunu ve çözümleri üzerine konferans veren Van 100. Yıl Üniversitesi Su Ürünleri Bölümü Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Mustafa Sarı, örgütlü toplumun önemine dikkat çekti. Sarı, "Birincil derecede isteneni en iyi şekilde anlatmamız için sivil toplum örgütlerinin önemini bilmemiz gerekir. Bu var olan sorunların giderilmesi için de demokratik yollardan sorunlara çözüm aranması için de bu yolların aşılması gerekir" diye konuştu.
     



  2. Çevrenin doğal yapısını ve bileşiminin bozulmasını, değişmesini ve böylece insanların olumsuz yönde etkilenmesini çevre kirlenmesi olarak tanımlayabiliriz. Artık hepimizin bildiği gibi çevreden, içindeki varlıklara göre en çok yararlanan bizleriz. Çevreyi en çok kirleten yine bizleriz. Bu nedenle "Çevreyi kirletmek kendi varlığımızı yok etmeye çalışmaktır" denilebilir.

    İnsanları çevre kirliliği konusunda duyarlı hale getirebilmek için 1997 yılı çevre yılı olarak kutlandı.

    Bilinçsiz kullanılan her şey gibi temiz ve sağlıklı tutulmayan çevre de bizlere zarar verir. Bu nedenle çevre denince aklımıza önce yaşama hakkı gelmelidir. İnsanın en temel hakkı olan yaşama hakkı, canlı ya da cansız tüm varlıkları sağlıklı, temiz ve güzel tutarak dünyanın ömrünü uzatmak, gelecek kuşaklara bırakılacak en değerli mirastır.

    1970'li yıllardan sonra bilincine vardığımız çevre kirliliği dayanılmaz boyutlara ulaştı. Çünkü artık temiz

    hava soluyamaz olduk. Ruhsal rahatlamamızı sağlayacak yeşil alanlara hasret kalmaya başladık. Yüzmek için deniz kıyısında bile yüzme havuzlarına girmek zorunda kaldık.gürültüsüz ve sakin bir uyku uyuyamaz, midemiz bulanmadan bir akarsuya bakamaz olduk. Kısaca artık kirleteceğimiz çevre tükenmek üzeredir. 2000-3000 yıl önce bir doğa cenneti ve büyük bir kısmı otlaklarla kaplı olan Anadolu'yu günümüzde bu durumlara düşürdük.

    Doğada kirlenmeye neden olan etmenleri, doğal etmenler ve insan faaliyetleri ile oluşan etmenler olmak üzere iki grupta inceleyebiliriz.

    Doğal etmenler:depremler, volkanik patlamalar, seller gibi doğadan kaynaklanan etmenlerdir.

    İnsan faaliyetlerinden kaynaklanan etmenler ise aşağıdaki gibi sıralanabilir.

    Evler, iş yerleri ve taşıt araçlarında;

    petrol, kalitesiz

    kömür gibi fosil yakıtların aşırı ve bilinçsiz tüketilmesi.

    Sanayi atıkları ve evsel atıkların çevreye gelişigüzel bırakılması.

    Nükleer silahlar, nükleer reaktörler ve nükleer denemeler gibi etmenlerle radyasyon yayılması.

    Kimyasal ve biyolojik silahların kullanılması.

    Bilinçsiz ve gereksiz tarım ilaçları, böcek öldürücüler, soğutucu ve spreylerde zararlı gazlar üretilip kullanılması.

    Orman yangınları, ağaçların kesilmesi, bilinçsiz ve zamansız avlanmalardır.

    Yukarıda sayılan olumsuzlukların önlenmesiyle çevre kirliliği büyük ölçüde önlenebilir.

    Çevre bilimcilere göre genelde, aşağıda verilen iki çeşit kirlenme vardır.

    Birinci tip kirlenme; biyolojik olarak ya da kendi kendine zararsız hale dönüşebilen maddelerin oluşturduğu kirliliktir. Hayvanların besin artıkları, dışkıları, ölüleri, bitki kalıntıları gibi maddeler birinci tip kirlenmeye neden olur. Kolayca ve kısa zamanda yok olan maddelerin meydana getirdiği kirliliğe geçici kirlilik de denir.

    İkinci tip kirlenme: biyolojik olarak veya kendi kendisine yok olmayan ya da çok uzun yıllarda yok olan maddelerin oluşturduğu kirliliktir. Plastik, deterjan, tarım ilaçları, böcek öldürücüler (DDT gibi), radyasyon vb. maddeler ikinci tip kirlenmeye neden olur.

    Kalıcı kirlenme de denilen ikinci tip kirlenmeye neden olan maddeler bitki ve hayvanların vücutlarına katılır. Sonra besin zincirinin son halkasını oluşturan insana geçerek insanın yaşamını tehlikeye sokar. Örneğin; Marmara denizine sanayi atıkları ile cıva ve kadminyum iyonları bırakılmaktadır. Zararlı atıklar besin zincirinde alglere, balıklara ve sonunda insana geçerek önemli hastalıklara ve ani ölümlere neden olmaktadır.

    Köy gibi kırsal yaşama birliklerindeki insanlar genellikle büyük kentlerde yaşayan insanlardan daha sağlıklı ve daha uzun ömürlüdür. Çünkü kırsal ekosistemler, çevre kirliliği yönünden kentsel ekosistemlerden daha iyi durumdadır. Bunu bilen kent insanı fırsat buldukça, çevre kirliliği en az olan kırlara, köylere koşmaktadır.


    Günümüzde en yaygın olan kirlilik su, hava, toprak, ses ve radyasyon kirliliğidir.

    Çevre Kirliliği Hakkında Daha Fazla Haber İçin Tıklayın http://www.forumdas.net/yurtici-haberler/cevre-kirliligi-ile-ilgili-gazete-haberleri-86649/