Cennetin özlediği üç sahabe kimlerdir?

'Ders çalışıyorum' forumunda EyLüL tarafından 7 Aralık 2011 tarihinde açılan konu


  1. Cennetin özlediği üç sahabe kimlerdir?


    Rasûlüllah (s.a.s) şöyle buyurmuştur: "Cennet üç kişiyi özler. Ali, Ammar ve Selman "

    Cennetin özlediği sahabe Hz.Ali

    Hz. Ali (ra) peygamber değildir; Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)'in ashabı, damadı ve dördüncü halifedir.

    Resulullah (asm)'ın amcasının oğlu, damadı, dördüncü halife. Babası Ebû Talib, annesi Kureyş'ten Fâtıma binti Esed, dedesi Abdulmuttalib'tir. Künyesi Ebu Hasan ve Ebû Tûrab (toprağın babası), lâkabı Haydar; ünvanı Emîru'l-Mü'minin'dir. Ayrıca 'Allah'ın Arslanı' ünvanıyla da anılır.

    Cennetin özlediği sahabe Ammar bin Yasir
    Ammar bin Yasir (Arapça: عمار بن ياسر;‎ doğum: 570, Mekke - ölüm: 657, Sıffin) En tanınmış sahabelerden biridir ve ailesi ile birlikte ilk 13 müslüman arasındadır. Şii Müslümanlara göre, Ali bin Ebu Talib'i destekleyen (Ali Şiası) Dört Sadık Sahabi'den biridir. İslam'ın ilk şehitlerinden olan annesi ve babası gibi bazı ilk müslümanlara uygulan işkencelerden sağ çıkan tek kişidir. Ertesi sene İslam Peygamberi Muhammed ile birlikte Mekke'den Medine'ye hicret etmiştir.Hadise göre, kendisini öldürenleri cennete davet edecek olmasına rağmen, kendisini öldüren grup Ammar bin Yasir'i cehenneme çağıracaktır. Muaviye güçleri tarafından Sıffin'de (günümüzde Suriye'nin Rakka şehri) 657 yılında şehit edilmiştir. Özgür Suriye Ordusu ve El Nusra denilen gruplar tarafından 2013 yılı içinde mezarına saldırılan sahabelerdendir. İlk camiyi inşa etmiştir.

    Cennetin özlediği sahabe Selman-ı Farisi

    Selman (r.a), Hicri 36 yılında Medain'de vefat etmiştir. (İbnul-İmad, Şezerâtu'z-Zeheb, I, 44; İbn Hacer, el-İsâbe, Bağdat (t.y.), II, 63; İbnul-Esîr, Tarih, III, 287; İbn Sa'd, Tabakâtül Kübra, Beyrut (t.y.), VI,17). Ancak onun ölüm tarihi hakkında farklı rivayetler bulunmaktadır. Hz. Osman (r.a)'ın hilafetinin sonlarına doğru, 35 veya 37 yılında vefat ettiği rivayet edilmekte; hattâ Hz. Ömer zamanında öldüğü de söylemektedir. (İbnul-Esîr, Üsdü'l-Ğabe, II, 421).